KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2025
- Dosya no
- 2025/205
- Karar no
- 2025/177
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/10/2024
- Numarası
- 2024/1339 D. İş - 2024/1334 Karar
- Dava
- İhtiyati Haciz
- İstinaf karar tarihi
- 20/02/2025
Karar Metni
1.340 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalı borçlunun davacıya olan borcundan dolayı ... Ihlamurkuyu/Ümraniye Şubesine ait ...
Seri nolu 29.05.2024 vadeli 1.900.000,00 TL bedelli çeki keşide ederek verdiğini, alacağın hiç bir teminata bağlı olmadığını ve bu senedin de vadesi geldiği halde ödenmediğini, borçlu hakkında takibe başlanacağından ve icra takibinden haberdar olduğu taktirde mallarını kaçırmasından endişe edildiğinden buna mani olmak için borçlunun menkul ve gayrimenkul mallarıyla 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 31/10/2024 tarihli değişik iş kararında ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir.Davalı-karşı taraf vekili ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde özetle; ...
Ihlamurkuyu Ümraniye Şubesine ... seri numaralı 29.05.2024 keşide tarihli 1.900.000 TL bedelli bir adet çeke dayanarak ihtiyati haciz talep ettiğini ve mahkemece ihtiyati haciz kararı verildiğini, " iş bu çek 29.05.2024 tarihinde ibraz edilmiş olup keşideci imzası tutmadığından işlem yapılamamıştır" şeklinde şerh düşüldüğünü, dava konusu çekte yer alan keşideci imzasının kim tarafından ne zaman ne amaçla atıldığının bilinmediğini, dava konusu borcun varlığının yargılamaya gerektirdiğini belirterek mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 04/12/2024 TARİHLİ EK KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...,Borçlular tarafından itiraz konusu yapılan hususlar İİK.nun 265 madde hükümlerinde belirtilen itiraz nedenlerinin hiç birisine uygun bulunmadığından, itirazın reddine ve alacaklı vekilinin teminatın iadesine ilişkin talebinin koşulları bu aşamada oluşmadığından ihtiyati hacze itirazın reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati haciz kararına itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz talep eden şirketin, yalnızca "29.05.2024 keşide tarihli 1.900.000 TL bedelli" çeke dayanarak ihtiyati haciz talep ettiğini, ancak, alacaklı görünen tarafından başlatılan ihtiyati hacze konu edilen 29.05.2024 keşide tarihli 1.900.000 TL bedelli çekte yer alan imzanın, davalı şirket yetkilisine ait olmadığını, söz konusu çekin ...
Bankasına 29.05.2024 tarihinde ibraz edildiği vakit çekin arka sayfasına "işbu çek 29.05.2024 tarihinde ibraz edilmiş olup keşideci imzası tutmadığından işlem yapılamamıştır" şeklinde şerh düşüldüğünü, bu hususun, takibe konu edilen çekte yer alan imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını ispatlayan ilk husus olduğunu, bununla birlikte, dilekçe ekinde sunulan 06.11.2024 tarihli uzman mütalaasında belirtildiği üzere de takibe konu edilen çekteki imzanın davalı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığının kuşkusuz şekilde tespit edildiğini, davalı şirket yetkilisinin geçmişte resmi kurumlara verdiği imza örneklerinin incelendiğini,
ihtiyati haciz konusu çekteki sahte imzayla mukayese edildiğini, her iki imza arasında çok büyük farklılıklar olduğunun saptandığını, bu durumda, ihtiyati haciz konusu çekte yer alan imza ile davalı şirket yetkilisinin imzasının birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, ihtiyati haciz talep eden tarafın, kendisi tarafından uydurulan sahte ve taklit imzayla düzenlenen bir çeke dayanarak alacağının bulunduğunu iddia ettiğini, elinde başkaca hiçbir delil bulunmadığını, ihtiyati haciz talep edenin alacağını gösterir bir mahkeme kararı, bilirkişi raporu bulunmadığını,
dava konusu borcun varlığının yargılamayı gerektirir nitelikte olduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesinin, davalı şirketin ticaret hayatından tamamen silinmesine ve ekonomik mahvına sebep olacağını, dolayısıyla telafisi imkansız sonuçların doğacağını, ihtiyati haciz isteyen alacaklının, ihtiyati haciz istemi neticesinde haksız çıktığı vakit borçlunun ve üçüncü kişilerin zararlarını karşılamakla mükellef olduğunu, bu nedenle, borçlunun zararının telafisi amacıyla ihtiyati haciz istenilen miktar üzerinden uygun bir bedel karşılığında teminata hükmedilmesini,
nitekim İİK m.259 uyarınca ihtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeye mecbur olduğunu, somut olayda, ihtiyati hacze konu edilen alacak bedelinin yalnızca %15'i tutarında teminata hükmedilmesinin oldukça yetersiz ve düşük kaldığını, alacağın yargılamayı gerektirmesi ve ihtiyati haciz talep eden tarafından sahte imzayla düzenlenmiş cari mutabakat metni de gözetilerek,
teminat bedelinin en az %50 oranına çıkarılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına talep ve istinaf etmiştir. İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalının ihtiyati hacze konu çekteki imzanın kendisine veya keşideciye ait olmadığı, çekin arkasına karşılıksızdır işlemi yapılmadığı şeklindeki itirazlarının İİK 265.
Madde kapsamında sayılan hallerden kabul edilemeyeceğinin yasa ve yerleşik içtihatlar gereği olduğunu, davalı borçlunun çekten dolayı borcu olmadığı yönündeki itirazının menfi tespit davasında incelenebilecek iddialardan olduğunu, ihtiyati hacze itirazın bu yönüyle reddi yönünde verilen Yerel Mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını, çekin ibraz edildiği muhatap bankanın keşideci imzasının tutmadığı gerekçesi ile işlem yapmamış olmasının, çek hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesine engel teşkil etmediğini, davalı borçlu tarafından şirketin banka hesapları üzerine konulan ihtiyati haczin kaldırılması gerektiği zira,
şirket uhdesinde bulunan birkaç aracı üzerine konulan ihtiyati haczin borcu karşılamaya yeteceği ileri sürülmüş ise de tarafımızca borçlu aleyhine esas icra takibine geçildiği de göz önüne alınarak borçlunun bu iddialarının aşkın haciz şikayeti olarak kabulü gerektiğini, bu haliyle bu iddiaların icra hukuk mahkemelerinde ileri sürülmesi gerektiğini, ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususların mesnetsiz ve İİK 257.
Maddesinde tahdidi olarak sayılan sebeplerden olmaması sebebi ile. Yerel Mahkemece ihtiyati hacze itirazın reddi yönünde verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığını, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep, kambiyo senedine (çek) dayalı olarak verilen ihtiyati haczin itirazen kaldırılması istemidir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş, karara karşı borçlu vekilince çek üzerindeki keşideci imzasının şirket yetkilisine ait olmadığı gerekçesi ile ihtiyati haczin şartlarına itiraz edilmesi üzerine ilk derece mahkemesince duruşma açılarak yapılan inceleme sonucunda 04/12/2024 tarihli ek karar ile itirazın reddine karar verilmiş karara karşı borçlu vekilince istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir.
Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.
Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K).
Borçlu tarafından kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati hacze karşı İİK'nın 265/1. maddesine uyarınca, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edilebilir. İİK'nın 265/3.
Maddesinde ise, Mahkemenin, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddedeceği, düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece ihtiyati hacze vaki itiraz, ancak kanunda gösterilen ve itiraz eden tarafından ileri sürülen itiraz sebepleriyle sınırlı olarak incelenebilir. Somut olayda: İhtiyati hacze itiraz eden tarafından çek üzerinde keşideci imzasının şirket temsilcisine ait ait olmadığı, belgenin çek vasfının bulunmadığı ileri sürülmüştür.
İhtiyati hacze itiraz eden keşidecinin çek üzerindeki keşideci imzasının şirket yetkilisine ait olmadığı iddialarının menfi tespit davasında incelenip değerlendirilecek iddialar olup ihtiyati hacze itiraz aşamasında değerlendirilmesi mümkün olmadığından ilk derece mahkemesince ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/205, K. 2025/177, 20 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama