KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/333
- Karar no
- 2024/639
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/01/2021
- Numarası
- 2020/157 E. - 2021/33 K.
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 28/03/2024
Karar Metni
1.982 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle. Küçükçekmece ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla müvekkili aleyhine başlatılan dosyada müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını, takibe dayanak sunulan çekte her ne kadar ciro silsilesine bakıldığında çeki faktoring şirketine cirolayan olarak müvekkili görünse de, müvekkili ve davalı şirket arasında herhangi bir faktoring sözleşmesi ve fatura gibi aradaki alacak ilişkisini gösterir bir belge bulunmadığını,
faktoring şirketlerinin devir aldığı bir alacak kambiyo senedinden kaynaklanıyor olsa bile alacağı doğuran temel ilişkiye ait fatura veya benzeri belgelerle belgelenmesinin zorunlu olduğunu kanuni zorunluluk gereği fatura olmadan takip yapılamayacağını beyanla davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20 den az olmamaj kaydıya kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle. Müvekkili faktoring şirketinin alacağı tevsik eden belgelere binaen usulüne uygun faktoring işlemi yaptığını ve dava konusu çeki usulüne uygun olarak ciro yoluyla devraldığını, müvekkili ile ...San. ve Tic. Ltd.
Şti. arasında 06/01/2011 tarihinde genel faktoring sözleşmesi mevcut olup, iş bu sözleşme çerçevesinde dava konusu çekin 12/08/2011 tarihli alacak bildirim formu ve çek senet bordrosuna istinaden ciro yolu ile müvekkili şirkete intikal ettiğini, davacı her ne kadar takibe faktoring sözleşmesi, fatura ve çekin eklenmesi gerektiğini iddia etmiş ise de kambiyo senetlerine özgü takip yapılmış olup takibin dayanağı çek olduğundan herhangi bir evrak ekleme zorunluluğu olmadığı, davacı ...'nın ...
İnş. yetkilisi olarak tevdii alınan çeki imzaladığını, akabinde de aval sıfatı ile kendi imzasını attığını beyanla, davanın reddini %20 den az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dava konusu çekin keşide tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 613. maddesinde; “aval ”aval içindir” tabiri ile veya buna muadil diğer herhangi bir ifade ile avalı veren kimse tarafından imza edilir” hükmünün bulunduğu, 6102 sayılı TTK.nun 818/1.maddesinin (g) bendi göndermesi ile çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 701. maddesi gereğince, aval şerhi, çek veya alonj üzerine yazılır.
Aval, “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibare ile ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır. Bu maddeye göre, aval şerhinin çekin ön yüzüne yazılması zorunlu değildir. maddenin üçüncü fıkrası gereğince, düzenleyenin imzası hariç olmak üzere ön yüze atılan her imza aval şerhi sayılır.
Diğer yandan çekin arka yüzüne atılan her imza ciro hükmünde ise de, aval verildiğini gösterir bir ibare kullanılarak arka yüze imza atılması mümkün olup, sözkonusu imza ciro değil aval hükmündedir. Eş anlatımla, aval şerhini içermeksizin çekin arka yüzüne atılan her imza ciro hükmündedir.
Bu nedenle, davacı tarafından çekin arka yüzüne atılan imzanın "aval" veya "aval içindir" tabiri veya buna muadil bir ifade ile atılmadığı, bu nedenle davacının aval veren sıfatı ile sorumlu olamayacağı anlaşılmakla, davanın kabulü ile davacının takibe dayanak çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -davalı yanın kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin taleplerinin kaldırılarak kabulüne karar verilmesini, -factoring sözleşmesinin davalı ... ve dava dışı ...
İnşaat Şirketi arasında akdedilmiş olduğunu, factoring sözleşmesini imzalayan yetkilinin davacı değil başka bir şirket çalışanı olduğunu, müvekkilinin, davalı taraf ile gerçekleştirilen hiç bir işlemi kişisel olarak gerçekleştirmediğini, şirket adına gerçekleştirdiğini, davalının geçerli bir sözleşme bulunduğu yönündeki iddialarının tamamen mesnetsiz olduğunu, müvekkili ...'nın, çalışanı olduğu dava dışı ...
İnşaat Şirketi kaşesi kullanarak, şirket adına dava konusu çeki ciroladığını, Davalı yanın iddia ettiği gibi çek üzerinde şahsi sorumluluğu doğuracak aval bulunmadığını, TTK 701.
Maddesine göre çek üzerinde 'avalimdir' anlamına gelen bir ifade bulunmadığını, imzanın ön yüze atılmadığını, -Faktoring şirketleri çek, bono (senet), poliçe gibi kambiyo senetlerine dayansa bile, bir mal veya hizmet satışından kaynaklanmayan ve mal ve hizmetin satışına ilişkin fatura veya benzeri belgelerle belgelendirilemeyen alacakları satın alamayacaklarını ve tahsilini üstlenemeyeceklerini, kural olarak, Faktoring Şirketinin icra takibi öncesinde borçluya Hesap Kat İhtarnamaesi göndererek borçluya süre vererek borç ile ilgili bilgi vermesi, borç ile ilgili temerrüde düşürmesi,
akabinde icra takibi yapması gerektiğini, Davalı tarafın, takip konunun factoring sözleşmesi yerine çek olduğunu belirterek kat işlemi yapılmadan takibe geçilebileceği yönündeki iddiasının mesnetsiz olduğunu, ciro silsilesine bakıldığında çeki faktoring şirketine cirolayan olarak müvekkili ... görünse de müvekkilinin bu ciroyu temsil ettiği şirket adına gerçekleştirdiğini, tüm işlemlerin şirket kaşesi kullanılarak şirketi temsilen gerçekleştirildiğini, dosyaya sunulan faturanın da müvekkili adına kesilmediğini, factoring sözleşmesinden kaynaklanan bir alacak takibi başlatırken; takibe dayanak belge olarak geçerli bir faktoring sözleşmesi,
çek alacağının gerçekliğini gösterir fatura ve çek aslını sunması gerektiğini, Davalı yanın sadece çek sureti ödeme emrine dayanak olarak eklendiğini, Faktoring şirketlerinin devir aldığı bir alacak, bir kambiyo senedinden kaynaklanıyor olsa bile alacağı doğuran temel ilişkiye ait fatura veya benzeri belgelerle belgelenmesi gerektiğini, Faktoring şirketinin müşterisinden devraldığı bir alacağı icra yoluyla takip edebilmesi için;
faktoring sözleşmesi ile beraber, alacağı doğuran temel satım ilişkisine ait fatura ve benzeri belgeleri de icra dosyasına ibraz etmek zorunda olduğunu, koşullara uygun bir faktoring işleminin gerçekleşmediğinin saptanması halinde faktoring şirketi aldığı kambiyo senedinin yetkili hamili olamayacağını, davalı yanın icra takibini usule uygun olarak başlatmadığını, Davalı şirketin basiretli bir tacir olarak,
yürüttüğü işlere ilişkin kanun hükümlerini bildiğini, Davalı yanın elindeki belgelerle, müvekkilinin Factoring sözleşmesinin tarafı olmadığı ve müvekkiline karşı takipte bulunulamayacağını bildiğini, müvekkilinin icra takibinde borçlu kabul edilemeyeceğini bilmesi gerekirken kötü niyetle, müvekkilli aleyhine takip başlatmasının tek başına kötü niyeti ortaya koyduğunu, yerel mahkeme tarafından hükmedilmeyen alacağın %20 sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacı ...'nın ekte sunulan işlem evraklarından da anlaşılacağı üzere ... İnşaat yetkilisi olarak tevdi alınan çeki imzaladığını, akabinde de aval sıfatı ile kendi imzasını attığını, ... İnşaat tarafından davacı ...'nın vekil tayin edildiğini, takibe konu çek ile ilgili faktoring işlemini ...
İnş. adına bizzat kendisi imzaladığını, devamında da davacı aval olarak kendi imzasını attığını, imzanın aval hükmünde olduğunu, -müvekkili şirketin 6361 sayılı kanuna uygun olarak faktoring işlemi yaptığını, çekin iktisabında kötü niyeti ve ağır kusuru bulunmadığını, -müvekkili ile dava dışı ...
Limited Şirketi arasında akdedilen genel faktoring sözleşmesinin 5. Maddesinin 4. Bendi "Müşteri işbu sözleşme uyarınca tahakkuk etmiş sair borçlarını da derhal, nakden ödemek mecburiyetindedir.
