KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2021/788
- Karar no
- 2024/1040
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/02/2021
- Numarası
- 2020/507 Esas - 2021/128 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 05/07/2024
Karar Metni
1.647 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...müvekkili şirket ile davalı arasında gerçekleşen cari ticari ilişki çerçevesinde müvekkili şirket tarafından tamamı farklı tarihlerde olmak üzere davalıya kağıt ürünü satılarak alacaklı duruma geçildiğini, verilen ürün bedelinin ödenmemesi üzerine taraflar arasında görüşmeler yapıldığını, fakat yapılan tüm görüşmelere rağmen olumlu sonuç alınamadığını, bu durum üzerine 07/10/2019 tarihinde söz konusu alacağın tahsili amacıyla İstanbul ...icra Müdürlüğü’nün ...
E.sayılı icra dosyasında ilamsız icra takibinin başlatıldığını, ödeme emrinin tebliği sonrasında davalı borçlunun itirazı ile takibin durdurulduğunu, davalı tarafından icraya yönelik yapılan itirazın haksız ve müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmaya matuf ve kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle; haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesinin, davalı yanın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “...müvekkilinin davacı tarafa iddia edilen tutarda borcu bulunmadığını, alacak hakkına temel olarak gösterilen faturaların ve davacı açık hesap ekstresinin davacı tarafından isteğe bağlı olarak düzenlenebilir belge statüsünde olduğunu bu nedenle alacak hakkının ispatında kuvvetli delil teşkil etmediğini, davacının, varlığını iddia ettiği satımı gerçekleştirilen ürünlere dahil ne bir satış sözleşmesi ne de faturaların teslimine ilişkin belgeyi delilleri arasında göstermediğini, borca süresi içerisinde kısmi itirazda bulunduklarını,
itiraz edilen 90.225,53-TL yönünden takip durdurulurken kabul edilen bedel üzerinden takibin devam ettiğini ve akabinde kabul edilen bedelin taraflarınca ödemesinin gerçekleştirildiğini, açıklanan ve mahkemece re'sen nazara alınacak sebepler neticesinde; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...
Somut olayda, dava konusu faturanın davalı şirkete teslim ve tebliği kaydı olmadığı gibi fatura içeriği ticari emtiaya ilişkin malın teslimine ilişkin düzenlenmiş irsaliye” bilgisi yer alamadığı, bu nedenle fatura içeriği malın davalıya tesliminin ispatının yapılamadığı, ticari defter ve belgelerin incelenmesinde de bu hususun desteklendiği, davacının alacağını talep edebilmesi için öncelikle teslim olgusunu yazılı ve kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, yemin deliline de dayanılmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı,
6100 Sayılı HMK’nın 190. maddesi ve 4721 Sayılı TMK’nın 6. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükellef olup, ispatlanamayan davanın reddi ile dosya kapsamı itibariyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesine " karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından davacı şirket lehine olan delillerin hukukun esaslarına uygun şekilde değerlendirilmediğini, davacı şirketin davaya konu 93.239,63 TL bedelli faturalar kapsamında davalı şirkete satılan ürünlerinin bedelinin ödenmediğini, bilirkişi tarafından ticari defterlerin incelenmesi sonucunda, davalı şirketin borçlu olduğunun açıkça ortaya koyulduğunu, ancak yapılan hatalı hesaplama sonucunda davacı şirketin, 3.014,10 TL alacaklı olduğunun ifade edildiğini, davalının iddiasının aksine taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğunun raporda da tespit edildiğini, davacı şirketin,
satışa ilişkin faturaları davalı şirkete teslim ettiğini, söz konusu faturaların davalı şirketin bilgisi dahilinde olduğunu, Yerel Mahkemenin dosyada yer alan delilleri eksik ve hatalı şekilde değerlendirerek davanın reddine karar verdiğini, davalı tarafından davacı şirkete, 20.10.2019 tarihli 4.250,00 TL ‘lik ödemenin kayıt altına alınmış olmasına rağmen ödemeye ilişkin belge sunamadığını, bu durumun, davalı şirket tarafından açıklanamadığını, davalının dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, ayrıca bilirkişi raporunda, ürünlerin davalı şirkete teslim edilmediği iddia edilmişse de mahkemenin bu hususu değerlendirmediğini,
ticari defter ve kayıtlardan taraflar arasında ticari bir ilişki olduğunun tespit edilebildiğini, mahkemece bu hususun dikkate alınmamasının objektiflik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkemenin BS-BA beyannameleri konusunda ‘’şüpheli işlem’’ açıklamasını ileri sürmesinin kabul edilemez olduğunu beyanla,
ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Davacı yanın her ne kadar davaya konu 93.239,63 TL bedelli faturalar kapsamında davalı şirkete satılan ürünlerin bedelinin ödenmediğini iddia etse de huzurdaki davada 11/01/2021tarihli bilirkişi raporuyla uzman bilirkişi tarafından ticari defterlerin incelendiğini ve her iki şirketin de incelenen 2019 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğunun görüldüğünü,
bilirkişi raporunda davacı tarafın haksız ve kötü niyetli şekilde ileri sürdüğü tüm iddiaların birer birer çürütüldüğün, yerel mahkemenin 2020/507 E. Sayılı dosyasında 23/02/2021 tarih ve 2021/128 Karar numaralı davanın reddi yönünde kurulan hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu ve istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; açık hesap alacağa dayanak teşkil eden faturalardan 1 adedine ilişkin ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyası ile "cari hesap (TARİH 07/10/2019)" borcun sebebi gösterilerek 93.239,63 TL cari hesap alacağının tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takibe muavin defter suretinin eklendiği, borçlu tarafından 3.014,10 TL lik kısım kabul edilerek bakiye 90.225,53 TL yönünden borca itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir.
Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi. “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.
Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır.
Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir.
Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında ticari bir satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.Dosyaya alınan bilirkişi raporu ile her iki tarafın ticari defterleri üzeride yapılan incelemede;
taraflar arasındaki mutabakatsızlığın davacı tarafından düzenlenip kendi defterlerinde kaydı bulunan ancak davalı ticari defterlerinde kaydı bulunmayan 1 adet 84.616,37 TL tutarlı faturadan ve davacı ticari defterinde 2019 yılı açılış kaydının önceki yıl devir rakama ile mutabakatının sağlanmaması ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan geri dönen çeke ilişkin kayıtlardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporu ile davacının devir mutabakatı sağlamayan 2019 yılı açılış kaydının hatalı olduğu, davalı defterlerinde kayıtlı geri dönen çeke ilişkin kaydın davacı kayıtlarında yer almamasının hatalı olduğu, davalının yaptığı 71.000 TL lik ödemenin aynen davacı kayıtlarında yer aldığı, davalının davacıdan yaptığı alışlara ilişkin 3 adet toplam 53.902,89 TL tutarındaki faturanın defterlerine kayıtlı olduğu, davacının düzenlediği 84.616,37 TL lik faturanın ise davalı kayıtlarında yer almadığı gibi bu faturanın davalıya teslimine ilişkin bir evrak ve fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğine dair bir delil dosyada mevcut olmadığı,
davalı tarafın fatura içeriği malları teslim almadığı, bu konuda bir alışverişleri bulunmadığına yönelik savunmada bulunduğu, davalı taraf BA formlarında bu faturanın bildirilmediği, davacı BS formlarında bildirilmiş ise de bunun sonuca etkili olmadığı, defterler arasındaki dönen çeke ilişkin davalı kaydının gerçeği yansıttığı, davacı şirket tarafından bu konuda bir kayıt yapılmadığı gibi izahda edilmediği, bu durumda taraflar arasında asıl mutabakatsızlığın bahsi geçen 84.616,37 TL'lik faturadan kaynaklandığı, davacının fatura konusu malların teslimini ve faturanın davalıya teslimini ispat edemediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/788, K. 2024/1040, 5 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama