KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/971
- Karar no
- 2024/1702
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/01/2021
- Numarası
- 2019/433 Esas - 2021/40 Karar
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 21/11/2024
Karar Metni
2.929 kelime·15 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin, ekli cari hesap ekstresinde de görüleceği gibi davalı şirkete borçlu olmayıp aksine 828.208,41-TL tutarında alacaklı olduğunu, ancak müvekkilince davalıya ciro edilmek suretiyle verilen keşidecisi ...
İnş.Ltd.Şti olan 15/11/2018 tarihli 68.000,00-TL’lik çekin, davalı tarafından müvekkiline iade edilmesi gerekmesine rağmen davalı tarafından alacağı olmamasına rağmen ihtiyati haciz alınmak suretiyle Bakırköy ...İcra Müd.’nün ...
E.no’lu dosyasından icra takibine konularak müvekkilinin banka hesaplarına, araçlarına vb. haciz konulduğunu, ihtiyati haciz baskısı altında müvekkilinin toplam 97.704,21-TL tutarında dosya borcunu ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu olmadığı gibi 828.208,94-TL alacağı mevcut olduğunu, açıklanan nedenlerle alacaklarının takip konusu yapılan borçtan yüksek olması nedeni ile takas mahsup yapılmak sureti ile Bakırköy İcra Dairesi’nin ...
Esas sayılı dosyasından ve takip dayanağı olan çekten borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, ihtiyati haciz nedeni ile icra dosyasına yatırılmak zorunla kalınan 97.704,21-TL’ nin ödeme tarihi olan 25/04/2019 tarihinden itibaren avans faizi, masraf ve vekalet ücreti ile birlikte müvekkile iadesine, asıl alacak tutarı üzerinden, %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından, davacı tarafa imza karşılığı teslim edilmiş 600.000,00-TL tutarlı fatura olduğunu, bu faturalar içeriği 600.000,00-TL tutarlı mal verildiğini,, davalıya teslim edildiğine dair irsaliyelerin de mevcut olduğunu, davacının iddia ettiği alacağına ilişkin olarak müvekkili tarafından davalıya verilmiş ve dosyaya ticari defterleri ile birlikte ibraz edecekleri 150.000,00-TL’lik çekin davacı tarafından tahsil edildiğini, müvekkilinin yine davacı adına 26/01/2017 tarihinde Bursa ... bankası Demirtaş Şubesine 25.000,00-TL ödeme yaptığını, davacı tarafından,
müvekkiline 21.000 USD’ lik 1(bir) adet ... bankası çekinin verildiğini, ancak batık bir firmaya ait olan bu çekin müvekkilince tahsil edilmediğini, dolayısı ile davacı tarafın iddia ettiği gibi 828.208,94-TL alacağı olmadığı gibi müvekkili ile yapmış olduğu ticarette ayrıca kesilen faturalar ve teslim edilen mallar karşılığı verilen icraya konulan çekten borcu olduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, davacı tarafın müvekkilini uğrattığı zarar nedeni ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Mahkememizce davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede.
21.000USD’lik (davacı tarafından hesaplama günü kuru ile 109.084,50-TL ödeme olarak işlenmiştir) çekin tahsil edilmemesi ya da edilememesi sebebi ile tahsilat olarak işlenmediği, ilk bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; “…çek bedellerine istinaden dava ve takip tarihi itibariyle davacının 828.208,94-TL tutarında davalı şirkete fazladan çek teslim edildiğinin kayıtlı olduğu,…” belirtilmiş olmasına karşın, yapılan incelemede fazlalığın 828.208,94-TL olmadığı gibi, fazlalık nedeninin sadece “fazladan teslim edilen çeklerden” oluşmadığı, havale ve kredi kartlı ödeme şeklinde ödemelerin de olduğu,
davacı tarafından verilen çekin müşteri çeki olduğu, Keşidecisi ... olan 21.000-USD’lik 17/12/2018 keşide tarihli 17/12/2018 no’lu çekin davalı tarafından tahsil edildiğine ilişkin ticari defterlerinde kayıt olmadığı, davalı tarafından tahsil edilmediğinden, davacı tarafından ödeme yapıldığı şeklinde değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı, bu nedenle davacı tarafından yapıldığı tespit ve iddia edilen 828.208,94-TL’den, 21.000-USD’lik çek tutarının ilgili dönem kuru ile karşılığı olan 109.084,50-TL’nin düşülerek,
tutarın davacı şirket kayıtlarına göre 719.124,44-TL olması gerektiği, ayrıca, tarafların karşılıklı ticari ilişkide davacı tarafından iade faturalarının da düzenlendiği, bu iade faturaları nedeniyle tarafların hesaplarından karşılıklı olarak hesaben mahsupların yapılması gerektiği ancak 30/12/2019 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde buna yer verilerek gerçek borç/alacak durumu analiz edilmeden,
ticari ilişkinin boyutu ve karşılıklılığı analiz edilmeden sonuca ulaşıldığı tespit edilmiş ve yapılan incelemede davalı tarafından davacıya hitaben düzenlenen toplam 543.001,52-TL’lik satış faturasının ve 4.500,00-TL’lik davalı ödemesinden oluşan 547.501,52-TL’nin de davacı tarafça ticari defter kayıtlarına yansıtılmadığı, 171.622,92-TL davacı alacak bakiyesinin oluşması gerektiği, davacı ticari defterlerinin karşılılık anlamında önemli tutarda eksiklik içerdiği, davacı tarafından alımı yapılan ve teslim alındı imzası ile alınan ticari mal alış faturalarının davacı taraf ticari defterlerine kayıtlarının yapılmadığı,
bu nedenle, mahsup işlemleri sonucu davacı kayıtlarına göre davacının alacaklı olduğu hesaplanmışsa da davalı kayıtlarına itibar edilerek davacının 183.123,12-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Alınan her iki bilirkişi raporunda da davacının borçlu olmadığı hususu sabit olup, davalı defterlerinin incelenmesine yönelik bilirkişi raporunda belirtilen hususlara göre bu rapor hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı ticari defterlerinin karşılılık anlamında önemli tutarda eksiklik içerdiği, davacı tarafından alımı yapılan ve teslim alındı imzası ile alınan ticari mal alış faturalarının davacı taraf ticari defterlerine kayıtlarının yapılmadığı, bu nedenle, mahsup işlemleri sonucu davacı kayıtlarına göre davacının alacaklı olduğu hesaplanmışsa da davalı kayıtlarına itibar edilerek ve ticari defter ve belgeleri delil niteliğinde değerlendirilerek karar verilmiştir. TTK.'nın 792.
Maddesi gereğince çekin herhangi bir surette hamilin elinden çıkması halinde, ister hamile yazılı, ister ciro yolu ile devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkının 790. Maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. Anılan kanunun 790.
Maddesi gereğince cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır düzenlemesi bulunmaktadır.
Çek istirdadına yönelik dava yönünden çekteki son hamilin taraf olmadığı ve istirdat açısından TTK'nun 792. maddesi gereğince kötüniyet ve ağır kusurun ispatlanması gerektiği ancak bu hususun ispatlanamadığı anlaşıldığından çekin istirdatına yönelik talebin reddine dair davanın kabulü ile Bakırköy ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasına yatırılan 97.704,21 TL'nin ödeme tarihi olan 30/04/2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davacıya iadesine, hükmedilen alacağın %20'i olan 16.531,85 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, çekin istirdadına yönelik talep yönünden davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde ticari defterleri delil olarak gösterdiğini ve iki tarafın tüm defter ve kayıtlarının incelenmesini talep ettikleri halde birinci bilirkişi raporunda sadece davacı tarafın tek taraflı tuttuğu kayıtları incelediğini ve müvekkilini haksız olarak borçlu gösterdiğini,
mahkemenin eksik bilirkişi raporlarına dayanarak yasalara ve yüksek yargı kararlarına aykırı karar verdiğini beyanla Bakırköy 5. Ticaret Mahkemesi Başkanlığı'nın 2019/433 Esas ve 2021/40 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; yapılan yargılama ve alının bilirkişi raporları doğrultusunda, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu ve takibe konulan 68.000 TL bedelli çekten borcu bulunmadığı tespit edildiğine göre, davalının müvekkiline iade etmesi gereken çeki iade etmediği ve kötü niyetle takibe koyduğunu, ciro silsilesine göre müvekkilinin çeki icra takibine koyarak önceki ciranta ve keşideciye takip yapabilme ve alacağını tahsil edebilme hakkının bu şekilde elinden alındığını, bu nedenle,
çekin istirdatı ve çek aslının müvekkile iadesine karar vermek gerekiyorken çekin istirdatına ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak diğer kabul kalemlerinin yanında çek aslının istirdatı ile müvekkiline iadesine karar verilmesinin de eklenmek sureti ile karar verilmesini, davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; icra takibinden ve takip dayanağı olan çekten borçlu olunmadığının tespiti, ihtiyati haciz baskısı ile ödenen bedelin iadesi ve çekin istirdatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne, Bakırköy ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasına yatırılan 97.704,21 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davacıya iadesine, hükmedilen alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, çekin istirdadına yönelik talep yönünden davanın reddine karar verilmiş , karara karşı taraf vekilleri tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının dava konusu ticari satım ilişkisi nedeniyle alacaklı olup olmadığı, takip miktarı kadar borcunun bulunup bulunmadığı, çekin istirdatı talebinin şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davalı alacaklı tarafından, davacı ile dava dışı lehtar ve cirantalar hakkında, Bakırköy ...
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasında "15.11.2018 keşide tarihli 68.000 TL bedelli ... numaralı çek" açıklamasıyla 66.400 TL çek bedeli, 199,20 TL çek komisyonu, 6.640 TL çek tazminatı, 8.464,75 TL işlemiş faiz , 735,30 TL ihtiyati haciz tutarı olmak üzere 82.659,25 TL'nin tahsili istemiyle 18.04.2019 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus takip başlatılmış, 25.04.2019 tarihinde icra dosyasına davacı tarafça 97.704,21 TL ödeme yapılmış,
davacının başvurusu üzerine Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.04.2019 tarih ve 2019/232 Değişik İş 2019/229 Karar sayılı kararı ile teminat yatırılması şartıyla icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu karar icra müdürlüğünce uygulanmıştır. Dava ve takibe konu çek, ... Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti tarafından 15.11.2018 tarihinde 68.000 TL bedelli olarak keşide edilmiş olup, ...San ve Tic Ltd Şti. lehtar , ...
Ltd Şti. birinci ciranta, davacı ... A.Ş. ikinci ciranta , davalı ... Tekstil Ltd Şti de üçüncü ciranta ve son hamildir. Anılan çek 15.11.2018 tarihinde ... Bankası A.Ş.'ne ibraz edilmiş olup, çek arkasına ibraz tarihinde bakiyesinin sıfır olduğuna, 66.400 TLlik kısmının karşılıksız olduğuna, takas sistemi kapsamında ödeme yapılamadığına ilişkin şerh düşülmüştür. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer.
Davacı borçlu, davalı alacaklının varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun m. 190. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6).
Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer.
Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372). Senede dayalı borç ilişkilerinde ise menfi tespit davalarındaki genel kuralın aksine ispat yükü senet borçlusundadır.
Kambiyo senetleri ve dolayısıyla çek illetten mücerret olup, davalı hamilin çekleri edinme sebebini açıklama yükümlülüğü yoktur. Kural olarak çek ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur.
Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir.Davacının kendi ticari defterlerinde alacaklı gözükmesi veya davalı ticari defterlerinde mal teslimine ilişkin bir kayıt bulunmaması tek başına ispata yeterli değildir.
Somut uyuşmazlıkta davacı taraf, davalı ile alacak borç ilişkisini inkar etmemekte, takibe konu çekin davalı tarafın herhangi bir alacağı olmamasına rağmen ihtiyati haciz kararı alınarak icra takibine konulması nedeniyle haciz baskısı altında icra dosya borcunu ödemek zorunda kaldığını, davalıdan daha fazla alacaklı olduğundan takas mahsup yapılmak suretiyle takibe konu çek nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmektedir.
Talimat mahkemesince görevlendirilen bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan alış faturaları toplamının 330.122,08 TL, çek ve satış faturaları toplamının 1.158.331,02 TL olduğu, davacının 828.208,94 TL davalıdan alacaklı olduğu; esas mahkemesince görevlendirilen bilirkişi aracılığıyla incelenen davalı ticari defterlerinde ise davalının davacıya ait ticari ilişkisini hem alıcı/müşteri hem de satıcı/tedarikçi hesapları altında kayıt altına aldığı, davacı hakkında tutulan hesaplar birlikte değerlendirildiğinde davacının 183.123,12 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Taraf ticari defterleri arasında karşılaştırma yapıldığında davalının tanzim ettiği 160.948,94 TL, 207.224,08 TL, 96.455,64 TL, 78.372,86 TL tutarlı satış faturalarının davacı tarafından “teslim alındı” imzası ile alındığı ancak davacı ticari defter kayıtlarında bu faturaların yer almadığı, davalı ticari defterlerinde yer alan 12.000 TL'lik davacı ödemesinin, ve 4.500 TL tutarındaki davalı ödemesinin davacı ticari defter kayıtlarında yer almadığı, davacının davalıya yaptığı 109.084,50 TL tutarındaki çek (21.000 USD tutarlı çek) ödemesinin davalı ticari defterlerinde yer almadığı,
davalı ticari defterinde yer alan 84.000 TLlik davacı kredi kartı ödemesinin ise davacı ticari defterinde 84.499,80 TL olarak yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Takas ve mahsup iki farklı hukuki kurum olup, takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. maddesinde takasın koşulları düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye göre takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı olması, takasa konu edimlerin aynı cinste veya özdeş olmaları, her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez.
Yenilik doğuran bir hak olan takas, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin kişiler alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.
Hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’i talebini red veya kabul edecektir.Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır.
Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re'sen nazara alınır. (bkz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(22)9-267 Esas, 2021/1463 Karar sayılı, 18/11/2021 tarihli ilamı) Somut olayda; davacının icra takibine karşı açtığı menfi tespit davasında, davalı ile aralarındaki ticari satış ilişkisinden doğduğunu iddia ettiği açık hesap alacağının, takibe konu kambiyo alacağından fazla olması nedeniyle borçlu olmadığına yönelik iddiası, yenilik doğurucu nitelikteki takas hakkının kullanımı mahiyetindedir.
Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.( HMK m.222/3) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar.
(HMK m. 222/4). Eldeki uyuşmazlıkta davaya ve icra takibine konu çek, tarih ve bedeliyle her iki tarafın ticari defterlerinde kaydedilmiş olmakla çek ile taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi arasında bağ kurulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 222/2 ve 3. maddeleri gereğince tarafların ticari defterlerinin birbirini doğrulamaması sebebiyle davacı yanın ticari defterlerinin kendi lehine kesin delil niteliğini taşımayacağı açıktır.
Ancak davalı ticari defterlerine göre takip ve dava tarihi itibariyle, davacı, davalının takibe konu kambiyo alacağından daha fazla alacaklı durumda olup, TBK'nin 139/2. maddesinde alacaklardan biri çekişmeli olsa dahi takas talebinin ileri sürülebileceği açıkca düzenlenmiş olduğundan iki tarafın alacağının muaccel olmasına ve borcun sona erebilmesi için de TBK'nın 139. maddesi uyarınca takasın diğer tarafın kabulüne bağlı olmamasına göre mahkemece davacının takas talebinin kabul edilerek Bakırköy ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasına yatırılan 97.704,21 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
Davalı vekilinin istinaf bayvurusunda ticari defterler üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına yönelik talebinin, dosyada bulunan kayıtlar gözönüne alındığında dosyaya yenilik katmayacağı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince menfi tespit ve ödenen bedelin iadesi talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur.
Çek istirdatı yönünden Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 792. maddesinde "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' hükmü bulunmaktadır.
Bu düzenlemelere göre çek istirdatı davasında ispat yükü, çekte yetkili hamil olduğunu ve çekin rızası hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya aittir. Davacının çekin yetkili hamili olduğunu, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir.Aksi halde çek istirdatı isteminin kabulüne karar verilemez.
Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. Bu madde hükmüne göre davalının çeki edinme nedenini kanıtlama yükümlülüğü yoktur.
Eldeki uyuşmazlıkta davacı, dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, davalının, dava konusu çeki davacının zararına olarak kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunduğunu ispatlayabilmiş değildir. Kaldı ki davacı ile son hamil davalı arasında doğrudan ilişki, başka bir deyişle yüz yüzelik olduğu görülmekte olup, davaya konu çekteki düzgün ciro silsilesine göre davalı yetkili hamildir.
Bu durumda mahkemece davacının çek istirdatı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/971, K. 2024/1702, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama