KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Dosya no
- 2023/872
- Karar no
- 2024/1342
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/10/2022
- Numarası
- 2020/667 Esas - 2022/685 Karar
- Dava
- Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 26/09/2024
Karar Metni
1.907 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkil şirket, ...
Sanayi ve Ticaret A.Ş. 'nin Elmadağ/Ankara'daki fabrikasına ilişkin nakliyat işini yapan şirketlerden birisi olduğunu, bu kapsamda nakliyat işini kendi araçları ve çalışanları ile yaptığı gibi, dışarıdan gelerek ücret karşılığında kendi araçlarıyla nakliyat yapmak isteyen kiracı şahıs veya şirketler ile de yerine getirebildiğini ve kendisine dava konusu olaydan önce verilen nakliyat işlerini yerine getirerek müvekkilin güvenini kazanan ... ile 22.10.2018 ve 08.11.2018 tarihlerinde ... a.ş.'nin mallarının depolandığı yine Elmadağ/Ankara'daki ...
Lojistik A.Ş. deposunda yer alan malları İzmir'de belirtilen adreslere taşıması için tekrar anlaşma yapıldığını, müvekkil tarafından 22.10.2018 ve 08.11.2018 tarihlerindeki taşımacılık işleri için Nakliye Senedi düzenlenerek gerekli ilerin yazıldığını ve bu belgelerin ... tarafından da imzalandığı, ...'in 22.10.2018 tarihinde (Sefer No:...) ve 08.11.2018 tarihinde (Sefer No:...) taşımacılık yapacağı malları teslim aldığını ve alırken de “sevk irsaliyesinde belirtilen malları eksiksiz ve sağlam olarak teslim aldığına” dair sevk irsaliyelerini imzaladığını, ...
A.Ş. sevkiyat sorumlusu ... 'de 12.02.2019 tarihli savcılık ifadesinde ...'in ... plakalı araç ile gelerek ürünleri depodan teslim aldığını ifade ettiğini, ancak ... 'in, gerek öncesinde gerekse taşınan malları geri getirirken irsaliyelere gerçeğe aykırı beyanlar yazarak irsaliyeleri de tahrif edip, çaldığı ürünlerin fark edilmesini önlemeye çalıştığını,...
A.Ş., ... ve müvekkil çalışanları tarafından yapılan ürünlerin geri alımı, sayımı ve tespiti incelemeleri sonucunda 22.10.2018 ve 08.11.2018 tarihlerinde şoföre teslim edilerek araca yüklenen mallar ile İzmir'de gerekli teslimat yapılmayarak depoya geri getirilen mallar arasında önemli derecede eksiklik olduğu,
malların önemli bir kısmının teslim edilmeyerek geri de getirilmediği ve irsaliyede tahribat yapıldığının tespit edildiğini , bu malların şoför ... tarafından emniyeti suiistimal suretiyle çalındığı incelemeler sonucunda anlaşıldığını, ...'in kendisine teslim edilen malları İzmir'e götürmek üzere yola çıkmışsa da gerçekleştirdiği emniyeti suüstimali ve hırsızlık eylemleri sonucunda malları teslim etmediğini, irsaliyelerde tahribat yapıp toplamda 88.113,11-TL değerindeki faturalı malı kendi bünyesine geçirmek suretiyle müvekkilini uğrattığını, Müvekkil tarafından ...'in güveni kötüye kullanma,
hırsızlık ve sair suçlarına konu eylemleri sebebiyle Ankara Elmadağ Cumhuriyet Başsavcılığı) suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkilin üstlendiği taşımalarda üzerine düşebilecek mesuliyetini davalı sigortacının 30.01.2018 tarihinde düzenlediği “Yurtiçi Taşıyıcı Sorumluluk Abonman Sigorta Poliçesi (Poliçe No:...)” ile teminat altına alındığını, davalıya 60.000,00-TL ödemesi gereken primi eksiksiz olarak yerine getirdiğini, hırsızlık, taşınan malın alıcıya teslim edilmemesi gibi rizikoların da teminata dâhil edildiğini beyan etmek suretiyle,
22.10.2018 ve 08.11.2018 tarihlerinde meydana gelen riziko sonucu oluşan ve bugüne kadar ödenmeyen 31.495,99-TL ve 56.617,12-TL olmak üzere toplamda 88.113,11-TL zararın rizikoların gerçekleşme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilli ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
İddia olunan hırsızlık hadisesine konu nakliyelerin gerçekleştirildiği araçların mesuliyet poliçesinde öngörülen ve bildirim şartından istisna tutulan özmal araçlardan olmadığını, davacının özmal aracıyla gerçekleştirmediği 22.10.2018 ve 08.11.2018 tarihli dava konusu taşımaların poliçede öngörülen bildirim şartına rağmen müvekkiline bildirmediğini, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği için davacının 6908192 sayılı poliçeye dayandırdığı taleplerinin teminat dışında olduğunu, talep olunan tazminat tutarının ise neye göre ve nasıl belirlendiğinin belli olmadığını,
dava konusu birinci taşımanın 22.10.2018'de gerçekleştirildiği halde geri alım, sayım ve tespit incelemesi neticesinde tek taraflı olarak eksik ürünlere dair notun irsaliyeye 27.10.2018'de düşüldüğünü, buna rağmen ikinci taşımanında 11 gün sonra tekrar aynı taşımacıya yaptırıldığını, bu yönüyle 08.11.2018 tarihli taşımada davacının ağır kusurlu olduğunu, sigorta ettirenin kastı veya zarar dana gelebileceği bilinciyle sebep olmuşsa sigortacının tazminat ödeme borcundan kurtulabileceğini, bu durumda 08.11.2018 tarihli taşımaya bağlı olduğu öne sürülen 31.495,99 tutarındaki hasar talebinin tazmininden müvekkilinin mesul tutulamayacağını,
her halükarda poliçede öngörülen 3.000,-TL tenzili muafiyetin gözetilmesi gerekeceğini, taşınan ürün alıcılarının noksanlığa veya hasar ilişkin herhangi bir çekincesi olmadığı halde davacı tarafın ...'in tek taraflı tespitlerine göre zarar sorumlu olduğu kesinlik kazanmadan ona yaptığı ödemenin ise hatır ödemesi niteliği taşıdığından rücu konusu yapılamayacağını, davacı tarafından müvekkiline hasar ihbarının ise 12.12.2018 tarihinde yapıldığını, eksper görevlendirildiğini,
davaya konu zararın meydana geliş şekline ait beyanlar ile davacının sürekli müşterisi ...'in tek taraflı tespitlerine göre davalının iddia olunan hazarı/zararı tazmin mükellefiyeti altında olmadığını beyan etmek suretiyle, davacının talebine karşı çıkmakta ve Yüce Mahkeme'den özetle müvekkil aleyhine ikame edilen haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " dava dışı ... tarafından 30/06/2022 tarihinde davacıya ödeme yapıldığını, dava konusu alacağın dava açıldıktan sonra ödeme yapılmış, borcun sona erdiği ve davanın esasının konusuz kaldığı anlaşılmakla.
HMK 331/1 maddesi uyarınca yargılama harç ve giderlerinin, kural olarak davada haksız çıkan aleyhine hüküm verilen tarafa yükletileceği anlaşıldığından, dava tarihinde haklılık durumuna ve davalının davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği hususuna bakılmıştır.
Davalının düzenlediği mesuliyet poliçesinde özmal olmayan taşıtların bildiriminin yapılmaması durumunda nakliye sürecinde oluşacak zararların mesuliyet poliçesi teminatından hariç tutulduğuna dair özel bir şarta ya da bu anlama gelebilecek herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden davacının dava açılmasına sebebiyet vermediğine dair Mahkememizce edinilen kanaat neticesinde yargılama giderleri davalı taraf üzerinde bırakılmış ve ön inceleme celsesinden sonra davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla AAÜT m.6 gereği kendisini vekil ile temsil eden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilerek esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ...
Sigorta Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının zararının nihai olarak davalı şirket ile hiçbir ilgi ve alakası bulunmayan dava dışı alt taşıyıcı tarafından ödendiğini, şu halde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılması gerektiğini, davacının sigorta poliçesinde yer alan bildirim yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde sigorta sözleşmesinin münfesih olacağını ve müvekkili şirketin tazminat taleplerinden sorumlu olmayacağının açıkça kararlaştırıldığını,
dosyada alınan bilirkişi raporunda ve delillerin toplanması esnasında davacının zarara ağır kusuru ile sebebiyet verdiği iddialarının değerlendirmediğini, mahkemece işbu iddiaları değerlendirilmeksizin davanın açıldığı esnada haklılık durumunun belirlenmesinin eksik inceleme olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretine dair haklılık durumuna göre karar verilmesi gerekirken bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat tutarı gözetilmeksizin, davacının harca esas gösterdiği meblağ üzerinden vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin eksik incelemeye dayalı olup haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla,
ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve yargılama masrafı ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle sigorta tazminatının tahsili davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, konusuz kalan davadaki haklılık durumu noktasındadır. Davacı tarafça, alt taşıyıcının yükü alıcısına teslim etmemesi ve eksik şekilde geri getirmesi suretiyle oluşan zararın sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Dava devam ederken, dava dışı alt taşıyıcı tarafından tazminat tutarı davacıya ödenmiş ve dava konusuz kalmıştır. Davalı tarafça, gerekli bildirimin yapılmaması nedeniyle davaya konu zararın sigorta poliçesi kapsamında olmadığı ileri sürülmüştür. Dosyada sunulu sigorta poliçesinin "bildirim şekli" başlıklı kısmı.
"Sigortalı taşıma bildirimlerini (araç başı sevkiyat bedeli, çıkan araç sayısı, toplam sevkiyat bedeli ve kalan yıllık kapasite/ciro) bilgilerini takip eden ayın ilk haftası yapacaktır.
Sevkiyatlarla ilgili olarak yukarıda belirtilen bildirim esaslarına uyulmadığı takdirde yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere işbu sözleşme münfesih olacak ve meydana gelebilecek zıya ve hasarlarla ilgili tazminat taleplerinde sigortacının hiçbir sorumluluğu olmayacaktır.
Sigortalının herhangi bir hasar veya kaza anında mutlaka kaza tespit tutanağı tutturması ve tutulacak tutanağa hasardan sorumlu kişilerin isim ve imzalarının alınması şarttır ve taraflar arasında kararlaştırılmıştır. NOT: Özmal araçlar için bildirim şartı aranmayacaktır." şeklindedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun sözleşme süresi içindeki beyan yükümlülüğüne ilişkin 1444/2. maddesi, sigorta ettiren veya onun izniyle başkası, rizikonun gerçekleşme ihtimalini artırıcı veya mevcut durumu ağırlaştırıcı işlemlerde bulunursa yahut sözleşme yapılırken açıkça riziko ağırlaşması olarak kabul edilmiş bulunan hususlardan biri gerçekleşirse derhâl; bu işlemler bilgisi dışında yapılmışsa, bu hususu öğrendiği tarihten itibaren en geç on gün içinde durumu sigortacıya bildirir, şeklinde düzenlenmiştir.
TTK'nın 1445/1. Maddesine göre ise, sigortacı sözleşmenin süresi içinde, rizikonun gerçekleşmesi veya mevcut durumun ağırlaşması ihtimalini ya da sözleşmede riziko ağırlaşması olarak kabul edilebilecek olayların varlığını öğrendiği takdirde, bu tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeyi feshedebilir veya prim farkı isteyebilir. Farkın on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde sözleşme feshedilmiş sayılır. Koruyucu hükümlere ilişkin TTK'nın 1452/3.
Maddesinde de, TTK'nın 1433 ilâ 1449 uncu madde hükümlerinin, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemeyeceği; değiştirilirse bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Anılan bu düzenlemelere göre, sözleşme süresince beyan yükümlülüğünün ihlali halinde sigortacının ya sigorta sözleşmesini feshetmesi ya da prim farkı istemesi gerekir.
Bu nedenle bildirim yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle sözleşmenin münfesih olacağı yönündeki düzenlemeler TTK'nın 1444, 1445 ve 1452. Maddesi hükümleri karşısında geçerli değildir.
Somut olayda, davalı sigorta şirketinin davacının bildirim yükümlülüğünü ihlali nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini veya prim farkı isteyip de davacının prim farkını ödemediği iddia ve ispat etmediği nazara alındığında sigorta sözleşmesinin kendiliğinden münfesih olduğunun veya sigortacının davalının zararından sorumlu olmadığının kabulü mümkün değildir.
Davalı tarafça, davacının ticari hayatın olağan akışına aykırı davranarak 11 gün önce gerçekleştirilen taşımada taşımanın nedensiz bir şekilde tamamlanmayarak, emtianın gönderen firmaya eksik ve hasarlı olarak iade edilmiş olmasına rağmen, davacı firmanın 08.11.2018 Tarihli müteakip taşımayı emtiayı ilk seferde eksik ve hasarlı olarak teslim ettiği iddia olunan ...’e taşıtması basiretli tacir olarak hareket etmediğinin başlı başına ispatı niteliğinde olduğunu ve davacının zarara ağır kusuru ile sebebiyet verdiğini iddia etmiş ise de,
davaya konu taşımanın aşamaları nazara alındığında ve sürücü ile ilgili gerekli belgelerin alındığı değerlendirildiğinde davacının ağır kusurlu kabul edilmesi mümkün değildir.
Davalı tarafça, davacının zararının bilirkişi raporunda 68.672,13 TL olarak hesaplandığını, mahkemece hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti davacının harca esas gösterdiği 88.113,78 TL üzerinden hesaplanarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat tutarı ve haklılık durumu takdir edilerek yargılama giderleri ve vekalet ücreti üzerinden karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Sigorta poliçesinde beher araç için 3.000,00 TL tenzili muafiyet öngörülmüştür. Ayrıca tazminat ödemeleri KDV'ye tabi değildir.
Bilirkişi heyeti tarafından da bu hususlar nazara alınarak davalının sorumlu olduğu miktar 68.672,13 TL olarak hesaplanmış olup, tarafların haklılık durumunun buna göre belirlenmesi gerekirken ilk derece mahkemesince davanın tamamı yönünden davacının haklı olduğu kabul edilerek konusuz kalan davada yargılama masrafı ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın tamamı yönünden davacının haklı olduğundan bahisle davalının yargılama masrafı ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2023/872, K. 2024/1342, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama