KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi Birleşen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/119 Esas 2018/324 Karar Sayılı Dosyasında
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/1054
- Karar no
- 2024/1351
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/03/2021
- Numarası
- 2016/1267 Esas, 2021/252 Karar
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
1.621 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 23.06.2014 tarihli sözleşme gereğince davalı şirketin adresinde 145.000 euro bedelle bir atık su arıtma tesisinin yapılması için anlaşıldığını, ancak sözleşme sürecinde davalının, ... A.Ş. ile ...
A.Ş. arasında 01.12.2014 tarihli bir temlik sözleşmesi yaparak iş sahibini değiştirdiğini, bu temlik işleminin davacı tarafından kabul edilmesine rağmen davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmede belirtilen kapasite ve değerlere uygun şekilde atık su gönderemediği için arıtma tesisini teslim almadığını ve bakiye 7.250 euro alacağı ödemediğini, ayrıca hiçbir bildirimde bulunmadan 14.500 euro tutarındaki teminat mektubunu haksız ve mesnetsiz şekilde nakde çevirdiğini, davalının sözleşmeye aykırılık iddialarıyla ilgili olarak açtığı delil tespit davasından davacının ancak ihtarname yoluyla haberdar olduğunu,
bu delil tespiti sürecinde alınan bilirkişi raporunun davacıya tebliğ edilmediği için hukuki değerinin bulunmadığını, taraflar arasında sözleşmede belirtilen 15 m³/gün kapasiteli tesis için anlaşma yapılmış olmasına rağmen davalının süreç içerisinde 120 m³/gün kapasiteye uygun bir teklif talep ettiğini, davacı tarafından bu doğrultuda teklif hazırlanıp sunulmasına rağmen davalının bu teklifi kabul etmeyerek eski sözleşme ile devam edilmesini istediğini, buna rağmen davacının tüm yükümlülüklerini yerine getirerek tesisi tamamladığını, ancak davalının çeşitli bahanelerle tesisi teslim almayı reddettiğini,
sözleşme gereği ödenmesi gereken bakiye 7.250 euro alacağın ödenmediğini ve teminat mektubunun haksız şekilde nakde çevrildiğini, açıklanan nedenlerle bakiye alacak olan 7.250 euronun dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini, haksız şekilde nakde çevrilen 14.500 euro tutarındaki teminat mektubu bedelinin nakde çevrilme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacı tarafından yapılan arıtma tesisinde ayıplı imalat yapıldığının Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/27 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, bu raporda bedelin 72.500 euro olarak belirlendiğini, tespit sonrasında Beyoğlu ...
Noterliğinin 22.11.2016 tarihli ihtarnamesiyle sözleşmenin feshedildiğini ve davacıya ait 14.500 euro tutarındaki teminat mektubunun nakde çevrildiğini, bakiye 58.000 euro alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında icra takibine başlandığını, davacının itirazı üzerine İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/119 Esas sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığını, sözleşmenin 4.10, 3 ve 4.7 maddelerine göre yüklenicinin atık suları çevreye zarar vermeyecek şekilde arıtmakla yükümlü olduğunu, ancak yapılan keşif ve bilirkişi raporunda davacının eksik ve ayıplı imalat yaptığına ilişkin ayrıntılı açıklamalar bulunduğunu, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği için ortaya çıkan tüm zarar ve masraflardan sorumlu olduğunu,
sözleşmenin 26. maddesi gereği işverenin ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacının delil tespit dosyasından haberdar olduğunu ve bilirkişi raporunun tebliğ edilip edilmemesinin hukuki bir önem taşımadığını, davacının borçlu olduğunu ve bu nedenle dava açmasının kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesindeki dosyanın celbi ile davanın birleştirilmesini, davacı davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını ve HMK 329. maddesi gereğince davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşmenin, işverene ait arsa üzerinde bulunan biyodizel üretim tesisi ve gliserin damıtma tesisinden kaynaklanan endüstriyel atık suların kimyasal ve biyolojik yöntemlerle arıtılarak çevreye zarar vermeyecek hale getirilmesini sağlamak amacıyla gerekli ekipmanların temini, projelendirilmesi, uygulanması ve sistemin performans testlerinin yapılması suretiyle çalışır vaziyette teslim edilmesini kapsadığını, ancak davalının sözleşme gereğince yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve ayıplı ile eksik işler gerçekleştirdiğini, bu durumun Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/27 D.
İş sayılı dosyasında yapılan keşif ve bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini, keşif tarihinde atık su arıtma tesisinin biyolojik arıtma kısmının çalışmadığının ve bu nedenle davalının ayıplı imalat yaptığının belirlendiğini, bilirkişi tarafından ayıplı imalat bedelinin 72.500 euro olarak hesaplandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.7 maddesi gereği yüklenicinin bu tür ayıplı imalattan tamamen sorumlu olduğunu, davacı tarafından Beyoğlu ...
Noterliğinin 22.11.2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini ve davalıdan 72.500 euro bedelin hakların doğumu tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte 3 iş günü içinde ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalının bu ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve ihtarnameye hiçbir yanıt vermediğini, bu durumda Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesi gereğince ihtarname içeriğinin kabul edilmiş sayılacağını, davalının ihtara cevap vermemesi ve sözleşme hükümlerine aykırı davranması nedeniyle basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini,
icra takibine yapılan itirazın tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalının bu itirazı takibi uzatmak amacıyla kötü niyetle gerçekleştirdiğini, ayrıca taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 26. maddesi gereği işverenin ticari defter ve kayıtlarının delil niteliğinde olduğunu ve bu nedenle davalı tarafın iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığını, aynı sözleşme ile ilgili olarak İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/1267 Esas sayılı dosyasında davalı tarafından açılan davanın bu dava ile bağlantılı olması nedeniyle birleştirilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davalının itirazının iptaline, takibin devamına,
davalının icra inkar tazminatıyla sorumlu tutulmasına, öncelikle İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası ile bu davanın birleştirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davacı tarafın iddialarının kabul edilemez olduğunu, davacının dayandığı delil tespiti dosyası ile bu dosyada alınan bilirkişi raporunun hukuki bir değer taşımadığını, sözleşme hükümlerine aykırı bir davranışın bulunmadığını, eksik iş ya da ayıplı imalat iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve sözleşme bedelinin tamamen ödendiğini davacı tarafın ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamındaki tüm iddia, savunma ve deliller ile taraflar arasında düzenlenen 23/06/2014 tarihli sözleşme ve ekleri değerlendirildiğinde, davacı ...’un yüklenici, davalı ...’nin ise işveren sıfatıyla 145.000 Euro bedel karşılığında 15 m³/gün kapasiteli bir arıtma tesisi yapılması konusunda anlaşma sağladıkları, sözleşme gereğince davalı işveren tarafından toplam 137.750 Euro ödendiği ve ayrıca 08/12/2016 tarihinde 14.500 Euro tutarındaki teminat mektubunun paraya çevrildiği, davacı ...’un sözleşme konusu tesisin yapımını tamamlayıp teslim aşamasına getirdiği,
ancak davalının tesisin ayıplı olduğu iddiasıyla 72.500 Euro tutarında bir bedel tespiti yaptırdığı ve bu bedelin paraya çevrilen teminat mektubu tutarı düşüldükten sonra kalan 58.000 Euro’nun tahsili için icra takibi başlattığı, buna karşılık davacı ...’un 7.250 Euro bakiye alacağı ile haksız şekilde paraya çevrilen 14.500 Euro tutarındaki teminat mektubu bedelinin ticari faiziyle birlikte tahsili için dava açtığı, uyuşmazlık konusunun sözleşme konusu tesisin ayıplı olup olmadığı noktasında toplandığı, alınan 28/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda, yapılan tesiste herhangi bir ayıbın bulunmadığının açıkça tespit edildiği,
bu nedenle davacı ...’un toplam 21.750 Euro (7.250 Euro bakiye alacak ve 14.500 Euro teminat mektubu bedeli) tutarındaki alacağının ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin gerektiği, buna karşın davalının ayıplı imalat iddiasına dayalı olarak talep ettiği 58.000 Euro’nun hukuki ve fiili bir dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından, davacı ...’un asıl davasının kabulüne, birleşen davada davalı ... tarafından açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekili istinafında, davacının tesisin tam ve eksiksiz teslim edildiğine dair somut delil sunmadığını, aksine delil tespitiyle imalatın ayıplı olduğunun tespit edildiğini, bilirkişinin eserde ayıp olmadığı yönündeki beyanının hatalı olduğunu, davalı şirketin cezai işlem riskine karşı 145.000 Euro yatırım yaparak tesis kurdurduğunu, ancak ilave çalışmalar sonrası sistemin mevzuat değerlerini sağlayarak çalışır hale geldiğini, mahkemece delil tespit raporunun yok sayılmasının ve ispat yükünün davalıya yüklenmesinin hatalı olduğunu,
sunulan analiz raporlarının dikkate alınmamasının yanı sıra sözleşmenin 26. maddesindeki delil sözleşmesi hükümlerinin göz ardı edildiğini, tesisin ayıplı olduğunu ve ayıp oranında indirim hakkı bulunduğunu, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediği için sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, ispat yükünün davacıya ait olduğunu ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretlerinin de yanlış değerlendirildiğini ileri sürerek, asıl davanın reddine ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı/birleşen davada davalı yüklenici, asıl davada davalı/birleşen davada davacı iş sahibidir.
Asıl davada davacı yüklenici, taraflar arasındaki atık su arıtma tesisi yapım işinden kaynaklanan bakiye alacak talebiyle birlikte nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin tahsilini talep etmiş, davalı iş sahibi ise işin ayıplı yapıldığını ileri sürerek sözleşmeyi feshettiklerini ve teminat mektubunu paraya çevirdiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada ise davacı iş sahibi, işin sözleşmeye aykırı yapıldığını ve ayıplı olduğunu iddia ederek itiraza uğrayan davaya konu takiple alacak talebinde bulunmuş yaptığı davalı yüklenici ise işin gereği gibi yapıldığını savunmuştur. Mahkeme, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar vermiştir.
Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda arıtma tesisine giren atık su miktarı ölçümü ve giren atık su kirletici parametrelerin akredite bir laboratuvarda yapılan analizin şartnamede belirtilen giriş suyu kriterlerine göre tespiti gerektiği ve buna göre tesisin ayıplı olup olmadığı değerlendirilmesi yapılabileceği belirtilmiştir. Alınan ikinci bilirkişi raporunda ise dosya kapsamındaki aynı deliller değerlendirilerek ayıbın olmadığı belirtilmiştir.
Bu durumda dosyada bulunan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak uyuşmazlığa konu işin sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmadığı belirlenip, tarafların ayıba yönelik iddia ve savunmaları dikkate alınarak ve tüm itirazlarda karşılanıp bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler de giderilmek sureti ile sonuca uygun karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kaldırma sebebine göre davalı/birleşen davacı vekilinin sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı/birleşen davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/1054, K. 2024/1351, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama