İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/594 K.2024/924

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2021/594Karar2024/924Tarih13 Haziran 2024Okuma13 dk · 2.594 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
13 Haziran 2024
Dosya no
2021/594
Karar no
2024/924
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
29/12/2020
Numarası
2017/627 Esas - 2020/755 Karar
Dava
Tazminat (Denkleştirme Tazminatı
İstinaf karar tarihi
13/06/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.594 kelime·13 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 27/04/2015 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin davalı ... şirketinin acentesi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin, davalı tarafça keşide edilen Beyoğlu ...

Noterliğinin 03/06/2016 tarih ... yevmiye nolu fesih ihtarnamesi ile 19/10/2016 tarihi itibariyle feshedildiğini, feshin haksız olduğunu, fesih yazısında herhangi bir gerekçe ileri sürülmeyerek TTK'nun 121.maddesine dayanıldığını, bu hali ile haklı bir gerekçe ile yapılan fesih bulunmadığını, TTK'nun 122.maddesi gereğince istenen tazminatta, uygulamada müşteri- portföy tazminatı olarak isimlendirilen ve sözleşme süresi boyunca acentenin yarattığı müşteri kitlesi, potansiyeli ve emeğine dayandırılan, belirle şartlarda acentelik sözleşmesinin sona erdirilmesine özgülenen,

bunu takiben acente tarafından kazandırılan müşteri çevresini tek taraflı olarak karşılıksız kullanımı için ödenen bir karşılık olduğunu, müvekkilinin sözleşme süresince gayretleri ve emeği sonucu ekonomik değere sahip müşteri çevresi oluşturduğunu, ancak acentelik sözleşmesinin sona ermesi ile acentenin kazandırdığı müşteri çevresiyle ticaret yapıp gelir elde etmeye devam etmesine rağmen acentenin bu çevreyle devam eden ticari ilişkilerinden kaynaklanan ücret talep etme hakkını kaybettiğini,

üst sınırın tespitinde TTK 122/2 uyarınca acenteye yapılan komisyon ve diğer ödemelerin ortalamasının geçilemeyeceğini belirterek şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili sunduğu 20/03/2019 tarihli dilekçesi ile, davasını miktar itibariyle 579.611,40 TL'ye arttırmıştır.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; acentelik sözleşmesinin 19/10/2016 tarihi itibariyle müvekkilince tek taraflı olarak feshedildiğini, TTK 121.

Maddesine uygun olarak feshin yapıldığını, buna göre belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesinin, taraflardan her birince 3 ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedilebileceğini, sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesholunabileceğini, davacının kusuru ile feshedildiğini, davacının faaliyetini gereği gibi yapmadığını, davacı acente ile aynı yıl faaliyete başlayan acentelerin aynı dönemdeki pirim üretimine bakıldığında davacının ortalamanın altında kaldığını, bunun da haklı fesih sebebi olduğunu,

portföy tazminatı koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "TTK'nun 122. Maddesinin 2.fıkrasında bahsi geçen "tazminat acentenin son 5 yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısı bir süre devam etmişse faaliyetin devamı sırasında ortalama esas alınır" ibaresindeki ortalama üst sınırı, aşılamayacak miktarı göstermektedir.

Mahkemece 5 yıllık komisyon miktarını 5 e bölünmesi suretiyle çıkan rakama göre denkleştirme tazminatı verilmesi üzerine kararı temyizen inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/16850 Esas 2015/3124 Karar nolu ilamında; "somut olayda hesaplama yapılırken davacı acentenin davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davalının ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları tartışılmaksızın ortalamam komisyon alacağına göre hesap yapan bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir" denilmiştir.

Taraflar arasındaki sözleşme tek satıcılık sözleşmesi olan acentelik sözleşmesidir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi raporlarda da belirtildiği gibi 27/04/2015- 19/10/2016 tarihleri arasında yürürlükte kalmıştır, davalı taraf fesihte herhangi bir sebep belirtmemiş olup en son bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere fesih TTK 121/1 ve acentelik sözleşmesinin 22.maddelerine uygun olarak feshedilse dahi davacı tarafın denkleştirme tazminatı istemesi mümkündür.

Davacı taraf sözleşme boyunca iptal edilenler dışında 6598 adet poliçe yapmış, sözleşmenin feshinden sonra davacının müşterek portföyünden faydalanarak davalının 395 adet poliçeyi yenilediği tespit edilmiştir. 395 adet poliçe toplam poliçenin 16.70'ine denk gelmektedir.

Yukarıda belirtilen yargıtay içtihadı gereğince taraflar arasındaki sözleşmenin süresi, davalının fesihten sonra yapmış olduğu poliçe miktarı dikkate alınarak yıllık komisyon ortalaması olarak tespit edilen 477.803,25 TL'nin 16.70'ine denk gelen 28.610,97 TL tutarındaki portföy tazminatı ile, davalı tarafın bir sonraki yılda da 395 adet poliçenin 16.70'i ( yaklaşık 23 adet poliçe) oranında poliçeyi yenilediği hakkaniyet gereği varsayıldığında.

28.610,97 TL / 16.70 = 1.713,23 TL daha davacının portföy tazminatı hak edebileceği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27/02/2011 tarih 2014/1913 Esas 2014/3620 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere dava tarihinden sonraya ilişkin dönemde makul bir süre tazminat hesabı yapılabileceğinden), davacının talep edebileceği portföy tazminatı 28.610,97 TL + 1.713,23 TL = 30.324,20 TL olduğu sonucuna varılarak davacının davasının kısmen kabulüne, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat miktarı konusunda yapılan tespitin ve hüküm altına alınan tazminat miktarının yasa hükümlerine aykırı olduğunu, yenilenen poliçe sayısının 395 adet olduğuna ilişkin tespitin hatalı olduğunu, bu konuda davalı kayıtları üzerinde hiçbir inceleme yapılmadığını bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmadığını, 04/12/2018 tarihli raporda kabul edildiği üzere 2 klasör halinde 1195 adet yenilenen sigorta poliçelerine ait tramer kayıtları sunulduğunu, kaldı ki toplam 6598 poliçeye ilişkin yenileme kayıtlarının tarafınca sunulmasının mümkün olmadığını,

bu konuda davalı ... şirketi kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, salt yenilenen poliçe sayısı üzerinden hüküm kurulmasının kanunun amir hükmüne aykırılık oluşturduğunu, sözleşmenini haklı bir neden haricinde sona erdirilmesi durumunda acenteye münasip bir tazminat ödenmesinin hakkaniyet gereği olduğunu, davacı şirketin kendi portföyündeki tüm müşterilerinin yeni poliçe bilgilerine uluşmasının mümkün olmadığını bu hususun yerine getirmesini dava şirketten beklemenin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,

bu bağlamda hakkaniyet ilkesine ilişkin açıklamalarının dikkate alınarak TTK 122/2 md.si hükümleri gereğince davacı acente lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini, hükme dayanak yapılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/16850 esas sayılı kararına konu olayın fesih ve dava tarihi itibariyle 6102 sayılı yasa öncesi olduğu ve olayda 6102 sayılı yasanın uygulanmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

taraflarınca karşı tarafın defterlerinin incelenmesine muvafakatinin olmadığı hususu gerek yazılı gerek sözlü beyanlar ile defaatle mahkemeye bildirilmiş ve yalnızca davalı şirket defter ve kayıtlarının incelenmesi talep edilmesine rağmen mahkemece bu talep de karara bağlanmayarak her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilmiş ve iki tarafın kayıtlarının incelenerek oluşturulan rapor hükme esas alınmış olup taraflar arasında akdedilen sözleşme içerisinde delil şartı getirildiğini,

sözleşmenin ilgili maddesinde açıkça davalı şirket defter ve kayıt ve bilgisayar kayıtlarının münhasır delil olarak kabul edileceğinin hüküm altına alındığını, fesih nedenlerine ilişkin herhangi bir tespit yahut değerlendirme içerisinde bulunulmadığını, tazminat şartlarına ilişkin hiçbir değerlendirmeye yer verilmediğini, mahkemece tek cümle ile feshin herhangi bir nedene dayanmadığı belirtilmekle yetinilmiş feshin haksız olduğunu açıklar hiçbir izahata ihtiyaç duyulmadığını, karar gerekçesinde feshin haklı olmadığına dayanak gösterilen bilirkişi raporları tazminat şartlarını dava konusu somut olay açısından irdelemeden tanzim edildiğini,

davacının portföy tazminatına hak kazanamadığını, yargılama kapsamında alınan bilirkişi raporlarında sadece komisyon oranları üzerinden hesaplama yapılmış olmakla denkleştirme tazminatına hak kazanabilmek için aranan diğer şartlar hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, adeta davacının tazminata hak kazandığı varsayımı ile hareket edilerek sadece rakamsal değerler üzerinden inceleme yapıldığını,

nitekim portföy tazminatı ve hesabının somut olaya göre değerlendirilmesi gerektiği hususu yargıtay kararları ile sabit bir husus olup salt rakamsal bir değerlendirme ile doğrudan karar verilemesi gerekip fesih haklı ya da haksız fesih olup olmadığı değerlendirilerek haksız fesih var ise de kanunda aranan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilip akabinde hüküm cihetine gidilmesi gerektiğini, mahkemece varılan kanaatin aksine davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmenin sözleşme hükümlerine ve kanuna uygun olarak haklı sebeple feshedildiğini,

davacı acente sözleşmedeki yetkilerini aşarak sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, bu kapsamda hesaplanan tazminat miktarının kabulünün mümkün olmadığını, davalının sözleşme tarihinde, bir “kapalı kooperatif olarak” faaliyet gösterdiğini, TTK md 122/3 gereğince haklı sebeple fesih hallerinde denkleştirme talebinde bulunulamayacağını, kaldı ki;

kabul anlamına gelmemekle birlikte feshin haklı nedene dayanmaması halinde dahi kanunen aranan amir şartların dava konusu somut olay açısından oluşmaması nedeniyle portföy tazminatına hak kazanılmasının mümkün olmadığını, acentelik sözleşmesinin haklı sebep sona erdirildiğini tekrar ile denkleştirme tazminatı için gerekli olan, diğer şartların da somut olay açısından söz konusu olmadığını, acentenin yeni müşteri çevresi oluşturmuş olması denkleştirme istemi bakımından tek başına yeterli olmamakla aynı zamanda davalının bu müşteri çevresinden önemli ölçüde menfaat elde etmesi de gerektiğini,

bu noktada davalınnı önemli bir menfaat elde ettiğinin sayın bilirkişilerce tespit edilemediğini, menfaatin yanı sıra hakkaniyete uygun düşme şartının hangi gerekçe ile kabul edildiği de izah edilmemiş, tazminata hak kazanmak için aranan bu şartların hiçbir şekilde irdelenmeden, somut olaya göre değerlendirilmeden farazi olarak tazminata hak kazanmanın hakkaniyet gereği olduğu varsayımı ile rapor tanzim edilmesinin kanunda düzenlenen şartın açıkça yok sayılmasıdır ki bu hususun hukuk nezdinde kabulü mümkün olmadığını, davacının portföyünde kimlik numaraları kayıtlı müşterilerin,

fesih tarihinden önce de farklı acentelerden poliçe yaptırdıkları/yaptırabildikleri aşikar olup ayrıca davacı acentenin fesih tarihinden önce başka sigorta şirketleri ile de faaliyeti bulunduğu kayıtlarda mevcut olduğunu, kaldı ki davalı şirkete davacı acente tarafından kazandırılan müşteri çevresi söz konusu olmadığını, ürettiği poliçelerden 395 adet poliçenin bir sonraki yıl yenilendiği belirtildiğini, davalı şirketin bir çok alanda faaliyet göstermekte olup,

acenteliklerinden de faaliyet gösterdiği branşlara ilişkin dengeli üretim yapmasını beklemesi hayatın olağan akışına uygun olup bu noktada trafik branşında portföy kaybı ya da kazancı gibi bir durumun olmadığını, bu branştaki portföyün devamlı yer değiştiğini, davalı şirket aleyhine açılan İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1151 E. sayılı dosyasında açıklanan gerekçelere dayanılarak ret kararı verildiğini,

portföy tazminatına hak kazanabilmenin diğer şartları oluşmaması nedeni ile tazminata hak kazanılamayacağına ilişkin bir çok yargıtay kararı ve bilirkişi raporu mevcut olup yerel mahkemenin bir sonraki yıla ilişkin varsayımsal olarak hesaplama yapmasının kabul edilemeyeceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava, sigorta acenteliği sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili davasıdır.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmenin feshinden sonra davacının kazandırdığı müşterilerin davalı portföyünde kalıp kalmadığı ve davalının önemli bir menfaat temin edip etmediği, denkleştirme tazminatının koşullarının bulunup bulunmadığı ve tazminatın miktarı noktasındadır.Taraflar arasında 27/04/2015 tarihli feshedilmediği takdirde birer sene uzamak üzere 1(bir) yıl süreli olarak akdedilen sigorta acenteliği sözleşmesi TTK'nın 121.

Maddesi uyarınca davalı tarafından Beyoğlu ... Noterliği'nin 03/06/2016 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 ay sonra geçerli olmak üzere feshedilmiştir.Davacı tarafça, feshin haksız olduğu iddiasıyla acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatının ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Davalı ise, davacı aracılığıyla müşteri portföyü elde edilmediğini ve önemli bir menfaat sağlanmadığını, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 121/1. maddesine göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir.

Buna göre, sözleşmenin TTK'nın 121/1 ilk cümle uyarınca usulüne uygun feshedildiği sabittir.TTK'nın 122/1 ve 3. maddesine göre, müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmesi veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi halleri saklı kalmak kaydıyla sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;

müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Denkleştirme tazminatına hak kazanabilmenin şartları birbirine eklenir(kümülatif) tarzda belirtilmiştir. Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi de aynı mahiyettedir.

Taraflar arasındaki sözleşme olağan fesihle sona ermiş olup, sözleşmenin acente tarafından haksız feshi vaya müvekkil tarafından acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi durumu söz konusu olmadığından acentenin denkleştirme tazminatı istemesine bir engel yoktur.

Davalı taraf feshin haklı olduğu ileri sürülmüş ise de, davalının ileri sürdüğü hususlar fesih ihbarnamesinde fesih nedeni yapılmamış aksine sözleşmenin feshinin, fesih ihbarından 3 ay sonra davalı tarafça sözleşme olağan fesihle sona erdirilmiş olup, haklı feshe ilişkin hükümlerin uygulanması söz konusu değildir.5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 hükmüne göre, sigorta acentesinin denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesi için, sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi,

acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez. Bu şartları açıklanacak olursa.

Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder.

Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir.

Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya ahdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir. Sigorta acentesi, hakkaniyet gerektirdiği takdirde ve oranda denkleştirme talep edebilir. Bu koşul, somut durumun tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme ödemesinin adil bir sonuç olup olmayacağının belirlenmesini ifade eder.

Denkleştirme isteminin sınırları; sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, markanın etkisi (unvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar göz önüne alınıp çizilir.

(Koç, Mehmet, Acentenin Denkleştirme İstemi, s. 90).

Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır(Yargıtay 11. HD'nin 24/02/2020 Tarih ve 2019/1475 E.- 2020/1949 K. Sayılı kararı).

TTK 122 m. uyarınca, acentenin talep edebileceği denkleştirme tazminatı miktarı, son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı tüm ödemelerin (komisyon, prim vs.) yıllık ortalamasını aşamaz. Beş yıldan daha az süren acentelik ilişkilerinde talep edilebilecek denkleştirme tazminatında azami miktar, faaliyet gösterilen sürenin yıllık ortalamasıdır.

Ancak görüldüğü üzere anılan düzenleme denkleştirme tazminatının üst sınırını düzenlemekte olup Davacının talep ettiği denkleştirme yani portföy tazminatı belirlenirken, tazminatı belirleme noktasında, sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması,

kazandırılan müşteri sayısı, markanın etkisi (unvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar bir bütün olarak dikkate alınması gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 30/06/2020 Tarih ve 2019/2876 - 2020/3326 E-K sayılı kararı). Bahsi geçen hususlar hakimin hukuk bilgisiyle açıklığa kavuşturulamayacağından HMK'nın 266.

Maddesindeki, mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir, şeklindeki düzenlemeye uygun olarak bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.

Ayrıca bilirkişi raporunda davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davalının ne gibi önemli menfaatler(prim) elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekir. Ancak mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, davacının sunduğu sigorta poliçeleri ile yetinilmiş olup, davalının kayıtları incelenmemiştir.

Bu haliyle bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir.O halde, yeni bir bilirkişi heyetinden, gerekirse bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi de verilip davalı ... şirketinin kayıtları incelenerek sözleşmenin feshinden sonra davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği,

bu poliçelerin süreleri, davalının acentenin portföyünden ne gibi önemli menfaatler(prim) elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları ile rapora yönelik itirazlar üzerinde durulup, portföy tazminatı isteminin buna göre değerlendirilmesi suretiyle rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.HMK'nın 355.

Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/594, K. 2024/924, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/594
Karar No
2024/924
Tarih
13 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/596 K.2024/493
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/598 K.2024/470
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2021/598 K.2024/930
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/598 K.2024/468
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/601 K.2024/859
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/604 K.2024/923

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.