KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2025
- Dosya no
- 2023/852 Esas
- Karar no
- 2025/1468
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 08/04/2022
- Numarası
- 2021/434 E. - 2022/62 K.
- Davanın konusu
- Marka'dan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti, Men'i ve Ref'i ile Unvan Terkini
- İstinaf karar tarihi
- 06/11/2025
Karar Metni
1.600 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLDÜ
DAVA DİLEKÇESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olan ve halihazırda Türkiye’de 1800 perakende noktasına satış ve dünyanın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren olan bir şirket olup, sektörünün en çok bilinen ve tanınan markalarından birisi olarak ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "Tanınmış Marka" olarak da kayıt altına alındığını, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma sahibi olduğunu, davalı şirketin "..." ibaresini ticari ünvanında kullandığını,
bu ünvanın TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olarak oluşturulduğunu, ticari unvanın markasal kullanımını teşkil eden markasal kullanımlar olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle, davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesi ve men'ine, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, davalının müvekkili şirketin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinden kullanmasının durdurulmasına,
masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden biri ile ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 21/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesindeki taleplerine ek olarak davalı şirketin ticari ünvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilden terkinine karar verilmesini, talep etmiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Somut olayda davacının yaklaşık 8 yıl boyunca sessiz kaldığı tecavüz eyleminden dolayı açmış olduğu davada yukarıda anılı ilkeler çerçevesinde hak düşürücü süre yoluyla hak kaybına uğradığı kanaatiyle,"Davacının davasının REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, 1995 yılından beri ayakkabı ve terlik sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2003 yılından bu yana tescilli ve yurt dışında da korunan, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde Tanınmış Marka statüsüne sahip "..." ibaresi üzerinde hak sahibi olduğunu, davalı şirketin ticari unvanında bu markayı kullanmasında kötüniyetli olduğunu, unvan tercihinden ancak 2021 yılında haberdar olduğunu, davalının yalnızca Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'ndeki tekil ilanlarla duyurulmuş olmasından haberdar olunmasını beklemenin hakkaniyete aykırı olduğunu, aksine davalının kötüniyetle hareket ettiğini,
1995'ten beri üretim yapan ve tanınmış marka tesciline sahip olduğu "..." markasının davalı tarafından unvanda kullanılmasının SMK'ya aykırı marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini, tarafların ticari bölgelerinin farklı olmasının, müvekkilin sessiz kalarak hak kaybına uğraması sonucunu doğurmadığını, "..." markası tüm mal ve hizmet sınıflarında hem yurt içi hem de yurt dışında hukuki koruma altında olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin müvekkilinin Tanınmış Marka tescilini ve yurt dışı korumasını dikkate almayarak eksik inceleme yaptığını,
müvekkili şirket ile davalının ana faaliyet alanlarının farklı olması tanınmış markanın hukuki koruması açısından fark yaratmadığını, hukuk tanınmış markayı bu noktada koruduğunu, Yargıtay içtihatları ve doktrin uyarınca farklı mal ve hizmetlerde dahi tanınmış markanın itibarının ve ayırt ediciliğinin korunması gerektiğini, davalının eyleminin SMK md. 29/1-a ve TTK md. 55 hükümleri uyarınca açıkça marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, tanınmış markanın farklı faaliyet alanlarında dahi korunması gerektiğini ve bu tecavüzün marka itibarına zarar verdiğini,
davalının dava tarihinde mevcut eylemleri müvekkili şirketin tescilli tanınmış "..." markasından doğan marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, ticari unvanın sonradan değiştirilmiş olması bu davanın açılmasına sebebiyet vererek müvekkilin zarara uğramasına yol açtığı gerçeğini değiştirmediğini, ticaret unvanının ticari hayatta kullanım zorunluluğu nedeniyle karıştırılma tehlikesi yarattığını, müvekkili şirkete ait "..." markasından doğan fikri mülkiyet haklarını ihlal eden davalının ticaret unvanının sicilden terkini gerektiğini, davalı şirketin haksız eylemleriyle davanın açılmasına sebep olduğunu iddia ederek,
istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın yeniden yargılanması için dosyanın mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, davalının, davacıya ait markadan doğan haklarına tecavüzünün tespiti, men'i ve ref'i, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini talebine yöneliktir.Davacı vekili, ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "Tanınmış Marka" olarak da kayıt altına alındığını, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma sahibi olduğunu, davalı şirketin "..." ibaresini ticari ünvanında kullandığını, bu ünvanın TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olarak oluşturulduğunu, ticari unvanın markasal kullanımını teşkil eden markasal kullanımlar olduğunu,
belirterek davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesine ve ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 04/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
"Davacının Ticaret Ünvanının Tescilinin (14 Ekim 1994), davalının Ticaret Ünvanının Tescilinden (16 Nisan 2013) daha önceki tarihli olduğu, Davacının “...” esas unsurlu ilk marka tescilinin (96/... ...- başvuru tarihi 31/01/1996) davalının Ticaret Ünvanının Tescilinden (16 Nisan 2013) daha önceki tarihli olduğu, Dolayısıyla, davacının gerek ticaret ünvanı tescili gerekse de marka tescili açısından, tarihsel önceliğinin olduğu,
Davalının, tescilli ünvanını, tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullanmayıp, davacı markasının ve ticaret ünvanının ana unsuru olan “...” sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde vurgulayarak marka gibi kullanması durumunun tespit edilemediği, Kullanımın, ticaret ünvanının kullanımını aşarak, markasal kullanıma dönüşmediği ve iltibasın oluşmadığı, keza tarafların faaliyet alanlarının ve iştigal konularının tamimiyle birbirinden farklı olduğu,
davacı markası tanınmış marka olmakla birlikte söz konusu tanınmışlığın ayakkabı (terlik) emtiasında olduğu ve tanınmışlığın bu alanın dışına taşıp özellikle davalının faaliyet alanı olan “Ortopedik cihaz ve tıbbi malzeme sektöründe” tanınır olduğunu gösterir dosya içinde belge/delil olmadığı, Mevcut duruma göre, davalı unvan kullanımının markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, unvan terkini koşullarının mevcut olmadığı,
Davalı şirketin, ... sözcüğünü ticaret unvanında kullandığı tarihten(2013) dava tarihine kadar(2021) geçen yaklaşık 8 yıl boyunca davacı şirketin, davalının bu kullanımına sessiz kalmasına ilişkin durumun TMK m.2 kapsamında değerlendirilmesi hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.
6102 Sayılı TTK'nın 50. Maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. Maddesi ile, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir.
Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebileceği belirtilmiştir.
Yine 6769 Sayılı SMK'nın 7/3-e maddesi çerçevesinde marka sahibinin, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasını isteyebileceği belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı ... markasının tanınmış marka olduğunu davalı kullanımlarının markaya tecavüz teşkil ettiğini ve ticaret unvanın da ... ibaresini kullandığını belirterek markaya tecavüzün tespiti ile ticaret unvanından ... ibaresinin terkinini talep ve dava etmiş olup, Davacının "..." ibareli markasının 2011 tarihinde tanınmış marka olduğuna karar verildiği,
Davalıya ait “...” ibareli herhangi bir mal/ürün/emtianın mevcut olmadığı, kullanımın, ticaret ünvanının kullanımını aşarak, markasal kullanıma dönüşmediği ve iltibasın oluşmadığı bilirkişi raporu ile tespit edildiği anlaşılmakla markaya tecavüz yönünden davanın sübut bulmadığı anlaşılmakla markaya tecavüz yönünden davanın reddine dair verilen karar yerindedir.Unvanın terkini davasının incelenmesinde davalının unvanının ...
Ortopedi Sanayi Ve Ticaret Limited Şti olduğu, davalının ticaret ünvanının 16 Nisan 2013 tarihinde tescil edildiği ve faaliyet alanının her türlü ortopedik cihazların ve tıbbi malzemelerin üretimi pazarlaması ticareti ithalatı ve ihracatı ve bunların alım ve satımı olduğu, davacının "..." ibareli terlik -ayakkabı markasının 2011 tarihinde tanınmış marka olduğuna karar verildiği, davacının tanınmış olduğuna daha önce karar verildiği ve emtianın- faaliyet alanının benzer olduğu,
iltibasa sebebiyet verebileceği anlaşılmakla, davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin terkinine karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davacı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
06/11/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2023/852, K. 2025/1468, 6 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama