KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Mart 2026
- Dosya no
- 2024/161 Esas
- Karar no
- 2026/454
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/10/2023
- Numarası
- 2022/897 E. - 2023/855 K.
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 12/03/2026
Karar Metni
1.526 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili hakkında Büyükçekmece 1 .İcra Müdürlüğünde ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını fakat icra takibine konu senetlere ilişkin müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı tarafın, alacaklısının kendisi olduğu, borçlusunun müvekkilinin eski eşi olan ...'ün olduğu,
kefil olarak da müvekkilinin yer aldığı senetleri icraya koyduğunu, müvekkilinin, kefil sıfatı ile herhangi bir senet imzalamadığını, eşinin herhangi bir borcuna kefil olmadığını, senetlerde yer alan, müvekkiline ait olduğu iddia edilen imzaların müvekkiline ait olmadığını, yapılacak imza incelemesi ile imzanın müvekkiline ait olmadığının tespit edileceğini, davalıyı tanımadığını, eski eşi ile olan işlerini hakkında da detaylı bir şeyler bilmediğini, müvekkilinin davalı taraf ile hiç bir zaman aynı ortamda bulunup senet imzalamadığını, müvekkiline ait olduğu iddia edilen imzanın kim tarafından atıldığının müvekkilince bilinmediğini,
dava yoluna başvurulmadan önce Bakırköy Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu 2022/69968 sayılı dosya ile anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, öncelikle senetler üzerindeki imzaya itirazlarının kabulü ile Büyükçekmece 1 İcra Müdürlüğünün ... sayılı takibin durdurulması akabinde iptaline, Büyükçekmece 1 İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına dayanak teşkil eden senetlerden dolayı müvekkilinin borçlu olmadıklarının tespitine,
kötü niyetle hareket ederek müvekkilini zarara uğratmak isteyen davalı tarafın %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;
"...Davacı tarafından dava konusu senetler üzerindeki adına atfen atılan imzaların kendisine ait olmadığı ve senetlerden dolayı borçlu olmadığı iddia edilmiş, bu iddiaya istinaden Mahkemece dava konusu senet asılları üzerinde imza incelemesi yaptırılmış ve alınan bilirkişi raporuna göre senetlerdeki düzenleyen kısmındaki kısmındaki kefil imzalarının davacıya ait olmadığı tespit edilmiş, alınan bilirkişi raporu denetime uygun hazırlandığından itibar edilmiştir.
Takip konusu senetlerde davacıya atfen atılan imzaların davacıya ait olmadığı ve imza inkarının menfi tespit talebi yönünden davalı hamile karşı ileri sürülmesi mümkün mutlak bir defi olduğu anlaşılmakla davacının dava konusu senetlerden ve icra takibine konu borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti talebinin kabulüne karar verilmiştir, davalı alacaklının davacı hakkındaki takibin kötü niyetli yapıldığı anlaşılmakla asıl alacak üzerinden %20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-ön incelemenin yapıldığı duruşmaya taraflarınca mazeret gönderildiğini ve mazeretin Yerel Mahkemece kabul edildiğini, ön incelemenin yokluklarında yapılmasına dair muvafakatleri olmadığını, ön inceleme duruşmasının bir sonraki duruşma yapılması gerekirken yokluklarında yapılmasının usulsüz olduğunu,
-Davaya konu senedin müvekkiline, davalının eski eşi olan dava dışı ve senedin asıl borçlusu ... tarafından müvekkili önünde imzalanarak verildiğini, Müvekkilinin söz konusu senette davalı eşinin de imzasının bulunmasını talep ettiğini ve ...'ün müvekkiline imzalatıp getireceğini söylediğini ve imzalattığını söyleyerek getirdiğini, 23.10.2023 tarihli talep dilekçesinde;
kolluk ifade tutanağından da görüldüğü üzere müvekkilinin, davalının eşi ...'ten, müvekkilinin haberi olmaksızın davalının imzasını taklit ederek müvekkili lehine dava konusu bonoyu imzaladığı yönünde kuvvetli şüphe olduğundan şikayetçi olduğunu, soruşturmanın Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 2023/6439 Sor.
Sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, Mahkemece bu soruşturmada alınacak bilirkişi raporları ve soruşturmanın sonucu beklenmeden davalının borçlu olmadığının tespitine ve üstelik %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin açıkça hakka ve hukuka aykırı olduğunu, soruşturmanın bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre kötü niyet tazminatı ve yargılama giderine hükmedilmesi/hükmedilmemesi gerektiğini, söz konusu imzalar davalıya ait değilse bile, taklit eden müvekkilinin değil, davalının eşi ... olduğunu bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili davacının, davaya konu bonoyu imzalamadığını, bono üzerindeki imzaların kendi aralarında dahi çelişkili olduğunu, Davalının dosyaya sunduğu savcılık şikayet dilekçesi davanın sonucuna etki yapmayacağı gibi süreci sürümcede bırakma gayesi içerisinde olup, istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava,
dava ve takibe konu bonolardaki kefil sıfatı ile atılan imzanın davacıya ait olmadığı ve bonolardan ve icra takibine konu borçtan dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalı takip alacaklısı tarafından davacı takip borçlusuna karşı 250.000,00 TL'lik 3 adet bonolara dayalı olarak asıl alacak ve işlemiş faizi ile toplam 760.556,51 TL'nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı görülmüştür.04/07/2023 havale tarihli alınan bilirkişi raporunda özetle;
borçlusu ..., kefili ..., alacaklısı ..., düzenleme tarihleri 31.12.2021, miktarları 250.000-TL olan 3 adet senet üzerinde ...'e atfen atılmış kefil imzalarının, ...'a ait karşılaştırma imzalarına kıyasla, ...'ın eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı sonucu bildirilmiştir.Davalı tarafça ön inceleme duruşmasının yokluklarında yapıldığı, ileri sürülmüş ise de, davanın mutlak defi niteliğinde imza itirazından kaynaklandığı, sunulu istinaf dilekçesine bakıldığında davalı yönünden hak kaybına uğratacak bir ihlalin bulunmadığı, davalı tarafça sunulacak bir delil bulunmadığı,
savunma hakkı kısıtlanmamış olmakla bu nedenle istinaf talebinini yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir.
(HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. Bu kapsamda imza inkarı tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'i niteliğindedir.Bu açıklamalara göre, eldeki dava dava konusu bonolardaki kefil imzasının sahte olduğu iddiasına dayalı açılmıştır.
Sahtecilik def'inin mutlak bir def'i olup, herkese karşı ileri sürülebileceği yapılan inceleme ile takibe konu bonolardaki imzasının davacıya ait olmadığının tespit edildiği, davalı alacaklının davacının bonolardan sorumlu tutulması gerektiğini ispat edemediği bu nedenlerle menfi tespit talebinin kabulü kararının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.Davalı tarafça soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, hukuki işlem niteliğindeki bononun sahteliğine ilişkin bilirkişi raporu bulunması nedeniyle,
soruşturma dosyasının beklenilmesinin sonuca etkili olmadığı bu konudaki istinaf isteminin reddi gerektiği anlaşılmıştır.Öte yandan, mahkemece davalının kötüniyetli olduğu ispat edildiğinden kötü niyet tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş, davalı vekili kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne kararına karşı istinaf talep etmiştir.2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır.
Anılan maddenin 5. fıkrası aynen. “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır.
Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı ( borçlu )'nun üzerindedir.Somut olayda, takip konusu senetlerde davacının kefil olduğu, senet keşidecisinin ise davacı kefilin eşi olduğu, davalı tarafından dava konusu senetlerin kendisine hazır olarak getirildiğini beyan ettiği, bu beyan ve savunmasının aksinin ispatına yarar dosyada somut delil bulunmadığı, bu nedenle keşidecinin eşi olan kefilin imzasının sahteliğini bildiği ya da bilecek durumda olduğunun ispatlanamadığı,
kefil olması nedeniyle huzurda imzalatma şartı aranmadığı dikkate alındığında kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, tazminat yönünden verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, kararın kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulması kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2024/161, K. 2026/454, 12 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama