KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Dosya no
- 2022/1245
- Karar no
- 2025/621
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 23/03/2021
- Numarası
- 2019/291 Esas, 2021/285 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
770 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, taraflar arasındaki "mont dikimine ilişkin" 22.05.2019 tarihli fason üretim sözleşmesine konu bir kısım malzemelerin davalı yüklenici tarafından telsim alınmaması ve dikiminin yapılmaması nedeniyle bunların 3.kişiye yaptırılmak zorunda kalındığı iddiasıyla, 1-)davalının ediminin ifasından vazgeçmesi nedeniyle sözleşmenin 4.maddesi gereğince oluşan 434.000,00 TL cezai şart bedeline ilişkin şimdilik 10.000,00 TL,
2-)dikiminden vazgeçilen ürünlerin 3.kişiye diktirilmesi nedeniyle oluşan 118.520,00 TL fiyat farkı (fazla ödeme) bedeline ilişkin şimdilik 10.000,00 TL ve 3-)ürünlerin bir kısmının teslim alınmaması ve bir kısım teslim edilen ürünlerin iade edilmesi nedeniyle fazladan yapılan 2.850,00 TL nakliye gideri olmak üzere toplam 22.850,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davalı vekilince, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, sadece şifahi bir anlaşma olduğu, davacının eksik malzeme göndermesi nedeniyle üretime başlanamadığı belirtilerek,
bu nedenle davaya konu taleplerinin reddi gerektiği savunulmuştur.Mahkemece, davacı tarafça dayanılan sözleşmenin ıslak imzalı aslının dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın ise bu sözleşmeyi kabul etmediği, sözleşme aslı sunulmadığından sözleşmedeki imzanın davalı tarafa ait olup olmadığına dair isticvap yapılmasına veya imza incelemesine gerek olmadığı,
dayanılan sözleşme hükme esas alınamayacağından geçerli olmayan bu sözleşmeye dayanan cezai şart, fiyat farkı ve nakliye alacağı taleplerinin de kabul edilemeyeceği, davalının kabul ettiği şifahi anlaşmaya dayanılarak da bu alacakların talep edilemeyeceği, davacı vekilince tahkikatın bittiği ihtar edildikten sonra, tarafların son sözlerinin sorulduğu esnada ıslah için süre talep edilmiş ise de HMK'nın 177/1.mdadesi gereğince bu talebin reddedildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında, dava dilekçesindeki anlatım ve iddialar tekrar edilmiş, taraflar arasında davalı tarafından imzalar sözleşmenin "..." mail adresinden gönderilmesi ile kurulduğunu, davalının bu sözleşmenin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığına dair bir iddiasının bulunmadığını, sadece sözleşme aslının sunulmamış olmasına değindiğini, mahkemece davalı şirket yetkilileri isticvap edilerek, ... tarafından gönderilen mail ekindeki sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması,
inkarı halinde imza incelemesi yapılması gerektiğini, mahkemece gerekçeli kararda taraflar arasında bir "fason üretim sözleşmesi" bulunduğunun kabul edildiğin,i eser sözleşmesinin yazılı olmasına gerek bulunmadığından, dosyada mübrez e-posta yazışmaları, davalı inkarı, taraflar arasında yanı konuda daha öncede 13.12.2017 tarihinde aynı şirket yetkilisi tarafından imzalı aynı şartlarda fason üretim sözleşmesi bulunması, davalı tarafın kendi kurumsal mail adresinden imzalı sözleşmeyi göndermiş olması,
akabinde gönderilen ilk parti malzemeleri kabul etmiş olmaları dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini, sözleşmenin varlığının kabulü gereğince davaya konu taleplerin de kabulü gerektiğini, zira davalının kusurlu olarak sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkilini zarara uğrattığını belirterek, kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda yeniden bir hüküm tesis edilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında sözlü akdi ilişki sabit ise de, sözleşmenin kapsamı ihtilaflı olduğundan, öncelikle davacı tarafından sunulan 22.05.2019 tarihli fotokopi belgede davalı şirket kaşesi üstündeki imzanın sahibi olduğu belirtilen ...'ün bu belgenin imzalandığı tarihte davalı şirketin yetkili temsilcisi olduğu anlaşılmakla, bu kişinin usulünce isticvap edilip söz konusu belgenin içeriği ve imzası konusunda beyanının alınması,
ayrıca, 22.05.2019 tarihli sözleşmenin davalı şirket çalışanı olduğu anlaşılan ... tarafından şirket hesabından mail yoluyla davacı tarafa gönderildiğinin anlaşılmasına göre, davalı şirketin mail hesabı ve diğer kayıt ve belgeleri incelenerek, adı geçen kişinin şirket temsilcisi olmasa bile benzer işlerde şirketi bağlayıcı iş ve işlemler yapıp yapmadığının belirlenmesi, bu yöne bir belirlemede bulunulamaması halinde adı geçen bu kişinin tanık sıfatıyla dinlenmesi ve bu konudaki işlerin olağan akışının da kendisine sorulması,
bu değerlendirmeler neticesinde davacının dayandığı 22.05.2019 tarihli yazılı sözleşmenin ispat edildiğinin kabul edilmesi halinde davacının taleplerinin bu sözleşme hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece bu şekilde bir tahkikat yürütülmeden mevcut gerekçe doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/1245, K. 2025/621, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama