KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/613
- Karar no
- 2024/589
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 10/02/2021
- Numarası
- 2016/666 E. - 2021/88 K.
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 21/03/2024
Karar Metni
1.251 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında kambiyo takibi açılmışsa da çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek takibin durdurulmasını ve müvekkilinin borçlu olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının imza inkarı ile borçtan kurtulamayacağını, dava konusu çeklerin benimsenip benimsenmediğinin tespiti adına iki şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesini gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece. "Davanın KABULÜ ile. 1-İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan kambiyo takibine dayanak teşkil eden ... Şişli Meydan Şubesi 44.000,00-TL bedelli, keşidecisi davalı ... San. Dış. Tic. Ltd.
Şti., lehtarı dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. Olan, ... seri numaralı çek nedeniyle davacı keşidecinin çeki beyaz ciro ile devralan davalı hamil ...'a İİK'nın 72. Maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine,2-Davalı ciro yoluyla çeki hamili olduğundan, çekin keşide edildiği sırada huzurda olduğu ve sahteliğini bilerek ya da ağır kusurla çeki iktisap ettiği anlaşılamadığından kötü niyet tazminat isteminin reddine, " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisinin başka kişilere imza attırdığı ve ödemek istediği çekleri ödeyip diğerlerini ise imza itirazında bulunmak suretiyle ödemeden kaçındığını, davacı vekilinin İstanbul 23.İcra Hukuk Mahkemesi dosyasına gelen ... yazı cevabını işbu dosyaya sunduğunu, icra mahkemesine gelen ... yazı cevabında "..Müşterinin son 1 yılda bu imza ile işleme alınan çek yaprağı bulunmamaktadır..." şeklinde denilmekte olduğunu,
ancak yazı cevabında 1 yıl öncesindeki çek yapraklarına ilişkin herhangi bir bilgi olmadığını, iş bu sebeple söz konusu yazı cevabının taleplerini karşılamadığını, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, söz konusu bankaya müzekkere yazılıp en azından çek basım tarihinden itibaren keşide edilen ve aynı imzayla ödenen çeklerin olup olmadığının araştırılması gerektiğini, yerel mahkemenin, gerekçeli kararında ispat yükü davalıda olmasına rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesine dayanarak davanın kabulüne karar vermiş ise de tebligat usulsüz olup kendi taraflarına verilen sürenin geçersiz olduğunu,
bu nedenle yeniden süre vermeden karar oluşturulmasının usul ve yasa yönünden hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın bilirkişi ücretinin yatırılmasına ilişkin kendisine verilen kesin sürenin e-tebligat zarfında yazmadığını, bu sebeple yapılan tebligatın usulsüzlüğü iddiasına dayanmışsa da işbu iddianın yerinde olmadığını, 16.09.2021 tarihli celsede davalı tarafın dayanmış olduğu şirket kayıtlarının incelenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiş olup 800,00 TL gider avansının yatırılması için davalı tarafa 2 haftalık kesin süre verildiğini, duruşmanın hemen sonrasında ise davalı taraf vekiline e-tebligat olarak duruşma zaptının tebliğe çıkarıldığını,
muhatap her ne şekilde olursa olsun tebliğ evrakını veya davetiyeyi alırsa ya da bunların içeriğini öğrenirse tebliği öğrenmiş sayılacağını, davalıya yapılan tebligatın usulsüz olmadığı gibi muhatap olan davalı vekili tarafından tebligatın içeriği öğrenildiğinden davalı tarafa verilen 2 haftalık kesin sürenin 21.09.2020 tarihinde işlemeye başladığını, kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığını davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede. Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili , uyuşmazlık konusu çekteki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını beyanla takibe konu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir. Somut olayda.
İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davalı alacaklı ... tarafından davacı şirket ve , diğer cirantalar aleyhine 24.05.2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibe konu ... Şişli Meydan Şubesine ait, 20.05.2016 keşide tarihli, 44.000,00-TL bedelli, keşidecisi davacı ... Petrol Ürünleri Temizlik ve Gıda San. Dış. Tic. Ltd. Şti., lehtarı dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.
Olan, ... seri numaralı çek olduğu, çekin sırası ile lehtar, dava dışı ... ve davalı hamil ...'a ciro edildiği, ibrazında keşideci imzası tutmadığından işlem yapılmadığı görülmektedir. ATK 'dan alınan 26/11/2019 raporda, Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede.
İnceleme konusu çek ön yüzdeki keşideci imzası ile ....'ın basit tersimli mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği" bildirilmiştir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.
Bir kambiyo senedi düzenlendiği zaman lehtar ile keşideci arasında kural olarak bir temel ilişki ve kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur.Hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'ilere dayanmaktadır.
Bu açıklamalara göre, eldeki dava dava konusu çekin sahte olarak düzenlendiği iddiasına dayalı açılmıştır. Sahtecilik def'inin mutlak bir def'i olup, herkese karşı ileri sürülebileceği gözetildiğinde senet hamilinin iyi niyetli olup olmamasının hukuki sonucu değiştirmeyeceği, sahtecilik mutlak def'inin davalı hamile karşı ileri sürülebileceği açıktır.
Yapılan inceleme ile takibe konu çekteki keşideci imzasının keşide tarihindeki davacı şirketin yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiştir.Bu durum karşısında ispat yükü üzerinde olan davalının aradaki hukuki ilişkiyi ve alacaklı olduğunu, takip konusu çek üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu ispat edemediği anlaşıldığından aynı gerekçeye dayalı olarak mahkemece davanın kabulüne karar verilemesinin dosya kapsamına uygun düştüğü, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Menfi tespit talebi yukarıda değinildiği üzere kambiyo hukukundan kaynaklanan kambiyo ilişkisinin sahtelik nedeniyle hükümsüzlüğü iddiasına dayalı olarak taraflar arasındaki temel ilişkiden (asıl alacak borç ilişkisi) bağımsız olarak incelendiğinden keşideci ve lehtar arasında borç ilişkisi olup olmadığı , davacının temel ilişkide borçlu olup olmadığı,
çek hamilinin iyiniyetli olup olmamaları gibi savunma sebeplerinin de, çek sahte olduğundan ve kambiyo senedi vasfında kabul edilemez olmakla temel ilişkiden bağımsız kambiyo ilişkisi yönünden hukuki sonucu değiştirmeyeceği, davanın kabul kararının dava konusu çeke dayalı yürütülen icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin olduğu, taraflar arasında temel ilişki nedeniyle alacak borç ilişkisinin tespitine ilişkin olmadığı, davalı vekili davacının aynı imza ile başka çekleri ödediğini ileri sürmüş ise de, davacı ve davalı arasındaki aynı ilişki içerisindeki başka çekleri ödediğine dair somut delil sunmadığı,
bankaya müzekkere yazılarak 1 yıl önceki çeklere ilişkin kayıtların celbedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla tüm bu nedenlerle mahkemece davacının menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
21/03/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2021/613, K. 2024/589, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama