KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2025
- Dosya no
- 2022/1800
- Karar no
- 2025/105
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/01/2022
- Numarası
- 2020/709 Esas, 2022/54 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.570 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık ile davalı şirket arasında 02/04/2012 tarihli sözleşme gereğince müvekkili şirketlerin tüm edimlerini eksiksiz ve süresinde yerine getirmelerine rağmen hakedişlerinin ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine 3.500.000,00 Euro’luk icra takibi başlatıldığını ve kalan alacak için ayrıca dava açıldığını, icra takibine yapılan itirazın iptali davası ile alacak davalarının İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/696 Esas sayılı dosyasında birleştirildiğini, davalı şirketin de eksik iş bedeli ve nefaset kesintisi talebiyle karşı dava açtığını,
yapılan yargılama sonucunda davacının taleplerinin kabul edilerek 3.500.000,00 Euro üzerinden takibin devamına ve 2.705.142,60 Euro’nun davalıdan tahsiline karar verildiğini, ancak her iki tarafın istinaf başvurusu neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin 2017/1324 Esas, 2018/1683 Karar sayılı ilamıyla yerel mahkeme kararının kaldırılarak tarafların alacaklarının mahsuplaşmaksızın değerlendirilmesi suretiyle 3.054.150,74 Euro’nun davacıya ödenmesine,
karşı davanın kısmen kabulüne ve eksik iş bedeli ile nefaset kesintisi talebine istinaden 1.025.979,23 TL’nin karşı davalılardan tahsiline karar verildiğini, bu karar doğrultusunda gerekli tahsilatların yapıldığını, ancak Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2019/829 Esas, 2020/1041 Karar sayılı ilamıyla mahkeme kararının bozularak taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde fazla hüküm kurulduğu ve icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapıldığını, bozma üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin 2020/757 Esas,
2020/870 Karar sayılı ilamıyla asıl davanın kabulüne ve icra takibinin 3.500.000,00 Euro üzerinden devamına, icra inkar tazminatı olarak 700.000,00 Euro’nun davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada 2.705.142,60 Euro’nun tahsiline, karşı davanın kısmen kabulü ile eksik iş ve ayıplı iş bedeli olarak 1.025.979,23 TL’nin karşı davacılardan tahsiline karar verildiğini, bu doğrultuda müvekkili şirketlerin toplamda 6.554.150,74 Euro alacaklı olduğu,
davalı şirketin ise eksik ve ayıplı işler nedeniyle 1.025.979,23 TL (349.008,14 Euro) alacaklı olduğunun kesinleştiğini, ancak bozma kararı gereği kurulan yeni hüküm nedeniyle müvekkili şirketlerin lehine hükmedilen bedeller arasında 349.008,14 Euro tutarında bir farkın ortaya çıktığını, bu farkın kesinleşmesi halinde davalı şirketin İİK’nın 40. maddesi gereğince icra dosyasından iadesini talep edebileceğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine İstanbul ...
İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ve davalının haksız olarak bu takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptal edilerek takibin devamına, 349.008,14 Euro tutarındaki kesinleşmiş alacaklarının hüküm altına alınmasına ve davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada talep edilen 349.008,14 Euro'nun icra dosyasına ödendiğini, bu hususun tarafların kabulünde olduğunu, davacının aynı alacak için ikinci icra takibini başlatmasının usul ekonomisine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılan eser sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafından davalı hakkında başlatılan icra takibi ve alacak davasına ilişkin İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/696 Esas sayılı dosyasında verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin 18/12/2018 tarihli ve 2017/1374 Esas - 2018/1683 Karar sayılı ilamı gereğince, birleşen dava yönünden İstanbul ...
İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından 3.054.150,74 Euro’nun davalıdan tahsil edildiği, ancak bu BAM kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine aynı BAM dairesince yapılan yeni değerlendirme neticesinde birleşen davada 2.705.142,60 Euro’nun hüküm altına alındığı ve bu miktarın kesinleştiğinin dosya kapsamında sabit olduğu, eldeki davaya dayanak olarak gösterilen İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı dosyasındaki 349.008,14 Euro’nun, davacı tarafça daha önce İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi’nin (daha sonra Yargıtay tarafından bozulan) 18/12/2018 tarihli ve 2017/1324 Esas - 2018/1683 Karar sayılı kararına istinaden İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı dosyasından tahsil edildiği, BAM kararının Yargıtay tarafından bozulması ve aynı dairece yeniden verilen 17/09/2020 tarihli ve 2020/757 Esas - 870 Karar sayılı ilamıyla daha düşük bir alacak miktarına hükmedilmesi ve bu kararın kesinleşmesi üzerine, davacı tarafın kesinleşen ilama göre fazla tahsil edilen alacağın yeniden karşı taraftan talep edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü,
ancak gerçekte davacının kesinleşmiş mahkeme kararına aykırı şekilde daha önce fazladan tahsil ettiği alacağı yeniden talep ettiği, İcra ve İflas Kanunu’nun 40. maddesi hükmüne dayalı olarak yapılan bu talebin kabulünün mükerrer tahsilata sebep olacağı, ayrıca talep edilen alacağın karşı tarafça ileride icranın iadesi kapsamında geri istenme ihtimali bulunduğu ve bu talebin ancak ayrı bir olumsuz tespit davasının konusu olabileceği, bu nedenle eldeki itirazın iptali davası ile ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine;
davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi için ise, davacının açıkça kötü niyetli olduğuna dair bir kanaat oluşmadığı ve takip talebinde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla talepte bulunulduğundan tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle bu talebin de reddine karar verilmiştir.Davalı vekili i̇stinafında, mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davaya konu edilen miktarın ödendiğinin davacının da kabulünde olduğu ve hukuki yararı olmadığını belirterek mahkeme kararının kötü niyet tazminatı yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.Davacılar vekili istinafında,
davacılardan fazla tahsil edilen bir miktarın söz konusu olmadığını, mahkemece bilirkişi raporu ile 6.554.150,74 Euro alacakları olduğunun belirlendiğini, Yargıtay'ın taleple bağlılık ilkesi gereği usulü bozma yaptığını, alacaklarının bir kısmının hüküm altına alınmadığını, Yargıtay bozması sonrası alacağın hüküm altına alınmamış kısmının halen davacıların uhdesinde olduğunu ve borçlunun İİK 40.maddesi gereği iade talep etme hakkı olduğunu, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla dava açtıklarını ve mahkemece yanlış hüküm tesis edildiğini, alacaklarının zamanaşımına uğraması tehlikesi altında olduklarını,
eski hale iade tehdidi altında olduklarından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla bu davayı açmakta hukuki yararları olduğunu, itirazın iptali davasının aynı zamanda tespit davası olduğunu, itirazın haksız olduğunun tespit edilmesine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece aksi düşünülüyorsa vekalet ücretinin maktu verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi kapsamında, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibi ve alacak davasına ilişkin İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/696 Esas sayılı dosyasında verilen karar, istinaf incelemesine tabi tutulmuş; bunun sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin 18/12/2018 tarih ve 2017/1374 Esas - 2018/1683 Karar sayılı ilamı doğrultusunda birleşen dava çerçevesinde İstanbul ...
İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından davalıdan 3.054.150,74 Euro tahsil edilmiştir. Ancak, bu istinaf kararının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından, aynı BAM dairesi tarafından yapılan yeni inceleme neticesinde, birleşen davada hükme bağlanan alacak miktarı 2.705.142,60 Euro olarak belirlenmiş ve bu tutar kesinleşmiştir.Eldeki davaya dayanak teşkil eden İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı dosyasındaki 349.008,14 Euro’nun, davacı tarafça daha önce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin (sonrasında Yargıtay tarafından bozulan) 18/12/2018 tarih ve 2017/1324 Esas - 2018/1683 Karar sayılı ilamına dayanılarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından tahsil edildiği tespit edilmiştir.
Yargıtay’ın bozma kararının ardından, aynı BAM dairesi tarafından verilen 17/09/2020 tarih ve 2020/757 Esas - 870 Karar sayılı yeni ilamda daha düşük bir alacak miktarı hükme bağlanmış ve karar kesinleşmiştir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacının, eldeki davaya konu takiple kesinleşen ilama göre fazladan tahsil ettiği tutarı yeniden talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu takiple talep edilen tutar İcra ve İflas Kanunu’nun 40. maddesi kapsamında karşı tarafça icranın iadesine konu edilebilecek hususlardan olup, ayrı bir olumsuz tespit davasına konusu olabilirse de mevcut itirazın iptali davası kapsamında ileri sürülmesi hukuken mümkün değildir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçeyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmış olup, tarafların aşağıdaki bent dışındaki sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, mahkeme kabullerinin usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Ancak, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi uyarınca, "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmü yer almaktadır.
Bu kapsamda, mahkemece dava ön şartı olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedildiğinden, davalı yararına maktu vekâlet ücretini geçmemek üzere nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu hususun dikkate alınmaması nedeniyle mahkeme kararının vekâlet ücreti yönünden kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/1800, K. 2025/105, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama