KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Dosya no
- 2024/1805
- Karar no
- 2025/891
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/03/2024
- Numarası
- 2023/782 Esas - 2024/170 Karar
- Dava
- Alacak
- İstinaf karar tarihi
- 26/06/2025
Karar Metni
2.093 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş (eski unvanı ... A.Ş. bundan böyle kısaca "..." veya "Müvekkil" olarak anılacaktır) Türkiye'de akaryakıt sektörünün öncü şirketlerinden biri olduğunu, müteveffa ..., maliki olduğu Bursa ili, Karacabey İlçesi, ... Köyü, ...
Mevkii ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde (bundan sonra kısaca "Taşınmaz" olarak anılacaktır) müvekkili lehine 20.07.2006'dan başlamak üzere 20.07.2006 tarih ve ... yevmiye nolu resmi senet ile 15 yıllık bir intifa hakkı tesis ettiğini, ...'in vefatı sebebi ile mirasçılarının tespiti için yaptığımız başvuruda İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi 2023/1135 Esas 2023/883 Karar nolu ilamıyla miraçıları tespit ettiğini, miraçılar 3 ile 10. sıra arasındaki davalılar olduğunu, taşınmaz üzerinde intifa hakkı tesisi akabinde müvekkili ile 1 nolu davalı ... arasında bir Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre ...,
Taşınmaz üzerinde Müvekkilin akaryakıt bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, davalılar ... ve müteveffa ..., 1 nolu davalı ...'ın Bayilik Sözleşmesi tahtındaki yükümlülüklerine garantör sıfatı ile kefil olduklarını, intifa bedeli olarak 1 nolu davalı ...'ın kestiği, 25.07.2006 tarihli, KDV dahil 100.000,00 TL bedelli ve 12.09.2006 tarihli, KDV dahil 100.000,00 TL bedelli iki adet fatura müvekkilince ödendiğini, Rekabet Kurulu 12.03.2009 tarihli duyuru ile 18.09.2010 tarihine kadar dağıtım şirketleri ile bayiler arasında imzalanan bayilik, işleticilik, kira ve intifa gibi sözleşmelerin süresinin 5 yılı aşamayacağına karar verdiğini,
bu duyuru ile gerek Bayilik Sözleşmesi gerekse de intifa hakkı 5. yılın sonu olan 20.07.2011 itibariyle sona erdiğini, müvekkili Beyoğlu ...Noterliğinin 26.07.2011 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin 20.07.2011 tarihinde sona erdiğini davalılara bildirmiş ve ekinde intifa hakkının terkini için gerekli vekaletnameyi davalılara verdiğini, davaya konu alacakları için Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2022/920 Esas 2023/371 Karar numaralı ile açtıkları davada verilen karar, Yargıtay'ın intifa hakkı henüz tapudan terkin edilmeden intifa alacağı davaya konu edilemez gerekçesi ile bozulduğunu, bozma sonrası mahkeme,
dava açıldığında intifa hakkı henüz terkin edilmemiş olduğunu, intifa alacağı kısmı yönünden davanın usulden reddine karar verdiğini, Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2022/920 Esas 2023/371 Karar nolu dosyasının celbini talep ettiklerini, müvekkilince davalılara intifayı terkin etmeleri için 2011 yılında vekalet verildiğini, davalılar terkin işlemini yapmadığını, davanın usulden reddine sebep olduğunu, müvekkili bedele ilişkin her türlü talep hakkını saklı tutup intifa hakkını tapudan terkin ederek mezkûr usuli eksikliği işbu dava öncesi, 13.02.2023 tarihinde giderdiğini, arabuluculuk görüşmesinde bir anlaşma sağlanamadığını,
Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/920 Esas nolu dosya içeriği ile sabit olduğu üzere müvekkilince bayilik ilişkisinin 15 yıl süreceği beklentisi ile ödenen 200.000,00 TL intifa hakkı bedelinin, hakkın 15 yerine 5 yıl sürmüş olması sebebi ile, işlemeyen 10 yıla tekabül eden tutarı nispetinde iadesinin gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL intifa bedeli ödemesinin, işlemeyen döneme tekabül eden tutarının ticari temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar ... mirasçıları ..., ..., ... adına ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle dava konusu olay intifa hakkının terkinin den dolayı sözleşmeye dayanan alacak davası olarak açıldığını, davacı tarafından sözleşmeye dayanılarak açılan davada 20. Maddesinde "sözleşmenin uygulanmasından doğacak ihtilaflarda Kadıköy Mahkeme ve İcra Dairelerinde görülür." ibaresi bulunduğunu, davada muris ... ve diğer davalı ...
Şti tarafından ihtilaf halinde yetkili mahkeme belirlendiğini, sözleşmeden doğan yetkili mahkeme İstanbul Anadolu mahkeme ve icra daireleri yetkili olduğunu, dava dosyasında deliller kısmında bulunan gerekçeli mahkeme kararı İstanbul Anadolu 6 .Asliye Ticaret Mahkemesi kararı olduğunu, yetkili yer İstanbul Anadolu mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesini, müteveffa ... ile davacı arasında Bursa ili, Karacabey İlçesi, ... Köyü, ... Parsel ... Köyü, ...
Parsel taşınmaz üzerine tescil edilen intifa hakkı bedelinin istenmesi talepli olduğunu, müvekkillerinden talep edilen bedel intifa hakkının tescilinde belirtilen 15.000,00 TL bedel olduğunu, taşınmazın Bursa ili, Karacabey İlçesinde bulunması nedeniyle Bursa/Karacabey Mahkemeleri yetkili olduğunu, yetkili olan Bursa/Karacabey mahkemelerine dosyanın tevzi edilmesini, davacı ile diğer davalı ...
Şti arasında 20/07/2006 tarihinde Bayilik ve İşletmecilik Sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşmede sadece garantör olan müteveffa ... olduğunu, sözleşmeden dolayı mütevaffa ... ariyet sözleşmesinden doğan yükümlülüklerde (sözleşmenin 17 maddesi) garantörlük verdiğini, sözleşmede intifa hakkı bedelini hukuki durumu hakkında hiçbir garantörlük bulunmadığını, dava konusu dosya içeriğine sunulanan sözleşme eksik ve hatalı olduğunu, ödemesi yapılmayan intifa bedelinin reddini talep ettiklerini, intifanın davacı tarafından kaldırılması nedeniyle reddini, Rekabet Kurumu kararından kaynaklı davanın reddini talep ettiklerini,
davacının yatırım bedelinin taşınmaz üzerinde bulunmaması ticari faaliyet yapılmaması nedeniyle reddini, davanın yetki yönünden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esası yönünden reddini, vekalet ücreti ile yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Taraflar arasındaki 20/07/2006 tarihli Bayilik ve İşletmecilik Sözleşmesi'nin 20. Maddesi "sözleşmenin uygulanmasından doğacak ihtilaflarda Kadıköy Mahkeme ve İcra Dairelerinde görülür." hükmüyle yetkili mahkeme belirlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 17. maddesine göre "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.
Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." Sözkonusu kanunun yetki sözleşmesi başlıklı 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin, sözleşme ile yetkili mahkemeyi belirleyebilecekleri öngörülmüştür.Dava konusu olayda tarafların ikisi de tacir olduğu anlaşılmış olup, her ne kadar sözleşemde yetkili mahkemenin Kadıköy Mahkemeleri olacağı belirtilmişse de, Kadıköy Mahkemelerinin kapatılarak yetkisinin İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'na geçtiği, bu haliyle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Adliyesi olacağı,
davalılar tarafından usulüne uygun yapılan yetki itirazının haklı olduğu anlaşılmakla davacı tarafça açılan davanın, HMK 114/1-ç maddesi gereğince mahkememizin yetkisiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddi ile, mahkememizin yetkisizliğine, HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Anadolu Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar ..., ..., ..., ..., ... , ... vekili ve ... istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından verilen yetkisizlik kararından ayrı olarak görevsizlik kararı incelenmeden karar verildiğini, müteveffa ... ile davacı arasında ipotek tesis edildiğini, ipotek tesisi edilen taşınmazın Bursa ili , Karacabey İlçesi, ... Köyü, mevkii ...
Parselde kayıtlı taşınmaz olduğunu, taşınmaz üzerindeki ipoteğin davacı tarafından 13.02.2023 tarihinde terkin edildiğini, terkin işlemi için davalılar veya müteveffa ... tarafından hiçbir talep ve ihtar edilmediğini, davacının kendi rızası ve hilafı ile terkin işlemini yaptığını, taraflar arasında ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, davanın ipotek bedeli üzerinden veya davalılar haricinde muris müteveffa ...'in imzaladığı sözleşmeden kaynaklı alacak davası olup - olmaması konusunda görev ve yetki itirazında bulunduklarını, ilk derece mahkemesi tarafından sadece yetki itirazlarının incelendiğini,
görev yönünden itirazlarının incelenmediğini beyanla İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkisizlik kararının haricinde görevsizlik kararının incelenerek karar verilmesine , dosyanın görev yönünden ilk derece mahkemesinin tahkikat neticesinde karar verilmesini , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava,bayilik ve işletmecilik sözleşmesi gereği yapılan intifa bedeli ödemesinin işlemeyen döneme tekabül eden tutarının davalılardan tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle yetki ilk itirazının kabulü ile dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karara karşı bir kısım davalılar vekili tarafından mahkemenin görevli olmadığı yönünde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf konu uyuşmalık temelde, Asliye Ticaret Mahkemesinin uyuşmazlığın çözümünde görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı HMK 2. Maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu düzenlemeye göre malvarlığı hakları ile şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olup özel görevli mahkemelerin görevleri özel düzenlemeler ile belirlenmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olması durumunda ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.
Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira. Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Eldeki uyuşmazlıkta davacı (eski unvanı ... A.Ş) ile davalı ...
Şti arasında düzenlenen 20.07.2006 tarihli bayilik ve işletmecilik sözleşmesi imzalanmış olup, davalı ... ile diğer davalıların murisi ...'in sözleşmede garanti ve taahhüt edenler olarak yer aldıkları görülmüştür.
Sözleşmenin konusunun Bursa ili Karacabey ilçesi ... köyü 2654 parselde kayıtlı bulunan işletmenin bayi/işletici tarafından akaryakıt satış ve servis istasyonu olarak işletilmesi olduğu, sözleşmenin 3.maddesinde akaryakıt satış ve servis istasyonunun bulunduğu gayri menkul üzerinde 20.09.2021 tarihine kadar geçerli olmak üzere, intifa hakkı tesis ve tescil edildiğinin yazılı olduğu,
sözleşmenin 17.maddesinde "bayinin ortakları olan ... ve ... bu sözleşme ve ayrılmaz parçası olan ariyet sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin, eksiksiz ve zamanında yerine getirileceğini, B.K. md. 110 hükmü gereğince garanti ve taahhüt etmişlerdir." düzenlemesinin bulunduğu , sözleşmenin 20.maddesinde de bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak ihtilafların Kadıköy Mahkeme ve İcra Dairelerinde görüleceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Davacı tarafça, davalı şirket ile imzalanan 20.07.2006 tarihli bayilik ve işletmecilik sözleşmesinin Rekabet Kurulu kararı gereğince 20.07.2011 tarihi itibariyle sona erdiği,
davalıların murisi ...'e ait Bursa ili Karacabey ilçesi ... köyü ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde kurulan 15 yıl süreli intifa hakkının tapudan terkin edildiği, bayilik ilişkisinin 15 yıl süreceği beklentisi ile ödenen 200.000 TL intifa hakkı bedelinin, hakkın 15 yerine 5 yıl sürmüş olması sebebi ile işlemeyen 10 yıla tekabül eden tutarı nispetinde iadesi gerektiği ileri sürülerek dava açılmıştır.
Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK 4. maddesinde sayılan sözleşmeler arasında bulunmayan bayilik sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu haliyle davanın mutlak ticari dava niteliğinde bulunmamaktadır.Ancak 20.07.2006 tarihli bayilik ve işletmecilik sözleşmesinin davacı ile davalı şirketlerin ticari işletmeleriyle ilgili olduğu ve sözleşmeye taraf şirketlerin tacir olduğu gözetildiğinde eldeki dava, TTK'nun 4. maddesi uyarınca nispi ticari dava niteliğindedir.
TTK'nın 7.maddesinde iki veya daha fazla kişinin, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olacakları düzenlenmiş olup, anılan maddedeki ticari teselsül karinesi uyarınca sözleşmede garanti eden olarak yer alan ve imzası bulunan davalı ... ile muris ...'in mirasçıları olan davalılar yönünden de eldeki dava, ticari dava niteliğindedir.
Mahkemece sözleşmenin 20.maddesi ile belirlenen yer mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetki ilk itirazının kabulünde isabetsizlik olmadığı gibi eldeki davada asliye ticaret mahkemelerinin görevli olmasına göre davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/1805, K. 2025/891, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama