KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/972
- Karar no
- 2024/1638
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/04/2021
- Numarası
- 2015/764 Esas - 2021/340 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.910 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti. ile 18.03.2015 tarihinde stand kurulum sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşmeden kaynaklanan alacakları için 25.03.2015 tarih ve ... sayılı faturayı düzenleyerek davalı şirkete gönderdiklerini ancak davalı şirketin fatura bedelini ödemediğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, takibe davalı tarafın itiraz etmesi üzerine de itirazın iptali davası açtıklarını belirtmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı ile aralarında imzalanmış herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacının dosyaya sunduğu sözleşme altındaki imzanın şirketin yetkililerine ait olmadığını, davacı taraftan her hangi bir hizmette almadıklarını, kendilerini temsil etmesi için imzalanmış bir yetki sözleşmesi de bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...
Davalı şirketin davacının sunduğu sözleşme altındaki imzayı inkâr etmesi nedeniyle 6100 sayılı HMK m. 211'e göre imza incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve davalı şirket yetkilisi ...'ın imza örnekleri mahkeme huzurunda alınmış davalı şirket yetkilisinin uygulamaya uygun imza örnekleri de ilgili yerlerden getirtildikten sonra dava konusu sözleşme imza örnekleri ile birlikte Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilmiştir.
Hazırlanan 02.05.2017 tarihli raporda sözleşme altındaki imzanın davalı şirketin temsilcisi ...'a ait olmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacının dava konusu alacağı için 18.03.2015 tarihli sözleşmeye delil olarak dayanabilmesi hukuken mümkün değildir.
Dava konusu faturanın tarafların ticari defterlerinde kaydının bulunup bulunmadığının tespiti için 6100 sayılı HMK m. 266'ya göre tarafların ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılmasına karar verilmiştir.
Hazırlanan 22.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu faturanın davacı defterinde kaydının bulunduğu, davacı defterlerine göre davacının 14.986,00 TL alacaklı gözüktüğü, davalı taraf defterlerinde ise faturanın kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca davacının yevmiye defterinin kapanış onayının yapılmamış olduğu tespit edilmiştir. 6100 sayılı HMK m. 222/II'ye göre.
"Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." Bu maddeye uygun şekilde tutulmayan davacı defterlerinin delil hükmünde olmadığı anlaşıldığından davacı taraf ticari defter delili ile de alacağını kanıtlamış değildir.
Davacı tarafın dosyaya sunduğu bir diğer delil ise sözleşmenin ifa edildiği 6 - 29 Mart 2015 tarihleri arasında ...'da yapılmış olan ... fuarında çekilmiş fotoğraflardır. Dosyaya sunulan bu fotoğraflar incelendiğinde fotoğrafların tamamında davalı ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin isminin ve ayırt edici işaretlerinin gözüktüğü görülmektedir.
Davalı şirket bu fotoğraflara cevap dilekçesinde bir itirazda bulunmadığı gibi dava konusu stand hizmetinin verildiği ... fuarında çekilen fotoğraflarda gözüken standı kime yaptırdıklarına ilişkin de bir açıklama yapmamıştır.
Davacının dosyaya sunduğu fotoğraflar davacının davasını kanıtlaması için yeterli delil olarak kabul edilmiş ve davacının bu büyüklükte stand hizmeti için talep ettiği ücretin dava konusu fatura ile uyumlu olup olmadığının tespiti için dosyanın sektör uzmanı bilirkişiye verilmesine karar verilmiştir.
Sektör uzmanı bilirkişiden 144 m2 standın, dosya içinde yer alan fotoğraflar ve davacı tarafından sunulan stand planı dikkate alınarak maliyetinin ve kira parasının ne kadar olduğunun tespiti istenilmiştir.
Hazırlanan 15.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda dava dosyasındaki çizim ve görseller ile fotoğrafların % 95 oranında uyumlu olduğu, hareketli mobilyalar yönünden de % 35 oranında uyumlu olduğu, hareketli mobilyalar yönünden uyumluluk oranının düşük olmasının nedeninin mobilyalar tam yerleştirilmeden fotoğrafların çekilmiş olmasından olduğu, bu nedenle fotoğraflardaki standın çizim standındaki ile aynı stand olduğu, standın strüktürünün kiralama bedelinin KDV'si ile birlikte toplam 12.791,20 TL olduğu, hareketli mobilyaların kira bedelinin KDV'si ile birlikte toplam 1.770,00 TL olduğu,
toplam kira bedelinin ise 14.561,20 TL olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK m. 117'ye göre. "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer." Yani borcun muaccel olması borçlunun temerrüde düştüğü anlamına gelmemektedir. Dosya içerisine alınan İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında davacı taraf 14.986,00 TL asıl alacak ve 155,20 TL asıl alacağın faizi olmak üzere toplam 15.141,20 TL alacak talebinde bulunmuştur.
Ancak faturaya konu alacaklarının tarafına ödenmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 18/III'e göre davalı tarafı temerrüde düşürdüğüne ilişkin ihtarname ya da benzeri bir bildirim yazısını dosyaya sunmamıştır. Bu nedenle davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verilerek takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden davanın kısmen reddine yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Davalı şirketin katıldığı kendisi tarafında da inkâr edilmeyen fuarda aldığı stand hizmeti için ücret ödediğini kanıtlayacak bir delil sunmamış olması ve stand hizmeti aldığı halde böyle bir hizmet almadığını beyan ederek icra takibine itirazda bulunması iyiniyetli görülmeyerek davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir.
Davacının ağır kusuru ya da kötüniyetinin varlığı kanıtlanmadığından reddedilen miktar üzeriden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine " karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; tarafların mutabık kaldıkları bir sözleşme bulunmadığını, bu durumda sözleşmeden kaynaklı tanzim edildiği iddia olunan fatura alacağına istinaden başlatılan icra takibi ve davalarda müvekkilinin ticari merkezinin bulunduğu yerin yetkili olduğunu, müvekkil aleyhine yetkisiz icra dairesinde takip başlatıldığını, bu nedenle usulüne uygun bir icra takibi bulunmadığından öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece,
dosyaya sunulan fotoğraflar işin yapıldığına dair yeterli delil olarak kabul edilmiş ise bu kararın hukuka aykırı olduğunu, ayrıca cevap dilekçesinde bildirmiş olduğumuz tanıklar dinlenmeden karar verildiğini, cevap dilekçesinde tanık listesi ve tanıkların davaya konu hizmetin davacıdan alınmadığına dair tanıklık edecekleri ifade edildiğini, bu durumda fotoğraftaki işlemlerin kim tarafından nasıl yapıldığı netleşeceğini, müvekkilinin stand işlemlerini kime yaptırdığı hususu huzurdaki davanın konusunu oluşturmadığını, davacı iddia ettiği edimini yerine getirdiğini ispatlaması gerektiğini,
davacının iddia ettiği sözleşmenin davalı şirket yetkilisine ait olmadığı ispat olunduğunu, tarafların ticari defter incelemesinde de, müvekkil davalı şirket ticari defterlerinde; davacının icra takibine ve sözleşmeye konu ettiği faturanın kayıtlı olmadığı anlaşıldığını, davacının hizmetin ifasını, eserin meydana getirildiğine dair karşı tarafın imzası bulunan teslim tutanağı ile tespiti mümkün olduğunu, bilirkişi raporunun teslim ve tesellüme ilişkin bir kanıta dayanmadığı gibi, mali inceleme içeren dosyadan daha önceden alınan mali bilirkişi raporuna da ters bir sonuç ifade eden,
tamamen tek taraflı beyan ve belgelere dayanan mali veriler aksini ispat ederken çelişen, alacak varmış gibi sonuç ortaya koyan bir rapor olduğunu, tarafların ticari defter ve belgelerinin TTK hükümleri carisinde lehe ve aleyhe delil olabilecek hususlar belirtilmiş iken kanunun düzenlediği hükümlere aykırı sonuç ihtiva eden raporun hüküm kurmaya elverişli bir rapor olmadığı dolayısı ile hükme esas alınamayacağı ortada olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde. Dava, stand kurulum sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan hizmet bedeline dayalı faturaya istinaden başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü ...
E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 1 adet faturaya istinaden 14.986,00 TL asıl alacak, 155,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.141,20 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalı borçlu şirket vekili, yasal süre içerisinde, hem borca hem de müvekkilinin şirket merkezi ve kanuni ikametgahının Ankara olduğunu bildirerek icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, davacının ise , İİK 67. madde gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Borçluların icra dairesinin yetkisine ve borca itirazı olursa, emsal Yargıtay ilamlarında ifade edildiği üzere, mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisini incelemesi gerekir. İtirazın iptali davasında mahkemece, icra dairesinin yetkisizliğine karar verilmişse, yetkili icra dairesinde takip başlatılmadan yetkili mahkemede açılan dava dinlenemez. Çünkü, itirazın iptali davasının şartlarından birisi geçerli bir icra takibinin yapılmış olmasıdır.
Bu da, yetkili yer icra dairesinde takip başlatmış olmayı, özel yasada düzenlenen dava şartları arasında göstermektedir. Çünkü icra dairesi yetkisiz ise ve usulüne uygun icra dairesinin yetkisine itiraz var ise, itirazının iptali davası görülememektedir. 2004 sayılı İİK.nun 50.maddesinde yetki düzenlenmiştir.
Düzenlemede, para ve teminat borcu için takip hususunda usul kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile tatbik olunacağı belirtilmiştir.Takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 6. maddesinde genel yetkili mahkeme düzenlenmiş ve genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu ifade edilmiştir.
Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Dolayısıyla takip, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemelerin bulunduğu icra dairesinde başlatılabilir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ve takip başlatmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Somut olayda, davacı taraf, 26-29 Mart 2015 tarihleri arasında ...'da yapılacak olan ...
Fuarı'nda kullanılacak olan 144 m2 stant kurulumuna ilişkin taraflar arasında sözleşme yapıldığını, sözleşmenin 5. Maddesinde uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili sayıldığını iddia etmiş ise de ibraz edilen sözleşmeye davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu'ndan hazırlanan raporda, inceleme konusu sözleşmede davalı şirket kaşesi üzerinde atılan imza ile davalı şirket yetkilisi ...'ın mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bu durumda dosyaya sunulan sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmekle usulüne uygun yapılmış bir yetki anlaşmasından söz edilemeyecektir. Mahkemenin kabulü gibi ...'da yapılacak olan ...
Fuarı'nda kullanılacak stant kurulumuna ilişkin taraflar arasında hukuki ilişkinin ve edimin ifa edildiğinin kabulü durumda dahi yetkili icra dairesi yukarıda ifade edildiği üzere İİK'nın 50. maddesinin yollamasıyla HMK'nun 6 ve 10 maddeleri ile TBK'nın 89. Maddesinin gerekecektir.
Bu durumda HMK 6. Maddesine göre yetkili icra dairesi davalının şirket merkezinin bulunduğu Ankara İcra Daireleri, TBK 89. Maddesine göre para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden davacı alacaklının bulunduğu Beylikdüzü ilçesinin yargı sınırları içerisinde bulunan Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ile HMK 10. Maddesine göre iddia olunan sözleşmenin ifa edildiği yani ...
Fuar Merkezi'nin bulunduğu Büyükçekmece İcra Daireleri yetkili olduğu ancak takibin, yetkisiz İstanbul İcra Müdürlüğünde başlatılması nedeniyle davalı borçlu, takip dosyasına yaptığı yetki itirazında haklıdır.
O halde mahkemenin, davalının yasal sürede ve usulüne uygun şekilde, icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itirazını değerlendirerek davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermesi gerekirken yetki itirazı değerlendirilmeden işin esasına geçerek karar vermesi hatalıdır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine oy birliği ile varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2021/972, K. 2024/1638, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama