KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2025
- Dosya no
- 2025/31
- Karar no
- 2025/7
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/10/2024(Ara Karar
- Numarası
- 2024/501 Esas
- Dava
- Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması
- İstinaf karar tarihi
- 09/01/2025
Karar Metni
941 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; davalı şirkete yönetim kayyımı atanması ve davalı şirket yetkililerinin mal kaçırma ihtimali bulunması sebebiyle mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "somut olayda; davacı davalı şirkete yönetim kayyımı atanması ve mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş ise de, dosya içine gelen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün şirkete ait kayıtlarının incelenmesi sonucu şirketin yönetim kurulu üyelerinin hali hazırda bulunduğu, mevcut delil ve koşul durumu ile davacı yanın iddiasının yaklaşık dahi olsa ispatlanmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, uyuşmazlığı çözecek mahiyette tedbir kararı verilemeyeceği, HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbire ilişkin tüm taleplerinin bu aşamada reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde de bahsedildiği üzere şirkete ait gayrimenkullerin satışı şirket aleyhine yapılmış olu bu durumun araştırılması için Tapu Müdürlüğü'ne bir müzekkere yazılması yeterli olacağını, ayrıca bu süreçte diğer pay sahiplerine bu satışlardan pay vermedikleri gibi herhangi bir bilgilendirme de yapmadıklarını, bu durumda payların verilip verilmediğinin araştırılması gerektiğini, davacının veya diğer pay sahiplerinin banka hesapları hiçbir şekilde incelenmemiş olup şirketin, bankadan kredi alırken en yüksek faiz oranı ile kredileri aldığını,
şirketin devamlı olarak borçlandırılmakta, malvarlığı eritildiğini, şirketin vergi borçları ödenmemekte olup SGK borçları, vergi borçları, gelir gider tablolarını araştırmak yerel mahkeme için hiç de zor olmayacak birkaç işlem olduğunu, açılan 2019/1416 Esas, 2021/1321 Karar numaralı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin vermiş olduğu ve kesinleşen Genel Kurul Kararlarının İptali kararı da taleplerimizi ''yaklaşık ispat'' kuralına göre kanıtlar nitelikte olduğunu,
hiçbir iddiasının araştırılmadan sadece İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün şirkete ait kayıtlarının incelenmesi ile yaklaşık dahi olsa ispat edilmediği kararına varılması usul ve hukuka aykırı olduğunu, diğer pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri, davacının yukarıda belirtilen , İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2019/1416 Esas, 2021/1321 Karar sayılı kararı ile iptal edilen Genel Kurul Kararı dolayısıyla davacıya karşı cephe aldıklarını, bu sebeple aslında davacının pay sahibi olsa da bu haklardan diğer pay sahipleri gibi yararlanamadığını, davacının hak sahibi olduğu malların değerinin çok yüksek olduğunu beyanla,
İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Talep, şirkete kayyım atanarak şirketin mali yapısına, yönetimine ve defter kayıtlarına el konulması suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.İhtiyati tedbir isteyen davacı taraf, şirketin yönetim kurulunun kendi menfaatleri için kullandığı ve içi günden güne boşaltılan bir menfaat aracı haline geldiği, şirketin devamlı olarak borçlandırıldığı ve mal varlığının eritildiği, şirketin vergi borçlarının ödenmediği,
eşit işlem ilkesini yönetim kurulunun ihlal ettiği, sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı iddialarıyla davaya konu ...'nin tüm faaliyet raporlarının, ticari defterlerinin, denetim raporlarının, malvarlığındaki aktif ve pasiflerin değişiminin, kar dağıtım oranlarının incelenmesi ve bu sebeple hukuka aykırı kısımlar nedeniyle şirkete kayyım atanarak şirketin mali yapısına, yönetimine ve defter kayıtlarına el konulması suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nda, anonim şirketin münfesih olma durumlarının ortaya çıkması halleri dahil şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Zira şirketin genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından idare olunması esastır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4.
Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, davalı şirkette organ boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddia mevcut değildir. Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır.
Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay. 11. H.D'nin 08/03/2018 Tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K. sayılı kararı) 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1.
Maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir.
HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Somut olayda, davalı şirketin mevcut yönetim kurulunun bulunduğu ve organ boşluğunun bulunmadığı anlaşılmış olup, bu haliyle davalı şirkete tedbir yoluyla yönetim kayyımı atanması istemi ve dolayısıyla diğer tedbir istemleri bakımından yaklaşık ispat gerçekleşmemiştir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/31, K. 2025/7, 9 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama