KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/722
- Karar no
- 2024/1104
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/12/2020
- Numarası
- 2019/180 Esas, 2020/766 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.946 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan muhtelif sözleşmeler kapsamında davalının yükleniciliğini yapmış olduğu İstanbul Geneli Asfalt Kaplama Yapılması İşinin müvekkili şirkete taşere edildiğini, müvekkilinin, sözleşmeler ile yükümlendiği edimleri eksiksiz ve kusursuz olarak yerine getirdiğini, davalı tarafından geçici ve kesin kabul yapılarak söz konusu işlerin teslim alındığını, sözleşmelere konu işlerin kesin kabulünün yapılmasını müteakip davalı uhdesinde teminat olarak tutulan 318.034,72-TL tutarındaki kesin hak edişin,
sözleşme ve tarafların mutabakatı doğrultusunda ödenmesi amacıyla 16.02.2018 tarih ve ... numaralı e-fatura düzenlendiğini, kesinleşen faturaya rağmen ödeme yapılmaması üzerine Üsküdar .... Noterliğinin 25.07.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle fatura bedelinin ödenmesi için ihtar gönderildiğini, davalının bir takım haksız ve mesnetsiz gerekçelerle ödeme yapmaktan kaçındığını, ihtarname tebliğine rağmen davalının ödeme yapmaması üzerine İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlattıklarını, davalının borçlu olmadıklarını iddia ederek takibe itiraz ettiğini, davalının itirazının haksız ve mesnetsiz olduğunu, sözleşme doğrultusunda düzenlenen faturaya karşı herhangi bir itirazı bulunmayan davalının borcu ödemekten imtina ettiğini ve kötü niyetli olarak borca itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu belirterek davalının İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... esas dosyasına yaptığı itirazının iptaline, takibin devamına, % 20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkil ...
İnşaat arasında, müvekkili şirketin ihale ile üstlendiği "İstanbul Geneli Asfalt Kaplama İşi" ile ilgili olarak taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, söz konusu taşeronluk sözleşmesine ilişkin olarak geçici ve kesin kabul işleminin yapılmış olmasına karşın müvekkili şirket uhdesinde bulunan 318.034,72 TL'lik teminatın kendilerine iade olunmadığından bahisle icra takibi başlatıldığını, ancak söz konusu takibin haksız ve dayanaksız olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının alacaklı olduğu miktarın davalı ticari defterlerine göre 330.000,00 TL olmadığını,
sözleşme gereği yapılması gerekli mahsuplar yapıldıktan sonra 300.000,00 TL civarında bir teminat alacağı çıktığını, davacı ile müvekkili arasında akdedilen sözleşmeye göre müvekkili şirketin, bir iş kazası meydana geldiği taktirde davacı şirketin teminatlarını ödememe yetkisi bulunduğunu, söz konusu kesinti yapma ve/veya teminatları ödememe hakkının davacı ile akdedilen sözleşmenin 15. Maddesinde açıkça belirtildiğini, davacının sorumluluk alanında bir iş kazası meydana geldiğini ve söz konusu işin görülmesi esnasında, davacı şirket çalışanı ...'in iş kazasına uğradığını ve vefat ettiğini, iş kazası nedeni ile,
müteveffa ...'in ailesi tarafından müvekkili ... İnşaat, dava dışı ...
İnşaat ve davacı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi'nin 2013/919 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, yargılamanın halen derdest olduğunu, dolayısıyla davacı her ne kadar geçici ve kesin kabulün yapıldığından bahisle müvekkili şirket uhdesinde olduğunu iddia ettiği teminatın iadesini talep etse de, davacı tarafından müvekkil ya da diğer şirketlere verilen teminatın tüm risklere ilişkin olduğunu, söz konusu iş kazasından kaynaklanan talepler sebebi ile müvekkili şirketin karşı karşıya kaldığı risk miktarının 600.000,00 TL civarında olduğunu,
davacının müvekkili şirket uhdesindeki teminatının iadesi şartlarının, davacının kusuru ile sebep olduğu iş kazası nedeniyle oluşmadığını, yine tüm bu iddialara ilişkin takas mahsup talepleri olduğunu, ispatlanamayan ve şartları oluşmayan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmelerin sırasıyla 23/06/2014, 01/09/2014, 26/08/2014, 07/04/2016 ve 02/01/2017 tarihli olduğu, yine dosyaya mübrez 30/04/2013 tarihli sözleşmenin ise davacı ile dava dışı ... San. Ltd.
Şti. arasında imzalandığı, taraflar arasındaki en eski tarihli sözleşmenin 22/09/2013 tarihli iş kazasından yaklaşık 9 ay sonra 23/06/2014 tarihinde imzalandığı, İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesinin 2013/919 esas sayılı ve İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi'nin 2015/471 esas sayılı davalarına konu iş kazasının taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında davacının sorumluluk alanında meydana geldiğinden bahsedilemeyeceği, davalı tarafça iş kazasının meydana geldiği tarihte davacı ile bağıtlanmış başkaca bir sözleşmenin de dosyaya sunulmadığı,
buna göre davalının, 23/06/2014 tarihli ilk sözleşmeden sonra davacı ile imzaladığı muhtelif sözleşmeler nedeniyle davacıya ödemekle yükümlü olduğu hakediş tutarını, 22/03/2019 tarihli iş kazası nedeniyle açılmış tazminat davalarını gerekçe göstererek nakdi teminat olarak uhdesinde tutmasının sözleşmesel dayanağının bulunmadığı, davacının her ne kadar takip talebinde 318.034,72-TL hakedişinin bulunduğunu iddia etmiş ise de; davacının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 314.336,51-TL alacaklı göründüğü,
davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihi ve ihtarname ile verilen üç günlük mehlin bitim tarihine göre, davalının 31/07/2018 tarihinde temerrüde düştüğü, buna göre davacının temerrüt ve takip tarihleri arasında işleyen süre için ticari avans faiz oranı üzerinden işlemiş faiz talep edebileceği, bilirkişi tarafından işlemiş faiz tutarının 11.755,32-TL olarak hesaplandığı, yine davacı tarafından dosyaya ihtarname makbuzunun da ibraz edildiği, davacı alacağının likit nitelikte olduğu gerekçesiyle, Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının İstanbul ...
İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı takibine yaptığı itirazın 314.336,51-TL asıl alacak, 11.755,32 işlemiş faiz ve 155,03-TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 326.246,86-TL yönünden İPTALİNE, asıl alacağa (314.336,51-TL) takip tarihinden itibaren değişen oranlarda işletilecek ticari faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davalının alacağın %20 (65.249,38 TL) oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde de belirtildiği üzere 30.04.2013 tarihli sözleşmenin ana işvereninin ... - ... İş ortaklığı iken 07.04.2016 tarihli sözleşmenin ana işvereninin ... İnşaat A.Ş. olduğunu, ... - ... İş ortaklığının tüzel kişiliği bulunmadığını, ortaklığı oluşturan ... İnşaat ve ... İnşaat'ın ayrı ayrı ortaklığın borçlarından sorumlu olduklarını, dolayısıyla müvekkili ...
İnşaat'ın her iki işte de taşeronu olan davacı ...'ın sebep olduğu iş kazası nedeniyle sözleşmenin 15.4 maddesi gereğince müvekkili şirketin teminatı tutmasının sözleşmeye uygun olduğunu, kaldı ki davacının sebep olduğu iş kazası nedeniyle müvekkili şirkete karşı İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesinin 2013/919 E. sayılı dosyasıyla açılmış olan davada müvekkil şirketin de müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğuna dair karar verildiğini, müvekkili şirketin,
sözleşme gereği iş kazaları ve davacı tarafından 3. kişilere verilebilecek zararlar nedeniyle uhdesinde tuttuğu teminat bedelinin çok üstünde bir tazminat ödeme riskiyle karşı karşıya kaldığını, diğer yandan aynı iş kazası nedeniyle SGK tarafından açılan rücu davasında alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirket ile davacı ...'ın müşterek müteselsil sorumlu olduğunun belirtildiğini, işbu davanın da halen derdest olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava, eser sözleşmeleri kapsamında ödenmeyen teminat bedelinin iadesi için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkin olup, davacı yüklenici (alt taşeron),
davalı iş sahibidir. (asıl yüklenici) Davacı vekili taraflar arasında, davalının asıl yüklenicisi olduğu İstanbul geneli asfalt kaplama yapılması işinin müvekkili tarafından yapılması konusunda taşeron sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, geçici ve kesin kabullerin yapıldığını, davalı uhdesinde teminat olarak tutulan 318.034,'2 TL kesin hakediş için fatura düzenlendiğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine başlattıkları takibe davalının haksız itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre (15.
Madde) müvekkilinin iş kazası meydana gelmesi halinde davacının teminatlarını ödememe hakkı bulunduğunu, davacının sorumluluk alanında iş kazası meydana geldiğini, ölümle sonuçlanan bu olay nedeniyle ölenin hak sahiplerinin müvekkili hakkında da dava açtıklarını açılan davaların halen derdest olduğunu, sözleşme gereğince teminatları ödememe hakları bulunduğunu, ayrıca takas-mahsup talepleri olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dosya içinde bulunan belgelerden, taraflar arasında doğrudan imzalanmış (tarafları davacı ve davalı olan) 23/06/2014, 01/09/2014, 26/08/2014, 07/04/2016 ve 02/01/2017 tarihli 5 ayrı sözleşme bulunmaktadır.
Yine dosya içine gelen İstanbul Anadolu 5. İş mahkemesinin 2013/919 E. Sayılı ve İstanbul Anadolu 18. İş mahkemesinin 2015/471 E. Sayılı dosyalarının incelenmesinde, davacı çalışanı olan ...'in 22/09/2013 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiği, vefat edenin hak sahiplerinin 5. İş mahkemesinde maddi manevi tazminat davası açtıkları, 18. İş mahkemesinde de söz konusu kaza nedeniyle vefat edenin yakınlarına bağlanan gelir ve tedavi masrafları nedeniyle oluşan kurum zararının tazmini için SGK'nın rücuen tazminat davası açtığı, her iki davanın davalıları arasında davacı ve davalının bulunduğu, mahkemelerce karar verildiği,
verilen kararlarda davacı ve davalının müteselsilen sorumluluğuna hükmedildiği kararların kesinleşmediği anlaşılmıştır. Mahkemece her ne kadar davalının cevap dilekçesinde belirttiği iş kazasının 22/09/2013 tarihinde meydana geldiği, taraflar arasındaki sözleşmelerin en erken tarihlisinin 23/06/2014 tarihli olup iş kazasından sonra imzalandığı belirtilmiş ise de anılan iş kazasının meydana geldiği tarihte davacı ile dava dışı ... İnş Ltd.
Şti arasında 30/04/2013 tarihli sözleşme bulunduğu, anılan sözleşmenin asıl iş sahibinin (asıl yüklenici) davalının da ortaklarından olduğu .../... adi ortaklığı olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus davacının da kabulündedir. Mahkemenin bu gerekçesi hatalı olmuştur.
Ancak, iş kazasının meydana geldiği tarihte geçerli olan 30/04/2013 tarihli sözleşmede davacı teminatlarından iş kazası nedeniyle meydana gelen zarar nedeniyle teminatlardan kesinti yapılacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır (anılan sözleşmenin 11.1 maddesinde “Taşeronun yapmaya talip olduğu işin miktarına göre ana keşif tutarındaki bedelin %5’i kadar bir miktar teminat olarak saklanacaktır.
Bu miktar işin yapımı esnasında eğer taşeron yükümlülüklerini yerine getirmezse taşeron namına iş yapmak için harcanacaktır.
Bu miktar Taşeronun tüm yükümlülüklerini yerine getirdikten ve işin Taşeronun yaptığı kısmının geçici kabulünün yapılmasından sonra Taşerona iade edilecektir.” hükmü bulunmaktadır) Taraflar arasında uzun süredir devam eden sözleşme ilişkisi bulunduğu, aynı tip sözleşmelerin yıllar içinde ayrı ayrı (6 adet sözleşme) imzalandığı, tüm sözleşme konusu yapılacak işlerin İstanbul geneli asfalt kaplama yapılması işi olduğu, iş kazasının bu sözleşmelerden ilki kapsamında meydana geldiği, bu sözleşme kapsamında teminat alındığı, sözleşme kapsamında teminatın iadesi şartlarının belirlendiği, bu şartlar arasında iş kazası riskinin bulunmadığı,
sonraki imzalanan sözleşmelerde de yüklenici tarafından verilecek veya hak edişinden nakdi olarak kesilecek teminatların önceki iş kazası nedeniyle iade edilmeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davalının sözleşmeler kapsamında davacı hak edişlerinden kestiği teminatları savunmasında belirttiği gibi iş kazası nedeniyle iade etmemesi yönünde sözleşmelerde hüküm bulunmadığından sözleşmeye dayalı olarak ödemezlik definde bulunmasına olanak yoktur.
TBK'nın 139/1 maddesinde " İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir." hükmü düzenlenmiştir. Davalının takas define gelince, TBK'nın 139, maddesine göre takas yapılabilmesi için karşılıklı her iki borcunda muaccel olması gerekir.
Davalının savunmasında belirttiği iş kazası nedeniyle verilen kararların henüz kesinleşmediği, buna göre takas koşullarının da oluşmadığı, davalının da teminatın iadesi koşullarının oluşmadığı yönünde başka bir savunması bulunmadığı anlaşılmakla davacının sözleşmeler kapsamında davalıya verdiği teminatların iadesi şartları oluşmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin mahkeme gerekçesine yönelik olarak kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak gerekçenin düzeltilerek davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/722, K. 2024/1104, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama