KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/21
- Karar no
- 2024/204
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 06/10/2020
- Numarası
- 2019/666 E. - 2020/455 K.
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 09/02/2024
Karar Metni
1.302 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... ile yapmış olduğu anlaşma çerçevesinde ... ili, ... İlçesi, ... Mah. ... Ada, ... Parsel üzerindeki hisselerini devrederek karşılığında müvekkilinin de 750.000,00 TL ödeyeceğini, yapılan anlaşma doğrultusunda dava dışı ...
10.000,00 TL ödediğini, geri kalan kısım için ise senetler verdiğini, ancak dava dışı şahsın anlaşmaya aykırı davrandığını, söz konusu hisseleri davacı tarafa devretmediğini, müvekkilinin de bu sebeple senetleri ödemediğini, dava dışı şahıs senetler yerine çek verilmesi halinde hisseleri devredeceğini beyan ettiğini, davacının ise senetleri geri iade edilirse çek verebileceğini beyan ettiğini, bunun üzerine bir kısım çeklerin de dava dışı şahsa verildiğini, ancak yine tapu devredilmediğini ve senetleri ve çekleri iade etmediğini ve üçüncü şahıslar üzerinden icra takibi başlatıldığını,
müvekkilinin senet ve çekler ile ilgili cezai anlamda şikayetçi olduğunu, davaya konu icra takibinde ilk alacaklının ... olduğunu, devamında takibe konu alacağın ... isimli şahsa ondan da dava dışı ... ın eşi davalı ...' a temlik edildiğini, ancak ilk alacaklı olan ... ın alacağını temlik etmeden önce müvekkilinin kendisine herhangi bir borcunun olmadığına dair ibranameyi müvekkiline verdiğini, dolayısıyla davacının herhangi bir borcunun olmadığını, aynı mahiyette açılan diğer davada davanın kabul olduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşmanın sağlanamadığını,
bu nedenlerle müvekkilinin davalı yana borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaca tarafın dava dilekçesinde icra takibinde ilk alacaklı olan ...' ın alacağının temlik etmeden önce davacının kendisine hiçbir borcu olmadığına dair ibraname verdiğini ileri sürmüş olmasına rağmen, söz konusu ibranemenin resmi merciler huzurunda oluşturulmadığını, bu nedenle ibraname metni üzerinde yer alan tarihin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belirsiz olduğunu, ibranamenin geçerliliğinin her türlü şüpheden uzak şekilde ispat edilmesi gerektiğini, ibraname verdiği ileri sürülen ...' ın vefat ettiğini, davacı tarafın kötü niyetli olarak bu ibranameye dayanmakta olduğunu bu nedenlerle davanın reddini ve tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacının davasının kabulü ile, davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline,Davalının kötü niyetinin sabit olmaması dolayısıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; resmi merciler önünde düzenlenmediğinden gerçekliği tartışmalı olan ibraname nedeniyle müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini, Türk Borçlar Kanunu uyarınca, her ne kadar ibranamelerin geçerliliği şekil şartına bağlı kılınmış olmasa da, söz konusu ibranamenin resmi merciler huzurunda oluşturulmuş olmadığından gerçekliğinin tartışmalı olduğunu,Davaya konu ibraname üzerindeki imza ve yazının ...’a ait olduğu belirtilse de, üzerinde durulması gereken hususun ibranamede yer alan tarihin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı olduğunu,
davacı taraf ve .... aralarında anlaşarak temlik tarihinden sonraki bir tarihte ibraname düzenlediğini, bu ibraname üzerine temlik tarihinden önceki bir tarih atıldığını, söz konusu ibranamenin davalı müvekkilinin takip etmediği davaya sunulduğunu ve ... tanık olarak dinletilmek istendiğini, davacı tarafın söz konusu ibranameyi ibraname üzerinde yer alan tarihten çok uzun bir süre sonra ortaya çıkarmış olduğu da gözetildiğinde iddiasında iyi niyetli olmadığını ve menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/665 esas sayılı dosyasında,
davaya konu borcun kambiyo senedine dayalı olduğunu, kambiyo senetlerine mahsus icra takiplerinde borca ve imzaya itirazın mümkün olduğunu, davacı tarafın, menfi tespit davası yoluna başvurduğunu, bunu yaparken iddiasını ispat için son temlik alacaklısı dahi olmayan ...’a ait olduğu iddia edilen ibranameye dayandırdığını,Davacı tarafın bu yola başvurmasının, elinde alacaklının imzasını içeren bir belge veya borçlunun borcu ödemesi halinde vermiş olduğu kambiyo senedini geri alması gibi güçlü belgeler bulunması halinde inandırıcılık kazanacağını, bunun yanında,
sadece menfi tespit davası açılmış olmasının davacının hukuki yararı bulunduğunu tek başına ispata elverişli olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili katılma yoluyla verdiği istinaf dilekçesinde;
davalı yanın, davacının kendisine herhangi bir borcu olmadığını bilmekte olup, kötüniyetli olduğunu, alacak temlikinin bedelsiz olmasının da davalı yanın açıkça kötüniyetli olduğunun göstergesi olduğunu, bu sebeple kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olup davalı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, İİK'nun 72.maddesi kapsamında çekten kaynaklanan menfi tespit davasıdır.İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının dava dışı ... olduğu, 28.06.2014 tanzim tarihli, 90.000,00 TL bedelli, çeke dayanılarak davacılar aleyhine takip yapıldığı, daha sonra takibe konu alacağın temlik işlemlerine konu edildiği, son olarak temlik alanın, davalı ... olduğu anlaşılmıştır.
Davacı yan, temlikten önceki ilk alacaklı olan ...'ın alacağını temlik etmeden önce davacıların kendisine herhangi bir borcu bulunmadığına dair ibranameyi kendilerine verdiğini iddia etmiş, davalı yan; söz konusu ibranamenin resmi merciler huzurunda oluşturulmadığını, tarihinin ise şüpheli olduğunu ileri sürmüştür.Davacıları ibra eden ve takipte ilk alacaklı olan ... vefat ettiği, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/759 Esas sayılı dosyasında, başka bir çek nedeniyle taraflar arasında menfi tespit davası görüldüğü,
aynı ibranameye ilişkin imza incelemesinde, belge altındaki imzanın adı geçen şahsın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, eldeki dosyada aksi yönde bir iddianın da bulunmadığı, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Dava dışı ...'ın takibe konu senedin hamili olduğu ve İstanbul ....
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile davacıya karşı 27.11.2014 tarihinde icra takibine başladığı, davacının 10.01.2015 tarihinde ... tarafından ibra edildiği, takip konusu alacağın daha sonra dava dışı ...'ye, akabinde davalıya temlik edildiği, ibranamenin her iki temlikten de önce düzenlendiği görülmüştür.
TBK'nun 132.maddesinde, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borcun, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabileceğinin düzenlendiği, imzası takipte ilk alacaklı olan ...'a ait olduğu sabit olan ibranamenin, şeklen geçerlilik koşuluna bağlanmadığı, somut olayda ibranamenin alacak temlik edildikten sonra adi yazılı şekilde düzenlendiği, tarihinin gerçeği yansıtmadığına yönelik iddia ispatlanamadığı gibi bu haliyle söz konusu ibranamenin geçerli bir ibranamenin koşullarını tadşıdığı,
bu kapsamda, alacağın temliki hükümlerine göre davalının temlik edene karşı olan defileri, temlik alan davalıya karşı da ileri sürebileceği, böylelikle davacı yanın davalıya çek nedeniyle borçlu olmadığı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davalı yanın, ibranamenin geçerlilik koşullarını taşımadığını ve davacı taraf ile ...'ın aralarında anlaşarak temlik tarihinden sonraki bir tarihte ibraname düzenlediğini iddia ettiği ancak bu iddiasını ispatlayamadığı, başkaca, kötüniyetin varlığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı, bu nedenle tazminat talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından,
Mahkemece verilen kararda bu yönüyle de bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı,
kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2021/21, K. 2024/204, 9 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama