KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2023
- Dosya no
- 2020/2015
- Karar no
- 2023/1551
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 20/02/2020
- Numarası
- 2019/135 E. - 2020/25 K.
- Davanın konusu
- Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 11/12/2023
Karar Metni
1.191 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı dava dilekçesinde özetle.
Davalı İkinci Adam Yayınları "Yayıncı-Yazar Sözleşmesi" ilgili maddeler (2.1,3.1,5.1,7.3,7.4,9.1,10.12.1,18)' in yayıncı tarafından ihlal edilmesi sebebiyle uğradığı zararın iadesini, kitabının 2 Bin 50 adet basılmadığını düşündüğünü, basılmayan kısımlar ile Denizli Tüketici Hakem Heyetinin reklam ücreti olarak 18. Maddenin ihlali için tarafına iadesine karar verdiği 2.269 TL reklam bedelinin yasal faizi ile tarafına iadesine, "yetkisizlik" kararı aldırarak maaşından mahsup edilen 625 TL vekalet ücretinin iadesine, 146 adet kitabın satış bilgisini verip sözleşmeye göre hediye etmesi gereken 50 adedini hediye ettiğini,
açıklanan sebeplerle 8.000,00 TL tazminat talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının daha önce İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile tazminat talebinde bulunduğunu, davanın itirazın iptali şeklinde açılması gerekirken konusu ve tarafları aynı olan yeni bir tazminat davası açılmasına derdestlik itirazında bulunduklarını, davanın yasal süresinde açılmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazları olduğunu, dava dilekçesi içerğinde talep edilen tazminat tutarının haksız ve fahiş olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede satılamayan kitapların davacı yazara iadesine dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, son kitap satılana kadar tarafların sözleşme ile bağlı olduğunu, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını,
taraflar arasındaki sözleşmenin 7.3 maddesinde yazara bedelsiz hediye edilen tutarlar hususunun düzenlendiğini, bu bakımdan davacının sözleşme dışı bir kitap sayısı üzerinden tazminat/iade talep etmesinin hatalı olduğunu, dava değerinin 8.000,00 TL olarak belirlendiğini, bu tıtarın 4.406,00 TL'si için herhangi bir açıklama olmadığını ve reddini talep ettiklerini, davacının 2.269,00 TL reklam bedeli talebinin haklı bir dayanağı bulunmadığını, dava konusu sözleşme bedelinin 2.000,00 TL olduğunu, kitabın kağıt masrafı, baskısı, mizanpaj, dizgi, redaksiyon, editörlük maliyetlerinin bu bedel içinden hesaplandığını ve sözleşmeye uygun verildiğini,
bu iş için talep edilen reklam tutarının kötü niyet göstergesi olduğunu, davacının tüketici mahkemesine hatalı başvurusu üzerine verilen yetkisizlik kararı icabı davalı ... vekiline ödenen 625,00 TL vekalet ücretinin iadesi talebinin hukuken mümkün olmadığını, ortalama tabiri ile tahminen istenen 700-TL. uçak bileti bedelinin müvekkil tarafından ödenmek zorunda olmadığını, mahkemeye ulaşım masraflarının tarafların uhdesinde olduğunu, talep konusu tutarın somut bir belge ile ispatlanamadığını,
davacının aynı konuda daha önce İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/17 E. – 2019/4 K. sayılı dosyası ile açılan ve arabuluculuğa başvuru şartı nedeni ile usulden reddedilen davasının 6.000,00 TL dava değeri ile açıldığını, davacının usul şartlarını yerine getirdikten sonra aynı yıl içinde yeniden ikame edilen davanın 8.000,00 TL dava değerine sahip olmasının sebepsiz zenginleşme gayretine işaret ettiğini, iki dava değeri arasındaki 2.000-TL. fark dava dilekçesinde bir tutar gösterilmeden istenilen yargılama harç ve masrafına ait ise bu maddi tazminat talebinin hatalı olduğunu,
yayınevi kitaplarının kitap satışı yapan mağazalara iletilen kitap siparişlerinin adedine göre gönderildikten sonra müvekkil yayınevinin portalında satılmış olarak görüldüğünü, oysa mağaza deposunda satış için beklemekte olduğunu, satılmazsa satış mağazalarının ellerinde kalan kitapları bir müddet sonra müvekkil yayınevine iade ettiğini, bu durumda davacının kitap satışına ilişkin iddialarının yerinde olmadığını çünkü çok sayıda iade söz konusu olabileceğini, davacının satışı gerçekleşen 146 kitabın komisyonunu aldığını, başkaca bir satışın söz konusu olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince. "Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev konusu kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında re’sen göz önüne alınmalıdır.
HMK'nun 114/1-c maddesinde davanın görevli mahkemede açılmış olması dava şartı olarak sayılmış olup, davanın mahkememizin görev alanı içinde olmaması ve görevli mahkemede açılmaması nedeniyle dava şartının bulunmadığı, davacının davasını taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklı ve davacının fiili zararı olduğu iddiası ile açmış olduğu alacağa yönelik açmış olup, Mahkememizin görevsiz olduğu davaya bakmakla görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından, davanın HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca" görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yayınevi-yazar arasında akdedilen sözleşme kaynaklı işbu davada görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafından dava dilekçesi ile taraflar arasında 27.11.2010 tarihli yayıncı-yazar sözleşmesi tanzim edildiğini, kitabın içinde bir konuyu vurgulayan özlü sözlerin bulunduğunu, bu sözlerin ilgili metnin açıklayıcısı olduğunu, yayın evi basıma geçerken bu özlü cümlelerini diğer sayfanın başı gibi yayınladığını, PDF ortamında olması sebebiyle anlamasının mümkün olmadığını, bu şekilde bağlantısız bir şekilde kötü bir algılamaya sebep olduğunu, hürriyet ve radikal gazetelerinde kendi kitabını kendisinin tanıttığını, Tüketici Hakem Heyeti kararı ile 18. maddenin ihlal edildiği gerekçesiyle tarafına reklam ücretinin iade edildiğini,
kitabının Türk piyasasında bulunmadığını, sonuç olarak FSEK 68 maddesi uyarınca toplam 8.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
İstanbul Anadolu 2. FSHHM'nin 2019/17 E. 2019/4 K. sayılı kararında arabuluculuğa başvurulmadığı için davanın usulden reddine karar verildiği, kararın 12.06.2019 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından arabuluculuğa başvurulduğu, 11.02.2019 tarihli anlaşamama tutanağının İstanbul Anadolu 2. FSHHM'nin 2019/17 E. sayılı dosyasının içinde yer aldığı görülmüştür.
FSEK 76/1. maddesinde "Bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işlerile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen mahkemelerdir." düzenlemesi yer almaktadır.
6769 sayılı SMK 156. maddesine göre bu kanunda ön görülen davalarda görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ile Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'dir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme ilişkisinden kaynaklandığı,
Fikri ve Sınai hakkın sahipliği veya hakkın izinsiz yahut izin kapsamı aşacak biçimde kullanıldığı iddiasına ilişkin bulunmadığı ve FSEK'ten kaynaklanan bir hak ileri sürülmediği anlaşıldığından davalara bakma görevinin uygulanacak normların niteliğine göre genel mahkemelere ait olup, Asliye Hukuk Mahkemesi görevli ve yetkili olduğundan mahkemece davanın HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca görev yönünden usulden reddine, İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğuna dair verilen karar hukuken yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
11/12/2023
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2020/2015, K. 2023/1551, 11 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama