KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Dosya no
- 2024/225 Esas
- Karar no
- 2024/518
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 06/12/2023
- Numarası
- 2023/163 E. - 2023/198 K.
- Davanın konusu
- Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 14/03/2024
Karar Metni
1.256 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü
DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı firma İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/195 Esas 2016/36 Karar sayılı dosyası ile davacı firma aleyhine, taraflarına ait ... markalı viskilerin kodlarının silinmiş olarak Türkiye ye ithalini sağladığı ve ürünlerin yakalandığını belirterek 558 sayılı KHK'nın hükümleri gereğince markanın kötüleştirildiği iddiasıyla marka haklarına tecavüzün tespitini, haksız rekabet ve tecavüzün önlenmesini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, ürünlerde kendilerine ait marka ve ticari unvanın silinmesi mümkün değilse imhasını,
masrafı müvekkilinden alınarak hükmün ilanının talep ve dava etmiş olup Dava ile birlikte müvekkiline ait ürünlerin toplatılmasının talep edildiğini, müvekkilin İstanbul'daki bir bayisinden ve Mersin'de gümrüklü bölgeden ürünlerin mahkeme kararı ile alındığını bunun duyulması ile müvekkilin ticari olarak zor duruma düştüğünü, İstanbul'daki bayiye bedel iadesi yaptığını, piyasada müvekkili firma ile çalışan tüm firmalar ürünlerin toplatılması tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını düşünerek ticari itibarı yara aldığı gibi ciddi kar kayıpları yaşamaya başlandığını,
yerel mahkemenin davanın reddine karar verildiğini ve sadece elleçleme hatası olan 3 ürün için imha kararı alındığını, davalının dünyadaki satışların tekelinin elinde tutmak için hak ihlali yaptığını, iş bu haksız fiilden kaynaklı zararlar nedeniyle belirsiz alacak niteliğinde olmak üzere 200.000,00-TL maddi, 800.000,00-TL manevi tazminatın tazminini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının İskoçya uyruklu olup Türkiye dahil dünya çapında alkollü içkiler sektöründe faaliyet gösterdiğini, TPK nezdinde ... numarası ile "..." markasının tanınmış marka olarak kaydedildiğini, 1. FSHM'de görülen 2012/195 Esas sayılı davanın haksız bir dava olmadığını, davalının ... markalı ürünlerinin etiketleri üzerindeki lot no/parti no gibi ürünün dağıtım zincirinde takibine yarayan önemli ve zorunlu etiket bilgilerinin tahrif edilmiş olması nedeniyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti talebiyle açıldığını,
neticeten davada etiket bilgilerinin değiştirilmiş olmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespiti yönünde kısmen kabulüne karar verildiği, davacı hem haksız fiil hem de zarar şartlarını ispat edemediğini, davacının yerleşim yeri Bahçelievler, davalının yurtdışı, dava konusu ürünlerin tedbiren el konulduğu yer Mersin olmakla mahkemenin yetkili olmadığını, görev, yetki ve zaman aşımı itirazları bulunduğunu, tazminat davası şartları ve hukuka aykırılık koşullarının oluşmadığını, davacının uğradığını iddia ettiği zarar miktarını somut delillerle ispatlamadığını,
tüzel kişiliğin manevi kişilik hakları bulunmadığından manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, tedbir talep edildiği anda davacı haksız olduğundan kusur koşulu da gerçekleşmediğini, davacının herhangi bir fiili zararı bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararı ve dava arasında uygun illiyet bağı kurulamadığını, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; " davalı yanın süresi içerisinde zaman aşımı definde bulunduğu, ilgili dosyada kararın kesinleştiği tarihin 15/06/2020 tarihi olduğu, arabuluculuk başvuru tarihinin ise 14/06/2022 tarihi olduğu, davacı kesinleşen kararın kendilerine 19/07/2020 tarihinde tebliği edildiğini beyan etmiş olup, gerek kesinleşme gerekse de tebliğ tarihinden itibaren arabuluculuğa başvurma tarihi arasında 1 yıllık sürenin fazlasıyla geçtiği sabittir. Bu durumda davacı yanca açılan dava süresi içerisinde olmayıp, HMK 399/3 maddesi nazara alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/534 Esas, 2023/373 Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilerek İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/163 Esasına kaydedildiğini, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, huzurdaki davanın ihtiyati tedbir kararı ve kararın uygulanmasından bağımsız olarak,
davalı tarafın hukuka aykırı dava ve talepleri nedeniyle müvekkil şirketin uğramış olduğu zararların haksız fiil hükümleri kapsamında tazmini talepli olarak ikame edildiğini, davanın konusu, tek başına ihtiyati tedbir kararı olmadığını, müvekkili şirket aleyhine açılan dava, verilen ihtiyati tedbir kararı, ihtiyati tedbirin uygulanması vs gibi işlemler kül halinde değerlendirilmesi gerektiğini, davanın haksız fiil nedeniyle uğranılan zararların tazmini davası olduğunu, fiilinin hukuka aykırı olarak nitelendirilebilmesi için, söz konusu fiilinin bir davranış normunu ihlal etmesi gerektiğini,
davaya konu somut olayda davalı tarafın eylemleri nedeniyle müvekkili şirketin zilyetliği ihlal edildiğini, ürünlerin üzerinde sahip olduğu ayni haklarını kullanmasını engellendiğini, davalının dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettiğini, davanın zaman aşımı süresi dolmadan açıldığını, resen göz önüne alınacak nedenlerle istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafından dava dilekçesinde; davanın, davalının hukuka aykırı talepleri ve davası nedeniyle uğradığı zararın haksız fiil hükümlerine göre tazminine ilişkin olduğunu ileri sürdüğü, mahkemece davanın haksız ihtiyati tedbirden kaynaklı olduğunun net bir şekilde tespit edildiği, dava dilekçesinde meydana gelen zararların ihtiyati tedbirin uygulamasından bağımsız olmadığı gerekçesiyle davanın HMK 399.
Madde de düzenlenen 1 yıllık sürede açılmadığından bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında görülen İstanbul 1.FSHHM'nin 2012/195 E. 2016/36 K.sayılı dosyasında, mahkemece 08/03/2016 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 11.HD'nin 10/07/2018 gün, 2016/11969 E. 2018/5029 K. sayılı kararı ile onandığı ve karar düzeltme talebinin reddi ile 15/06/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin dava dilekçesinde, 4 yıllık yargılama süreci boyunca müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, marka değerinin yok olduğunu,
bayilerini kaybettiğini ve kar kaybı yaşadığını ileri sürdüğü anlaşılmıştır.6098 Sayılı TBK 72. Madde de tazminat isteminin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davalarının kararın kesinleşmesinden başlayarak 1 yıl içerisinde açılmasının gerektiği anlaşılıyorsa da, davacının ileri sürdüğü haksız fiil zamanaşımının kararın kesinleşmesinden itibaren başlatılması mümkün değildir.
Davacının mahkemenin karar tarihi, en geç Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/07/2018 onama tarihi itibarıyla davalının mahkemece reddedilen kısım yönünden, fiillerinin haksız olduğunu (davacının talebini ileri sürdüğü haliyle) öğrenmiş sayılacağından, 14/06/2022 arabulucuya başvuru tarihi itibarıyla 2 yıllık haksız fiil zamanaşımı süresi dolduğundan, sonuç itibarıyla davanın reddi doğru ise de karar gerekçesi düzeltildiğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının gerekçesinin düzeltilerek kaldırılmasına,
davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2024/225, K. 2024/518, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama