KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1255
- Karar no
- 2024/1733
- İncelenen ara kararın mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 18.07.2024
- Numarası
- 2023/242 E.
- Davanın konusu
- Marka (Maddi Tazminat İstemli
- İstinaf karar tarihi
- 24/10/2024
Karar Metni
1.297 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İlk Derece Mahkemesinin 24/06/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile, "davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 100.000,00 TL nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu teminat karşılığı kabulüne, davalının, davacı adına olan "..." esas unsurlu marka ile üretilen, satışa sunulan veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde tedbiren el konulmasına, davalının "..." markasını kullandığı tabelaların tedbiren sökülmesine,
reklam vasıtası, basılı evrak ve her türlü ürünlerin tedbiren toplatılmasına, internet satışlarının tedbiren durdurulmasına, davalı adına tescilli ise ... tescil numaralı ‘dzinterlife’ ibareli markanın devir ve temlikinin tedbiren önlenmesi için TPMK sicil kaydına tedbir konulmasına," dair karar verildiği, davalı vekilinin bu tedbir kararına karşı vermiş olduğu 04/07/2024 tarihli dilekçe ile,
''fikri sınai haklara ilişkin yapılacak yargılamalarda HMK m. 389’da yer alan durumlardan en az birinin var olması gerektiği gibi aynı zamanda SMK m. 159’da bulunan şartların da sağlanmış olması gerektiğini, HMK 389. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi durumlarında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin belirtildiğini ancak bu davada böyle bir durum olmadığını'' savunarak, itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin tedbire itirazı üzerine Mahkemece celse açılmış ve taraflara ilgili hususta davetiye gönderilmiştir.
18/07/2024 tarihli duruşmada tedbire itiraz eden davalı vekili; markalar arasında genel itibariyle benzerlik söz konusu olmadığını, bütünsel olarak yapılan incelemede farklı olduğu tespit edilebileceğini, mahkemenin ihtiyati tedbir kararına dayanak "..." ibaresi genel bir ibare olup yüzlerce markada geçtiğini, sadece "..." ibaresinin müşterekliği nedeniyle tedbir kararı verilemeyeceğini, ayrıca tedbir sırasında karşı tarafın marka koruma kapsamında olmayan küçük ev aletlerine de el konulduğunu, bu haliyle müvekkilinin zararının büyük olduğunu, ayrıca el konulan ürünlerin piyasa değeri yaklaşık 350.000,00 - 400.000,00 TL civarında olduğunu,
takdir edilen 100.000,00 TL teminat tutarının az olduğunu, öncelikle tedbirin kaldırılmasını, aksi halde teminatın arttırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2024 tarihli ara kararı ile, SMK 159 ile HMK 389 ve devamı maddelerinde aranan koşulların gerçekleştiği, üçüncü kişilere devrin önlenmesine ilişkin verilen tedbir kararı ile taraf teşkilinde güçlük yaşanmasının önüne geçilmesi amaçlandığından keza Bölge Adliye Mahkemesinin 16 ile 44 Hukuk Daire'lerinin emsal kararları uyarınca da ihtiyati tedbir koşulları oluştuğundan ve davalının muhtemel zararlarına karşılık yeterince teminat da alındığından davalı vekilinin tedbire itirazının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbire itiraz eden karşı yan vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece verilen tedbir kararında, tedbirin uygulanması amacı ile davacı tarafın 100.000-TL teminat ödemesine hükmedildiğini, ancak tedbirin uygulanması amacı ile müvekkili şirkete gelindiğinde, işbu tedbir kapsamı aşılarak davacı tarafın üretmediği ve marka tescilinde bulunmayan “küçük ev aletleri” ne de el konularak müvekkil büyük zarara uğratıldığını, ayrıca davacı tarafın işbu tedbir kapsamında 100.000-TL teminat bedeli ödemesine karar verilmişse de müvekkili şirkette el konulan ürünlerin toplam fiyatı 350.000- TL-400.000-TL civarında olduğunu,
dolayısıyla müvekkilinin ileride muhtemel doğacak zararının garanti altına alınmamış tedbir kararı aşılarak uygulanmış olduğunu, Markaların benzer olmadığını, tedbir koşulları açısından yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını, Ortada birbiriyle çelişik iki rapor bulunduğunu, çelişki giderilmeden bir karar verilmesinin hatalı olduğunu, Davacı yanın dayanak markalarına bakıldığında işbu markalardan 2013/91168 no'lu markanın başvuru tarihi 08.11.2013 ve ... no'lu markanın başvuru tarihi 25.08.2016 olduğunu, dolayısıyla müvekkilin mezkur markasından sonra başvurulmuş markaların hükümsüzlük talebine dayanak oluşturamayacağını,
markalara ilişkin benzerlik karşılaştırması da yapılmayacağını, müvekkili şirket markalarından önce tescil edilmiş olan ... ve ... no'lu markaların ise benzer olmayıp, tüketici tarafından karıştırılma ihtimali bulunmadığını, Markaların karşılaştırma yapılırken bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete ait markanın ... ve ... ibareleri davacı yanın markalarında yer almamakta olup, tek ortak ibarenin ... ibaresi olduğunu, ancak müvekkili şirketin ... ibaresini ... ibaresine bitişik olarak, başına ise ... ibaresini getirmek suretiyle marka oluşturmuşken, davacı yan ... ibaresini ... ibaresi ile bitişik olarak,
yan unsur olarak ise şekil unsuru, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. gibi unsurlar kullanmak suretiyle tescil ettirdiğini,İnter ibaresinin zayıf bir marka olduğunu, ayırtedici olmadığını, Karşı yanın kullanımlara sessiz kaldığını beyan ederek, Mahkemece verilen ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve davalı markasının hükümsüzlüğü ile, maddi-manevi ve itibar tazminatına ilişkin olup, talep.
Mahkemece 18.07.2024 tarihli ara karar ile verilen ''tedbire itirazın reddine'' dair ara k.aldırılmasına yöneliktir. Davacı, davalıya ait "..." ibareli ve ... sayılı markanın, davacıya ait "inter" esas unsurlu markalarıyla benzer olduğu iddiasında bulunmuştur. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlar incelendiğinde; ... sayılı "... SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ.
İÇ + şekil" ibareli markanın, 08, 21 ve 34 sınıflarda 16/10/1996 tarihinden itibaren, ... sayılı "... + şekil" ibareli markanın aynı sınıflarda 23/06/1997 tarihinden itibaren, ...sayılı "... + şekil" ibareli markanın 08, 21 ve 35 sınıfta 08/11/2013 tarihinden itibaren, .. sayılı "... + şekil" ibareli markanın 08 ve 21 sınıfta 30/12/2015 tarihinden itibaren, ... sayılı aynı ibareli markanın 35 sınıfta 24/08/2016 tarihinden itibaren 10'ar yıl müddetle davacı adına tescilli olduğu,
... sayılı "dzinterlife" ibareli markanın 07, 08, 09, 11 ve 21 sınıflarda 29/01/2013 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile davalı adına tescilli olduğu ve süresi bitenlerin yenilendikleri anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK’nın 389/1. maddesinde, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için;
şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu,
Dairemizin 26.10.2023 tarih, 2020/1778 esas, 2023/1236 karar sayılı kararından sonra aldırılan bilirkişi raporuna, mevcut delil durumuna göre; somut olayda yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmiş olduğu, Mahkemece hükmedilen tazminatın, somut olayın özelliklerine ve ihlalin nitelik ve derecesine göre yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince tedbire itirazın reddine yönelik olarak verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olmakla, aleyhine tedbir kararı verilen tarafça ileri sürülen istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı karşı yan vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2024/1255, K. 2024/1733, 24 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama