KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2025
- Dosya no
- 2025/877
- Karar no
- 2025/1343
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/03/2025
- Numarası
- 2022/1099 Esas - 2025/237 Karar
- Dava
- Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 09/10/2025
Karar Metni
1.937 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... müvekkil şirket bünyesinde 19.01.2015 - 27.10.2017 tarihleri arasında ve en son Yurtdışı Satış Sorumlusu görevinde çalıştığını, müvekkil şirket ile iş sözleşmesi davalının istifası ile sonlandığını, davalı iş akdi süresince müvekkil şirkete ait müşteri bilgileri, ürün fiyat bilgileri ve benzer mahiyette ki ticari bilgi ve sırlarına vakıf şekilde çalıştığını, davalı işten ayrılması akabinde müvekkil şirketin duyumlarına göre İstanbul’da kurulu bulunan, müvekkil şirketten ayrılmış olan bazı çalışanların ortak-irtibatlı olduğunu,
müvekkil şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başlamış olduğunu, müvekkil şirket nezdinde edindiği ticari bilgileri kullanma imkân ve ihtimaline haiz olduğunu, bu durum taraflar arasında imzalanmış bulunan 19.01.2015 tarihli İş Sözleşmesi’ nin Rekabet Yasağı başlıklı 12. Maddesinin açıkça ihlali mahiyetinde olduğunu, taraflar arasında imza bulunan iş Sözleşmesi’ nin 12. Maddesi gereği davalı 2 (iki) yıl süre ile işverenin açık yazılı izni olmaksızın İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Bursa, Ankara, Antalya, Mersin, Kayseri, İzmir, Gaziantep, Samsun, Trabzon,
Adana ve Konya illeri ile sınırlı olmak üzere, işveren ile aynı veya benzer iş kollarında... hangi isim ve unvan altında olursa otsun iş verenle rekabet sayılabilecek şekilde kazanç getirici faaliyette bulunamaz.” Maddesi uyarınca rekabet yasağı sözleşmesi imzalamış olduğunu, rekabet yasağı yükümlülüğüne aykırılık halinde ise hizmet akdinin son bulduğu aydaki aylık brüt ücretinin 10 (on) katı tutarında ceza-i şart bedeli öngörüldüğünü, fazlaya dair haklarının ve zarar giderleri taleplerinin saklı kalmak kaydıyla, haklı davanın kabulünü,
davalı tarafça rekabet yasağı hükmünün ihlal edilmesi nedeniyle 79.946,30 TL cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. İş Sözleşmesinden kaynaklanan davalara bakma görevi İş Mahkemeleri’ne ait olduğunu, davacı vekili gerek dava dilekçesi ile birlikte ve gerekse tensip zaptının kendisine tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde davasına dayanak oluşturacak delillerini sunmadığını, müvekkil işyerinde 19.01.2015 - 27.10.2017 tarihleri arasında yani yalnızca 2 yıl 9 ay gibi bir süreyle, Kuzey Afrika - Ortadoğu satış sorumlusu olarak çalışmış olup,
davalı şirketin gerek yurt içi gerekse yurt dışında bulunan diğer müşterileri ile ilgili herhangi bir bilgiye sahip olmadığını,davacı şirket satış sorumlusu olarak işe aldığı personele bir satış bölgesi belirlemekte ve bu bölgede bulunan müşteri bilgilerini verdiğini, personelden bu müşterilere satış yapmasını istendiğini, müvekkilin ise başladığı tarihte davacı şirketin bu bölgedeki müşteri sayısı yaklaşık 5 olduğunu, müvekkilin bu 5 müşteri dışındaki yaklaşık 20 - 25 müşteriyi sektörde ihracat istihbarat olarak isimlendirilen bir araştırma yöntemi ile bizzat kendisi araştırıp bulduğunu,
bu firmalar dışında müvekkilin irtibatta olduğu herhangi bir müşteri söz konusu olmadığını, dolayısıyla müvekkilin zikredilen 20 - 25’ini bizzat kendisinin bulduğu yaklaşık 25 - 30 müşteri dışındaki davacı müşterilerine satış yapma olasılığı söz konusu olmadığını, müvekkilin davacı firmada çalışmakta olduğu dönemde satışını yapmış olduğu ürün, terlik tabanı, spor ayakkabı tabanı, araba koltukları, araba ön paneli, buzdolabı, şofben, çatı izolasyonu, ses izolâsyonumu izolasyonu, soğuk oda depoları, frigo frik kamyon kasası imalatı, ortopedik yastık, yatak vb. onlarca ürünün imalatında kullanılan ve kimyasal bir madde olan poliüretan olduğunu,
ancak davacı şirketin imalatının % 80’i terlik taban poliüretanıdır ve müvekkilin satış yaptığı Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da bulunan firmaların satın almış oldukları ürün de terlik taban poliüretanı olduğunu,bu ürünün ortalama fiyatı sektörde herkes tarafından bilinmekte olduğunu, fiyat aralığı kg başına 2.10 Euro - 2.60 Euro arasında değiştiğini, dolayısıyla davacının fiyatların müvekkilin tarafından biliniyor olması müvekkile bu anlamda bir avantaj yaratmadığını, davacı firma da müşterisine, sipariş miktarına, ödemenin peşin veya vadeli yapılmasına,
poliüretan üretiminde kullanılan kimyasalların piyasa fiyatındaki değişikliğe vs. göre bu fiyatı hemen hemen 2.10 Euro - 2.60 Euro bandında her zaman güncellendiğini,ayrıca satışa gidildiğinde zaten müşteri farklı farklı sı teklifleri satıcının önüne kovup fivat kırdırmak için bu rakamları satıcıya söylediğini, yani davacı firmanın ürün fiyat bilgisi ticari bir sır olmadığını, neticeden haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Somut olayda, davalının iş sözleşmesi 12.maddesi ile 2 yıl süre ile davacının açık izni olmaksızın işveren ile aynı veya benzer iş kollarında bir şirketle çalışması halinde brüt aylık maaşının 10 katı tazminat ödeyeceğinin düzenlendiği görülmüştür.
Rekabet şartının, İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Edirne...gibi 16 büyük ili kapsar şekilde yapıldığı, bu illerin kimya sektöründeki %94,4 satışın yapıldığı bölgeler olması nedeniyle, söz konusu yer şartının davalının çalışma hürriyetini sınırlar nitelikte olduğu değerlendirilmişse de, yere ilişki bu düzenleme mahkememizce sınırlandırılabilecek olup, salt bu sebeple rekabet şartının geçersizliğine hükmedilmesi mümkün değildir.
Bu kapsamda, imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinin İstanbul ili ile sınırlı olmak üzere geçerli olacağı mahkememizce kabul edilmiş, davalının İstanbul sınırları içerisinde bir işveren ile çalışmaya başlaması nedeniyle, tazminatın hak edilmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığı değerlendirilmiştir.
Davacının sözleşmeye konu rekabet yasağına ilişkin cezai şart talep edebilmesi için davalının aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette işe başlamış olması tek başına yeterli olmamakla, davalının, davacı şirkette edindiği bilgileri (müşteri çevresi, ticari sırlar, teknik bilgiler vb.) dava dışı rakip bir şirkette kullanarak davacıyı zarara uğratma ihtimalinin mevcut olması gereklidir.
İstinaf ilamı ile dava dışı şirketin terlik taban poliüretanı üretip üretmediği ve davacı ile rakip şirketler olup olmakları hususunun araştırılması gerektiği belirtilmiş, mahkememizce yazılan müzekkereye dava dışı şirketçe cevap verilmemiş, bilirkişilerce de dava dışı şirketin terlik taban poliüretanı üretip üretmediği yönünden tespit yapılamamıştır, bununla birlikte, bilirkişilerce dava dışı şirketin davacı şirketi ile benzer iş kolu ve üretim gamına sahip olduğu,
sektörel yönden benzer ham madde ve yardımcı katkı maddeleri kullandıkları, poliüretanın ve izosiyanatın en çok kullanılan benzer kimyasallar olduğu bu kapsamda şirketlerin rakip şirketler olarak değerlendirilebileceği, Davacının, davalıca yeni işvereni şirkete yönlendirdiğini iddia ettiği müşteriler için yapılan inceleme neticesinde; ... ... şirketinin her iki şirketinde müşterisi olduğu, ... ve ... ... şirketinin davalının işe alınmasından sonra dava dışı şirket ile çalışmadığı,
davacının bildirdiği 18 şirketten sadece 4 şirket ile dava dışı şirketin satış yaptığı, Davalının edindiği bilgilerin, ticari sır kapsamında olmayacağı, işin görülmesi esnasından üretilen sonuçlara ilişkin istatiksel veriler olduğu, davacının müşteri ekstresi, satış raporu verilerine sahip olmasının davacıyı önemli zarara uğratacak nitelikte bilgiler olmadığı, dış pazarların hızlı değişen dinamikleri dikkate alındığında davalının geçmiş fiyat verisine sahip olmasının önemli bir zarar doğurma ihtimalinin olmadığı, davacı müşterilerinden ... ... firmasına,
davacının bildirdiği 18 adet şirkete yapılan satışlar dikkate alındığında, davalının işvereninin yaptığı satışların %5,2'lik bir kısma denk düştüğü, davacının ise bu müşterilere %94,8'lik bir satış gerçekleştirdiği tespit edilmiştir.
Tüm bu raporlar kapsamında, davalının davacı şirkette Kuzey Afrika ve Ortadoğu satış sorumlusu iken, dava dışı şirkette Azerbaycan ve Türki Cumhuriyetler satış sorumlusu olduğu, pazar alanı olarak davalının çalıştığı müşteri çevresinin her iki şirkette farklı olduğu, davalının davacı personeli olarak çalıştığı dönemde edindiği bilgilerin davacıyı önemli bir zarara uğratabilecek nitelikte de olmadığı, edindiği bilgilerin istatistik verisinden ibaret olduğu,
dış pazarlarda söz konusu geçmiş istatistiki verilerin davacı şirkete zarar verme ihtimalinin bulunmayacağı, defter ve müşteri kayıtlarından da tanıklarca iddia edildiği gibi davacı müşterilerinin, davalı şirkete yönlendirilerek, davacını zarara uğratıldığını gösterir bir kanıtın bulunmadığı, bu nedenle zararın doğma ihtimalinin bulunduğu iddiasının ispat edilemediği değerlendirilmiş, davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rekabet yasağı kaydı karşısında işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli olup davalının, davacı işyerinde satış temsilcisi olarak görev yaptığı ve bu kapsamda davacı şirketin yapısı, işleyişi, üretim ve ürün bilgileri, mevcut müşteri yapısı gibi konularda işveren tarafından satış ve pazarlama konusunda eğitildiği ;
sahip olduğu bu bilgilerin yeni işe girdiği davacının rakibi olan dava dışı şirkette kullanmaya başladığı takdirde, davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunduğunu, kaldı ki, incelenen mali kayıtlarda yer alan ortak müşterilerden de görüleceği üzere davalının davacı müşteri portföyüne ulaşarak görüştüğü ve müşteriler ile ticari ilişki içerisine girdiği ortada olup bu nedenle İlk derece Mahkemesinin zarar verme ihtimalini yadsıyan kararının kabulü mümkün olmadığını,
ilk derece mahkemesi tarafından davalının edindiği bilgilerin istatistik verisinden ibaret olduğu ve ticari sır sayılamayacağı değerlendirilmişse de bu görüşe katılmanın mümkün olmadığını, ticari sır; ''Tacirin ticari faaliyetleri esnasında kullandığı rakiplerine karşı kendisi için avantaj teşkil eden herhangi bir formül, düzen, model vs. toplam bilgiler şeklinde'' tanımlanabileceğini, davalı SAP sistemine erişimi dolayısıyla müvekkilin satış yaptığı tüm müşterileri, şehirleri, satılan ürünler, miktar, fiyat vb bilgilere sahip olduğunu,
dolayısıyla davacı şirket açısından rakiplerinin öğrenmemesi gereken bilgilere sahip olduğu ve bu durumun tehlike arz ettiğini, bu durumda davalının sahip olduğu bu bilgilerin ticari sır olmadığı şeklindeki değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, BAM Kaldırma kararında belirilen hususlara ilişkin olarak yaptırılan inceleme sonunda 04.03.2024 tarihli rapor düzenlenmiş ve yukarıda belirtilen tespitler ortaya konulmuş bununla birlikte rekabet yasağının geçerlilik şartları hem istinaf mahkemesinde hem dosyaya sunulan 23.06.2023, 04.03.2024,
07.08.2024 tarihli raporların tamamında incelenmiş ve bu konu açıkça ortya konulduğunu ancak ilk derece mahkemesi tarafından "davalının davacı şirkete zarar verme ihtimali olup olmadığı''' hususları ile sınırlı olmak üzere değerlendirme yapılması için yeniden satış ve pazarlama alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmişse de 22.11.2024 tarihli bu son raporda görevlendirme kapsamı dışına çıkılarak, rekabet sözleşmesinin geçerliliğine yönelik inceleme yapıldığını;
istinaf sürecinde zaten incelenmiş ve kaldırma gerekçesi yapılmayan bu konuda pazarlama satış uzmanının alanının dışında kalan bir konuda inceleme ve kanaat bildirmesi bir yana bu kanaatin hükme esas alınması isabetli olmadığını, dolayısıyla ilk derece mahkemesi tarafından incelenmesi gereken ve incelenen hususlar dikkate alınmadan, ihtilaf bulunmayan konular üzerinde değerlendirmeler yapılarak verilen hüküm hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 444 vd. maddelerinde düzenlenen ve iş sözleşmesi ile kararlaştırılan işçinin rekabet etme yasağını ihlal etmesi nedeniyle rekabet yasağı kaydına bağlanan cezai şartın tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, rekabet etme yasağı kaydının geçerli olup olmadığı ve davalının eylemlerinin rekabet yasağını ihlal niteliğinde olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasında 19.01.2015 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalanmıştır.
Davalı 10/10/2017 tarihli dilekçesi ile 27/10/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere istifa etmek suretiyle iş akdini feshetmiştir.Daha sonra davalı, dava dışı ...
Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de çalışmaya başlamıştır.Bunun üzerine davacı taraf, işçinin iş sözleşmesiyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce,
eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan sonra davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporları ve dinlenen taraf tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirkette çalıştığı dönemde edindiği bilgilerin kullanılması halinin, davacı işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olduğu ispatlanamamış olup,
davacı ile davalının sonradan çalışmaya başladığı dava dışı şirket aynı sektörde benzer müşteri çevresine hitap eden firmalar olduğundan müşteri çevresinin davalı tarafından bilinmesi de tek başına davacıyı zarara uğratacak nitelikte değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanını reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/877, K. 2025/1343, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama