KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Dosya no
- 2024/1060
- Karar no
- 2024/1255
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/05/2024
- Numarası
- 2023/459 Esas - 2024/225 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 19/09/2024
Karar Metni
2.009 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ... numaralı 11/03/2022 tarihli Emtia Blok Abonman Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan, ... Tic Ltd Şti’ne ait 493 paket kadife halı/seccade emtiasının ... şirketine satıldığını, emtianın İstanbul/Ambarlı Limanı’ndan Yemen/Aden Limanı’na deniz yolu ile taşınması için sigortalı ile davalı ...
AŞ’nin anlaştığını, davalı ...’ın taşıma işinin yapılması için fiili taşıyan ... ila anlaştığını, taşımaya ilişkin olarak davalı ...‘nin Türkiye acentesi olan ...
AŞ tarafından konişmento düzenlenerek imzalandığını, emtiayı ihtiva eden ... numaralı konteynerin öncelikle ... isimli gemiye yüklendiğini, akabinde ... isimli gemiye aktarıldığını, en son da aktarma gemisi olan ... isimli gemiye yüklenerek Aden Limanına doğru yola çıktığını, ... gemisinde taşıma sırasında 06/10/2022 tarihinde Cidde Limanının 120 mil açığında yangın çıktığını, gemi üzerindeki yük ile birlikte 12/10/2022 tarihinde battığını, davalı ... tarafından 13/10/2022 tarihinde gemide yükü bulunan yük sahiplerine yazı ile geminin battığının bildirildiğini,
geminin batması sebebiyle emtianın zayi olduğu hususunun sigortalı tarafından müvekkiline bildirilmesi üzerine müvekkili şirket tarafından sigortalısına mal bedeli olan 59.222,55 USD tazminat bedelinin ödendiğini, müvekkilinin sigortalısının haklarına halef olduğunu, sigortalıya ödenen tazminat tutarının müvekkili tarafından davalılardan talep edildiğini ancak davalıların müvekkiline veya sigortalısına ödeme yapmadığını, bunun üzerine başlatılan icra takibine davalılar tarafından haksız bir şekilde itiraz edildiğini,
davaya konu yükün yangın sebebiyle tam zayi olması durumunun taşıyan sıfatına ait olan davalı şirketlerin sorumlu olduğunu belirterek, davanın kabulü ile davalıların İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazının iptaline, icra takibinin devamı ile alacağa geminin batma tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı borçlular aleyhine İİK m.67 uyarınca davaya konu edilen asıl alacağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, masraflar ve vekalet ücretinin davalılardan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; taşımanın İstanbul Ambarlı Limanından Yemen Aden Limanına ...’ye ait ... nolu ve 15/09/2022 tarihli konişmento tahtında yapıldığını, davanın deniz taşıması yönünden bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtikten sonra açıldığını, konişmentonun davalı ...’ye izafeten ... AŞ tarafından tanzim edildiğini, dava konusu taşımada donatanın ve taşıyanın ... olduğunu, taşıma ilişkisinin davacının sigortalısı ...
Tic Ltd Şti ile diğer davalı arasında kurulduğunu, müvekkili şirketin dava konusu taşıma işine sadece aracılık ederek taşıma işleri organizasyonunu üstlendiğini, taşıma işinin fiili taşıyan diğer davalı tarafından gerçekleştirildiğini, zayi ve rücu talebinin muhatabının fiili taşıyan diğer davalının sorumluluğunda olduğunu, dava konusu emtiaların taşındığı konteynerin diğer davalıya ait olduğunu, müvekkili şirketin diğer davalı armatörden aldığı bilgiyi zamanında davacının sigortalısına ileterek yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkili şirketin kendi faaliyet alanına ilişkin kusurlu hareketi veya ihmalinin bulunmadığını,
TTK madde 1180 uyarınca yangın nedeniyle mutlak sorumsuzluk karinesinin bulunduğunu, dava konusu taşımaya ilişkin konişmentonun arka yüzünde sorumsuzluk karinesinin bulunduğunu, taşıma işleri organizatörü olarak müvekkili şirketin sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu, yapılan hesaplamalara ve rücu imkanı olmadığı halde müvekkili şirkete husumet yöneltildiğini belirterek davanın hak düşürücü süre ve husumet yokluğu nedeniyle usul yönünden reddine, müvekkili şirketin sözkonusu zarardan sorumlu olmaması nedeniyle esas yönünden reddine, davacının % 20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ihtilafa ilişkin yüklerin merkezi Kopenhag-Danimarka’da bulunan yabancı taşıyan ... tarafından düzenlenerek ... numaralı konişmento tahtında taşındığını, davanın taşıyan tarafından düzenlenen konişmentoların şart ve koşullarına tabi olduğunu, taşıma tahtında çıkacak uyuşmazlıklar halinde uygulanacak hukuk ve uyuşmazlığın görüleceği yetkili mahkeme için konişmento hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, dava konusu uyuşmazlıkta sigortalı yanın konşimentoya göre yükleten sıfatına haiz olması nedeniyle taşımaya konu konşimentolara taraf olduğunu,
konişmento tahtında taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken yasaların İngiliz Yasaları olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra’daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini, söz konusu yetki sözleşmelerinin MÖHUK gereğince taraflar için kesin surette bağlayıcı olduğunu, taşımayı üstlenen ... firmasının merkezinin Danimarka’da bulunan yabancı bir şirket olduğunu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olduğunu, taşımaya ilişkin konişmento muhteviyatı yüklerin Türkiye’den Yemen’e taşınmak üzere yola çıktığını, taşımada yabancılık unsuru bulunduğunu,
bu nedenle konişmento hükümlerinde yer alan yetki anlaşmasının uygulanması gerektiğini, yangından ileri gelen zararlardan taşıyanların mutlak sorumsuz olduklarını, geminin batmasının sebebinin çıkan yangın olduğunu, müdahalelere rağmen yangının söndürülemediğini, yanan ve akabinde yangın neticesinde batan ... isimli geminin Panama bayraklı olduğunu, gemide olması gereken tüm sertifikaların bulunduğunu ve 2023 yılının muhtelif aylarına kadar geçerli olduğunun tespit edildiğini, gemide herhangi bir eksikliğe rastlanmadığını,
geminin farklı tarihlerde düzenli olarak her yönüyle denetimlere girdiğini ve tüm bu denetimlerden eksiksiz olarak geçtiğini, geminin son seferinde denize ve yola elverişli olduğunu, sigortalının yüklerini CFR teslim şekli ile satıldığını, CFR teslim şeklinde denizyolu taşımasının tüm riskinin yükün yükleme limanında gemiye yüklenmesiyle alıcıya geçeceğini, CFR teslim şeklinde sigortalının kendi lehine sigorta yapmasının mümkün olmadığını, belirterek konişmentolarda bulunan milletlerarası yetki şartı uyarınca davanın yetki yönünden reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı vekili, 08/04/2024 havale tarihli dilekçesi ve 15/05/2024 tarihli duruşmadaki beyanında, davadan feragat ettiklerini, davaya ilişkin herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama ücreti talep etmediklerini bildirmiş olup davalı ...
AŞ. vekili de, 15/05/2024 tarihli duruşmada feragate bir diyeceklerinin olmadığını, davacı taraftan vekalet ücreti, kötüniyet tazminatı ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını beyan etmişlerdir. Aynı duruşmada hazır bulunan Davalı ... vekili ise Davacının feragatine bir diyeceklerinin bulunmadığını, ancak davacıdan yargılama gideri, vekalet ücreti talep ettiklerini, kötü niyet tazminatı taleplerinin ise olmadığını bildirmiştir. Bu nedenlerle.
HMK 307, 309 ve 311 maddeleri gereğince davadan feragatin kesin hükmün sonuçlarını doğurması dikkate alınarak davanın feragat nedeni ile reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen vekalet ücretinin avukatlık asgari ücret tarifesine aykırı olduğunu, bu doğrultuda ilk derece mahkemesi tarafından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. Maddesi uyarınca, anlaşmazlık, feragat nedeniyle ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, belirlenen ücretin yarısına hükmedilmesi gerektiğini, Bu durumda davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine karar verilmesi durumunda hükmedilecek vekalet ücretinin maktu olması gerektiğini,
feragat dilekçesinin tarafımızca ön inceleme duruşmasından önce dosyaya sunulması sebebi ile maktu vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı ...
İzafeten Acentesi ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, maktu vekalet ücretinin yarısının ödenmesi gerektiğine dair beyan ve iddialarının abesle iştigal olduğunu, davacı tarafından bu hususta atıf yapılan yüksek mahkeme kararlarının da dava konusu olay ile örtüşmediğini ve işbu davada emsal olarak uygulanabilirliğinin bulunmadığını, feragat halinde vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanacağı hususu 6100 sayılı HMK 312.
Maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi' nin 6. Maddesi uyarınca sabit ve açık olduğunu, nitekim bu hususta, gerek Bölge Adliye Mahkemeleri, gerekse de Yargıtay, dava konusu bakımından nispi vekalet ücreti uygulanması gereken ve nispi vekalet ücretinin maktu vekalet ücretinden daha yüksek olduğu hallerde, istisnasız bir şekilde vekalet ücretinin nispi oranlar üzerinden uygulanması gerektiğine hükmettiğini beyanla istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava dava dışı sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama aşamasında ön inceleme tutanağı imzalanmadan davacı tarafça davadan feragat edilmiş davalılardan ... A.Ş vekili vekalet ücreti talebi bulunduğunu bildirmiş diğer davalı ve davacı vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığın beyan etmişlerdir. Mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine, davalı ...
A.Ş yararın AAÜT 13 maddesi gereği hesaplanan nispi vekalet ücretinin AAÜT 6. Maddesi gereği yarısına hükmedilmiş, karar bu yönden davacı tarafça istinaf edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nun yargılama giderlerinin kapsamını belirleyen 323/1-ğ maddesinde "Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti." yargılama giderlerinden sayılmıştır.
Feragat ve kabul halinde yargılama giderlerini düzenleyen 312. maddesinin 1. Fıkrası "Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir." düzenlemesi getirmiştir.
“Yargılama Giderlerine Hükmedilmesi” başlıklı 332.maddesinde de; yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği; yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümünün hüküm altında gösterileceği; hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceğinin, mahkemece ilamın altına yazılacağı, düzenlenmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. Maddesi.
(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesini içermektedir.
Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret başlıklı 6. Maddesi "(1) Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." hükmünü içermektedir.
Somut olayda; davacı tarafından ilk derece mahkemesine sunulan 08/04/2024 tarihli feragat dilekçesi ile 15/05/2024 tarihli duruşmadaki beyanlarında davadan feragat edildiği beyan edilmiş, herhangi bir ödeme alındığından bahsedilmemiştir.
Bu durumda AAÜT 13. Maddesindeki " Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesi karşısında eldeki uyuşmazlığın maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, bu durumda karar tarihi itibari ile belirlenecek maktu vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti hesaplanarak bunun yarısına hükmedilmiş olması isabetli değildir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda. Mahkemece vekalet ücretine ilişkin kurulan hükümde isabet bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/1060, K. 2024/1255, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama