İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2025/893 K.2025/731

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

Esas2025/893Karar2025/731Tarih25 Haziran 2025Okuma10 dk · 1.984 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
25 Haziran 2025
Dosya no
2025/893
Karar no
2025/731
İncelenen kararın mahkemesi
BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Esas
2022/413 (DERDEST
Dava tarihi
28/04/2022
Ara karar tarihi
05/05/2025
Dava
Tapu İptali ve Tescili (Kooperatif Ortaklığından Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.984 kelime·10 dk okuma·1 bölüm

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatif üyesi ...'nin üyeliğini ... Bankası'ndan uyuşmazlık konusu taşınmazı ipotek ettirerek çektiği kredinin borçlarını ödemek karşılığında, 1994 yılında noterden devraldığını, kooperatif üyeliğinin devrinin ardından uyuşmazlık konusu taşınmazın zilyetliğinin de 1994'de devredildiğini, taşınmazın müvekkiline zilyetliğin devri suretiyle devredildiğini, müvekkili tarafından kooperatif üyesi ...nin ...

Bankasına olan borcunun ödendiğini, müvekkilinin ...'nin borcunu kapattıktan sonra davalı kooperatife başvurarak üyelik devri nedeniyle uyuşmazlık konusu taşınmazın tapusunun adına geçirilmesini talep ettiğini, ancak yetkililerce oyalandığını, üyeliği devreden üyenin davalı kooperatife üyelikten kaynaklı borcu olması halinde davalı tarafça da kayıtlarla üyelikten kaynaklı borç bulunduğunun ortaya konulması halinde müvekkilinin işbu borcu ödeyeceğini beyan ettiğini,

taşınmaz davalı kooperatif adına kayıtlı ise de müvekkilinin 28 yılı aşkın süredir davasız ve aralıksız olarak taşınmazın malik sıfatıyla zilyedi olduğunu davalı tarafından müvekkilinin hak sahipliği ve zilyetliği konusuna itiraz edilmediğini, yargılama sürecinde hak kaybının oluşmaması için uyuşmazlık konusu taşınmaza ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, davalının müvekkilinin talebine yönelik zamanaşımı savunmasında bulunamayacağını, taşınmazın güncel değerinin keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu tespit edileceğinden taraflarınca keşif ve bilirkişi incelemesinin ardından tespit edilen miktarın ıslah yoluyla yükseltileceğini,

müvekkilinin malik sıfatıyla zilyet olduğu yıllardan beri de zilyetliğinin nizasız aralıksız sürdüğü nazara alındığında uyuşmazlık konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı gözükmesinin müvekkili açısından mağduriyet oluşturduğunu ileride müvekkilinin hak kaybı yaşamaması için öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ve mahkememizce yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulünü talep ettiklerini beyan ederek; öncelikle ve ivedilikle İstanbul ili Bağcılar ilçesi ...

Mh. ... parselde bulunan ... Blok ... Kat ... nolu taşınmaza ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde taşınmaza tapu kaydına davalıdır şerhi işlenmesini, neticeten taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkil lehine tesciline karar verilmesinin talep etmiştir.

Mahkemece 05/05/2025 tarihli ara kararı ile; "...Somut olayda davacı vekili; dava konusu alacağının semeresiz kalmaması için davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş ise de; ihtiyati tedbir talebine konu uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi ve yaklaşık ispat şartlarının bu aşama sağlanmaması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine..." karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda tedbir şartlarının oluştuğunu, dava konusu taşınmazın 1991 yılında yapıldığını ve 1992 yılından itibaren kat maliklerince ikamet edilmeye başlandığını, dava konusu taşınmazda müvekkilinin bilgisi ve rızası ile müvekkilinin kız kardeşinin ve yeğenlerinin uzun yıllar oturduğunu, işbu davanın açıldığı dönemde söz konusu taşınmazın bulunduğu sitenin tamamının kentsel dönüşüme girme ihtimali olduğunun söylendiğini,

gelinen aşamada dava konusu taşınmazın bulunduğu apartmanda ikamet eden kat maliklerinden ... isimli kişinin dava konusu taşınmazda ikamet etmiş olan yeğeni ...'e attığı mesaj ile sitenin kentsel dönüşüme gireceğini ve bu konuda Belediye ve müteaahhitlerle irtibata geçildiğini bildirdiğini,

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun m. 6/1 ve ve 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği Madde 15/A düzenlemeleri gereğince riskli alanların dönüştürülmesi kapsamında riskli yapıların kentsel dönüşüme girmesi için paydaşların salt çoğunluğu ile karar alınması gerektiğini, somut olarak davalı kooperatifin hiçbir yetkilisine ulaşılamadığından tebligatların ilanen yapıldığını,

davalı kooperatif adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın maliki sıfatıyla kooperatif yetkililerinin kentsel dönüşüm hakkında yapılacak kat malikleri toplantısına katılması ve burada alınacak kararlara katılmasının mümkün olmadığını, 6306 Sayılı Kanun m. 6/1 düzenlemesi gereğince hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile alınan karara katılmayanların arsa payları, başkanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağından ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkilinin haklarına kavuşmasının imkansız hale geleceğini beyan ederek,

kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İhtiyati tedbir, HMK'da "Geçici Hukuki Korumalar" başlığı altında 389-399 maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Geçici hukuki korumalardan biri olan ihtiyati tedbir; kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'',

HMK'nın 390/1 maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK'nın 390/3 maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK'nın 391/1 maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi,

sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir.İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarından biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. (m. 389/1).

Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir.

Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.

İhtiyati tedbirler, hakkın yada hak sahibinin karşı karşıya olduğu somut ve güncel tehlikenin bertaraf edilmesini, bu tehlikenin yol açabileceği telafisi mümkün olmayan zararların veya tehlikenin önlenmesini yada durdurulmasını amaçlar. Tehlikenin bertaraf edilmesi şeklinde ifade edilebilecek kurumsal amacın ihtiyati tedbirlerin işlevsel amaçları ile somutlaştırılması, ihtiyati tedbirlerin türleri, koşulları ve içeriğinin belirlenmesine de yön verecektir.

İşlevsel olarak ihtiyati tedbirlerin amacının ilk bakışta bir teminat ve koruma sağlama olduğu söylenebilir. Ancak bu, her zaman doğru değildir.

İhtiyati tedbire duyulan ihtiyaç ve onun zaman içinde gösterdiği gelişme ile farklı hukuki sorunlarda farklı uygulama alanları bulması sebebiyle müddeabihi nasıl dava sonunda icra edilebilir halde kalması için güvence altına alınmasının yanında, hukuki ilişkinin düzenlenmesi ve talebin geçici icrası da ihtiyati tedbirin işlevsel amaçları haline gelmiştir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr.

Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2462, 2463). İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3).

Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır.

Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir...

Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılarak yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Cilt.III, s.2476, 2477). İhtiyati tedbirin teminat amaçlı, düzenleme amaçlı ve eda amaçlı olmak üzere üç ana amacı gerçekleştirmek üzere verilmesi mümkündür.

Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbir türünde geçici bir durum adli yoldan düzenlenmekte, ihtiyati tedbir hukuki ilişkiyi yeniden inşa etmektedir. Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbirlerde gelecekte yerine getirilecek bir edimin teminat altına alınmasından çok hukuki barışın muhafazası hedef alınmaktadır. Eda amaçlı ihtiyati tedbir ise, bir hakkı geçici olarak gerçekleştirmeye yöneliktir. Yani alacaklının geçici olarak tatmini söz konusudur.

Teminat amaçlı tedbirler, ihtiyati tedbirlerin temel şeklidir. Burada para alacağı dışındaki ihtilaf konusu hakkın müstakbel icrası teminat altına alınmaya çalışılmaktadır. Şayet hakkın gerçekleşmesinin engellenmesi veya esaslı şekilde ağırlaşması tehlikesi bulunuyorsa bu durumda teminat amaçlı tedbirler söz konusu olacaktır. Böylece ihtilaf konusu hak korunarak yargılama sonunda icrası mümkün kılınacaktır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391. maddesi, teminat amaçlı ihtiyati tedbir olarak karar verilebilecek tüm ihtimalleri kapsayıcı bir hüküm sevk etmiştir. Buna göre, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebilir... Malın hukuken muhafaza altına alınması daha çok taşınmazlarda karşımıza çıkar.

Taşınmazın tapu sicilinde malik gözüken kişiye karşı satış vaadi sözleşmesinde olduğu gibi bir şahsi talep hakkı ileri sürülüyorsa çekişmeli haklar şerhi (TMK m. 1010), muvazaada olduğu gibi ayni talep hakkı ileri sürülüyorsa geçici tescil şerhinin (TMK m. 1011) tapu siciline kaydedilmesi talep edilebilir. Her iki şerhin de hukuki niteliği teminat amaçlı ihtiyati tedbirdir.

Şerhler, taşınmazın devredilmesine engel olmadığı, yalnız ayni etki ortaya çıkardığı için (TMK m. 1011), uygulamada tapu sicilinde işlem yapılmasını yasaklayan ferağdan men (tasarruf yasağı) şeklindeki teminat amaçlı ihtiyati tedbirler yaygınlık kazanmıştır... Ferağdan men kararı ile malikin o taşınmaz bakımından tasarruf yetkisi hakim kararı ile ortadan kaldırılmakta ve bu durum tapu siciline bildirilmektedir...

Uygulamada ferağdan men kararının iradi tasarrufların yanında cebri tasarrufları da engelleyip engellemediği hususunda tereddüt edilmektedir... Kanımızca ferağdan men şeklindeki teminat amaçlı ihtiyati tedbir kararı cebri satışı da durdurur. Hacizle ihtiyati tedbirin karşı karşıya gelmesi durumunda mutlaka öncelik verilecekse tedbire öncelik verilmesi gerekir.

Ancak ihtiyati tedbirin içeriği belirlenirken her zaman ayrıntılı bir belirleme yapılmaması gerektiği halde, uygulamada ortaya çıkması muhtemel sakıncalar söz konusu ise yine de mahkemenin bu durumu da gözetip tedbir kararını yeterli açıklıkta vermesi, bu bağlamda talep edenin karşı karşıya kaldığı tehlikenin cebri satışın da engellenmesini gerektirip gerektirmediğini belirlemesi uygun olacaktır. (Pekcanıtez Usul, Cilt.III, s.2503, 2504, 2505).

Dairemizce yapılan inceleme ve yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde; somut dava, kooperatif ortaklığı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine yönelik olduğundan, tedbir istemine konu taşınmazın dava konusu olduğu, davacı tarafça taşınmazın ortaklığın devri suretiyle edinildiğinin, kooperatif borçlarının ödendiğinin ve taşınmazın uzun yıllardır zilyetliğinde bulunduğunun iddia edildiği, mevcut deliller dikkate alındığında tapu iptal ve tescil istemine konu davada tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi ihtimali olduğu,

bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, telafisi imkansız zararların doğmasının önlenmesi için tedbir kararı verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, mahkemece tedbir isteminin yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 392/1.maddesinde. "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır.

Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir..." hükmü ve dosya kapsamı uyarınca ihtiyati tedbir kararının teminat karşılığı uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Mahkemece yargılama aşamasında gayrimenkul değerleme uzmanından alınan 22/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri 510.221,29 TL tespit edilmekle, tespit edilen bu bedelin %15'i oranında teminat alınması uygun bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunu kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARA R. Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere. 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KABULÜ ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/413 E. (derdest) sayılı 05/05/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN KARAR VERİLEREK.

2-6100 sayılı HMK'nun 389. vd maddeleri gereğince koşulları oluştuğundan, İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN KABULÜNE, a-6100 sayılı HMK'nın 392/1 maddesi gereğince takdiren 76.533,20 TL teminat tutarı, davacı tarafça nakit olarak yatırdığında yada kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edildiğinde, dava konusu İstanbul İli Bağcılar İlçesi ... Mh. ... parselde bulunan ... Blok ... Kat ... no.lu taşınmaz davalı Tasfiye Halinde ...

Konut Yapı Kooperatifi adına kayıtlı ise üçüncü kişilere satış, devir ve temlikinin önlenmesi için tapu kaydına İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, b-HMK'nın 393.maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta içinde tedbirin uygulanması talep edilmediği takdirde tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının BİLİNMESİNE,c-Kararın tebliği, teminat alınması ve infaza yönelik işlemlerin İlk Derce Mahkemesi tarafından yerine GETİRİLMESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin,

SONUÇ / HÜKÜM

İlk Derece Mahkemesince esasa ilişkin verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/06/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2025/893, K. 2025/731, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/893
Karar No
2025/731
Tarih
25 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2025/894 K.2025/1028
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2025/894 K.2025/783
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/894 K.2025/1264
  • Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/895 K.2025/1052
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2025/895 K.2025/1031
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2025/896 K.2025/1182

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.