KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2024
- Dosya no
- 2021/589
- Karar no
- 2024/927
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/10/2020
- Numarası
- 2015/288 Esas - 2020/484 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan-Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı
- İstinaf karar tarihi
- 13/06/2024
Karar Metni
1.686 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında cari taşıma ilişkisine bağlı borç alacak ilişkisi bulunduğunu, davalının müvekkiline olan borcunu ödemediğini bu borca ilişkin faturalarında bulunduğunu, davacı şirketin taşıma işini yaptığını, ancak alacağını tahsil edemediğini, bu sebeple davalı aleyhine Gebze ... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlattıklarını, davalının takiplere itiraz ederek durdurduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın açılarak yapılan itirazın iptalini, takibin kaldığı yerden devamını, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkilinden alacağı olduğundan bahisle açtığı icra takiplerine itiraz ettiklerini takiplerin durduğunu, bunun üzerine huzurdaki davayı açan davacının kötü niyetli olduğunu, davacının müvekkiline ait bir kısım malların dağıtımını yaptığını, ancak müvekkiline tebliğ edilmeyen ve müvekkilince kabul edilmeyen faturaları dayanak göstererek huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkilinin borcunun olmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının aslında borçlu olduğunu, alacaklarının tahsili için hukuki yollara başvuracaklarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Bilirkişi raporu ve dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere dava konusu dört faturanın davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davaya konu faturaların tebliğlerine ilişkin usulüne uygun tebliğ edildiğini gösterir yazılı belge olmadığı davalının aralarında ticari ilişki olduğuna yönelik itirazının bulunmadığı ancak davacı yanca sunulan bu faturalara itiraz ettiği görülmüştür.
Yukarıda yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalar ve deliller ışığında tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde ;faturanın tek taraflı olarak düzenlenen bir belge olduğu, faturanın yukarıda açıklandığı üzere sahibi lehine delil oluşturması için her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması gerektiği, somut dosyamızda davalının ticari defterlerinde faturaların kayıtlı olmadığı, dava konusu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olmasının tek başına alacağın ispatı için yeterli olmadığı, davacının dava konusu faturalara konu mal ve hizmetin verildiğini ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine,..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşıma işini davacının fiilen ifa ettiğini, davacının teslim ettiğine dair tanık beyanları ile de ispatladığını, yine davalı tarafından davalıya dava konusu işlerin yapıldığına ve teslim edildiğine dair kayıtlarını dosyaya sunması için kesin mehil verilmiş olup, davalının bu kayıtların önce dava dışı ...’ta olduğumu beyan etmiş fakat ...’ta bu kayıtların değil, kendi işi olduğundan dolayı kendinde olmasına rağmen, ...’ta diye mahkemeyi yanılmış ve davanın 2 sene kötüniyetli olarak uzamasına sebebiyet verdiğini,
davalının en son bilirkişi incelemesine sunulmak üzere davacının taşıma işlem ve kayıtlarını dosyaya sunması için davalıya ihtaratlı kesin mehil verilmiş olup, davalı bu ihtara rağmen uhdesindeki kayıtları dosyaya sunmadığı gibi, incelemeye hazır etmemiş ve bilirkişi tarafından eksik surette davacı aleyhine bilirkişi raporu tanzim ettirdiğini, duruşma zabıtlarındaki bu kesin mehile rağmen, davalının uhdesindeki kayıtlara dayanan davacı için bu kayıtları incelemeye sunmadan, ispat külfeti davalıya geçmiş olmasına rağmen,
kararın 2. Maddesinde de bilirkişiye bu kayıtları sunması halinde bilirkişi tarafından bu kayıtlara göre rapor tanzim edilmesi kararı verilmiş olmasına rağmen, davalı kesin mehille istene bu kayıtları bilirkişi incelemesine sunmamış olup, bilirkişide önceki raporun aynısını bu kayıtlar sunmadan dosyaya rapor sunduğunu, davalı iddiasını ispatlayamamış, uhdesindeki kayıtları dosyaya sunmamış olup, bu ara kararı gereğince davanın ispatlandığını, davalının elindeki kayıtları dosyaya sunmadığı için davacının iddiasının sabit olmuş ve taşıma ve teslim işinin kesin olarak ispatlandığını,
ara kararına dahi itibar etmeden davayı reddetmesinin anlaşılamadığını, dava aşamasında daha öncede açıklandığı üzere, dava konusu işlerin yapıldığını, davayı kabul ettiklerini 28.04.2016 tarihli ara kararında davalı tarafından fiilen taşıma yapıldığını, bu taşımalara itiraz etmediklerini, hatta dava konusu faturaların tam ve eksiksiz olarak ödediğini beyan ettiğini, bundan sonra davalının artık ödeme iddiasını makbuz yazılı ödeme belgesi ile ispatlaması gerektiğini, davanın bu aşamada bittiğini, davanın uzadığını ve davalının ödemesini ispat külfeti makbuzlarını mahkemenin dosyaya alması gerektiğini,
davalının ticari kayıt ve defterlerini 05.07.2018 tarihli ihtaratlı karara rağmen süresinde dosyaya sunmadığını, davayı uzattığını, yine bu arada uhdesindeki taşıma kayıt ve defter ve bilgilerini ara kararlarına göre dosyaya sunmamış ve davayı uzatmış, davalının ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sunması gerekmekte iken sunulmadığını, davalının ise kötüniyetli olarak kendi tuttuğu bu kayıtları sanki ... tutuyormuş gibi mahkemeye beyan etmiş, ... tan gelen kayıtlarda kendisinin sadece kiralayan olduğunu, bu kayıtları tutulmasının mümkünü olmadığını ve gereksiz olduğunu,
davalının kendi kayıtlarının davalıdan istenmesi gerektiği davada anlaşılmış, davalıdan bu kayıtlar ihtaratlı olarak istenmiş ve davalı tarafından dosyaya sunulmadığını, davalıdan % 20 icra inkar tazminatının tahsili gerektiğini, davalının dosyaya sunduğu cevap dilekçesinin 4. Mad. sinde dava konusu taşımaya ilişkin eşyalar ile eksik ifa iddiası ile alacak iddiasında bulunmuş fakat bu eksikliği ispatlamadığını, oysa bu eksikliğin davacı aleyhine ispatlanmasının mümkün olmadığını, zira davalı mağazaları teslimi makbuzlu olarak almakta,
o an itibarı ile teslim aldığı malları kendi bünyesindeki olumsuzluklardan sonra iftira mahiyetinde davacıya teslim etmediği iddiası ile tevilli ikrarda bulunduğunu, bilirkişinin şeklen kayıtları incelemiş olduğunu, oysa taşıma işine dair faturalar sonradan da olsa kesilmiş ve dosyaya ibraz olunmuş olup yapılan bir işin ilk başta faturasının olmaması yapılan işin bedelini davacının dava konusu fatura konusu işleri ve taşıma işini ve teslim işini ispatladığı davalının kayıtlarında mevcut olup, bu kayıtlara dayanan davacının ispat külfetini ifa etmiş olup,
bilirkişi raporunda beyan edildiği üzere davacının 63.238-TL bakiye cari hesap alacağının sabit olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taşıma sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taşıma hizmetinin sunulup sunulmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasında, "fatura" sebebine dayalı olarak 63.238,59 TL asıl alacağın 409,98 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 12/09/2014 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 65.000,00 TL alacaklı durumdadır.
Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturaları davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz.
Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir.
Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). Davalı vekili, dilekçe ve duruşmadaki beyanlarında davacıdan bir kısım taşıma hizmeti aldıklarını ve bu hizmete karşılık düzenlenen fatura bedellerinin ödendiğini, ancak takibe konu faturalara ilişkin bir hizmet almadıklarını ve bu faturalara ilişkin bir ödeme yapmadıklarını ifade etmiştir.
Bu haliyle davalının beyanları ispat yükünü değiştirir nitelikte değildir.Davacı taraf, davalıya dava konusu işlerin yapıldığına ve teslim edildiğine ilişkin kayıtları sunması için kesin süre verilmesine rağmen bu kayıtları sunmadığını ve ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu iddia etmiştir.
HMK'nın 220/1. maddesi, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir,
şeklinde olup takibe konu faturaların dayanağı taşımalara ve teslim belgelerine ilişkin kayıtların davalının elinde olduğuna dair bir ikrar veya sükut ya da resmi kayıt bulunmadığından davalıya verilen kesin süreye bir sonuç bağlanması mümkün değildir.Davacının takibe konu faturalarının hangi taşımaya ait olduğuna ilişkin bir açıklama bulunmadığı gibi fiili taşıyıcılar tarafından davacıya kesilen faturalarda da, bu faturaların takibe konu faturalara konu taşımalara ilişkin olduğuna dair bir kayıt bulunmamaktadır.
Davacı tarafça takibe konu faturalara konu taşımalara ilişkin olduğu iddiasıyla yapılan taşımalara ilişkin listeler sunulmuş ise de, bu listelerdeki taşımaların takibe konu faturalardaki taşımalara ilişkin olduğu yönünde davacının beyanı dışında dosyada bir delil bulunmamaktadır.
Davacı tarafından, takibe konu faturalara ilişkin taşıma hizmetinin verildiği ispatlanamamış olup bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/589, K. 2024/927, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama