KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/208
- Karar no
- 2024/365
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 27/10/2020
- Numarası
- 2017/857 E. - 2020/615 K.
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 22/02/2024
Karar Metni
1.035 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalının davacı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosya ile icra takibi başlattığını, davacının icra takibini tesadüfen ve haricen 08.03.2016 tarihinde öğrendiğini, icra takibinde yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığını, davalı tarafından teslim edilen mal ve hizmet olmadığını belirtmiş, davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, haciz baskısı altında ödenen kısmın istirdadına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, borç icra dosyasına ödendikten sonra menfi tespit davası açılamayacağını, davacının aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiş, cevap dilekçesindeki ayrıntılı açıklamalar kapsamında davanın reddine, davacının aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davacının menfi tespit isteminin dava açmakta hukuki yararı olmadığından dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE , davacının istirdat isteminin ise hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE, Davalının tazminat istemlerinin şartları oluşmadığından REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı taraf ile ticari ilişkisinin olmadığını, davalı tarafın kestiği fatura veya teslim ettiği bir malın olmadığını, müvekkili şirketin davalıya hiçbir borcunun olmadığını, tebligat usulüne uygun yapılmış olsa idi, dosyanın haciz aşamasına da gelemeyeceğini, usulsüz kesinleşen dosyanın müvekkili şirketin büyük mağduriyietine neden olduğunu, tebligatın usulsüzlüğüne dair görevli posta memuru ...'ın İstanbul Anadolu Adliyesi 61. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/263.
Esas sayılı dosyasında 2017/263.
Esas, 2018/210.Karar sayılı ve 27.02.2018 Tarihli ilamı ile cezalandırılmasına karar verildiğini, bu hususun hiç dikkate alınmadığını ve eksik inceleme ile karar verildiğini , mahkeme kararının hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itibar edilmediğini ve yapılan yargılamada ortaya çıkan bir aşamanın da yok sayıldığını, davalının alacaklı olduğuna dair beyanda bulunmadığını, davalı beyanının usule dair olduğunu, borcun esasının araştırılması gerektiğini , müvekkili ve davalı defter ve kayıtları incelendiğinde ticari ilişki olmadığının görüleceğini ,
mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, gerekçeli kararda da yerel mahkeme tarafından açıklandığı üzere davaya konu dosya borcunun ödenmesinden itibaren 1 yıldan fazla süre geçmesi sebebiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen yerel mahkeme kararının onanması gerektiğini, davacının icra dosyasına yaptığı ödemelerin tarihinin 18.03.2016 olduğunu, dava tarihinin ise 02.08.2017 olduğunu, 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini, taraflar arasında ticari ilişkinin olduğunun bilirkişi raporu ile de açıkça tespit edildiğini,
cari hesap ekstresi ile mahkemeye sunulduğunu, müvekkil tarafın davacı tarafa 17 adet fatura düzenlediği ticari defterlerin incelenmesi sırasında ispatlandığını, davacı taraf her ne kadar borcunun bulunmadığını iddia etse de borcunun olmadığını herhangi bir şekilde ispatlayamadığını ileri sürerek istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava. İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit ve haciz baskısı altında ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.Davacı vekili, davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığını, davalı tarafından teslim edilen mal ve hizmet olmadığını beyanla eldeki davayı açmıştır. İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında ; takibin alacaklısının davacı ... Tic. Ltd. Şti. Aleyhine , davalı ... tarafından 08/01/2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılarak toplam37.995,30 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, takibin kesinleştiği, 17/03/2016 tarihinde dosya borcunun borçlu tarafından ödenerek takibin infaz edildiği görülmüştür.
İİK 72. Maddesinde özel olarak düzenlenen menfi tespit davası borç ödenmeden önce, borç ilişkisi bulunmadığının tespitini amaçlayan bir davadır. Bir tespit davasında davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının hukuki yararının bulunması gerekir.
Borçlu menfi tespit davası açmamış ve takip borcunu icra tehdidi altında ödemiş ise bu halde ancak İİK 72/7 maddesi uyarınca istirdat davası açabilir, istirdat davası açma hakkı bulunan borçlunun borcun tamamının ödenmesinden sonra ve ödeme davadan sonra yapılmış olmadıkça istirdat davası açmak yerine menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır.
İİK.’nun 72/7. maddesi uyarınca istirdat davası, borçlunun borçlu olmadığı bir parayı icra tehdidi altında ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde açılabilir. 1 yıllık süre ödemenin tamamlandığı tarihten itibaren hesap edilir. Yasalarda ön görülen hak düşürücü sürelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemelerce resen dikkate alınmalıdır.
Somut olayda , borçlunun takibin kesinleşmesi nedeniyle icra takip borcunu 17/03/2016 tarihinde ödediği, eldeki davanın ise 02/08/2017 tarihinde ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığından usulden reddi gerektiği, davacı vekili her ne kadar İstanbul Anadolu Adliyesi 7. İcra Hukuk Mahkemesinde 2016/327.
Esas sayılı dosya ile 09.03.2016 tarihinde ödeme emrinin iptali ve borçlu bulunmadığının tespiti istemiyle dava açıldığını beyan etmiş ise de , bu davanın açılış tarihinin istirdat istemine ilişkin hak düşürücü sürenin hesabında dikkate alınamayacağı keza icra takibindeki tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin ceza yargılamasındaki tespitinde dikkate alınamayacağı ceza yargılamasının hak düşürücü süreyi kesmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak , dosya kapsamında iddia ve savunmaya,
saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
22/02/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2021/208, K. 2024/365, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama