İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2024/1455 K.2025/908

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2024/1455Karar2025/908Tarih27 Haziran 2025Okuma17 dk · 3.429 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
27 Haziran 2025
Dosya no
2024/1455
Karar no
2025/908
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
04/04/2024
Numarası
2023/805 Esas - 2024/246 Karar
Dava
Tazminat (Rücuen Tazminat
İstinaf karar tarihi
27/06/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.429 kelime·17 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalılardan ... Tic.Ltd.Şti arasında 01.11.2013 tarihinde Distribütörlük Sözleşmesi akdedildiğini ,sözleşme uyarınca müvekkilinin sözleşmenin 1.11.maddesinde tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Bölgesi sınırları içinde sözleşme konusu ürünlerin distribütörü olarak atandığını ,sözleşme süresi boyunca müvekkili şirkete ürünlerin doğrudan dağıtım operasyonlarını yürütmek üzere yetki verildiğini , ...

Grubundaki şirketlerin tümünün sözleşme ekinde yer alan müvekkiline hitaben düzenlenen kaşeli ve imzalı onay yazıları ile 1 Kasım 2013 tarihinden itibaren şirketlerine ait ürünlerin sözleşmede tanımlanan bölge içinde satışı ve bölgede markalarının kullanılması konusunda ...‘yi yetkilendirdiklerini açıkça belirttiklerini, sözleşmesel faaliyetleri ifasında hiçbir sıkıntı ya da üzüntü yaşanmadığını ,

müvekkilinin organik şekilde bağlı şirketleri vasıtasıyla 1974 yılından bu yana distribütörlük görevini layıkı ile ifa etmesine rağmen davalılardan ...‘nin 2 Haziran 2015 tarihli ihtarı ile distribütörlük sözleşmesinin süresinin 31 Ekim 2015 tarihi itibariyle kendiliğinden sona ereceğini ve sözleşmenin süresinin uzatılmayacağını müvekkiline ihtar ederek,

distribütörlük konusu ürünler bakımından müvekkilinin pazarda devre dışı bırakıldığını, sürenin sona erdiği gerekçesiyle müvekkilinin yasal hakları ödenmeksizin devre dışı bırakılması ve ürünler açısından pazardan uzaklaştırılmasının hukuka ve mevzuat hükümlerine uygun düşmediğini ,TTK m.122 kapsamında müvekkiline uygun şekilde bir denkleştirme tazminatının ödenmesi ayrıca müvekkiline diğer haklarının karşılanması ve zararlarının tazmin edilmesinin zorunlu olduğunu ,davalının 1974 yılından bu yana ürünlerinin tek yetkili distribütörlüğünü ya da tek yetkili satıcılığını ...’nin hissedar olduğu ...

A.Ş ‘ne ve ...’ye sonrasında da tüm hissedarlarının ...

Türeci tarafından temsil edildiğini, müvekkili şirkete verildiğini , aksi olmuş olsa idi sektöründe lider firmalardan biri olan davalı ...‘nin ve grubundaki diğer bağlı şirketlerin ürünlerindeki pazardaki satış ve dağıtımını müvekkili ya da organik şekildeki bağlantılı olduğu şirketleri dışında, başkaca pek çok şirket vasıtası ile yapabileceği ya da hiç değilse müvekkilini tek yetkili şekilde yetkilendirmeyeceğinin şüphesiz olduğunu,

buna karşın davalıların ...’ye ve de ...’nin İdare ya da karar alma aşamasında olduğu şirketlere güvenerek kesintisiz şekilde 1974 yılından bu yana ürünlerini bölgede tek yetkili olarak müvekkili ve bağlantılı şirketler aracılığı ile satıp pazarladığını ,

müvekkili ile davalı ...‘nin bağlantılı şirketi olan ...‘nin arasında 2011 yılında başlayan ve 01.10.2016 tarihine kadar devam etmesi beklenen tek yetkili distribütörlük sözleşmesi devam ederken müvekkiline ,Türkiye ‘de ... isminde bir oluşuma gidileceğini belirtir mektup göndererek ... arasında ki sözleşmenin feshedilmesi gerektiği ve müvekkilinin yeni sözleşmeyi tek yetkili olmayan şekilde ... ile akdedilerek ticari ilişkinin devam edeceğinin belirtildiğini ,

müvekkilinin 1974 yılından bu yana süregelen ticari ilişkileri nazara alarak hiçbir zaman devre dışı bırakılmayacağına inanarak ... ile 01.11.2013 tarihinde 2 yıllık periyodu kapsayan distribütörlük sözleşmesi akdedildiğini, ... şirketinin müvekkilinin devreden çıkarılması amacı ile kurulmuş bir şirket olduğunu ,... şirketinin ,...‘in tedarikçisi ve onun adına hareket eden bağlı şirket olmasa idi kuruluş aşamasında ... tarafından kaleme alınan mektubun ... antetli kağıdına basılmayacağının izahtan vareste olduğunu,

ürünlerin müvekkili şirket ve organik şirketleri ile varlık kazandığını ve bilinir hale geldiğini ,davalı Moet Hennessy ‘in diğer davalı şirketi kurmak için 2013 yılına kadar beklemesinden ve müşteri kitlesinin yeterli düzeyde tepe noktasına eriştiğine inandığı zaman tek hissedarı kendisinin olduğu bir Türkiye şirketi kurup bu şirkete distribütörlük yetkisi vermesinden de açıkça anlaşılabileceğini ,davalıların 1974 yılından günümüze uzanan süreçte bölge içinde ürünlerin tanıtımına, bilinmesine,

tanınırlığına, müşteri kesiminin yaratılmasına hiçbir katkıları ve iştirakları olmamasına rağmen davalı ... ve diğer davalıların pazarın tüm gelirini kendi içinde toplamayı ve kurulu düzenden hiçbir katkı bedeli ödemeksizin yararlanmayı arzuladığını ,distribütörlük sözleşmelerinin mevzuatta ayrı bir şekilde düzenlenmediği için acentelik sözleşmesine dair hükümlerin bünyesine uygun düştüğü ölçüde tek satıcılık ile benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerine de uygulandığını ,müvekkili ile akdedilen 31/11/2013 tarihli distribütörlük sözleşmesinin fesih sonrasını düzenleyen 11.5. maddesinde distribütörün ürünler ile ilgili doğrudan

veya dolaylı bütün işlere derhal son vereceğinin hükme bağlandığının ,bu hükmün müvekkilinin ürün portföyünün elinden alınması ve ticaret hayatını sınırlaması nedeni ile Rekabet Kurulu mevzuatına ve tebliğlere uygun olup olmadığı bir yana, hiçbir süre belirlenmeksizin müvekkilinin ürünler ile ilgili doğrudan ya da dolaylı bütün işlere son vereceğinin belirtilmesinin oldukça geniş ve amacı aşan bir düzenleme olduğunun da izahtan vareste olduğunu iddia ederek,

müvekkilinin TTK 122.maddesi gereğince denkleştirme tazminatı alacağının olduğunun tespitine , müvekkilinin son 5 yıllık faaliyetleri sonucunda aldığı yıllık komisyon ve diğer ödemelerin ortalamasından az olmamak üzere ,davalıların yargılama esnasında belirlenecek payları ve sorumlulukları oranında ,davalılar tarafından müvekkili şirket lehine hakkaniyete uygun şekilde denkleştirme tazminatı ödenmesini ,31/11/2013 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi ‘nin 11.5 madde hükmünün mevzuat düzenlemelerine aykırı olması nedeni ile ilgili madde hükmünün geçersiz olduğunun tespitine ,aksi durumda hükmün sadece 2 yıllık süre için geçerli kabul

edileceğinin ve müvekkilinin TTK m 123 hükmü gereğince rekabet etmeme tazminatı alacağı olduğunun tespitine ,müvekkilinin ticaret hayatını sınırlayıcı ve rekabetini kısıtlayıcı anlaşma hükümlerinin sözleşmenin yürürlük süreci içinde de olduğu nazara alınarak müvekkili lehine, hakkaniyete uygun tutarda rekabet etmeme tazminatına hükmedilmesini ,

öte yandan sözleşmenin 11.5 hükmünün geçerli kabul edilecek olması durumunda TTK m 123 hükmü çerçevesinde de rekabet etmeme tazminatının müvekkiline verilmesini HMK m 107 hükmü ışığında iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın ve sonradan ıslah kurumuna müracaat etmeye gerek olmaksızın şimdilik 80.000,00 TL denkleştirme tazminatı ve şimdilik 20.000,00 TL tutarındaki rekabet etmeme tazminatının davalılardan sorumluluk payları oranında dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... Ticaret Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hiçbir iddiasında maddi vakıa ,taraf ve talep ayrımı gözetmeksizin afaki ve dayanıksız bir dava ikame ettiğini ,müvekkili ile davacı arasında herhangi bir sözleşme imzalanmadığını ,müvekkili şirketin ticari yapısı gereği yalnızca Holding yapısında olduğunu, başka şirketlere ortak olduğunu ,ancak kendisinin hiçbir ticari ilişki yürütmediğini,

davacı ile müvekkili arasında hiçbir sözleşme ve ticari ilişki olmadığını ,dava dilekçesinin oldukça karışık ve belirsiz olduğunu ,bir akdi veya fiili ticari ilişki bulunmadığından mahkemenin yetkili olup olmadığının herhangi bir yetki sözleşmesine göre değil MÖHUK ve bu kanunun göndermesiyle HMK ‘nın genel yetki kurallarına göre belirleneceğini , MÖHUK ‘un 40. maddesi gereğince Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarının belirlediğini, davada ,genel yetkili mahkeme olarak müvekkili şirketin yerleşim yeri mahkemesi olan Paris,

Fransa Mahkemelerinin yetkili olduğunu ,belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini ,davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkilinin herhangi bir ilişkisi olmadığını, tüm davalıların ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğunu ,müvekkili şirketin ortağı olduğu ...

Şirketinin davacı ile arasındaki ticari ilişkiden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin 7 Ekim 2010 tarihinde kurulduğunu ,kuruluş aşamasında çoğunluk hissedarının ...

Limited olduğunu, ancak davacının, ... grup şirketleri ile ... ve ...A.Ş arasında daha önceki tarihlerde yürütülmüş olan ticari ilişkiye atıf yaparak ... ve ... şirketleri ile organik bağı olduğunu iddia ettiğini ,yine dava dışı gerçek kişi ... adlı şahsın adı ve temsilciliğinden bahsedildiğini ,... ‘nin davacı ile hiçbir organik bağı olmadığının, davacının tek yönetim kurulu üyesinin ... olduğunu ,adı geçen şirketlerin kayıtlı ve aktif şirketler olduğunu, müvekkili şirket tarafından hiçbir ilgi ve ilişkisi bulunmadığını ,davacıya getirilmiş herhangi bir rekabet yasağınında bulunmadığını savunarak,

davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hiçbir iddiasında maddi vakıa ,taraf ve talep ayrımı gözetmeksizin afaki ve dayanıksız bir dava ikame ettiğini ,müvekkili ile davacı arasında herhangi bir sözleşme imzalanmadığını ,müvekkili şirketin ticari yapısı gereği yalnızca Holding yapısında olduğunu ,başka şirketlere ortak olduğunu ,ancak kendisinin hiçbir ticari ilişki yürütmediğini, davacı ile müvekkili arasında hiçbir sözleşme ve ticari ilişki olmadığını,

dava dilekçesinin oldukça karışık ve belirsiz olduğunu ,bir akdi veya fiili ticari ilişki bulunmadığından mahkemenin yetkili olup olmadığının herhangi bir yetki sözleşmesine göre değil MÖHUK ve bu kanunun göndermesiyle HMK ‘nın genel yetki kurallarına göre belirleneceğini, MÖHUK ‘un 40. maddesi gereğince Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarının belirlediğini ,davada ,genel yetkili mahkeme olarak müvekkili şirketin yerleşim yeri mahkemesi olan Paris ,Fransa Mahkemelerinin yetkili olduğunu,

belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini ,davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkilinin herhangi bir ilişkisi olmadığını, tüm davalıların ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğunu ,müvekkili şirketin ortağı olduğu ... Şirketinin davacı ile arasındaki ticari ilişkiden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin 7 Ekim 2010 tarihinde kurulduğunu ,kuruluş aşamasında çoğunluk hissedarının ...

Limited olduğunu, ancak davacının, ... grup şirketleri ile ... ve ...A.Ş arasında daha önceki tarihlerde yürütülmüş olan ticari ilişkiye atıf yaparak ... ve ... şirketleri ile organik bağı olduğunu iddia ettiğini ,yine dava dışı gerçek kişi ... adlı şahsın adı ve temsilciliğinden bahsedildiğini, ...‘nin davacı ile hiçbir organik bağı olmadığının, davacının tek yönetim kurulu üyesinin ... olduğunu ,adı geçen şirketlerin kayıtlı ve aktif şirketler olduğunu, müvekkili şirket tarafından hiçbir ilgi ve ilişkisi bulunmadığını ,davacıya getirilmiş herhangi bir rekabet yasağınında bulunmadığını savunarak,

davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle; müvekkili ile davacı şirket arasında 19 Nisan 2011 tarihinde imzalanan ...

Distribütörlük Sözleşmesi uyarınca davacının ... ürünlerinin beş yıl süre ile distribütörü olarak atandığını, müvekkili şirket tarafından davacıya 25 Nisan 2013 tarihinde gönderilen yazı ile sözleşmenin 31 Ekim 2013 tarihi itibariyle sona ereceğinin bildirildiğini, bu tarihte sona erdiğini, dava dilekçesinin karmaşık ve belirsiz olduğunu, davacının, diğer yedi davalı ile müvekkili arasındaki ilişkiyi, ayrıca kendi şirketi ile organik bağı olduğunu iddia ettiği kişiler arasında ki ilişkiyi açık ve soruya yer bırakmayacak şekilde açıklayamadığını ,

sözleşmenin 11.7 maddesi gereğince bu sözleşmenin Fransız Hukukuna tabi kılınarak sözleşmeye ilişkin uyuşmazlıklar hakkında tedarikçi ...‘nun yerleşim yeri Mahkemeleri başka bir deyişle Cognac mahkemelerinin yetkilendirildiğini, ihtilafın yabancılık unsuru taşıdığını HMK 114. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini denkleştirme tazminat hakkının bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında 19 Nisan 2011 tarihinde ...

Distribütörlük Sözleşmesi uyarınca davacının 5 yıl süre ile distribütör olarak atandığını ,sözleşmenin 31 Ekim 2013 tarihinde sona ereceğinin bildirildiğini , davalılar arasında yer verilen ... ve ... şirketlerinin 1 Ocak 2010 tarihi itibariyle müvekkili şirket ile birleştiğini , bu nedenle söz konusu şirketlerin sicil kayıtlarının silindiğini, bu şirketlerin varlıklarını müvekkili şirket tüzel kişiliği altında sürdürdüğünü ,davanın milletlerarası arası yetki yönünden reddi gerektiğini,

sözleşmenin 11.7. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin tedarikçi olan müvekkili şirketin adresi olduğunu ve bunun Fransa olduğunu savunarak ,davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... Ltd vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava dışı ...

Tic.A.Ş ile 6 Mayıs 2002 tarihinde geçerli olmak üzere distribütörlük sözleşmesi kurulduğunu ,müvekkili şirketin davacı şirket ile 19 Nisan 2011 tarihinde distribütörlük anlaşması imzaladığını, davacıya gönderilen yazı ile sözleşmenin 31 Ekim 2013 tarihi itibariyle sona ereceğinin bildirildiğini, davanın milletlerarası yetkiye haiz olmadığını, davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, Türk Mahkemelerinin dava hakkının olmasının dava şartı olduğunu, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini,

sözleşmenin 11.7 .maddesi uyarınca bu sözleşmenin Fransız hukukuna tabi kılınarak sözleşmeye ilişkin uyuşmazlıklar hakkında Paris Mahkemelerinin yetkilendirildiğini savunarak ,davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...

Ticaret Ltd.Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin oldukça karmaşık ve belirsiz olduğunu , davacının ileri sürdüğü iddiaların anlaşılamadığını ,davacı tarafın diğer yedi davalı ile müvekkili şirket arasındaki ilişkiyi ayrıca kendi şirketi ile organik bağı olduğunu iddia ettiği kişiler arasında ki ilişkiyi açık ve soruya yer bırakmayacak şekilde açıklayamadığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 1 Kasım 2013 tarihli distribütörlük sözleşmesi imzalandığını ,ancak davacının ... grup şirketleri ile ...

Tic.A.Ş ve ... Tic.A.Ş arasında daha önceki tarihlerde yürütülmüş olan ticari ilişkiye atıf yaparak ... ve ... şirketleri ile organik bağı olduğunu iddia ettiğini ve bu şirketlerin ... grup şirketleri ile yürütmüş olduğu ticari ilişkiye dayanarak müvekkili şirketten denkleştirme tazminatı talebinde bulunduğunu,davacının öncelikle ilişkiyi açıklayamadığını ,...nin davacı şirket ile hiçbir organik bağı bulunmadığını, davacının tek hissedarının ...

Limited Şirket , yönetim kurulu üyesinin ise ...olduğunu, davacı şirket , ... ve ... arasında organik bağ bulunmadığını, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, müvekkili ile diğer davalıların her birinin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğunu, davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğini ,

davacının sözleşme konusu ürünlere dair kayda değer müşteri çevresi yaratmadığını ,sözleşme yükümlülüklerinin bizzat yerine getirilmediğini ,sözleşmenin ,sözleşme kapsamında belirlenen tarihte sona erdiğini ,sözleşmenin haksız feshinin söz konusu olmadığını ,sözleşme konusu dağıtımı yapılan ürünlerin dünya çapında yüzyıllardır tanınan ürünler olduğunu, örneğin ,...

Markasının 1743,... markasının 1765 ,... markasının 1772 ve ... markasının 1668 yıllarında kullanılmaya başlandığını , sözleşme kapsamında davacı için getirilmiş bir rekabet yasağının olmadığını ,talebin dayanaktan yoksun olduğunu, davacının 11.5 hükmünü rekabet yasağı düzenleniyormuş gibi yansıtarak üstelik müvekkili şirketin ürünlerin satışına ilişkin yeni bir ticari ilişki kurma teklifi de yapılmamış gibi davranarak mahkemeyi yanlış yönlendirmeye çalıştığını savunarak davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;

müvekkili şirket ile davacı arasında 19 Nisan 2011 tarihinde ... ürünlerinin dağıtımına ilişkin Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığını, 25 Nisan 2013 tarihinde gönderilen yazı ile sözleşmenin 31 Ekim 2013 tarihi itibariyle sona ereceğinin bildirildiğini, dava dilekçesinin karmaşık ve belirsiz olduğunu, davacı tarafın diğer yedi davalı ile müvekkili şirket arasındaki ilişkiyi ,ayrıca kendi şirketi ile organik bağı olduğunu iddia ettiği kişiler arasındaki ilişkiyi açık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklayamadığını , mahkemenin huzurdaki davada milletlerarası yetkiye haiz olmadığını,

Distribütörlük Sözleşmesinin 11.7. maddesi uyarınca bu sözleşmenin Fransız Hukukuna tabi kılınarak sözleşmeye ilişkin uyuşmazlıklar hakkında Paris Mahkemelerinin yetkilendirildiğini , MÖHUK ‘un 47. maddesinin tarafların yetki sözleşmesiyle yabancı bir ülke mahkemesinin yetkisini kabul edebileceklerinin düzenlendiğini savunarak ,davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davalıların yurtdışında faaliyet gösteren şirketler olması sebebiyle uyuşmazlık yabancılık unsuru taşımaktadır. Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı 5718 sayılı MÖHUK'a göre belirlenecektir. Milletarası yetki MÖHUK un 40-47 maddeleri arasında düzenlenmiştir. MÖHUK'un 40.maddesine göre.

Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibarıyla yetki kuralları belirler. İç hukukta yetkiye ilişkin hükümler başta HMK olmak üzere; çeşitli kanunlarda yer almaktadır. Somut dava açısından taraflar arasında bağıtlanan yetki sözleşmesinin MÖHUK 47.madde aranan koşullara uygun olup olmadığı belirlenmelidir. MÖHUK nun 47.maddesi uyarınca.

(1) Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmemesi, (2) taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yabancılık unsuru taşıması. (3) taraflar arasındaki uyuşmazlığın borç ilişkilerinden doğması halinde uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma yazılı delille ispat edilmesi halinde geçerli olur.

Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk Mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması halinde yetkili Türk Mahkemesinde görülür. Washington Mahkemelerine verilen yetkinin Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini kaldırabilmesi için MÖHUK un 47.maddesinde öngörülen koşulların tamamının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Somut olayda; acentelik veya danışmanlık sözleşmesinin varlığının kabulü halinde Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkesinin bulunmadığı sonucuna varılacaktır. Ayrıca 47.maddedeki " yazılı delil ile ispatlanabilir " ifadesi, yetki anlaşmasının imzalı bir metin olmasını değil imzasız olsa bile metnin tarafların yetki anlaşması yapma konusundaki iradesini yansıtmasını yeterli saymıştır.

Davacı '' sözleşmenin ifa yerinin İstanbul olması, ayrıca ortak yetkili Mahkemenin İstanbul olduğunu '' savunarak 31.11.2013 tarihli sözleşmenin yetkiye dair hükmünün- sözleşmedeki uygulanacak hukuk ve yetki koşuluna ilişkin düzenlemelerin de geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürerek Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini bulunduğunu ileri sürmüştür.

Ancak sözleşmenin geçerli şekilde kurulduğu ve hüküm ifade ettiği, karşılıklı rızalar doğrultusunda akdedildiği tarafların ikrarındadır. Yabancı mahkemeye yetki veren anlaşmaların, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ortadan kaldırdığı Doktirin ve Yargıtay kararlarında da kabul edilmiştir.

Sözleşmenin 11.7 maddesinde yer alan yetki sözleşmesi MÖHUK 47.maddede aranan koşulları sağladığından, milletlerarası yetkiye sahip Türk Mahkemelerinin yetkisinin bertaraf edildiği sonucuna varılmıştır. Yetki sözleşmesi ve hukuk seçimine ilişkin sözleşmeler ve asıl sözleşme birbirinden bağımsız olup, yetki sözleşmesinin geçerliliğinin asıl sözleşmeden bağımsız olarak ele alınması gerekir.

Distribütörlük denkleştirme tazminatı ve rekabet etmeme tazminatı istemine ilişkin davalarda Türk Mahkemelerinin münhasır bir yetkisi bulunmamaktadır. Yukarıda açıklandığı gibi; milletlerarası yetki sözleşmesi esasa uygulanacak hukuktan, asıl sözleşmeden ve hukuk seçimi sözleşmesinden bağımsız olarak ele alınmalı ve geçerli olup olmadığı bu şekilde değerlendirilmelidir.

Distribütörlük denkleştirme tazminatı ve rekabet etmeme tazminatına ilişkin davalarda Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi yoktur. Yargıtay'ın uygulamaları da bu doğrultudadır. Her iki tarafın tacir olduğu, milletlerarası yetki sözleşmelerinin MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca. Türk Mahkemelerinin yetkisini bertaraf ettiği ve yetki sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilmektedir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; davacı ile davalılar arasındaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, süresinde yapılan yetki ilk itirazının kabulü ile adı geçen davalılar açısından mahkememizin milletlerarası yetkisinin bulunmaması nedeniyle..." gerekçesiyle, davanın usulden reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı-davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin bağıtlanan sözleşme olarak nitelendirdiği sözleşmede hata yapıldığını, davanın dayanağı olan ve bağıtlanan sözleşme olarak nitelendirilebilecek olan sözleşmede yetkili mahkeme olarak İstanbul (çağlayan) Mahkemelerinin belirlendiğini, taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunmasa dahi yetkili mahkemenin yine de Türk Mahkemeleri olduğunu, genel işlem koşulu niteliğinde olan ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullanılan yetki itirazının reddedilmesi gerektiğini,

yetki anlaşması ile yetkilendirilen yabancı mahkemede adil yargılama yapılamayacağı yönünde bir kanaat olması durumunda, davalının yetki anlaşmasına dayanan yetki itirazının reddedilmesi gerektiğini, TTK m.122 hükmü Türkiye’de faaliyette bulunan tek yetkili satıcılar bakımından, kanunlar ihtilafı bağlamında, doğrudan uygulanan kural olarak kabul edilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava, distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan TTK'nın 122.maddesi uyarınca denkleştirme tazminat alacağı olduğunun tespiti, tahsili, sözleşmenin 11.5 madde hükmünün geçersiz olduğunun tespiti, TTK'nın 123.maddesi hükmü gereğince rekabet etmeme tazminat alacağının olduğunun tespiti ile davalılardan sorumluluk payları oranında tahsili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık temelde; davanın MÖHUK 47. maddesi ve usul kuralları çerçevesinde taraflar arasındaki yetki sözleşmesi gereğince usülden red kararının yerinde olup olmadığıdır. İlk derece mahkemesince eldeki davalılar ile birlikte dosyası tefrik edilen ... Ltd.

Şti'ninde davalı bulunduğu 2016/489 Esas dosya üzerinde verilen davanın milletlerarası yetki anlaşması gereği reddine ilişkin karar İstanbul BAM 14 HD 2020/1381 E. 2023/1005 K sayılı dosyası ile kaldırılmış ilk derece mahkemesince de eldeki davalılar yönünden dosya tefrik edilerek karara bağlanmıştır.

Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletler arası sözleşme hükümleri saklı olmak kaydıyla yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde Türk mahkemelerinin milletler arası yetkisi, 5718 sayılı Milletler arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine göre tespit edilmelidir.

Bu kapsamda bir uyuşmazlıkta MÖHUK'un 47. Maddesine göre, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda taraflarca yapılacak yazılı bir sözleşme ile inhisari olarak kararlaştırılması halinde Türk mahkemelerinin milletler arası yetkisi sona erecektir.Davalı şirketlerle davacının ayrı ayrı Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığı, davalı şirketlerin Fransa ‘da mukim şirketler olduğu, davacı şirketlerle ayrı ayrı Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığı, dosyası tefrik edilen Davalı ...

Tic. Ltd. Şti ile imzalanan sözleşme tarihi 01.11.2013 tarihli olup davacının bu sözleşmedeki hükümlerin tüm davalılar hakkında uygulanması gerektiğini savunduğu, bahsi geçen sözleşmenin sözleşmelerin nispiliği gereği sözleşmeye taraf olan şirketi bağlayacak olması karşısında diğer davalıları bağlayan bir niteliği bulunmadığı,

eldeki davanın davalıları ile gerçekleştirilen 19 Nisan 2011 tarihli sözleşmenin 11.7 maddesinin başlığı "Uygulanacak Hukuk" olup Maddede, iş bu sözleşmeden veya türevlerinden ve sonuçlarından doğabilecek ve taraflarca mahkeme dışında uzlaşılamayan tüm uyuşmazlıklarda Paris Ticaret Mahkemelerinin münhasıran yetkili olacağı ve uygulanacak hukukun Fransız Hukuku olacağı belirtilmiştir.

Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz.

Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır.

Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.6098 sayılı TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Uluslararası ticaret yapan davacı tacirin " basiretli bir iş adamı gibi" davranarak imzaladığı sözleşmeyi incelemiş olması gerekir.

Taraflar arasındaki ticaretin yapılan sözleşme şart ve koşullar altında yürütülmüş olması nedeniyle yetki şartının geçersiz olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir.Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve yabancılık unsuru içeren eldeki davada, uyuşmazlıklarda Paris Ticaret Mahkemelerinin münhasıran yetkili olacağı ve uygulanacak hukukun Fransız Hukuku olacağı şeklinde inhisari yetkisinin kabul edilmesi karşısında MÖHUK 47/1 ve HMK'nın 18. Maddeleri uyarınca davaya konu uyuşmazlık ve bu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme ismen belirlenmiş olup geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğuna göre,

Türk mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmamaktadır. Bu dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülebilir.Davalılar cevap dilekçesiyle süresi içerisinde milletler arası yetki itirazında bulunmuştur. Bu halde uyuşmazlığın Türk mahkemelerinde görülmesi mümkün değildir.

Bu nedenle mahkemece milletler arası yetki itirazı kabul edilerek davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsilik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/06/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/1455, K. 2025/908, 27 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1455
Karar No
2025/908
Tarih
27 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/1464 K.2025/1113
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1466 K.2025/910
  • Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/1469 K.2025/1117
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/1470 K.2025/719
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/1478 K.2025/1212
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/1481 K.2025/769

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.