KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/557
- Karar no
- 2024/584
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 13/01/2021
- Numarası
- 2020/186 E. - 2021/26 K.
- Davanın konusu
- Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 21/03/2024
Karar Metni
1.195 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı ile davalı arasında 19/03/2018 tarihinde döviz endeksli faktoring sözleşmesi yaptıklarını, bu kapsamda davalıya temlik edilen alacaklara karşılık davalı tarafa keşidecesi ...A.Ş. Olan ...
Kağıthane şubesi muhataplı, çekler verildiğini, teslim edilen çeklere karşılık teslim tarindeki kur üzerinden davacı tarafından davalı ödeme yaptığını ve çeklerin keşide tarihinde tahsil edildiğini, ödeme tarihi ile tahsil tarihi arasında çok yüksek kur farkı oluştuğunu, davalının kur farkı nedeniyle 1.268.068,83 TL haksız kazanç elde ettiğini ve bu kazancın davacının hakkı olduğunu, davalı tarafın ihtara rağmen davacıya kur farkı ödemediğini, yargıtay içtihatları uyarınca bu farkın davacıya ait olduğunu, bu nedenle davalı aleyhinde İstanbul ....
İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını ve davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptaline ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız olduğunu sözleşme tarihi itibariyle davacının hak ettiği ödemenin yapıldığını, çeklerin döviz olması nedeniyle davalıdan kurun düşmesi ihtimaline binaen taahhütname alındığını, sözleşme tarihi itibariyle davalının alacağının döviz alacağı olduğunu, davacının talebine uygun işlem yapıldığını, kur farkı nedeniyle davacıya ödeme yapılması talebinin herhangi bir dayanağının olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "1-Davacının davasının subuta ermediğinden reddine, 2-Davacının kötü niyeti sabit olmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; herhangi bir ticari defter incelemesi ve bilirkişi incelemesi yapılmadan haksız ve usulsüz hüküm kurulduğunu, mahkeme tarafından taraflar arasındaki faktöring sözleşmesinde de kurun yükselmesi halinde farkın davacıya ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığının,
tam tersine para veren davalının üstlendiği risk nedeniyle davalı lehine tek taraflı kur farkı ödenecğine dair davacı tarafından taahhüt verildiği gerekçesiyle sadece sözleşme hatalı olarak yorumlanarak sözleşme hükmüne istinaden hüküm kurmakla yetinildiğini, sözleşmede davacının kur farkı alacağı isteyebileceği yönünde hüküm var ise de yeterli, somut ve yargıtay denetimine elverişli olmayan mahkeme kararının istinafen incelenerek kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından şirketlerine talimatlar verildiğini ve şirketleri tarafından bu talimatlara istinaden ödeme yapıldığını, Davacı tarafından her işlem özelinde "Kur Taahütnamesi" ve ayrıca "Talimat" verilmekte olduğunu, bu hale göre davacının her işlemde açıkça kuru ve talep etmekte olduğu meblağları belirttiğini, taraflarınca da davacının belirttiği meblağlarda finansmanın sağlandığını, tacir olan davacının sonradan çıkıp başkaca taleplerde bulunmasının mümkün olamayacağını, bir tacir olan davacının döviz kurlarının değişebileceğini bilebileceğini,
davacının işbu davadaki taleplerinin kendi talimatları ile çelişmekte olduğunu ve hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının talebinin Euro'daki artışa dayandığını, şirket olarak kendilerinin kur farkından dolayı bir ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığını, zira tahsil tarihindeki kurun da bir öneminin bulunmadığın savunmuş ve davacı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355.
Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede. Dava İİK 67.maddesine dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasında 19/03/2018 tarihinde döviz endeksli faktoring sözleşmesi düzenlendiğini, bu kapsamda davalıya teslim edilen çeklere karşılık teslim tarindeki kur üzerinden ödeme yapıldığını, ödeme tarihi ile tahsil tarihi arasında oluşan yüksek kur farkı nedeniyle davalının 1.268.068,83 TL haksız kazanç elde ettiğini beyanla İstanbul .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme tarihi itibariyle davacının hak ettiği ödemenin yapıldığını, sözleşme tarihi itibariyle davalının alacağının döviz alacağı olduğunu, kur farkı nedeniyle davacıya ödeme yapılması talebinin herhangi bir dayanağının olmadığını beyan etmiştir. İstanbul .... İcra müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında davacı tarafında davalı aleyhine 03.12.2018 tarihinde başlatılan ilamsız takip ile 1.268.068,83 TL asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere 1.336.380,18 TL tutarinda alacağın tahsilinin talep edildiği, takip dayanağı olarak Haziran-Temmuz-Eylül 2018 tarihli 6 adet alacak kalemi gösterildiği , ödeme emrinin tebliği üzerinde borçlunun süresinde itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği bu nedenle eldeki davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
6361 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası ''Faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal ve hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez'' hükmünü içermektedir.
Yasa metninden de anlaşılacağı üzere, faktoring şirketinin, faktoring işlemi ile devraldığı alacak, alacağın temliki hükümlerine tabidir. Nitekim, faktoring işlemlerinde alacağın temliki hükümlerinin uygulandığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.11.2010 tarih, 2010/19-488 E., 2010/557 K. sayılı kararında da açıkça belirtilmiştir. Temlik, alacağın ona bağlı bütün (yan ve öncelik) hakları ile birlikte devralana geçmesini sağlar.
Somut olayda, taraflar arasında dövize endeksli faktoring sözleşmesi ile davacının 900.000,00 EURO bedelli yedi adet çekten kaynaklı alacaklarını davalıya temlik ettiği , temlik edilen EURO bedelli çeklerle ilgili davacının talimat ve talebi doğrultusunda belirlediği kur üzerinden hesaplanan karşılığın davacıya ödendiği , döviz cinsinden bedel içeren çekin tahsil edileceği tarihte kurun yükselmesi halinde farkın davacıya ödeneceğine dair sözleşmede bir hüküm bulunmadığı, taraflar arasında kur farkı ödeneceğine dair sözleşme bulunmadığı gibi bu yönde oluşmuş bir teamülde bulunmadığı,
aksine çeklerin döviz olarak düzenlendiği ve davacının davalı aleyhine risk kapsamında oluşacak kur farkından sorumlu olacağını kabul ve taahhüt edildiği görülmektedir. Davacı faktoring işlemine tabi tutalan her bir çek için talimat ve kur taahhüdü vererek belirlediği kur üzerinden finansman tahsil etmiştir.
Bu suretle davalı faktoring şirketinin sözleşmeden kaynaklanan ediminin davacının talimatı doğrultusunda kararlaştırılan gündeki döviz kuru üzerinden ödenmiş olması nedeniyle yerine getirildiği, sonradan kur farkı istenemeyeceği, döviz cinsinden çeki temlik alan davalının çek nedeniyle alacağının döviz cinsinden olduğu bu nedenle tahsil tarihindeki kur farkı nedeniyle sebepsiz zenginleşmesinden söz edilemeyeceği, davacının eldeki davayı sözleşme hükümlerine dayalı bir ihlal sebebine dayandırmadığı,
vadesi gelen çeklerin tahsil tarihinde oluşan kur farkına dayalı talepte bulunulduğu gözetildiğinde sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmasının uyuşmazlığın çözümünde gerekli ve etkili olmadığı sonucuna varılmıştır.
Tüm bu nedenlerle davacının dava ve takip konusu alacağın tahsilini talep etmekte haklı olmadığı, davalının ödeme emrine itirazında haklı olduğu, itirazın iptali isteminin reddine dair mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
21/03/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2021/557, K. 2024/584, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama