KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2022/625
- Karar no
- 2024/570
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/07/2020
- Numarası
- 2019/492 Esas, 2020/228 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
866 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili olan davacı ile davalı şirket arasında deney çantası üretimi konusunda anlaşma yapıldığını, anlaşma gereği 8.100 adet deney çantasının davalı kuruma teslim edildiğini, buna ilişkin 14/08/2018 tarih ve ... sıra .. seri numaralı faturanın düzenlendiğini, davalı şirket tarafından fatura bedelinin bir kısmının eksik şekilde ödendiğini, müvekkili olan davacı şirkete davalının 20.721-TL borcunun bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, takibe itiraz edilmesi nedeni ile takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkili olan davalı aleyhine haksız olarak icra takibine başlandığını, davacı tarafın 20.472-TL asıl alacak üzerinden takip başlattığını ancak davacının takibe konu tutarda alacağının bulunmadığını, bu nedenle borca itiraz ettiklerini,
davacının düzenlenen faturalara herhangi bir itiraz yapılmadığını iddia etmiş ise de bunun gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia,savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, iddia sahibinin, iddiasını ispatla yükümlü olduğu, hem davacı hem davalı tarafın ticari defterleri üzerinde ayrı ayrı yapılan bilirkişi incelemelerine göre davalının davacıya 20.472-TL asıl alacak kadar borcu olduğu, tarafların ticari defter kayıtlarında yapılan tetkik neticesinde davacının da alacağı olduğu, işbu alacağın ticari defterler kapsamında likit (bilinebilir) mahiyette bulunduğu, davanın tarafı olan tacirler arasındaki ticari ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında, senet niteliği olmayan, usulüne uygun tutulmayan ticari defterlerin delil niteliğinde kullanılmayacağını, davacının alacağın olmadığını, iddiasını somut deliller ile ispatlayamadığını, delil niteliği olmayan ticari defterlere ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasının da hukuka aykırı olduğunu, i̇stinaf talep tarihi itibarıyla davacının alacağının bulunmadığını, 24.07.2020'de 21.033,60 TL ödediklerini ve dekontunu sunduklarını, mahkeme kararına hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasında deney çantası üretimini konu alan eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı yüklenici davaya konu takip dayanağı fatura bedeli kadar bakiye bedel alacağı bulunduğunu iddia etmiş; davalı iş sahibi ise, davacının alacaklı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne hükmedilmiş, karar davalı tarafça istinaf edilmiştir. Mahkemece karar verildikten sonra davaya konu borcun ödendiği davacı tarafından kabul edilmiş, davalı tarafça mahkemeye ödemeye ilişkin dekont sunulmuştur.
Ödeme, borcu sona erdiren taraf işlemlerinden olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu nedenle mahkeme kararının kaldırılarak konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına aldığına dair hüküm kurulması gerekmiştir. Davacı şirketin başlatmış olduğu takip açısından alacağı kalmamakla birlikte, davanın açıldığı tarih itibari ile dava açmakta haklı olduğu ortadadır.
HMK'nun 331/1. maddesi uyarınca, konusuz kalan dava hakkında yargılamaya devam edilerek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğu tesbit edilmeli ve o tarafın yargılama giderlerine (bu bağlamda vekalet ücretine de) mahkum edilmesi gerekir.
Hal böyle olunca; dosya kapsamına göre bu değerlendirme sonucu, yargılama sırasında ödeme yapılmış olması nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin ve bu giderlere dahil olan vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiştir. Davalının icra inkar tazminatına yönelik ayrıca ve açıkça bir istinaf itirazı bulunmadığından, önceki kararda buna dair kurulan hüküm aynen korunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf itirazları incelenmesizin ödeme nedeni ile davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, kaldırma sebebine ve istinafa gelen tarafın sıfatı ve istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti ile icra inkar tazminatına ilişkin hüküler aynen korunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/625, K. 2024/570, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama