İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/1434 K.2025/236

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Esas2022/1434Karar2025/236Tarih6 Şubat 2025Okuma13 dk · 2.691 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
6 Şubat 2025
Dosya no
2022/1434
Karar no
2025/236
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Tarihi
09/11/2021
Numarası
2019/272 E. - 2021/400 K.
Davanın konusu
Marka (Maddi Tazminat İstemli
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.691 kelime·13 dk okuma·1 bölüm

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı - Karşı Davalı vekili dava dilekçesinde. Müvekkili ...'un, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı nezdinde 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli ... ve ... tescil nolu “...” markasının ve ...

Tescil No'lu “...” ibareli markasının sahibi olduğunu, müvekkilin kendisine ait “...” ve “...” markalarını yıllarca verdiği emek ve yatırımlarla piyasada tanınır hale getirmiş olmasını fırsat bilen karşı tarafını müvekkiline ait marka ile ürünlerin sahtesini daha düşük kalite ve fiyattan piyasaya sürdüğünü, davalının müvekkiline ait markanın kullanıldığı taklit ürünlerin satışında fatura veya bir başka belge vermediğini, bu durumun dosyaya sunulu “07.05.2019 tarihli bilirkişi raporu” ile tespit altında olduğunu; bilirkişi ile beraber ...

Fatih/ İSTANBUL adresindeki karşı tarafa gidilip dava konusu ürünlerin yerinde incelendiğini, ürün satın atmak istediklerinde davalı ... 'un herhangi bir fatura vermeyeceğini belirttiğini, bütün bunların bilirkişi raporunda yer aldığını, İstanbul fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/109 D.

İş sayılı dosyasında verilen delil tespiti kararı doğrultusunda yapılan tespit işleminde davalı tarafın ... markasını kullandığı 547 adet eşofman takımı ürün bulunduğunun tespit tutanağında sabit olduğunu, 2019/109 D. İş sayılı dosyanın celbinin talep edildiğini ve ilgili bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğunu, davalının “...

Avcılar/İstanbul” adresini depo olarak kullandığını, belirtilen adresteki taklit ürünleri başka bir yere taşımaya çalıştığını, karşı tarafın söz konusu ürünlerin satışında herhangi bir fatura vermediği için müvekkilin zararının yapılacak keşif ile ürünlerin tutanak altına alınmasıyla tespit edilebileceğini, Karşı tarafın “...” markasını hiçbir değişiklik yapmadan hukuka aykırı bir şekilde haksız kazanç elde ettiğini, 30,000 TL manevi ve şimdilik SMK 151/2-b kapsamında 10.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı - Karşı Davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; asıl davanın reddine karar verilmesine,

karşı davada dava konusu ...

LOGOLU “..., ...” markalarının ALMAN bir firmaya ait olduğunu, Almanya ve Polonya'da ki üretim merkezlerinden başta Doğu Bloku ve Orta Asya olmak üzere tüm Dünya'ya satılmakta olduğunu, ... markasının ; ... vatandaşlarına sunulan ilk ... markası olduğunu ve dayanıklılığı ve dikiş kalitesiyle bilindiğini, Sovyetler Birliği vatandaşlarının ... / ... / ... / ... markalarını biliyor olduklarını, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ilgili markalar, serbest piyasa da rakipleri karşısında başarısını sürdüremediğini ancak Doğu Bloku ülkelerine ilk ...

MARKASI olması nedeniyle tarihi nitelikte olduğunu ve tanındığını, Doğu bloku ülkelerinde halen ciddi bir alıcı kitlesi bulunmakta olduğunu, markanın gerçek sahibinin; ... ... olduğu Almanya ve Polonya'da üretilerek tüm Dünya'ya satış yapıldığını, Alman Patent Ofisi ve ... sicili incelendiğinde ise : ... LOGOLU "... ve ...” markalarının Almanya ve Polonya'da ilgili firma adına tescilli olduğunu ...

LOGOSU nun ise hükümsüzlüğü talep edilen markalarla birebir aynı olduğunu, karşı tarafın ... markasını logosuna kadar birebir alıp “Türkiye'de adına tescil ettirmiş olduğunu ...de internet sitesinin Google Arşiv Kayıtlarında.

2010/2011/2012/2013 yıllarına ait görsel kayıtların mevcut olduğunu, markanın gerçek hak sahibinin henüz Türkiye'de tescilinin olmadığını gören Türk Üreticilerinin bu markanın taklitlerini yaparak satmaya başladıklarını, ... piyasasında birçok fason üretici tarafından gelen talepler üzerine ...

LOGOLU ... marka ürün yapılmakta ve Doğu Bloku ülkelerine satılmakta olduğunu, Orijinal /Gerçek ... ürünü taleplerinin ise bizzat ALMANYA'DAN temin edilerek satıldığını, Karşı taraf davacı ..., ... esnafı olduğunu, söz konu Alınan markasını taklit üreterek Yurt içi ve yurt dışına satmaya devam ettiği, Ancak markanın Türkiye'de, tescilinin olmadığını fark ettiğinde ...

LOGOSUNU dahi birebir taklit ederek ...., ..., ... ibareli marka tescillerini aldığını, markanın Türkiye'de tescilli olmamasını fırsat bilip üretmiş fakat ardından kötü niyetle markayı Türkiye'de tescil edip diğer fason üreticilere karşı kullanmakta olduğunu, gerçek hak sahihinin Almanya'da ki bir firma olduğu bilinen bir markanın, sırf... piyasasında potansiyel alıcı kitlesi olduğu ve hali hazırda orijinal ve taklitlerinin ciddi miktarda satıldıklarını görerek taklit markayı adına tescil ettirmek dürüstlük kurallarına uymadığını, ,dava konusu markaların; gerçek ve üstün hak sahibinin, alman firma olması,

dava konusu markaların gerçek hak sahibinin markalarına ayniyet ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzer/taklit olması, dava konusu markaların tamamının kötüniyetle tescil edilmiş olması, markaların tamamının haksız rekabet amacıyla tescil edilip kullanılması nedenleriyle ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...., ...nolu markaların hükümsüzlüğüne, Sicilden terkinine,tedbire ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...I-ASIL DAVADA.

Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ihlal nedeniyle somut olayın özellikleri , davacının seçtiği tazminat seçim yöntemine göre SMK 151/2-b kapsamında 7.658.

TL maddi tazminatın ve 5000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine, 16.5.2018 tarihli tutanak kapsamındaki ürünlerin karar kesinleştiğinde imhasına, II- KARŞI DAVADA(kısa hükümde sehven maddi hata olarak Birleşen olarak yazılmıştır) Karşı davanın REDDİNE," karar verilmiştir.Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Davanın konusu “gerçek hak sahipliği nedeniyle hükümsüzlük davası” olmuş olsaydı gerekçeli kararın doğru kabul edilebileceğini,oysa davanın konusunun “kötüniyetle tescil edilen markanın, rakipleri engelleme ve şantaj unsuru olarak kullanılması nedeniyle hükümsüzlük davası” olduğundan gerekçe içeriğinin doğru olmadığını, dava konusu ...

LOGOLU “..., ..., ...” markasının ALMAN bir firmaya ait olup Almanya ve Polonya’da ki üretim merkezlerinden başta Doğu Bloku ve Orta Asya olmak üzere tüm Dünya’ya satıldığını, markanın alanında maruf nitelikte olduğunu, ... markasının Sovyet vatandaşlarına sunulan ilk kot markası olup, kaliteli olduğunu, ..., ... markaları daha ziyade ..., ... markası ise daha ziyade Spor Giysiler alanında kullanılmakta olup her iki markada da ... logosunun ön planda olduğunu, markanın gerçek sahibinin, ... olup Almanya ve Polonya’da ki üretim merkezlerinden tüm Dünya’ya satış yaptıklarını, Türk Gurbetçiler aracılığıyla ülkemize tanıtıldığını,

toptan ve perakende olarak ülkemizde satıldığını, Alman Patent Ofisi ve ... sicili incelendiğinde ... LOGOLU “... ve...” markalarının Almanya ve Polonya’da ilgili firma adına tescilli olduğunu, gerçek hak sahibinin internet sitesinde görüldüğü üzere;..., ...markaları yer almakta olup kullanılan ...

LOGOSU hükümsüzlüğünü talep ettikleri markalarla birebir aynı olduğunu, taklitçi konumunda olan karşı tarafın, ...markasını logosuna kadar birebir alıp Türkiye’de adına tescil ettirdiğini,...-... sitesinin görsel kayıtlarının da, davacının 2014 yılında aldığı marka başvurusundan çok daha önceye ait olduğunu, ... piyasasında birçok fason üreticinin gelen talepler üzerine ...

LOGOLU ... marka ürün yaptığını, karşı tarafın (...), ... esnafı olup söz konu Alman markasını taklit üreterek yurt içi ve yurt dışına sattığını, fakat markanın henüz Türkiye’de, tescilinin olmadığını fark ettiğinde ...

LOGOSUNU dahi birebir taklit ederek ..., ...,... ibareli marka tescilleri aldığını, taklit ettiği markayı Türkiye’de adına tescil etmesinin ardından bu markayı üreten hatta orijinallerini satan diğer firmalara karşı “taklit marka suçlamasında” bulunarak söz konu markayı kendisinden almalarını yönünde baskı kurduğunu, karşı tarafın markayı oluşturan ve tanıtan olmadığını, Mahkemece davacının gerçek hak sahibi olmamasına rağmen markaları Türkiye’de kendi adına tescil ettirdiğinin tespit edildiğini ancak hükümsüzlük davasını “gerçek hak sahibi olan yurt dışı firmanın açmaması nedeniyle davanın reddine” karar verildiğini,

taklit marka tescilinin haksız rekabet ve kötüniyet amacı taşıdığını,markanın gerçek hak sahibi olmamasına rağmen idari ve hukuki boşluklardan yararlanarak Kötüniyetle tescil aldığını ve bu tescili de rakiplerine karşı Haksız Rekabet amacıyla kullandığını,TTK 54. Ve diğer maddelerinin iktisadi rekabetin her türlü suiistimalini yasakladığını, TTK’na göre tacir olarak kabul edilen Karşı Tarafın, basiretli bir işadamı gibi davranma yükümlülüğü olup, yükümlülükleri çerçevesinde işletmesi ile ilgili faaliyetlerinde kendi yetenek ve imkânlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli,

öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu,gerçek hak sahibinin Almanya’da ki bir firma olduğu bilinen bir markanın, sırf ...Piyasasında potansiyel alıcı kitlesi olduğunu ve halihazırda orijinal ve taklitlerinin ciddi miktarda satıldıklarını görerek taklit markayı adına tescil ettirmenin dürüstlük kurallarına uymadığını,

SMK uyarınca kötüniyetli marka tescillerin hükümsüz kılınması gerektiğini,tescil başvurusu sırasındaki ahlaka aykırılığın markanın gerçek hak sahibini bildiği halde markayı tescil ettirerek ilk kullanıcının hak sahipliğini zedelemek veya markanın kullanılmasını engellemek amacıyla yapılmasının kötüniyet kabul edildiğini, karşı tarafın, gerçek hak sahibinin başkası olduğu markayı, adına tescil ettirerek bu markayı kullanan firmalara karşı açmış olduğu davalarla marka kullanımının engellenmesinin de kötüniyet kabul edilmesi gerektiğini,SMK 6/9 md kötüniyetli markaların hükümsüzlüğünün yer aldığını,

gerçek hak sahibin internet sitesinde yer alan görsel ile TürkPatent tescilinde yer alan ...

LOGOSU'nun birebir aynı olduğunu, ... logosunda yer alan tüylerin,gaga, duruş şekli ..vb birebir aynı olduğunu, markada kullanılan LOGOYU hiçbir değişikliğe sokmaya dahi çalışmadan birebir çalarak tescil aldığını, açıklanan bu nedenlerle, markalarının tesciliyle ilgili temelindeki bu sakatlık nedeniyle,tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü gerektiğini,-Bilirkişi Raporunun 11 ile 16. Sayfalarında dava konusu ...-... markalarının ve kullanılan ...

LOGOSUNUN gerçek hak sahipliği noktasında..., internet, sektör tespitleri yapılarak değerlendirme yapıldığını ve gerçek hak sahibinin Alman ... firması olduğunun tespit edildiğini,bilirkişi raporunun 16 ile 18. Sayfaları arasında “Davacının kendisine ait olmayan markayı,Türkiye’de tescil ettirmesinin bariz Kötüniyet kapsamında kaldığı” tespit edildiğini ancak Mahkemenin Yargıtay Kararını sunup “hükümsüzlük davasını sadece gerçek hak sahibinin açabileceğini, başkaları tarafından açılan davanın reddedileceğini" belirttiğini, bu durumun öncelikle bariz kötüniyetli davranışın,

hukuken ve devlet olarak korunması hatta teşvik edilmesi olduğunu,diğer yandan smk kapsamında ifade edilen “kötüniyetli markaların hükümsüzlüğü”düzenlemesini de daraltmak anlamına geleceğini, smk’da “kötüniyet davalarını sadece gerçek hak sahibi açabilir!” düzenlemesi bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin iş bu kötüniyet nedeniyle hukuki, cezai yaptırımlarla muhatap olmak durumunda kaldığını,Müvekkilinin, söz konu kötüniyetli marka tescili nedeniyle ciddi bir maddi, manevi tazminat hatta hürriyetini kısıtlayıcı hapis cezası tehdidi altında olduğunu, SMK, TTK kapsamında hükümsüzlük davasını açmakta menfaati bulunduğunu,

SMK 6 /9’da “dava açmada hak sahibi” kısıtlanmadığını, düzenlemesinde “marka sahibi”, “işaret sahibi”, “önceki hak sahibi” gibi bu hakkı kimin kullanacağı noktasında bir kısıtlama yapılmadığını, kötüniyetin sadece başkasının, markasını tescil ettirmekle sınırlı olmadığını ,engelleme, spekülasyon, saldırı vb amaçlarla da yapılan markalar kötüniyet taşıdığını,-esas davada, hem Bilirkişi Raporu hem de Mahkeme Kararında “Dava konusu markaların gerçek hak sahibinin dava dışı yabancı firma olduğu,

davacının Türkiye’de tescil olmadığını fırsat bilip adına tescil ettirdiği hatta davacının bariz kötüniyet taşıdığı” tespit ve hüküm altına alındıktan sonra sanki davacı gerçek hak sahibiymiş gibi “manevi zarara uğradığına hükmedilmesi”nin mantık ve hukuk sınırlarını zorladığını, kötüniyetli davranış sergileyen Davacının “manevi zarara uğradığının kabulü”nün mümkün olmadığını, yerleşik içtihatlarda da, kötüniyetle tescil edilen markalara dayanılarak orijinal ürünlerin satışının engellenemeyeceği kararları mevcutt olduğunu, müvekkilinin,

kendisine gurbetçiler ve/veya bavul ticareti vasıtasıyla gelen Alman Firmaya ait orijinal ürünleri satmasının SMK kapsamında Hukuki ve Cezai açıdan yaptırım altına Alınamayacağını,-ilk Derece Mahkemesi ve bilirkişi raporlarında; müvekkili ürünlerinin orjinal olup olmadığı tespit edilmediğini, dolayısıyla eksik incelemeyle karar oluşturulduğunu,Rapor ve Kararda “Müvekkilin, orijinal (Alman Firmasına Ait) ürün sattığını faturalarıyla ispatlayamadığı beyan edilerek “fatura yoksa.

Ürün taklittir” mantığıyla hüküm kurulduğunu, taleplerine rağmen bu konuda araştırma yapılmadığını, bavul ticareti yöntemiyle alınmış orijinal ürün olup olmadığının araştırılması gerektiğini, 547 adet eşofmanın davacıdan alınmadığı için taklit kabul edildiğini, dava konusu markanın gerçek sahibi ALMAN Firma olup söz konu ürünlerin bu Alman Firmaya ait olup olmadığı incelenmediğini, Alman Firmayla da eposta yazışmalarının dosyaya sunulduğunu, tüm nedenlerle hem esas dava hem karşı dava yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme,

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl dava; davacının ... nolu ve ... tescil nolu "..." ve ...tescil nolu "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının kötü kalitede olacak şekilde malları piyasaya sürerek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını, bu eylemlerin tespiti ve men'ine, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000 TL manevi, 10.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini,

İstanbul 1.FSHH Mahkemesinin 2019/109 D.iş sayılı dosyasında yapılan tespit kapsamında tespit edilen 547 adet eşofman takımının ve ayrıca adreste tespit edilecek taklit ürünlerin toplatılmasını ve imhasına ilişkin olarak açıldığı anlaşılmıştır.Karşı dava.

Davalı adına tescilli markaların başkaları adına tescilli olmasına rağmen kötü niyetli olarak tescil edilmiş olması nedeniyle ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... nolu markaların hükümsüzlüğüne yönelik açılmış bir davadır.Bilirkişi ...'in 17/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda: davalının ...

Avcılar/İstanbul adresinde 09/09/2019 tarihinde yapılan tespit işleminde işyerinin depo olarak kullanılan bir giriş kat ve imalathane olarak kullanılan bir bodrum kattan oluştuğunu, işyeri içerisinde veya depoda davacı taraf marka ibarelerini içeren herhangi bir ürün veya etiket tespit edilmediğini bildirmiştir.

Bilirkişiler ..., ... ve ...'nın 26/02/2020 tarihli bilirkişi raporlarında: Asıl dava yönünden; davalı tarafça, davacı tarafın tescilli markalarının, davacının izni veya hukuki bir dayanak olmaksızın tekstil emtialarında ve mağaza girişinde ayırt edilemeyecek kadar benzer olarak kullanıldığı, davacı yanın kuş görselli ... ve ... ibareli markaları davalı tarafın kullanımlarını gerçekleştirdiği tekstil emtialarında ve hizmet sınıfında tescilli olduğu,

davalı yanın davacı yana ait tescilli markasını (tanıtma vasıtasını) ticari bir amaç ile aynılık veya benzerlik teşkil edecek şekilde iş veya faaliyetlerinde kullanmak suretiyle iltibas oluşturduğu, davalı karşı davacı şirketin mahkemenin 2019/109 D.iş dosyası kapsamında tespit edilen “..." ibareli 547 adet alt-üst eşofman takımından 7.658,00 TL kâr elde edebileceğinin tespit edildiğini, ,karşı dava yönünden.

Alman Patent ve Marka Kurumu (...) ve ... marka arama kaydında yapılan araştırmada “... ait, ...tescil numaralı marka olduğu; markanın 1990 yılında tescil başvurusunun yapıldığı, 1992 yılında tescil edildiği, 2020 yılında tescilin yenilendiği ve mevcut tescilin 2030 yılına kadar olduğu, davalı yanın (asıl davada davacı yanın), söz konusu markanın şekil unsurunu olduğu gibi ve sözcük unsuru “...” ibaresini de sonuna “...” eklemek suretiyle Türkiye'de kendi adına tescil ettirdiği;

marka tescil sahibinin, eski Doğu Blok'u ülkelerden gelen turist ve bavul ticareti ile uğraşanların ağırlıklı olduğu ...semtinde olması ve gelen turist ve bavul ticareti uğraşanları tarafından daha önceden aşina olunun bir marka olması nedeniyle söz konusu marka seçiminin tesadüf olamayacağı, ancak, davacı yanın(asıl davada davalı yanın) gerçek hak sahibi olduğunu iddia etmediği gibi, gerçek hak sahibi (Almanya'daki eski tarihli tescilin sahibi) Alman firma ile aralarında var olan (lisans, distribütörlük, tek satıcılık,

süz konusu marka sahibi ile aralarında sözleşmeye dayanarak bu marka için sipariş üzerine fason ürelim yapılması v.b.) bir hukuki işleme veya gerçek hak sahipliliğine dayanarak hukuken dava açma yetkisine sahip olduğunu gösteren bir yetkiye dair bir bilgi veya delile rastlanmadığı; oysa ki nispi ret nedenlerinden olan gerçek hak sahipliğine dayanarak hükümsüzlük davası açmaya yetkili olanların; söz konusu marka üzerinde gerçek hak sahibi olanlar ile hukuken gerçek hak sahipliğine dayanarak dava açmaya yetkili olanlarla sınırlı olduğu,

davalı yanın (asıl davada davacı yanın) kendi adına tescil başvurusu yaptığı “...” markasının Almanya'da “...” olarak uzun yıllardır tescilli olduğu, ...'de faaliyet yürüten davalı yanın tescil ettirmek için söz konusu markayı tercih ettirmesinin tesadüf olamayacağı ve bu nedenle kötü niyetli bir marka başvuru olarak kabul edilebileceği;

ancak kötüniyetli marka başvurusunun Türk Hukuku'nda nispi ret nedenleri arasında yer aldığı ve nispi ret nedenlerine dayanarak hükümsüzlük davası açmada işaret üzerinde önceden hak kazanan kişilerin yetkili olduğu: davalı yanın (asıl davada davacı yanın) marka tescilinden doğan haklarını gerçek hak sahibine karşı ileri süremeyeceği ancak gerçek hak sahibi olmayan üçüncü kişilere karşı ileri sürebileceği;

yine sadece ve yalnızca üçüncü kişilerce gerçek hak sahibinin kontrolünde üretilen/satışa sunulan orijinal ürünlerin Türkiye'ye ithaline veya Türkiye'de satışına karşı davalı yanın tescilden doğan haklarını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanması teşkil edebileceği görüş ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.

Karşı davada, karşı davacının, karşı davalı adına ...,, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... markalarının yurt dışında başka bir firma adına tescilli olduğunu, davacı-karşı davalı tarafça kötüniyetli olarak tescil edildiğini ileri sürerek hükümsüzlüğünü talep etmişse de; kötüniyet iddiasına yönelik dava açma hakkı gerçek marka hakkı sahibine ait olduğundan davacının belirtilen sebebe dayalı olarak doğrudan hükümsüzlük davası açma hakkının bulunmadığından ( bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/3235 E, 2019/679 K sayılı ilamı, 23.01.2019 Tarihli ilmamı) davalı-karşı davacı tarafça kötüniyete ilişkin başkaca delil sunulmadığından,

karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Türk Patent ve marka kurumu tarafından gönderilen marka tescil belgelerine göre 25 ve 35.sınıf için davacı-karşı davalı adına ... ve ... tescil nolu “...” markasının ve ... Tescil No'lu “...” ŞEKİL ibareli markanın tescilli olduğu, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/109 D. İŞ Sayılı dosyasında delil tespiti talebinde bulunulması üzerine davalının “...

Beyazıt İstanbul" adresinde yapılan incelemede ...'T Şekil markasının kullanıldığı 547 adet eşofman takımının ele geçirildiği, ürünlerin orijinal olduğu ileri sürülmüş ise de, orijinal olduğuna dair dosyaya davalı tarafça fatura vb delil sunulmadığı, tazminata karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı,

karşı davacı-davalı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 09/11/2021 tarih ve 2019/272 E., 2021/400 K. sayılı kararına karşı davalı-karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Asıl dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 864,66 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 216,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 648,49 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,4- Davalı-karşı davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması

sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2022/1434, K. 2025/236, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1434
Karar No
2025/236
Tarih
6 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1435 K.2025/189
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1437 K.2025/262
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/1441 K.2025/234
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1442 K.2025/118
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/1444 K.2025/180
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1446 K.2025/123

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.