KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2022/679
- Karar no
- 2024/758
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 24/12/2019
- Numarası
- 2018/323 Esas, 2019/1218 Karar
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
870 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, taraflar arasındaki 16.01.2009 tarihli Taşeronluk Sözleşmesinin davalı tarafından 10.08.2011 tarihinde gerekçesiz feshedildiği, davalının davacı hakedişlerini zamanında ödemediği, hakedişlerden kestiği %1,5 oranındaki tazminat kesintilerini iade etmediği ve 31.12.2009 tarihli işveren sorumluluk sigorta poliçesi ile taşeronlarda çalıştırılan işçilere karşı taşeronların maruz kalacağı işçilik alacaklarına karşı sorumluluğunu kabul etmesine rağmen davacı şirketin 16.01.2009 tarihinde yaptığı kıdem tazminatı ödemelerini karşılamadığı iddiasıyla, bakiye hakediş bedellerine ilişkin şimdilik 1.000,00 TL,
iade edilmeyen %1,5 teminat kesintilerine ilişkin şimdilik 1.000,00 TL ve taşeron sözleşmesi kapsamında çalıştırılan işçilere ödenen işçilik alacakları ile SGK prim borçlarına ilişkin şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL'nin davalıdan tahsili talebine ilişkin olup, 03/10/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava dilekçesindeki fatura alacağı (bakiye hakediş bedeli) talebi 105.589,00 TL'ye yükseltilmiştir.
Davalı vekilince, öncelikle zamanaşımı def'inde bulunulmuş, faturalardan %1,5 teminat kesintisi yapıldığı iddiasının doğru olmadığı, davacı işçilerinin açtıkları davalar nedeniyle yüklü miktarlarda tazminatlar ödedikleri, davacı şirketin SGK'dan ilişiksiz belgesi sunamadığı, bu nedenle bir teminat iadesi hakkı olsaydı da bunun için gerekli şartları yerine getirmeden talepte bulunamayacağı, ayrıca 30.12.2011 tarihli ibraname ile davacı davalıyı ibra ettiğinden bu davadaki taleplerin dayanaksız kaldığı belirtilerek, davanın reddi talep edilmiştir.
Mahkemece, davacının ticari defter ve belgelerine göre davacının davalıdan 105.589,00 TL alacaklı olduğu kayıtlı ise de davacının envanter defterlerini ibraz etmediği, alacak tutarının neye dayandığının bilirkişi tarafından tespit edilemediği, davacı şirket tarafından talep edilen; teminat kesintileri ve taşeron sözleşmesi kapsamında çalıştırılan ve davacı şirket tarafından işçilere ödenen işçilik alacakları kalemleri ve SGK Prim borçlarına ilişkin hiçbir belge ibraz edilmediği, davalının ticari defterlerinde de davalı lehine alacak kaydı bulunmadığı,
kaldı ki, davalı tarafından ibraz edilen imzası inkar edilmeyen 30/12/2011 tarihli ibranamede davacı şirketin, davalı ile yapılan sözleşmelerden hak edilmiş bütün istihkaklar ile tüm hak ve alacakların tamamının alındığına dair davalıyı gayri kabil rücu şekilde ibra ettiği, her ne kadar davacı tarafından ibranamenin müzayaka halinde imzalandığı ileri sürülmüş ise de, bu iddianın ispatlanmadığı gibi buna ilişkin bir delil ibraz edilmediği,
davacı taraf yemin deliline de dayanmış ise de, ibranamenin imzalandığı sırada müzayaka halinde olup olmadığı davalıdan kaynaklanan bir durum olmadığından HMK'nın 225'inci maddesi uyarınca bu konuda davalıya yemin teklif edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davacıya yemin delili hatırlatılmadığı, bu durumda davacının davalıdan alacaklı olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında, müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı 30.11.2011 Tarihli 105.589,00 TL alacağın ispat edilmesi için davalı tarafın ticari defterlerini de delil olarak gösterdiğini, davalı tarafın bu tarihe ilişkin ticari defterlerini bilerek ibraz etmediğini ve eksik inceleme ile hatalı hüküm kurulduğunu, davalı taraf ticari defterleri ibraz etmediğinden müvekkili şirketin alacağının ispat edildiğini, müvekkili şirketin işçilerine ödediği işçilik alacağı ödemelerinin işçilerin imzalarını da içerir şekilde dosyada mevcut olduğunu,
bununla birlikte müvekkili şirketin yaptığı SGK ödemeleri ilgili SGK müdürlüğüne yazı yazılarak müzekkere ile talep edilebilecekken Mahkemenin bu delili getirmediğini, eksik araştırma söz konusu olduğunu belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı yüklenici tarafından, taraflar arasındaki 16.01.2009 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi kapsamında, yukarıda özetlenen sebeplerle, bakiye hakediş bedellerinin, iade edilmeyen %1,5 teminat kesintilerinin ve taşeron sözleşmesi kapsamında çalıştırılan işçilere ödenen işçilik alacakları ile SGK prim borçlarının davalıdan tahsili talep edilmiş ise de, davalı iş sahibi tarafından ibraz edilen ve davacı tarafça imzası inkar edilmeyen TBK'nın 132.
Maddesi kapsamında düzenlenen 30/12/2011 tarihli ibraname ile, davacı şirketin, davalı ile yapılan sözleşmelerden hak edilmiş bütün istihkaklar ile tüm hak ve alacakların tamamının alındığına dair davalıyı gayri kabil rücu şekilde ibra ettiği, bu şekilde davalının davaya konu sözleşme kapsamında davacıya olan tüm borçlarının tamamen sona ermiş olduğu, davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde bu ibranameye dair bir istinaf itirazı bulunmadığı,
söz konusu ibranamenin davalının fesih tarihinden (10/08/2011) ve davacı tarafça önceki dosyalara sunulan işçi alacağı ödemelerine ilişkin çizelgedeki ödeme tarihlerinden sonra olması nedeniyle davacı vekilinin yukarıda özetlenen istinaf itirazlarının dinlenemeyeceği, buna göre Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/679, K. 2024/758, 2 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama