KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2024
- Dosya no
- 2024/31
- Karar no
- 2024/187
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/12/2023
- Numarası
- 2023/586 Esas - 2023/1112 Karar
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 13/02/2024
Karar Metni
1.756 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Dava konusu hadisenin meydana geldiği ... Mah. Ada:... Parsel: ... Bağcılar / İSTANBUL adresi, 15.06.2022 / 15.06.2024 tarihleri arasında ... Ltd. Şti.’nin sigorta ettireni, ...
A.Ş.’nin sigortalısı olduğu ... nolu İnşaat Tüm Riskler Poliçesi ile müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, sigortalı adreste 01.09.2022 tarihinde bölgedeki sağanak yağışlar sebebiyle komşu parsel sınırında yer alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve İSKİ Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğunda bulunan atık su hattının taşması sebebiyle parselden aşağıya akıp şantiye rampasından içeriye sirayet eden suların kazı alanında birikmesi sonucu emtiada, demirbaşlarda ve ana yapıda hasar meydana geldiğini, müvekkili şirketin,
anılan hasar nedeni ile 03.11.2022 tarihli ekspertiz raporuna istinaden 16.01.2023 tarihli ibraname uyarınca sigorta ettiren .... Şti. firmasına 188.772,94 TL hasar tazminatı ödediğini, 6098 sayılı TBK.’nın 49. md. ve devamı maddeleri uyarınca, bu bedelin tamamından davalıların sorumlu olduğu ve TBK.’nın 61. Maddesine göre müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin dikkate alınması talebinin bulunduğunu, mezkur ödeme neticesi TTK.’nın 1472.
Md., TBK.’nın 183 Md. ve sigorta poliçesi genel şartları gereğince, müvekkili şirketin ödediği tazminat miktarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu ve alacağı temlik aldığını, İSKİ Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğunun dayanağı olan mevzuatın ilgili hükümleri ayrıntılı bir şekilde açıklandığını, Yasal Mevzuat ve Yargıtay’ın istikrarlı kararlarına göre.
İBB yağmur suyunun toplanıp yerleşim yerlerinden uzaklaştırma görevini İSKİ Genel Müdürlüğü kanalıyla yaptığından, İSKİ Genel Müdürlüğü.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın iştiraki olduğundan ve ekspertiz raporunda açık bir şekilde İBB’nin sorumlu olduğu belirtildiğinden, meydana gelen zarardan davalılar İBB ile İSKİ 'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu nedenlerle 188.772,94 TL’nin ödeme tarihi olan 16.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı taraflara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava şartlarının gerçekleşmediğini, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişinin, bu fazla ödemesi için, tazminat ödedikleri oranda hukuken sigortalının yerine geçerek kusurlu üçüncü şahıslara rücu etme hakkı kazancağını, yani diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olacağını, sigorta şirketinin rücu dava şartlarının mevcut olmadığını, öncelikle bilgilendirme veya ihtarname göndermediğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/440 E-2015/1769 K sayılı 16/09/2015 Tarihli,
Yargıtay HGK.26/05/2016 Tarih 2015/431 E-2016/516 K kararlarındada belirtildiği üzere.
Mahkemenizde derdest davada Kamu kurumu olan taraf Belediyenin tacir olmadığı ve dava ticari dava olarak kabul edilemeyeceğinin aşikar olduğunu, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, İSKİ Genel Müdürlüğü 2560 sayılı yasa ile kurulduğunu, ayrı yönetmeliğe ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinden ayrı bir tüzel kişiliğe haiz olduğunu, yasasının 2.Md sinde yetki ve görevleri belirlendiğini,01/09/2022 tarihinde bölgede meydana gelen sağanak yağış sonucu atık su taşması nedeniylemeydana gelen hasarın tazmininin rücuen tahsili istemiyle ...
A.Ş'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Eaşkanlığı'na yöneltmiş olduğu davanın öncelikle husumet nedeniyle reddi gerektiğini, bu nedenlerle davanın görev, husumet yönünden ve esastan reddine, masraf ve vekillik ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle.
Yağmur suyu baskınlarından kaynaklanan hasarın da İdaremizin her hangi bir kusuru olmadığını, meydana gelen hasar ile İdare arasında illiyet bağıda olmadığını, davanın HUSUMET yönünden reddi gerektiğini, zira yağmur sularının uzaklaştırılmasından ve derelerin bakım ve ıslahından İSKİ'nin sorumlu olmadığını, müvekkili idarenin 2560 Sayılı hususi kanunu gereği kurulan ve vazifesine de bu kanun gereği devam eden bir idare olduğunu, bu kanunun 1. maddesi gereğince İSKİ İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek üzere kurulduğunu, 5393 sayılı Belediye Kanununun 15 mad:” müktesep haklar saklı olmak üzere;
içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak. Atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak , kurdurmak işletmek ve işlettirmek, kaynak sularını işletmek ve işlettirmek “ belediyenin görevleri arasında sayıldığını, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle husumetten olmak üzere esastan da reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Somut olayımızda davadaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır.
Davanın nitelik olarak mutlak ticari davalardan olmadığı, zira davacı sigorta şirketi olsa da kendi sigortalısı yerine geçerek bu davayı açmış olduğu, bu durumda dava dışı sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkinin görevli mahkemeyi belirleyeceği, esasında taraflar arasında sigorta hukukundan kaynaklı bir ilişki olmadığı, davalıların dava dışı sigortalı karşısında üçüncü kişi konumunda olduğu, ayrıca davalıların tacir olmaması nedeniyle (Bkz aynı yönde 16.09.2015 tarih, 2015/440 Esas, 2015/1769 Karar sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu İlamı) nisbi ticari dava türüne de girmediği,
uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleri görev alanına girdiği dikkate alınarak mahkemenin görevsizliğine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılar İBB ve İSKİ Genel Müdürlüğü hizmet ve çalışmaları yönünden özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduklarından, ticari şekilde işletildiklerinden ve tacir sıfatını taşıdıklarından işbu davada görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre ihtiyari dava arkadaşlığında davalılardan birisi için ticari dava söz konusu olduğu taktirde diğer davalı için adli yargı veya idari yargı fark etmeksizin genel mahkemeler görevli ise de davanın özel yetkili olan ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, sigortalının tacir olduğu,
davalıların ticari şekilde işletilmeleri sebebiyle tacir sıfatını taşıdıkları ve ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan davanın özel yetkili mahkemede açılması gerektiği hususları göz önüne almadan davanın görevsizlik sebebiyle reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu,6102 s. Türk Ticaret Kanunu’nun 3. maddesine göre;
“bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” aynı kanunun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup-olmadığına bakılmaksızın TTK da düzenlenen hususların ticari davalar olduğunu, davalıların hizmet ve çalışmaları yönünden özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduklarından, ticari şekilde işletildiklerinden ve tacir sıfatını taşıdıklarından ve müvekkil şirket sigortalısının da tacir olduğu sabit olduğundan mutlak ticari işlerde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleri olduğundan,
işbu davanın asliye ticaret mahkemesinde açıldığını beyanla Mahkeme’nin 2023/586 E. 04.12.2023 T. ve 2023/1112 K. sayılı görevsizlik kararının kaldırılarak yerel mahkeme’nin görevli olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 1472.maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, haksız fiile sebebiyet verdiği iddia olunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, asliye hukuk mahkemesi görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.T.T.K'nın 16. maddesine göre "ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar,
dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar".
Yine T.T.K'nın 40. maddesine göre "her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirir." Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G.
3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.
6102 sayılı TTK 'nun 4/1-(a) maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra, hukuken sigortalının yerine geçerek, sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği, sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacının, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilecektir.
Bu durumda da görevli mahkeme, dava dışı sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkinin hukuki içeriğine göre belirlenecektir. Davalı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün ve dava dışı sigorta ettiren ... Ltd. Şti. ve sigortalının ... A.Ş.’nin tacir olduğu anlaşılmakla TTK'nın 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir.
Bu durum karşısında, tacirler arasındaki haksız fiilden doğan davada Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu, davacının halefiyete dayalı olarak açtığı rücuen tazminat davasında da Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gözetilerek mahkemece görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin mahkemenin görevine yönelik istinaf sebebi yerindedir.HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda. Mahkemece verilen görevsizlik kararı isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/31, K. 2024/187, 13 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama