KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı
- Esas No
- 2023/853
- Karar No
- 2025/1234
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2025
- Esas no
- 2023/
- Karar no
- 2025/
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalılar
- 1-
Karar Metni
2.341 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
2- VEKİLLERİ : Av. Av. Av.
DAVA
Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/08/2023
KARAR TARİHİ : 05/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde : müvekkili ... dava dışı ... ... Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'nin hissedarı olduğunu, davalı ... ve ... ise ... ...
Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'nde 04.08.2023 tarihine kadar münferit imza ile yetkili müdür olarak yapan kişi olduğunu, davalıların, şirket genel kurul kararı olmaksızın şirkete ait paraları şirket zararına kendi yararına olacak şekilde uhdelerine geçirmesi nedeniyle iş bu sorumluluk davası ikame edildiğini, somut olayda ... şirketinin müdürleri olarak görev yapan davalılar genel kurul kararı olmaksızın özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı bir şekilde kendi menfaatine şirket ve diğer ortakların aleyhine kendilerine düzenli olarak para aktardığını,
davalı müdürlerin genel kurul kararı olmaksızın şirkete ait paraları kendi hesabına aktarmasının hukuka aykırı olduğunu, müdürlerin ortalığa ve ortaklara karşı sorumluluğu limited şirket müdürleri, kanundan veya şirket sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal eder ve bir zararın doğmasına sebep olurlarsa hem şirkete hem ortaklara hem de şirket alacaklılarına karşı bu zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, şirket ortaklar kurulu tarafından şirket müdürlerine ücret veya huzur hakkı ödenmesine yönelik bir karar olmadığı gibi aksine bir çok kararlar verildiğini,
şirketin genel kurul / ortaklar kurulu kararı olmaksızın şirkete ait banka hesaplarından düzenli para çeken davalılar haksız ve kötü niyetli olduğunu davalıların bir hazırlık içerisinde oldukları da gözetildiğinde, yargılama sonrasında verilecek tazminat - alacak hükmünün tahsil edilememesi ihtimali kuvvetle muhtemel olduğunu, bu nedenle davalılar adlarına kayıtlı araç, gayri menkul ve banka hesapları üzerine İhtiyati Haciz Konulmasını talep ettiklerini,
şirkete ait paraları genel kurul kararı olmaksızın uhdelerine geçiren kötü niyetli davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller ile banka hesapları üzerine takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, yapılacak yargılama neticesinde. Genel Kurul kararı olmaksızın şirkete ait paraları maaş, huzur hakkı ve/veya ücret vs. adlarla düzenli bir şekilde kendi uhdelerine geçiren davalıların HMK Mad.
107 gereğince zimmete geçirdikleri paraların tespiti ile haksız edinme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ayrı ayrı 1.000 EURO ve 1.000 USD’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı şirketine ödenmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde : Huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte şirket yöneticilerinin (müdürlerinin) sorumlulukları hakkında dava açabilmek için ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmekte olup bu hususun dava şartı olduğunu, davacıların talepleri de müvekkilleri hakkında şirket müdürü sıfatına dayalı sorumluluklarının ihlali sonucu oluşan zararın tazminini ilişkin olup talepleri aslında ilk cümlede ifade etmiş olduğumuz üzere klasik bir sorumluluk davası olduğunu,
hal böyleyken müvekkilleri hakkında alınmış bir genel kurul kararı bulunmamakla birlikte davacı tarafça dilekçelerinde de bu yönde bir husustan bahsedilmediğini, hem şirket müdür hem de şirket ortağı olan müvekkillerinin sorumluluklarına gidilmesi hakkında gerekli karar olmadığından işbu huzurdaki davada dava şartının oluşmadığı açık olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın varsa zamanaşımına uğramış alacak taleplerine itiraz ettiklerini,
huzurdaki davada davacı taraf iddialarını somutlaştıramadığı ortada olup davanın bu sebeple esastan reddi gerektiğini müvekkillerine ödenen bugüne kadar ki tüm meblağlar şirket diğer müdür ve ortağının bilgisi ve yetkisi ile ödenmiş olup müvekkilinin menfaatlerine yönelik alınmış bir para bulunmadığını, müvekkillerinin 2011 yılı Temmuz ayında kurulan marka ... işleri yapan ... ... Danışmanlık Tic. Ltd.
Şti. isimli firmada, kuruluşundan istifa beyanını sunmuş oldukları 04.08.2023 tarihinde kadar bir fiili görev almış.
2021 Eylül ayından beri de bahsi geçen şirketin %25 payına sahip ortağı olduğunu, müvekkillerinin ikisi de kuruluşundan başlamak üzere istifa ettikleri tarihe kadar söz konusu şirkette fiilen çalıştıklarını, şirket müdürü sıfatlarının haricinde gerçekleşen bu çalışmalarının karşılığı olarak kendilerine normal bir sigortalı çalışan gibi maaş ödemesi yapılmış olup söz konusu ödemeler bizzat diğer şirket müdürü ... tarafından yapıldığını, müvekkillerinin söz konusu şirkete ilk başladıklarında önce ...’lı birer çalışan olarak çalıştığını,
sonrasında sonrasında ise mevzuat değişikliği sebebi ile şirket ortağı olmaları sebebiyle sosyal güvenlik hukuku açısından bağkurlu olarak çalışmaya devam ettiklerini, ancak yaptıkları işlerde herhangi bir değişiklik olmayıp fiilen çalışmaları eksiksiz devam ettiği için bu çalışmalarının karşılığında kendilerine maaş ödenmeye devam edildiğini, İİK'nın ilgili maddesinde ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiş olup söz konusu durumlar kanun lafzı ile sınırlı olduğunu, buna göre, borçlunun yerleşim yerinin bulunamaması, belli olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla hileli işlemler yapması,
borçlunun mallarını kaçırması veya buna teşebbüs etmesi, bu hallerin ispatı halinde, müeccel (vadesi gelmemiş) para alacakları için de ihtiyati haciz kararı alınmasının mümkün olduğunu, davacının her ne kadar müvekkillerinin sosyal medya paylaşımlarına binaen ihtiyati haciz talebinde bulunsalar da taleplerini somut bir delile dayandıramadıklarını, somut delilin olmaması ile birlikte ihtiyati haciz kurumunun da şartlarının oluşmadığı olup 28.08.2023 tarihli talebin reddine ilişkin ara karara katıldıklarını, tüm bu nedenlerle açılan davanın, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu olmadığından esastan reddine,
yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava alacak istemine ilişkindir.Davanın temeli yöneticinin sorumluluğuna dayanmaktadır. Davacı kendisini dava dışı ... ... Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'nin hissedarı olduğunu, davalı ... ve ... ise ... ...
Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'nde 04.08.2023 tarihine kadar münferit imza ile yetkili müdür olduğunu, davalıların, şirket genel kurul kararı olmaksızın şirkete ait paraları şirket zararına kendi yararına olacak şekilde uhdelerine geçirmesi nedeniyle bu tutarlardan sorumlu olduklarını bu nedenle ortaya çıkan zararın davalılardan tahsil edilerek ortak olunan ... ...
Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'ne ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf şirket yöneticilerinin (müdürlerinin) sorumlulukları hakkında dava açabilmek için ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmekte olup bu hususun dava şartı olduğunu, kendilerine ödenen bugüne kadar ki tüm meblağların şirket diğer müdür ve ortağının bilgisi ve yetkisi ile ödendiğini, 2011 yılı Temmuz ayında kurulan marka ... işleri yapan ... ... Danışmanlık Tic. Ltd.
Şti. isimli firmada, kuruluşundan istifa beyanını sunmuş oldukları 04.08.2023 tarihinde kadar bir fiili görev almış.
2021 Eylül ayından beri de bahsi geçen şirketin %25 payına sahip ortağı olduğunu, müvekkillerinin ikisi de kuruluşundan başlamak üzere istifa ettikleri tarihe kadar söz konusu şirkette fiilen çalıştıklarını, şirket müdürü sıfatlarının haricinde gerçekleşen bu çalışmalarının karşılığı olarak kendilerine normal bir sigortalı çalışan gibi maaş ödemesi yapılmış olup söz konusu ödemeler bizzat diğer şirket müdürü ... tarafından yapıldığını, söz konusu şirkete ilk başladıklarında önce ...’lı birer çalışan olarak çalıştığını,
sonrasında sonrasında ise mevzuat değişikliği sebebi ile şirket ortağı olmaları sebebiyle sosyal güvenlik hukuku açısından bağkurlu olarak çalışmaya devam ettiklerini, ancak yaptıkları işlerde herhangi bir değişiklik olmayıp fiilen çalışmaları eksiksiz devam ettiği için bu çalışmalarının karşılığında kendilerine maaş ödenmeye devam edildiğini bu sebeple yapılan ödemenin karşılığı olduğu şirket zararına durum yaratılmadığı gerekçesiyle davanın reddini istemişlerdir.Şirketin yöneticilerden şirketi uğratıkları zararlara ilişkin açacağı davalarda genel kurulda bu yönde karar alınması şarttır.
Ancak ortağın açtığı davada ise böyle bir karar alınmasına gerek bulunmamaktadır. Ortak kendisinin doğrudan zarar gördüğü durumlarda yöneticilere karşı kendisi için dava açabileceği gibi şirketin gördüğü zararlar ortak için dolaylı zararlar olacağından şirketin uğradığı zararların şirkete ödenmesi için de dava açabilir. Eldeki dava da bu ikinci hale ilişkindir.
Bu nedenle davalı tarafın genel kurul kararı bulunmadığı hususundaki dava şartına yönelik iddiaları kabul görmemiştir. ... kayıtları dosya arasına celp olunmuş, davacıların 2021 yılına kadar sigortalı olarak ücret aldıkları görülmüştür. 13/09/2021 yılında ise genel kurul kararı ile yönetici olarak seçilmişler ve aynı genel kurul kararında da şirket müdürlerine herhangi bir ücret ödenmemesine oy birliği ile karar verildiği görülmüştür.
Ortak olunan şirketin önceki yıllar genel kurul kararlarına da bakıldığında müdürlere ücret ödenmemesi benzer bir biçimde kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davalılar her ne kadar yönetici seçilmeden önceki dönemlerde sigortalı olarak çalıştıklarını ve bu çalışmalarının karşılığı olarak ödeme yapıldığını ileri sürmüşlerse de daha önceki yıllarda alınan genel kurul kararları davalıların o dönemde yönetici sıfatları bulunmadıkları için kendilerini ilgilendirmemektedirler.
Sigortalı olarak çalıştıklarının karşılığı olarak ödenen ücretler çalışmalarının karşılığı olaraktır. Davalılar 13/09/2021 tarihinden sonra ise hukuki durum farklıdır. Zira bu tarihten sonra davalılar çalışan statüsünde olmayıp yönetici statüsüne geçmiştir. Yöneticilerin bir takım mali hakları da bulunmaktadır. Bunlar yönetim kurulu toplantılarına katılmaları sebebiyle huzur hakkı varsa verdikleri bir hizmet karşılığında da ücret hakkıdır.
Yöneticilere huzur hakkı ve ücret hakkının ödenmesine karar verilebilir. Yöneticiler şayet şirket içerisinde hizmet yerine getiriyorlarsa ücretin ödenmesi doğaldır, ancak genel kurul toplantısında ortakların oy birliği ile yöneticilerin ücret almaması kararlaştırıldığında bu durum hukuk aleminde sonuç yaratmaktadır. Zira genel kurul kararı bir hukuki işlem olup ortakların iradesi ile ortaya çıkmaktadır.
Ortaklar oy birliği ile yöneticilerin kendileri dahil yöneticilere ücret ödenmemesi yönünde bir hukuki durum yaratmışlar ise bununla bağlıdırlar. Alınan bu kararın aksine olacak bir biçimde ücret ödemesi alınması şirketin zararının ortaya çıkmasına neden olacaktır. Şayet yönetici çalışmalarının karşılığında ücret hakkı talep ediyor ise bu husus tartışılarak aksi yönde bir karar oluşturulmadığı sürece hizmet karşılığını isteme hakkı söz konusu olabilecektir.
Ancak genel kurul toplantısında tüm ortakların da oy birliği ile yöneticilere ücret ödenmemesi kararlaştırıldıktan sonra diğer ortakların ve şirketin bu iradesine aykırı olarak ücret almak hukuken doğru olmayacaktır. Böyle bir durumda şirket ortaya çıkan zararını isteyeceği gibi ortak da şirketin zararının yöneticilerden tahsil edilerek şirkete ödenmesini isteyebilir.
Davalılar 13/09/2021 tarihli genel kurul toplantısına katılmadıklarını, hazirun listesindeki imzaların da kendilerine ait olmadığını ileri sürmüşlerdir. Oysaki davalılar genel kurul toplantısında alınan kararlardan bilgi sahibidirler. Çünkü ücretin ödenmemesine yönelik bu genel kurulda karar alınmakla birlikte aynı genel kurulda davalılar yönetici de seçilmişlerdir.
Bu genel kurul kararları sonrasında yöneticiliği kabul etmişler ve ayrılana kadar da bu sıfatla şirketi temsil etmişlerdir. Dolayısıyla hazirun cetvelindeki imzaların kendilerine ait olmadığının ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. Davalılar yönetici olduklarından haberdar oldukları gibi aynı genel kurulda alınan yöneticilere ücret ödenmemesi kararından doğal olarak haberdardırlar.
Yöneticiliği kabul ederek de bu hukuksa statüye yönelik görevlerinin devam ettiği süreç içerisinde işlem de tesis etmişlerdir.Şirkete ait hesabın döviz cinsinden olduğu, ücret ödemelerinin de bu hesaptan alındığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacı zarar yabancı para cinsinden ortaya çıkabileceğinden yabancı para talep edebilecektir.
Bu hususta bilirkişi raporu ve ek rapor alınmış, her bir davalının ücret adı altında aldıkları ve şirkete geri iadesi gereken tutarlar hesaplanmış, sonuç olarak şirketin ...'den 21.065,55 USD ve 16.675,85 EURO tutarında alacaklı olduğu, bu alacakların her birine ücretlerin banka hesaplarından alındığı tarihlerden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, yine şirketin davalı ...'den 21.051,12 USD ve 16.670,97 EURO alacağının bulunduğu,
yine bu alacakların her birine banka hesaplarından alındığı tarihlerden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, her iki davalıdan tahsiline hükmedilen alacağa uygulanması gereken faizin de 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca işleyecek faiz olduğu kabul edilmiştir.Dava değeri dava tarihindeki (24/08/2023) ...
Bankası'nın 1 Dolar'ın efektif satış kuru olan 27.1832 TL'ye ve 1 Euro'nun efektif satış kuru olan 29.5028 TL'ye göre belirlenmiştir.Mahkememizin 05/11/2025 tarihli duruşmasının 1 no.lu ara kararında; ...'in soy ismi Zeybel yerine hata sonucu Şener yazıldığından davalının soy isminde düzeltme yapılmıştır.
Başkan · E-imzalı · Üye · E-imzalı · Üye · E-imzalı · Katip · E-imzalı
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/853, K. 2025/1234, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama