KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2023/565
- Karar no
- 2024/699
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/12/2022
- Numarası
- 2021/552 Esas - 2022/1158 Karar
- Dava
- Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali
- İstinaf karar tarihi
- 08/05/2024
Karar Metni
1.936 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette %50 hisse sahibi olarak Müdürler Kurulu Başkanı sıfatı ile görev yaptığını, müvekkilinin şirketi kendisinin kurduğunu, yüzde 1 hisseyi de davalıya verdiğini, zaman içerisinde akraba olmasından kaynaklı olarak yüzde 49 hisseyi de hiçbir ücret gözetmeksizin davalıya verdiğini, şirketin kurulduğu günden itibaren göstermiş olduğu özveri ile bugünlere taşıdığını, 18.05.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yer alan ilana göre müvekkilinin Müdürler Kurulu Başkanlık görevi sona erdirildiğini, tescile delil olarak Beyoğlu ....
Noterliğinin 17/05/2021 tarih ... sayı ile tasdikli 28/04/2021 tarihli 2 sayılı genel kurul kararı eklendiğini, 25.05.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yer alan ilana göre de Beyoğlu ... Noterliğinin 21/05/2021 tarih ... sayı ile tasdikli 18/05/2021 tarihli 03 sayılı genel kurul kararı ile şirket sermayesinin 7.000.000,00 TL'den 20.000.000,00 TL'ye çıkartılmasına karar alınarak sermaye artırımı yapıldığını, bilindiği üzere; kural olarak,
limited şirketlerde, genel kurulun toplantıya çağrılma şeklinin şirket sözleşmesinde düzenlenmesi ve bununla birlikte Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yapılacak bir ilanla şirket sözleşmesinde belirtilen şekilde toplantıya çağrılması gerektiğini, ayrıca genel kurulun, toplantı gününden en az on beş gün önce toplantıya çağrılması gerektiğini, genel kurul toplantısının günü, toplantı gündemi ve ilanın yayınlanacağı gazete, ortaklara iadeli taahhütlü mektup ile bildirilmesi gerektiğini, iadeli taahhütlü mektubun ortağın pay defterinde yer alan ve ortak tarafından bildirilen adrese gönderilmesi gerektiğini,
müvekkile toplantı gününü bildirir bir çağrı kağıdı, bir bilgilendirme yazısı, iadeli taahhütlü mektup gelmediğini, pay defterinde yer alan ve tarafımızca da bildirilen adrese de herhangi bir mektup gönderilmediğini, müvekkilinin genel kurul toplantısından uzak tutulması istendiği ve yokluğunda yürütmüş olduğu Müdürler Kurulu Başkanlık Görevi sona erdirildiğini, aynı şekilde yine kanun hükümlerine aykırı olarak genel kurula çağrılmadığı genel kurulda sermaye artırımı yapıldığını, kanun hükümlerine aykırı olarak genel kurula çağrılmadığı için alınan kararlar yok hükmünde olduğunu,
ilgili Yargıtay kararları doğrultusunda genel kurul kararlarının iptalinin gerektiğini, söz konusu genel kurul kararlarından 13.07.2021 tarihinde haberimizin olması akabinde ekte huzurlarınıza sunduğumuz ihtarnameden de görüleceği üzere. Kuşadası ... Noterliğinin ...
Yevmiye numaralı 13.07.2021 tarihli ihtarnamesi ile yapılan usulsüzlük hakkında müvekkilin bilgilendirilmesi ve davalının hukuka aykırı eylemlerine son vermesi istenmişse de; davalı tarafından müvekkiline herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı gibi hukuka aykırı eylemlere de devam edildiğini belirterek hukuka aykırı olarak alınan ve 18/05/2021 ve 25/05/2021 tarihli ticaret sicil gazetesinde yer alan ilgili genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu beyan ve iddialarının gerçeği yansıtmadığı gibi hukuki himayeden de yoksun olduğunu, öncelikle huzurdaki davanın tarihi olan 03.09.2021 tarihi itibariyle dava konusu edilen genel kurul kararlarının iptali için TTK m.445'de öngörülen 3 aylık hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğu,
davanın bu nedenle reddinin gerektiği, zira, iptali istenilen genel kurul kararlarının 28.04.2021 ve 18.05.2021 tarihli olduğunu, huzurdaki davanın konusunun şirket genel kurul kararının iptali olduğuna göre şirket ortağı ...'ye karşı husumet yöneltilmesinin de ayrıca ve her halukarda mümkün ve doğru olmadığını, ...'nin işbu davada taraf sıfatı bulunmadığını, huzurdaki dava açılmış olmakla, davacının TTK 448/3 maddesi gereği şirket muhtemel zararlarına karşılık olmak üzere mahkemece tayin ve takdir edilecek teminat bedelini de dosyaya yatırmasını da talep ettiklerini, öte yandan dava konusu edilen genel kurullar,
davacının bilgisi ve katılımı dahilinde gerek mevzuat ve gerekse de şirket sözleşmesine uygun olacak şekilde usul ve yöntemince yapılmış olduğu, kaldı ki bu kararlarda ne şirket ve ne de davacı aleyhine sonuç doğurur herhangi bir durumda söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dava genel kurul kararının iptali davası olup, davalı şirketin 18/05/2021 tarihli sicil gazetesinde yer alan 17/05/2021 tarihli genel kurul kararı ile, 25/05/2021 tarihli sicil gazetesinde yer alan 21/05/2021 tarihli genel kurul kararlarının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı ihtilaf konusudur.
Mahkememizin 24/10/2022 tarihli celse ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiler... tevdi ile, kasada bulunan şirket karar defterinde yer alan dava konusu 28/04/2021 tarihli ... numaralı ve 18/05/2021 tarihli ... numaralı genel kurul kararlarında ... adına atılmış imzaların davacı ... eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi için, kasada bulunan evrak asılları, davacının imzalarının bulunduğu diğer evrak asılları ve mahkememizce alınan davacı yanın imza örnekleri ile laboratuvar ortamda optik aletlerle inceleme yapılarak rapor düzenlenmesine şeklinde karar verilmiştir.
Bilirkişi heyeti raporunda özetle. "Yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığımız doğrultuda; davacı ...'nin referans alınan imzaları ile aralarında genel biçimlendirme ve imza yolu yönünden “ilk bakışta” benzerlik bulunduğu izlenimi edinilmekle birlikte bu benzerlikler, karşılaştırmalı incelemelerde esas alınan diğer kriterler itibarıyla desteklenmediği gibi aralarında farklılıklar da saptandığından; inceleme konusu, Eyüp ....
Noterliğince 01/11/2007 tarih ve ... yevmiye no ile onaylanmış, ... Limited Şirketi adına düzenlenmiş Karar Defterinin; - 33.sayfası, 28/04/2021 tarih ve ... numaralı, 34.sayfası, 18/05/2021 tarih ve ... numaralı Genel Kurul Kararı asıllarında ... adına atılmış olan imzaların, davacı ...'nin eli ürünü olmadıkları; adı geçenin hakiki imzalarına benzetilerek yapılandırılmış oldukları kanaatine varılmıştır." şeklinde inceleme ve tespitte bulunmuşlardır.
6102 sayılı TTK'nın 622. maddesi uyarınca; bu Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır.Genel Kurulun iptali sebepleri 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesinde.
"446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." şeklinde, butlan 447. maddesinde; " Genel kurulun, özellikle;
a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde, dava konusu genel kurul kararlarındaki davacı ... adına atılmış olan imzaların, davacı ...'nin eli ürünü olmadıkları belirlenmiş olup, bu rapor mahkememizce hükme esas alınmaya elverişli bulunmuş olmakla; imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi karşısında davacının anılan genel kurul toplantılarına katılmadığı, toplantıda alınan kararların yukarıda yapılan açıklamalar karşısında yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile,
davalı şirketin 28/04/2021 tarihli müdür atanması konulu ve 18/05/2021 tarihli sermaye maddesinin tadili konulu genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine ve geçersizliğin" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iptal talebiyle açılan ve butlana ilişkin iddia ileri sürülmeyen davanın öncelikle süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek ve ıslah doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, imza incelemesine dair yapılan itirazlar doğrultusunda adli tıp kurumundan yeni rapor alınması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalı ... 'nın istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların davanın yargılama sürecinin uzatmaya matuf olduğunu, davanın süresinde açılmadığı iddiasının bu amaca hizmet ettiğini, verilen kararın yargıtay yerleşik kararlarına uygun olduğunu, bilirkişi raporunun denetime uygun olduğunu belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, limited şirket genel kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılardan şirket ortağı ... vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı ...'nin eldeki uyuşmazlıkta husumetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Öncelikle vurgulama gerekir ki; taraf sıfatı mahkemece resen gözetilmelidir. Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün ve 2013/439 Esas ve 2013/1595 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez.
Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.
Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir.
Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır). Mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu kendiliğinden (re'sen) gözetmesi gerekir. Çünkü, sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır.
Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (re'sen) gözetir. Taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir.
Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumetin; davalı bakımından pasif husumetin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def’i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir (Kuru/Arslan Yılmaz, s. 234- 237). (Emsal Yargıtay 15. H.D.
2016/762 E. 2017/977 K. Sayılı ilamı)Genel kurul kararlarının iptali ve yoklukla malul olduğunun tespitine ilişkin davalarda husumetin sadece şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup diğer ortakların taraf sıfatı bulunmamaktadır. Husumet mahkemece resen gözetilmesi gereken bir husus olup, şirket ortak ve müdürüne de husumet yöneltilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesinin kararının bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir.
İstinaf eden yönetici ortağın taraf sıfatının bulunmaması sebebiyle genel kurul kararına ilişkin istinaf sebepleri değerlendirme konusu yapılmamıştır.
Açıklanan bu gerekçelerle davalı ortak ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 355 ve 33. Maddeleri gereğince, ilk derece mahkemesinin kararının resen düzeltilmesi gerektiğinden, genel kurul kararının iptali ve yokluğunun tespiti istemi yönünden şirket ortak ve müdürüne husumet yöneltilemeyeceğinden davalı ... hakkında ki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2023/565, K. 2024/699, 8 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama