KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2024
- Dosya no
- 2020/2458 Esas
- Karar no
- 2024/67
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 30/01/2020
- Numarası
- 2017/776 E. - 2020/66 K.
- Davanın konusu
- Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi/Manevi Tazminat İstemli
- İstinaf karar tarihi
- 18/01/2024
Karar Metni
1.803 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sanatçı ve şarkıcılığının yanı sıra söz yazarlığı ve besteler yaptığını, albümlerindeki birçok eserin sözünü ve bestelerini de kendisine ait olduğunu, müvekkilinin 2005 yılında çıkardığı "..." adlı albümde yer alan "..." isimli eseri kendisine ait bestesi ile meydana getirdiğini, ... (... ) 2017 yılında yayımlanan "..." adlı albümde yer alan "..." şarkısında müvekkiline ait eserin izin alınmaksızın tahrif edilerek kullanıldığını, davalının eser kısmında kendisini beste sahibi olarak tanıttığını ve bahse konu albümün ... tarafından piyasaya sunulduğunu,
MSG Teknik Kurulu tarafından yapılan değerlendirmede ise bestesi müvekkili ... ait " ..." isimli eser ile ...'nın yorumladığı "..." isimli eserin nağmelerinin birebir aynı olduğunun tespit edildiğini, bir şarkının en önemli bölümünün ara nağme olduğunu, ara nağmenin alınıp kullanılmış olmasının eserin tüm kapsamıyla alınmış olması anlamına geldiğini, FSEK 14 ve 16. maddelerin davalılar tarafından açık bir şekilde ihlal edildiğini, dava konusu şarkının piyasaya sunulduğu andan itibaren büyük ölçüde etki yarattığını, otuz milyonun üzerinde tıklanma oranlarına ulaştığını, filmlerde, konserlerde,
tv ve radyo kanallarında ve daha birçok dijital platformlarda kullanılarak şarkıdan büyük ölçüde ticari kazanç elde edildiğini, kullanımların halen devam ettiğini iddia ederek, eserin müvekkiline ait olduğunun tespitine, müvekkiline ait "..." isimli eserin izinsiz ve yasaya aykırı kullanılmasından dolayı fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, şimdilik 1.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın davalının şarkıyı piyasaya ilk arz tarihlerinden itibaren yasal faizi ile FSEK 68 kapsamında 3 katı fazlasıyla davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinden ... Tic. Ltd.
Şti'ye yöneltilen davanın eserin üreticisi konumunda olmayan müvekkili yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ... kendi beste ve yorumlarını sosyal medya üzerinden paylaşarak dinleyici ile buluşturduğunu, kısa süre içerisinde müzik camiasında adını duyurmayı başardığını, 2016 yılında albümü olmaksızın Türkiye'nin 50 şehrini gezerek konserler verdiğini, özgünlüğü ile çok kısa bir süre içinde adını duyurmaya başardığını, 2017 yılında yayınlanan "..." isimli albümü de farklı dijital mecralarda milyonlarca kez izlenme ve dinlenme rakamlarına eriştiğini,
kısa süre içerisinde en çok dinlenenler listesinde üst sıralara yükseldiğini ve ülke genelinde adından en fazla bahsedilen sanatçılardan biri olduğunu, müvekkilinin müzik alanındaki başarısının yalnızca "..." isimli eserden ibaret olmadığını, '' ..." isimli eserinin yanı sıra ''..." gibi birden çok özgün eser meydana getirdiğini, müvekkiline ait " ..." isimli eserin, bizzat müvekkilinin kendisi tarafından bestelendiğini, eserin vücuda getirilişi müvekkili tarafından gerçekleştirilmiş olup, eserin müvekkilinin hususiyetini taşıdığını,
davacının iddiasına konu ara nağmenin hususiyet taşımadığını ve eserlerin bütünü dikkate alındığında benzerlikten bahsedilemeyeceğini, davacıya ait eser ile müvekkiline ait eserin ara nağmelerinin, her musiki eserde bulunması mümkün olan yedi nota üzerine kurulu bir motif olduğunu, söz konusu benzerliğin olağan bir rastlantı olduğu sabit olduğunu, söz konusu melodiye dayanılarak eserlerin benzerliğinden söz edilemeyeceğini, Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği Teknik Kurulu raporunun davaya esas alınmasının mümkün olmadığını,
bu tür ara nağmelerin müzik camiasında sıkça kullanılan bir motif olup söz konusu melodiye dayanılarak eser benzerliğinden bahsedilmeyeceğini, 6 farklı şarkının ara nağmelerinin de benzeştiğini örnekleyip bu melodilerin anonim olduğunu Türk müziğine ait tema ve motiflerden oluştuğunu bu motiflerin eser sahibinin hususiyetini taşımadığını aksi düşünülürse davacının da eser sahibi olmadığı sonucuna varılacağını çünkü aynı ara nağmenin yüzlerce şarkıda kullanıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile, davacıya ait "..." isimli eserin (ara nağme ve nakaratlar yönünden) davalı tarafından "..." isimli eserde izinsiz olarak kullanıldığının tespitine, Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile, 22.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, takdiren 15.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde. Mahkemece dava her iki davalı yönünden de kabul edildiği halde, kararın gerekçesinde müvekkili şirket .... Tic. Ltd.
Şti.'nin hangi hukuki dayanakla alacaktan sorumlu tutulduğuna yönelik bir açıklama yapılmadığını, müvekkili şirketin davaya konu eserin bulunduğu albümün yapımcısı olması ile davacının maddi manevi tazminat taleplerinden sorumlu olması arasında hiçbir bağlantı bulunmadığını, bu yönüyle davanın müvekkili şirket yönünden husumetten reddi gerektiği halde sorumluluğuna gidilmesinin hatalı olduğunu,Davacının, müvekkilinin "..." isimli eserinde izinsiz biçimde kullanıldığını iddia ettiği ara nağmenin, davacının hususiyetini yansıtan bir eser vasfını haiz olmadığını, bu ara nağmenin geleneksel bir melodi olduğunu,
dolayısıyla telif hakkı korumasına konu olmaması gerektiğini, nitekim dosyaya sunulan uzman raporuyla da söz konusu ara nağmenin ... tarafından icra edilen ... tarafından icra edilen ".... ", ... tarafından icra edilen "... " ve ... tarafından icra edilen "..." adlı eserde de benzer biçimde ve davacının kullanımından önce yer aldığının tespit edildiğini, yapılan teknik nitelikteki bu tespitlerin, davaya dayanak oluşturan eserin, eser korumasına mazhar olacak nitelikte bir hususiyetinin bulunmadığını ve eser olarak nitelenemeyeceğini açıkça ortaya koyduğunu, alanının uzmanları tarafından yapılan tespitlerin,
söz konusu ara nağmenin Türk müziğinde sıkça kullanılan ve rastlanılan bir ara nağme olduğunu ve bu nedenle eser olarak korunmasının mümkün olamayacağını gösterdiğini,Dava konusu eserler arasında benzerlik iddia edilen kısımın, eserlerin intro melodilerine ilişkin olduğunu, ilgili kısımlar dinlendiğinde, dosyada yer alan her iki raporda da tespit edildiği üzere her şeyden önce eserlerin ilgili kısımları tempo bakımından birbirlerinden ayrıldığını, davacıya ait eserin intro kısmının daha yavaş bir tempoda olduğunu, müzik,
edebiyat gibi sektörlerde son dönemde yaşanan gelişmelerin ve teknolojinin hızlı gelişimi karşısında artık yeni bir eserin yüzde yüz özgünlük taşımasının beklenmesinin mümkün olmayacağından hareketle bir ürünün eser olarak kabul edilebilmesi için önem arz eden hususun sahibinin özgün üslubunu, bakış açısını yansıtmak olduğunun öğreti ve yargı kararlarında kabul edildiği göz önünde bulundurulduğunda, sırf tempodaki bu farklılığın dahi iki eser arasında farklılık yarattığını ve sonraki müvekkil eserine özgünlük kazandırdığını, kaldı ki müzik eserleri bakımından intro melodilerinin musiki eserleri bakımından ana tema,
ana unsur ya da ayırt edici karakter olarak kabulünün de mümkün olmadığını, yani introdaki benzerliğin iki eserin benzer olduğu sonucunu doğurmaması gerektiğini, diğer yandan benzerlik için önceki eserdeki hususiyetin aynen sonraki esere aktarılması gerekmekte olup musik eserlerde hususiyet yalnızca melodide değil seslerin dizilimi, eserin ritim yapısı, enstrümasyonu gibi tüm unsurlardan doğan organize ilişkiye ait olduğunu, sayılanların oluşturduğu ortak etki göz önünde bulundurulduğunda iki eser arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığını,
bu çerçevede gerek eserin tamamı bakımından gerekse de davacı tarafından benzerlik atfedilen ara nağme bakımından iki eser arasında intihalin varlığı sonucunu doğuracak ölçüde bir benzerliğin bulunmadığını, Mahkemece kök raporla çelişki içeren ek rapora göre karar verildiğini, Dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunun kendi içinde çelişki barındırdığını,
dosyada alınan ek bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen mahkeme tarafından bu çelişki giderilmeden ek raporun esas alınması suretiyle hüküm kurulmasının açıkça Yargıtay'ın içtihatlarına aykırılık oluşturduğunu,Dosyaya sunulan uzman raporunun dikkate alınmama gerekçesinin belirtilmediğini, Dosyada yer alan bilirkişi raporları incelendiğinde görüleceği üzere davacının tazminat talebinin hesabında dikkate alınacak emsal değer tespiti bakımından kök raporda bu rakamın 3.000,00 TL olabileceğinin belirtildiğini, ek raporda ise bu rakamın 7.500,00 TL'ye yükseltildiğini ve mahkemece bu değer üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini,
tazminat hesabında dikkate alınacak rayiç bedelin tespitinde her iki raporda da belirtildiği üzere hukuka aykırı kullanımın kapsamı, davacı eser sahibinin ve eserinin tanınırlık derecesi, izinsiz kullanılan kısmın davalının eserine olan katkısı, kullanım mecrası ve süresi gibi birtakım ölçütler göz önünde bulundurularak mahkeme tarafından TBK'nın tazminatın tayinine ilişkin esasları da göz önünde bulundurularak karar verileceğini, diğer taraftan alınan ilk bilirkişi raporunda tespit edilen 3.000 TL rayiçten ayrılmayı gerektirecek bir neden de olmadığını,
zira ilk rapordaki rayiç bir şekilde benzerliğin kabulü halinde kabul edilmesi gereken rakamı yukarıda yer verilen ölçütler dahilinde zaten hesaplandığını, rayiç bedel değerlendirmesini etkileyecek yeni bir husus söz konusu değilken tazminata esas alınan rayiçte arttırıma gidilmesinin hatalı olduğunu,Hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu beyan ederek, mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, 5846 sayılı FSEK hükümleri uyarınca izinsiz kullanım nedeniyle eser sahipliğinin tespiti, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, uyuşmazlığın; davalının " ..." isimli eserinin davacıya ait " ..." isimli eser ile aynı olup olmadığı, davalının bu suretle davacının mali ve manevi haklarını ihlal edip etmediği noktasında toplandığı, ayrıca davalının, "... eserin davacıya ait olmadığını iddia ettiği görülmektedir.Mahkemece her ne kadar dosyaya sunulan ek rapor dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosyaya sunulan ve aralarında müzisyen bilirkişinin de olduğu bilirkişi heyeti kök raporunda;
davacıya ait "... ..." isimli bestenin FSEK'in 3.maddesi çerçevesinde musiki eseri olduğu, davacının FSEK'in 11/1.maddesindeki karine çerçevesinde '' ...'' isimli bestenin eser sahibi olduğu, davacının eserinden herhangi bir alıntı veya kullanımın söz konusu olmadığı, davacı ile davalı bestelerinin farklı oldukları, herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığı, davacının eserinden herhangi bir alıntı veya kullanımın söz konusu olmadığı kanaatine varıldığı,
itirazlar sonucunda bilirkişi heyetine bir müzikolog eklenerek aldırılan ek raporda ise, davacı ... seslendirdiği ''...'' isimli eserin aranağmesi ile ...'nın seslendirdiği ''...'' isimli eserin aranağmesinin, çok ufak birkaç müzikal tercih farklılığı dışında aynı olduğu, ayrıca ''...'' isimli eserin nakaratının kendi aranağmesinden bağımsız olmadığı ve ayniyeti tespit edilen aranağme melodisine önemli ölçüde benzediği, aranağme kısmında ayniyeti, nakarat kısmında da benzerliği tespit edilen bu kısımlann ''...'' isimli eserinin en önemli bölümleri olduğu kanaatine varıldığı,
kök ve ek bilirkişi raporları arasında teknik değerlendirme bakımından varılan sonuçların birbirinden farklı olduğu ve raporların bu haliyle birbirleri arasında çelişki barındırdığı anlaşılmış, bu itibarla, her iki eser arasındaki benzerliğin tespitinin teknik değerlendirmeyi gerektirdiği dikkate alınmak suretiyle, kök ve ek raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek ve tarafların tüm iddia ve savunmalarını karşılayacak nitelikte, aralarında müzik alanında uzman bir bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak,
varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması,Diğer yandan davalı yanın husumete yönelik itirazları hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması hatalı görülmüştür.Kabule göre de; davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen, hüküm kısmında ''davanın kabulüne'' denilmek suretiyle çelişki oluşturulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2020/2458, K. 2024/67, 18 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama