KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Dosya no
- 2023/294
- Karar no
- 2024/1615
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/10/2022
- Numarası
- 2022/887 Esas - 2022/1049 Karar
- Dava
- Şirketin İhyası
- İstinaf karar tarihi
- 07/11/2024
Karar Metni
1.888 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki Şirketin İhyası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkilinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığını hasım göstererek Bakırköy 18. İş Mahkemesinin 2015/254 esas sayılı dosyası ile kurum işleminin iptali için dava açtığını ve söz konusu dosyada iki defa müvekkili lehine karar verildiğini ancak Yargıtay bozması ile en son bu mahkemenin 2021/228 esas sayılı dosyası ile bozma doğrultusunda yargılamanın devam ettiğini, söz konusu dosyada bozma gerekçesinin davacının hizmetinin geçtiği ...
Ticaret Limited Şirketinin davaya dahil edilmemiş olması olduğunu, bozma kararı doğrultusunda Bakırköy 18. İş Mahkemesinin 2021/228 esas sayılı dosyasından ...
Ticaret Limited Şirketinin davaya dahil edilmesinin taraflarınca talep edilmesine rağmen adı geçen şirketin ticaret sicilinden resen terkin edilerek tüzel kişiliğine son verildiğinin öğrenildiğini, Bakırköy 18. İş Mahkemesinin 2021/228 esas sayılı dosyasından adı geçen şirketin ihyası davası açılması için taraflarına süre verildiğini ve yetki belgesi düzenlendiğini, huzurdaki davada ihyasını talep ettikleri ...
Ticaret Limited Şirketi'nin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin Topkapı - Zeytinburnu / İSTANBUL oldğundan bu davanın Bakırköy mahkemelerinde açıldığını, ihyasını talep eettikleri şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinden dolayı huzurdaki davada husumeti sadece ticaret sicil müdürlüğüne yönelttiklerini, mahkemece taleplerinin kabul edilmesi halinde şirketin tasfiye / ek tasfiyesi için karar vererek şirket ile ilgili işlemlerin yapılabilmesi için yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan edilmesinin talep edilmesinin gerektiğini,
bu nedenlerle İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Ticaret Limited Şirketinin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Ticaret Sicili Müdürlüğünün TTK madde 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği madde 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili kurumun resen terkin işleminin "Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”,
“6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. Maddesi" kapsamında olduğundan tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili sicil müdürlüğünce ... ticaret sicil numarasında kayıtlı bulunan ...
Ticaret Limited Şirketi'nin dosyasında yapılan incelemede şirketin "6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi” “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında.
“Adresinin tespit edilemediği” hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 18/02/2015 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğinin anlaşıldığını,
şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiğini, müvekkili kurumca söz konusu şirkete belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu,
bu ihtara rağmen söz konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili kurumun davanın açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, izah edilen nedenlerle müvekkili sicil müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince ".. şirketin adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı sicil müdürlüğünce 2 aylık süre içinde münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılması,
için ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı,bu kapsamda hazırlanan tebligatın bila tebliğ iade edildiğinin bilgisayar çıktısı olarak dosyaya sunulduğu ancak herhangi bir belgenin sunulmadığı,ayrıca şirketin Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil kaydının silindiği,buna göre davalı sicil müdürlüğünün işleminin usulsüz olduğu,ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan davanın sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olmasına göre davacının hukuki yararının bulunduğu gözetilerek;
davanın kabulü ile davalı Müdürlüğün işleminin kaldırılarak dava dışı resen terkin edilen şirketin ihyasına,ihyası istenilen şirketin terkin sebebi gözönüne alınarak tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına.." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili müdürlüğün dava konusu şirketi re'sen terkin etmesine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, mahkemenin, "adresin tespit edilememesi" hususunun re'sen terkin sebebi olmadığı değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği tarihte derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun, başlı başına müvekkili müdürlüğün kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini,
istinaf taleplerinin kabulü ile Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.10.2022 tarih ve 2022/887 E 2022/1049 K sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın açılmasına neden olmayan müvekkili aleyhine yüklenen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edilen şirketin derdest dava dosyası nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ,karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca, 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.
TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır.
Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. TTK'nın geçici 7. maddesine uyarınca yapılan terkin işlemine karşı açılan davalarda husumetin yasal hasım olmayan sicil müdürlüğü yöneltilmesi yeterli olup, ayrıca tasfiye memuruna yöneltilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.
6102 sayılı TTK 'nın geçici 7. gereğince terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğindedir.Re'sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde Derdest dosya işlemlerine hasren ihya edilen münfesih konumda olan şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması içinTTK 547/2 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerekmektedir.
5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3.maddesinde. "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır.
Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği düzenlenmiştir. 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde.
"18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32. maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan düzenleme kanunda terkin sebebi olmayan bir hususun tebliği ile düzenlemesine ilişkindir. TTK geçici 7. maddesinde belirtilen sınırlı hallere özel bir tasfiye yöntemi getirilmiş olup, madde de sayılan haller dışında geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır.
İstisnai ve sınırlı tasfiye usulünün düzenlendiği geçici 7. maddesine tabi olamayan bir durum ikincil norm niteliğinde olan tebliği ile yapılan düzenlenme ile geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Somut olayda davalı ...
Sicil Müdürlüğü tarafından dava dışı şirketin TTK geçici 7. Madde kapsamında 18/02/2015 tarihinde 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 10. maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda kaydının silinmiş olması nedeniyle ticaret sicil gazetesinde gerekli ilan yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından sicil kaydı resen terkin edilmiştir.
Sicilden terkin edilen şirket hakkında Bakırköy 18. İş Mahkemesinin 2021/228 Esas sayılı (bozma öncesi 2015/254 Esas) dosyası ile açtığı hizmet tespiti davasının derdest olduğu görülmüştür.
Yasanın amir hükmü uyarınca Geçici 7. maddesi kapsamında kalan terkin edilen şirketin kayıtlı son adresine ve şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar gönderilmesi zorunlu olup,bu kapsamda davalı ... sicil Müdürlüğü tarafından davalı şirkete ihtar gönderildiğine ilişkin her hangi bir belge sunulmamış,şirket ve şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiye yapılan tebligatın da iade edildiğine ilişkin sicil müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeyi destekleyecek mahiyette herhangi bir mazbata / belge sunulmamış ve sicil dosyasında da rastlanılmamıştır.
TTK geçici 7/ 15. Maddesinde düzenlenen Hak düşürücü ancak yasa da düzenlenen geçerli bir terkin işlemine yönelik açılacak davalarda öngörülmüş olup geçerli bir terkin işlemi bulunmayan haller TTK'nın geçici 7 maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabii olmadığı gibi henüz yeni bir yasal düzenleme yapılmasa da AYM'nin 22/06/2023 tarih ve 2023/33 Esas ve 2022/117 K sayılı kararı ile de TTK geçici 7/15.
Maddesinde "silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde" ibaresi iptal edilmiştir. Davacının devam eden dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararı mevcut olup, terkin edilen şirket yönünden ihya koşulları oluştuğunun kabulü gerekmiştir. Buna göre mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmesi verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
23/5/2024 tarih ve 7511sayılı kanunun 16 maddesi ile TTK'nın geçici 7/15.maddesine eklenen "....Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz" düzenlemesi ve şirketin derdest davadaki işlemlere hasren ek tasfiye amacıyla ihya talebinde bulunmasına göre davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmemelidir.
Ancak re'sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde derdest dosya işlemlerine hasren ihya edilen münfesih konumda olan şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması içinTTK 547/2 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ve davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmemesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Ayrıca Dava Ticaret Sicil Müdürlüğüne açılması ve Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından cevap verilmiş olmasına rağmen karar başlığında davalı olarak Ticaret Odasının yazılması mahallinde her zaman düzeltilebilecek bir hata olması nedeniyle kaldırma konusu yapılmamış eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK 'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2023/294, K. 2024/1615, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama