İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/551 K.2025/1101

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Esas2023/551Karar2025/1101Tarih18 Eylül 2025Okuma9 dk · 1.885 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
18 Eylül 2025
Dosya no
2023/551
Karar no
2025/1101
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Tarihi
06/10/2022
Numarası
2022/31 E. - 2022/123 K.
Davanın konusu
Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
18/09/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.885 kelime·9 dk okuma·1 bölüm

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 1986 yılında Suudi Arabistan Krallığında marka tescil belgesi aldığını 1990 yılında Mekke'de ilk restorantını açtığını, 1994 yılında baharatlı tavuk satışa sunduğunu 1995 yılında jumbo karidesi satışa sunduğunu, 1996 yılında sattığı meşrubatın ... den ... ya değiştirdiğini,1996 yılında ... ile ortak olarak sosyal sorumluk projesi oluşturduğunu, 1998 yılında Minâ'da 3 restorant inşa ettiğini, hacı vazifesini yerine getiren hacılara hizmet sunmaya başladığını, 1999 yılında ... satışına başladığını,

2000 yılında kardeş şirketi ve ürünlerinin temel üreticisi ve sağlayıcısı olan firma için 30.000 metre karelik gıda işletmesi kurduğunu ve bunun gibi dönemler içerisinde farklı ürün yelpazesi ile yeni restorantlar açtığını, müvekkilinin başta menşei ülkesi olmak üzere Paris sözleşmesine taraf pek çok ülkede ve Türkiye'de de 1997 yılından itibaren marka tescilinin bulunduğunu, müvekkilinin markası ile davalı markasının ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, aynı tür ve benzer malları kapsadıklarını, davalı tarafa ait ... markasının ... ibaresinin tanımlayıcılık ifade ettiğini,

... ibaresinin de müvekkili markasını taklit etmek maksadı ile oluşturulduğunu, öncelikle ve ivedilikle davalının 2018 ... tescil numaralı ... ibareli markanın 29. 30 ve 43. sınıflar yönünden tescilinin devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı alınmasını, davalının 2018/... tescil numaralı ... ibareli markasının 29. 30. ve 43.sınıflar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar vermesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin yerleşim yerinin Sarıyer/İstanbul olduğunu, görev itirazlarının kabulü ile dosyanın görevli İstanbul FSHHM' ne gönderilmesini,

müvekkilinin herhangi bir karışıklık ve haksız kazanç elde etme amacı olmaksızın çalıştığı iş konularında markasını adına tescil ettirdiğini, davacı tarafın müvekkilinin tescil aşamasında herhangi bir itirazda bulunmadığını, müvekkilinin tescilini yaptırdıktan sonra bir çok sertifika aldığını, çeşitli fuarlara katıldığını, davacının iddia ettiğinin aksine taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, markaların gerek yazılı, gerek söylem, gerekse logo bakımından farklı olduğunu, müvekkilinin markası ile davacıya ait marka arasında herhangi bir ilişki olmadığı gibi ilişki ihtimalinin de bulunmadığını,

davacı markasının restoran alanında tescil edilmiş olduğunu, müvekkilinin markasının ise gıda ürünleri alanında tescil edilmiş olduğunu, ayrıca markalar arasındaki logolarda herhangi bir benzerlik bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar vermesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Mahkememizce itibaren bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere: Davacı markalarının birçok ülkede uzun süre önce tescilli olduğu, ancak bilindiği üzere uluslararası tescilin tanınmışlık kriterlerinden sadece bir kısım olduğu,

bir markanın birden fazla ülkede tescilli olmasının tanınmışlık kriterleri açısından yeterlilik sağlamadığı, davacının piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı, özellikle Türkiye'deki reklam ve promosyon çalışmaları, gazete, dergi, TV, vb. medya organlarındaki yayınlar, fuar katılımları, markanın tanınmışlığını gösteren mahkeme kararı, markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmalarının davacı tarafça sunulmadığı, bu nedenle davacı markasının tanınmış marka oduğunun kanıtlanamadığı, davacı markası olan "..." ve "..." ibarelerinin Türkçe anlamının bulunmaması,

davalı adına tescilli olan "..." ibaresinin de Türkçe anlamının bulunmadığı, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal farklılığı, markalardaki figüratif unsurların farklı olması sebebiyle taraf markaları arasında benzerlikten söz edilemeyeceği, taraf markalarının faaliyet alanlarının farklı oldukları, tescil kapsamlarının aynı/benzer sınıflarda oldukları, her ne kadar taraf markalarının kullanıldığı mal/hizmetler farklı olsa da taraflar arasındaki mal/hizmetlerin (yiyecekle ilgili mallar/yiyecekle ilgili hizmetler) ortalama tüketici/hizmet alıcıları nezdinde ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu,

ancak markalar arası görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmaması sebebi ile her ne kadar mal/hizmetler arasında ilişkilendirilme ihtimali bulunsa dahi, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas oluşmadığı, bu nedenlerle TPMK nezdinde davalı adına tescilli 2018/... numaralı "..." ibareli markanın, 29, 30 ve 43.sınıflar yönünden hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığından "Davanın reddine"" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, mahkeme kararları, müvekkilinin birçok ülkede tescilinin bulunması ve fuar çalışmaları gibi tanınmışlığa ilişkin sunmuş oldukları delillerin incelenmediğini, markanın tüketiciler nezdinde bilinirliğinin dikkate alınması gerektiğini, müvekilinin markasına ilişkin Türk içerik üreticiler tarafından birçok video çekildiğini ve yorumlar bulunduğunu, -davalı tarafından seçilmiş olan ibarenin tesadüfi olarak belirlenmiş olmasının ticari hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını,

mahkeme kararında da taraf markalarının esasen Türk dilinde bir karşılığının bulunmadığının belirtildiğini,-müvekkilinin bilgisi ve izni dışında gerçekleştirilen kullanımlar ve marka tescilleri dolayısıyla birçok dava açıldığını, tanınmış olduğuna ilişkin kararların ekte sunulduğunu, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/448 E sayılı dosyasına konu "... ..." ibaresinin müvekkili markası ile karıştırılma ihtimali değerlendirildiğini,-taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirine benzemediği yönündeki değerlendirmenin de somut olayın unsurlarına aykırı olduğunu,

davalının marka internet sitesi incelendiğinde davalı markasının da müvekkili markasında yoğun olarak kullanılan kırmızı renk ağırlıklı olarak kullanılmış ve sol alt köşede arapça ifadelere yer verilmiş olduğunu, Davalının bu anlamda müvekkili taklit ettiğini, kavramsal anlamın neye göre değerlendirildiğinin anlaşılamadığını,-görsel olarak taraf markalarının benzer olmadığı veya ayrıştığı belirtilmişse de bu durumun hangi unsurlara göre değerlendirildiğinini açıkça belirtilmediğini, müvekkilinin birçok markası olduğunu,

davalı yanın "..." unsurunun da müvekkili markalarında yer aldığını ve buna göre benzer şekilde taklit edilmek istendiğini veya müvekkilini seri markası veya yenilenmiş bir markası gibi tüketiciye sunmak gayesinde olduğunun kabulü gerektiğini, -google çeviri üzerinden yapılan araştırmada da ''... '' ibaresi ile ''... ...'' ibaresinin okunuşunun aynı olduğunun görüldüğünü, Davalı markasında bulunan ''...'' ibaresini herhangi bir ayırt ediciliği bulunmaması nedeniyle marka karşılaştırmalarında dikkate alınmaması gerektiğini, Yerleşik içtihatlar çerçevesinde görsel benzerliğin yanı sıra fonetik benzerliğin de değerlendirilmesi gerektiğini,

taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğunun kabulü gerektiğini, daha önce müvekkili markasını görmüş, duymuş olan tüketicinin sonrasında davalı markasıyla karşılaştığında aynı işletmeye bağlı seri marka olarak düşüneceğini, SMK 6/1 uyarınca iltibas ihtimalinin bulunduğunun kabulü gerektiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kararın, açıklayıcı, olayların çözümünü net bir şekilde ortaya koyan, anlaşılabilir gerekçelerle verildiğini, Yerel Mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, TPMK nezdinde davalı adına tescilli, 2018/... numaralı "..." ibareli markanın 29,30 ve 43.sınıflar yönünden kısmen hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkindir.TPMK nezdinde 194910, 195179, 193427,196047,

2008/38532 ve 2008/38557 numaralı markaların davacı adına tescilli olduğu, 2018/... numaralı "..." ibareli markanın ise 29, 30, 31, 32, 35 ve 43.sınıflarda davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.12/04/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle.

Dosya kapsamında iddia, savunma, delil, taraf web siteleri, ... ve ... nezdinde yapılan incelemeler neticesinde; davacı tarafa ait ... ve ... esas unsurlu markalarının dava konusu 30. ve 43. sınıflar kapsamında tescilli olduğuna, davalı tarafa ait ... ibareli markanın dava konusu 30. ve 43. sınıflar kapsamında tescilli olduğuna, davacı markalarının birçok ülkede uzun süre önce tescilli olduğu, ancak bilindiği üzere uluslararası tescilin tanınmışlık kriterlerinden sadece bir kısım olduğu, bir markanın birden fazla ülkede tescilli olmasının tanınmışlık kriterleri açısından yeterlilik sağlamadığı,

dosya kapsamında davacının piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı, özellikle Türkiye'deki reklam ve promosyon çalışmaları, gazete, dergi, TV vb. medya organlarındaki yayınlar, fuarlar katılımları, markanın tanınmışlığını gösteren bir mahkeme kararı, markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmalarının dosya kapsamında bulunmaması sebebi ile davacı markasının tanınmışlığı hususunda olumlu kanaat oluşmadığına, davacı markası olan ... ve ... ibarelerinin Türkçe bir anlamının bulunmaması, davalı markası olan ... ibaresinin de Türkçe bir anlamı bulunmaması,

taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal farklılığı, markalardaki figüratif unsurların farklı olması, sebebi ile taraf markaları arasında benzerlikten söz edilemeyeceğine, taraf markalarının faaliyet alanlarına farklı oldukları, tescil kapsamlarının aynı/benzer sınıflarda oldukları, her ne kadar taraf markalarının kullanıldığı mal/hizmetler farklı olsa da taraflar arasındaki mal/hizmetlerin (yiyecekle ilgili mallar/yiyecekle ilgili hizmetler) ortalama tüketici/hizmet alıcıları nezdinde ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu,

ancak markalar arası görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmaması sebebi ile her ne kadar mal/hizmetler arasında ilişkilendirilme ihtimali bulunsa dahi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK 6/1 maddesi kapsamında iltibas oluşmayacağı, tüm açıklamalar sebebi ile davalı tarafa ait takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davalıya ait 2018/... tescil numaralı ... ibareli markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Somut olayda, davacı taraf, kendisine ait “... ve ... ” ibareli markaların tanınır marka statüsünde olduğunu ileri sürerek,

davalıya ait 2018/... tescil numaralı ...” markasının iltibas yaratacak şekilde kötü niyetle tescil ettirildiğini ve bu nedenle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.Yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı markalarının kırmızı zemin üzerinde sarı renkli yazı ile "..." olarak oluşturulduğu ve üzerinde ... resminin bulunduğu, davalıya ait markanın ise kırmızı yazı ile oluşturulduğu ve üzerinde ... olduğu ancak görsel olarak benzer olmadıkları, esas unsurlar olan ibareler ve figürlerin farklı olduğu, görsel benzerlik bulunmadığı,

davacıya ait “... ve ... ” ibareleri ile davalıya ait ... ibaresindeki "..." kısmının fonetik olarak benzerlik bulunduğu ancak bütün halinde telaffuzlarının farklı olduğu, kavramsal olarak ise her iki kavramda da anlam bulunmadığı, tescil sınıflarının 29/30/43.

Sınıflar olduğu, sektörel faaliyet alanlarının, hitap edilen tüketici kitlesinin, dağıtım kanallarının ve kullanım şekilleri yönünden markalar arasında sınıfsal benzerlik bulunduğu, sonuç olarak SMK 6/1 maddesi kapsamında markaların bütüncül izlenimde görsel işitsel ve kavramsal olarak aynı veya benzer olarak değerlendirilemeyeceği, ortalama tüketici kitlesinin tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali olmadığı kanaatine varılmıştır.Tanınmış marka iddiası yönünden.

SMK 6/5 maddesinde “tanınmış markalara” tanınan ayrıcalık düzenlenmiş, belirtilen şartların varlığı halinde tanınmış markaların “farklı” ürün ve hizmetler için de korunacağı ifade edilmiştir. Bu şartlar. 1. Korumadan yararlanacak marka “tanınmış” olmalıdır. 2. Tanınmış marka Türkiye’de tescil edilmiş ya da tescili için başvuruda bulunulmuş bir marka olmalıdır. 3. Üçüncü kişiye ait marka, tanınmış marka ile aynı yada karışıklığa meydan verebilecek benzerlikte olmalıdır.

4. Sonraki markanın, tanınmış markanın tescili ya da başvurusu kapsamında yer alan ürünlerden ve/veya hizmetlerden farklı ürünler ve hizmetler üzerinde kullanılması dahi, önceki markanın sahip olduğu yüksek tanınmışlık düzeyi sebebiyle, haksız bir yararın sağlanması ihtimali veya tanınmış markanın itibarının zarar görme ihtimali veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurma ihtimali bulunmalıdır.

Somut olayda, davacının mesnet markalarının tanınır marka olduğu iddia edilmiş ise de, tanınmış olduğunun ispat edilemediği, davalı markası ile iltibas düzeyinde benzer olmadığı, seri marka izlenimi bulunmadığı tespit edildiğinden SMK 6/5 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşulunun sağlanmadığı görülmüştür.Kötü niyet yönünden yapılan değerlendirmede ise, her ne kadar davacı davalı marka tescillerinin kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, tek başına markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmek istenilmesinin kötü niyetli marka başvurusu olarak nitelenemeyeceği,

kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerektiği, somut olayda, taraf markalarının aralarında karışıklığa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı,

davalının marka tescilinin kötüniyetli tescil olarak kabul edilmesini gerektirir somut bir delilin ortaya konulamadığı dikkate alındığında, tescilin kötüniyete dayalı olduğu iddiası yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/10/2022 tarih ve 2022/31 E. 2022/123 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.

18/09/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2023/551, K. 2025/1101, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/551
Karar No
2025/1101
Tarih
18 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/551 K.2025/814
  • Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/553 K.2025/741
  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/553 K.2025/738
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/553 K.2025/645
  • İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/553 K.2025/640
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/554 K.2025/899

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.