Müşteri'ye ayrıca bir ihbar ya da ihtar yapılması şartı aranmaz." şeklinde düzenlendiğini ve taraflarca imza altına alındığını, dava konusu çeki usulüne uygun olarak ciro yolu ile tevdi aldığını, 06.01.2011 tarihinde genel faktoring sözleşmesi çerçevesinde dava konusu çekin 12.08.2011 tarihli alacak bildirim formu ve çek senet tevdi bordrosuna istinaden ciro yoluyla müvekkili şirkete intikal ettiğini, başlatılan takip kambiyo senetlerine özgü takip olduğundan ve takibin dayanağı çek olduğundan başkaca herhangi bir evrak eklenmesi zorunluluğu bulunmadığını,
davacının takibe faktoring sözleşmesi ve faturanın eklenmemiş olması nedeniyle takibin usulüne uygun olmadığı ve iptali gerektiği iddiasının yerinde olmadığını, davacının süresinde icra mahkemesi nezdinde icra takibine itiraz etmediğini, genel mahkeme nezdinde çok uzun zaman sonra açtığı bir dava ile söz konusu iddiaları ileri sürmesinin yalnızca kötü niyeti ortaya koyduğunu, müvekkilinin genel faktoring sözleşmesine istinaden ilamsız icra takibi başlatmadığını, müvekkili faktoring şirketinin alacağı tevsik eden belgelere binaen dava konusu çeki usulüne uygun olarak ciro yolu ile tevdi aldığını,
akabinde de bu çek ile ilgili 08.02.2012 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, takip dayanağının ise kambiyo senedi olan çek olduğunu, çekte ibraz ile temerrüt oluşacağını, icra takibine konu faktoring sözleşmesi olmayıp, takip konusu çek olduğundan hesap kat edilecek bir durum söz konusu olmadığını, davacı tarafından atılan imzanın aval şerhi olduğunun kabulü ile haksız ve hukuka aykırım olarak menfi tespit talebinin kabulü yönünde verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davacının, takibe dayanak çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı aleyhine, Küçükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı takip dosyası ile davalı ... Hizmetleri A.Ş. tarafından takip başlatıldığı, takibe dayanak çekin ...
Bankası A.Ş. 'ye ait keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 27/12/2011, ... seri no'lu 85.000,00TL bedelli olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu çekte, ... AŞ'nin keşideci olduğu, ... LTD'in lehtar olduğu, sırasıyla ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. Ve sonrasında davacının ciranta olduğu anlaşılmıştır.
06.01.2011 tarihinde genel faktoring sözleşmesi çerçevesinde dava konusu çekin 12.08.2011 tarihli alacak bildirim formu ve çek senet tevdi bordrosuna istinaden ciro yoluyla davalı şirkete verildiği, ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin sözleşmenin tarafı olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf istemine ilişkin olarak; davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de, davalının, dava konusu çekleri , davacının ciro silsilesinde adının bulunması nedeniyle yasal hakkının kullanarak icra takibi başlattığı, bu çeklere ilişkin davalı tarafça yürütülen işlemlerinin yasal çerçeve içerisinde ve hukuka uygun olarak gerçekleştirildiği,
usule uygun düzenlenen faktoring sözleşmeleri uyarınca, usule uygun teslim alınan kıymetli evrakın ödenmemesi halinde yasal yollardan tahsil edilmesi tek başına kötü niyeti kanıtlamayacağından, davacı tarafça da kötü niyeti gösterir başka delil sunulmadığından, davacı vekilinin davalı tarafın kötü niyetle çeki iktisap ettiğine ilişkin istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf istemine ilişkin olarak.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776/1-g maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için “… senedi düzenleyenin imzasını” ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak öngörülmemiştir.
TTK'nın 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 677. maddesi gereğince, şirketin münferit temsilcisinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imzanın kendisini sorumluluktan kurtaracağı düşünülemez.
Yine TTK'nın 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 701. ve 702/1. maddeleri gereğince, keşideci şirket kaşesi üzerindeki imza dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekmez. Aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi sorumlu olur.
Özetle şirket temsilcisinin şahsen sorumlu olabilmesi için şirket kaşesi dışında ayrı bir imzasının bulunması yeterlidir. Her iki imzanın da kaşe üzerinde bulunması halinde ise yetkili temsilcinin sorumluluğundan bahsedilemez. Bir diğer ifade ile senetteki her iki imza da şirket kaşesi üzerine atılmışsa, burada artık aval olgusundan söz edilemez (Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2011tarih, 2011/12-480 E. - 2011/598 K. sayılı kararı).
TTK'nın 702/3 Fıkrası ''Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır.'' şeklinde düzenlenmiş olup, davacının imzasının ön yüzünde bulunmadığı, arka yüzdeki imzanın ise imzalanan faktoring sözleşmesi için verilmiş çek olması nedeniyle, şirket adına atılmış olduğunun kabul edilmesi gerektiği, aksinin ispatlanamadığı, sonuç olarak tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine,
vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK.nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasa yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrI esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2021/333, K. 2024/639, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama