KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/801
- Karar no
- 2024/1182
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/12/2020
- Numarası
- 2018/435 Esas, 2020/734 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.443 kelime·12 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 18/08/2014 tarihinde inşaat işleri sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca ... Parkı ikinci kısım içindeki ... Otel (...
Otel) Alanya adresinde bulunan otel projesinin banyo, balkon, WC ve diğer ıslak mekanlarında su izalasyonu işlerinin ve otel ana bina kısmı 7. ve 8. Katlar inşaat imalat işlerinin yapılması konusunda anlaşıldığını, bu sözleşmenin imzalanmasından sonra tekrar taraflar arasında imzalanan 26/08/2014 tarihli inşaat işleri sözleşmesi uyarınca aynı projede ...
Otel'e ait bina, personel lojmanı, ikinci otel çatı yapımı ve çatı tadilat işlerinin yapılması konusunda anlaşıldığını, akabinde imzalanan zeyilnamelerle yapılacak işlerin birim fiyatları ve işçilik ücretinin belirlendiğini, söz konusu otelin dava tarihi itibariyle ...
Hotel olarak davalı tarafça işletilmeye devam edildiğini, ilgili sözleşmelerin ödeme planı ve teminatlar başlıklı (E) maddesinde; "ödemelerin aylık hakedişlere istinaden yapılacağının, yerinde ölçüm ile metraj çıkarılacağının ve keşif özetindeki birim fiyatlar esas alınarak aylık hakedişlerin düzenleneceğinin, geçici-kabul onayından sonra fatura kesilerek fatura tarihinden itibaren 60 günlük çek ile ödeneceğinin" düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan işlerin geçici kabullerinin akabinde davalı şirket tarafından 2.504.561,00 TL'lik kısmı ödeme yapıldığını, bu kısımla ilgili faturaların kesilerek davalıya gönderildiğini,
davalının bu faturalara hiç bir itirazının olmadığını, müvekkili şirket tarafından 18/08/2014 tarihli sözleşme gereği dava konusu otel izolasyon işleri ve otel ana bina kısmı 7.ve 8.katlar inşaat imalat işlerinin tamamının bitirildiğini, bu işlerle ilgili olarak kesin kabullerin yapıldığını, hakediş departmanları ile metrajlar ve hakediş konusunda mutabık kalındığını, ancak buna rağmen müvekkili şirketin hakedişlerinin davalı tarafından haksız olarak onaylanmadığını ve 07/09/2015 tarihli 36.754,25 TL tutarındaki ödeme dışında herhangi bir ödeme yapılmadığını,
müvekkili şirket tarafından 26/08/2014 tarihli sözleşme gereği de dava konusu otel inşaatın çatı izalosyon ve kaplama işlerinin tamamının bitirildiğini, kesin kabullerin yapıldığını, hakedişin onaylanarak imzalandığını ancak buna rağmen 16/01/2015 tarihli 40.000,00 TL tutarındaki ödeme dışında hakedişlerin ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından Antalya ...
Noterliğinin 20/06/2016 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeler kapsamında hakediş görüşmelerinin yapılması, onaylanması ve ödemelerin yapılmasının istenildiğini, davalı tarafından ihtarnameye cevap vermemesi üzerine aynı hususların 28/07/2016 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile tekrarlandığını, ödeme yapılmaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile takibe geçtiklerini, itiraz üzerine takibin durduğunu, dilekçe ekinde yer alan "şantiye tutanaklarından" da anlaşılacağı üzere şantiye yönetiminin isteği üzerine sözleşme konusu olmayan ve birim fiyat bedeli imalat bedelleri arasında bulunmayan işlerin de müvekkili şirket işçileri tarafından malzeme tedariği de sağlanarak ücret karşılığında yapıldığını, müvekkili şirketin iş bu dava tarihine kadar davalı firmadan KDV dahil 2.504,561,00 TL aldığını, 26/08/2014 tarihli sözleşmeden kaynaklı kesin hakedişlerin onaylanmasına rağmen 18/08/2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan kesin hakedişlerin onaylanmadığını,
gelen metraj formları ile pursantaj tablolarının da davalı şirket teknik müdürü, hakediş mühendisi tarafından onaylandığını, geçici kabul tutanaklarında da anlaşılacağı üzere müvekkili şirket tarafından yapılan işin sözleşmeye uygun olup teslimine engel olabilecek eksik, kusur ve arızanın bulunmadığını, müvekkilinin Antalya SGK'ya müracaat ederek söz konusu işin tamamlanması nedeniyle dosyayı kapatmak için müracaat ettiğini, otelin 2015 yılında hizmet vermeye başladığını belirterek,
şimdilik 30.000,00 TL bakiye iş bedeli alacağının 20/06/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 19/02/2020 tarihli dilekçesi ile, dava değerini toplam 2.143.433,57 TL'ye çıkararak eksik harcı yatırmıştır.
Davalı vekili cevabında, taraflar arasında yapılan sözleşme ile müvekkiline ait ... otelde yapılacak izolasyon ve imalat işleri için anlaşıldığını, iş yapımı için anahtar teslimi anlaşıldığını, sözleşme bedellerinin yapılan keşif raporlarına göre belirlenerek davacıya toplam 2.503.754,25 TL avans ödemesi yapıldığını, işin tamamlanması sürecinde yapılan kontrollerde davacı yanın sözleşmelerde kararlaştırılan kalitede malzeme kullanmadığının anlaşıldığını, bu nedenle yapılan işlerin kabulü ve sulh anlaşması neticesinde yapılan işler karşılığı ödenecek bedel konusunda görüşerek anlaşmaya vardıklarını,
dilekçe ekinde sunulan protokolün imzalandığını, protokolde müvekkili tarafından önceden ödenen avans tutarının toplam iş bedeli olarak kararlaştırıldığını, bu kapsamında davacı tarafından daha önce tanzim edilen ve ibra protokolünün eki yapılan faturanın müvekkilince kabul edildiğini ve avans ödemeleri karşılığında tarafların birbirlerini ibra ettiklerini, taraflar arasında imzalanan ibra protokolü ile protokolden önce imzalanan hakedişler de dahil tüm belgelerin delil niteliğinde olmadığının kabul edildiğini, bu nedenle davacının ileri sürdüğü delillere itiraz ettiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının savunmasında dayanak yaptığı ve ibra protokolü olduğunu iddia ettiği belgede ödenen miktar kısmının boşluklu bırakıldığı, 3/b bendinde bir takım şartlı ifadelere yer verildiği, ek-1 de belirtilen işlerin, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı tarafın yapacağı işlerin genel başlık itibariyle sıralandığı, birim fiyatlarının, metrajlarının yazılı olmadığı, ek-2 de sunulan belgeden davacıya yapılan ödeme miktarının anlaşılamadığı, ayrıca bilirkişi raporunda belirtildiği şeklide söz konusu ek-1 nolu belgenin davacının yapmış olduğu işlerin tamamını kapsamadığı,
davacının yapmış olduğu iş bedeli ile ek-2 de belirtilen rakam arasında çok ciddi fark olduğu görüldüğünden söz konusu belgenin ibra protokolü olarak değerlendirilmediği, alınan bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olup hüküm kurmaya yeterli olduğu, bilirkişi raporunda davacının bakiye alacağının 2.143.433,57 TL olarak belirlendiği, dava dilekçesinde Antalya ...
Noterliğinin 20/06/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren avans faizi istenmiş ise de söz konusu ihtarnamenin, hakedişlerin onaylanması ve sözleşmelere göre hakedilmiş ödemelerin yapılması ile ilgili görüşme talebine ilişkin olduğu, bu ihtarmame ile davalının temerrüde düşmediği gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile.
2.143.433,57TL nin (bu miktarın 30.000,00 TL'sine dava tarihi olan 17/05/2018 tarihinden itibaren kalan kısmına da ıslah tarihi olan 19/02/2020 tarihinden itibaren işlemeye başlamak kaydı ile) değişen oranda avans faizi uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında, mahkemenin taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmelerin mahiyetlerini değerlendirmeden hatalı hüküm tesis ettiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler "İnşaat Yapım Sözleşmeleri" olup mahiyetleri gereği sözleşme bedelleri sözleşme öncesinde yapılan keşif neticesinde yaklaşık olarak belirlenmekte olduğunu, keşif neticesinde belirlenen yaklaşık bedelin ise sözleşmeye konu yapılacak işin tam bedelini oluşturmadığını, yapılan keşfe göre belirlenen sözleşme bedelinin gerçek işin altında yahut üstünde olabildiğini, davacının fiilen yaptığı işin bedelinin,
sözleşmelerin bedelini oluşturan 4.647.187,82.-TL keşif bedelinden çok daha aşağıda olduğunu, davacının fiilen yerine getirdiği işlerin bedelinin 4.647.187,82-TL olmadığını, mahkemenin, davacı şirketin fiilen yaptığı işlerin bedelini değil “inşaat sahasında yapılmış olan işlerin tamamının bedeli”ni sözleşme bedeli imiş gibi kabul ederek düzenlenen bilirkişi raporunu hükme esas kabul ettiğini, bu hususa açıkça itiraz etmelerine rağmen, bilirkişilere “davacının fiilen yaptığı işlerin hangisi olduğu” ve “bu işlerin değerinin ne olduğu” hususlarını araştırarak rapor tanzimi görevi vermediğini, taraflar arasında imzalanan İbra Protokolü m. 2’de;
“işbu protokolün 25.01.2016 tarihinden önce yapılan inşaat işleri bakımından ibralaşmak olduğu" yazıldığını, madde 4'te açıkça; "ek-1 de sayılan işlerin karşılığı düzenlenen tüm hakedişler bakımından ek-2 de gösterilen avans ödemeleri karşılığı ibra olunduğu” yazıldığını ve davacı şirket tarafından imzalandığını, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden de görüleceği üzere davacının, kendisi tarafından yapılması gereken işleri 2015 yılında tamamladığını;
onaylanmadığı iddia edilen 3. hakediş dahil toplamda 3 adet hakediş düzenlendiğini, ibra protokolünün de davacının işlerini bitirmesinden ve bu hakedişlerden neredeyse 1 yıl sonra (25.01.2016 tarihinde) düzenlendiğini, alınan bilirkişi raporunda açıkça, ek-1'de yazılı işlerin davacı tarafından sözleşme kapsamında üstlenilen ve yerinde gerçekleştirilen imalatlar ile genel tanım (başlık) altında örtüştüğünün tespit edildiğini, yani taraflar arasında imzalanan ibraname EK-1'de sayılan işlerin davacı tarafından yapılan tüm işler olduğunun aşikar olduğunu,
ibra protokolünde "EK-1' de sayılan tüm işler karşılığı hak edişler" demek suretiyle davacının yaptığı tüm imalatların kastedildiğini, Mahkemenin, metraj yazılmadığı için tüm işleri kapsayıp / kapsamadığının belirli olmadığı yönündeki tespitinin yerinde olmadığını, ibra anlaşmasında alacağın genel başlıklar altında belirlenmiş olmasının belirlilik ilkesinin gerçekleşmesi açısından yeterli olduğunu, önemli olanın hangi alacağın ne kapsamda ibra edildiği olduğunu, mevcut protokolün bu açıdan her iki soruya da hiçbir tereddüte yer vermeyecek açıklıkta kaleme alındığını,
ibra protokolü madde 3/b’de boş bırakılan alanın davacıya yapılan avans ödemeleri miktarı ile ilgili alan olduğunu, tarafların bu alanı doldurmak yerine EK-2 ile cari hesap tablosu koymak suretiyle yapılan avans ödemelerini protokolde gösterdiğini, kaldı ki ibra anlaşmasına kadarki yapılan ödemelere ilişkin kısmın boş bırakılmasının ibranın geçerliliğine hiçbir surette etkili bir husus olmadığını, ibranamenin 3/b bendinde bir takım şartlı ifadeler bulunsa da ibranın şarta bağlanmasının yasaya aykırı olmadığını, kaldı ki düzenlenen şartın faturaların iadesi ile ilgili bir husus olduğunu, ibranın şarta bağlanmasının söz konusu olmadığını,
Ek-2'de görüldüğü üzere davacıya 2.343.754,25-TL avans ödemesi yapıldığını, mahkemenin, davacının imalatlarda tarihi geçmiş malzeme kullanarak edimini gereği gibi yerine getirmemesi sebebiyle tarafların ibralaştığı gerçeğini atladığını, davacının edimini gereği gibi yerine getirmediği tespit edilince aldığı avans ödemeleri karşılığı ibralaşıldığını, bu nedenle Ek-2 'de belirtilen avans ödemelerinin tutarının çok düşük olduğu değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacının bu belgenin iş başlamadan önce imzalatılan matbu bir belge olduğu iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu,
zira taraflar arasında imzalanan protokolün 25.01.2016 tarihi gibi belirli bir tarihi açıkça içerdiğini, taraflar arasında imzalanan protokolün ibraname olmadığı düşünüldüğünde dahi bu belgenin taraflar arasında imzalanan daha önceki sözleşmelerin bedelini yeniden belirleyen bir ek protokol mahiyeti taşıyacağını, bu belge uyarınca 25.01.2016 tarihinden önce Ek-1'de sayılan tüm işler bakımından düzenlenen hak edişler için bedelin davacıya yapılan avans ödemeleri kadar olduğunu, ayrıca verilen hükmün maddi hata da içerdiğini, gerekçeli kararda sözleşmeler toplam bedelinin 4.647.187,82-TL,
davacıya yapılan ödemeler toplamının 2.667.504,61-TL olarak belirtildiğini, bu durumda sözleşme bedelinden davalıya yapılan ödemeler çıkarıldığında (4.647.187,82 TL-2.667.504,61-TL = 1.979.683,21-TL) ulaşılan rakamın 1.979.683,21-TL olduğunu, oysa kararda maddi hata yapılarak davacının alacağının 2.143.433,57.-TL olduğu sonucuna ulaşıldığını belirterek, kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, davalıya ait otel inşaatına ilişkin bir kısım işlerin davacı tarafça yapılmasına ilişkin 18.08.2014 ve 26.08.2014 tarihli sözleşmeler kapsamında, bakiye iş bedelinin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Davalı tarafça, davacıya toplam 2.503.754,25-TL avans ödemesi yapıldığı, işin tamamlanması sürecinde sözleşmede kararlaştırılan kalitede malzeme kullanılmadığının anlaşılması üzerine bir sulh anlaşması (protokol) yapıldığı ve yapılan işlerin bedelinin ödenen avans miktarı olan 2.503.754,25-TL olarak yeniden belirlendiği, bu şekilde tarafların birbirini ibra ettikleri belirtilerek, davanın reddi istenmiştir.
Davalı vekilinin temel istinafı, cevap dilekçesinde de savunmasına dayanak yaptığı ve her iki sözleşmenin tamamı bakımından "ibra protokolü" olduğunu iddia ettiği 25.01.2016 tarihli "Protokol" başlıklı belgeye dayalı olup, ilk derece mahkemesi kararında da ayrıntılarına yer verildiği üzere, söz konusu belge içeriği göz önünde bulundurulduğunda, davaya konu sözleşmelerin tamamını kapsayan, yapılan işlerin bedeli ödenen avans miktarı olan 2.503.754,25-TL (istinafta 2.343.754,25 TL denmiş) olarak yeniden belirleyen bir ibra/yenileme protokolü olarak değerlendirilemeyeceği,
sadece söz konusu avans ödemesine konu işlere dair bir ibra protokolü olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından, buna yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacı yüklenicinin davaya konu sözleşmeler kapsamındaki alacak miktarı, sözleşmeler ve eki keşif özetleri, keşif ve alınan bilirkişi raporlarıyla, davalı iş sahibinin malzeme kalitesine yönelik savunması da değerlendirilmek suretiyle, dosya kapsamına uygun olarak 4.647.187,82 TL olarak belirlenmiş olup, davalı vekilince sunulan istinaf ve rapora itiraz dilekçelerinde bu belirlemeye yönelik teknik bir itiraz ve ek rapor talebi de bulunmamaktadır.
Bu durumda değerlendirilmesi gereken uyuşmazlık, bilirkişi tarafından belirlenen toplam iş bedelinden davalı tarafça yapılan ödemelerin doğru bir şekilde düşülüp düşülmediği hususudur. Davalı tarafça ödemelerinin ispatı konusunda ticari defter kayıtlarına dayanılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporundan anlaşılacağı üzere, davacı ve davalı defter kayıtlarına göre, davalının davacıya çek ve havalelerle yapmış olduğu ödeme toplamı 2.503.754,25 TL'dir.
Her ne kadar davacı defterlerinde bu rakam 2.423.754,25 TL olarak gözükmekte ise de, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bu durum davalı şirketin 03.07.2015 tarihinde yapmış olduğu 80.000,00 TL tutarlı ödemenin davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmakta olup, davalı şirket bu 80.000,00 TL ödeme ile ilgili dekontu dosyaya ibraz ettiğinden bu ödemenin de dikkate alınması gerekmektedir.
Bu ödeme dikkate alındığında davacı defterlerine göre de çek ve havalelerle yapılan ödeme toplamı 2.503,754,25 TL'dir. Bu beyan ve kayıtlar karşısında davalı defterlerinde gözüken 160.000,00 TL tutarlı çekin iade alındığına ilişkin kaydın bir önemi bulunmamaktadır. Davacı vekilince de bilirkişi raporuna beyan ve istinafa cevap dilekçelerinde bu ödeme miktarı kabul edilmektedir.
Bu miktara yine davacı ve davalı ticari defterlerinde yanı şekilde kayıtlı bulunan davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenen toplam 107.737,74 TL'lik fatura tutarları da eklendiğinde davacının toplam iş bedeli alacağından düşülmesi gereken toplam miktar 2.611.491,99 TL olarak bulunmaktadır.
Her ne kadar davalı ticari defterlerinde 54.332,62 TL "gelir vergisi kesintisi" ve 1.680,00 TL "6 adet icra dosyasına ödenen" şeklinde kayıtlar da davacı şirketin cari hesabına borç olarak kaydedilmiş ise de, davacı şirketin ticari defterlerinde bunlarla ilgili bir kayıt bulunmadığından ve bu kayıtların davacı ile ilişkisine dair bilirkişi raporunda bir tespit yer almadığından, davalı tarafça bu ödeme/borç kayıtları ispat edilememiş olup, bu meblağlar davacının toplam iş bedeli alacağından düşülecek miktara dahil edilemeyecektir.
Buna göre, bilirkişi tarafından belirlenen davacının toplam iş bedeli alacağı olan 4.647.187,82 TL'den davalı tarafça yapılan toplam 2.611.491,99 TL'lik ödeme düşüldüğünde davacı yüklenicinin bakiye alacağı 2.035.695,83 TL olarak bulunmaktadır. Mahkemece davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde daha yüksek bir bedele hükmedilmiş olması yerinde olmamıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın 2.035.695,83 TL üzerinden kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, HMK'nın 355/1. Maddesi gereğince, o yönden bir istinaf itirazı bulunmadığından ilk derece mahkemesince hükmedilen faiz işletim tarihleri aynen korunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/801, K. 2024/1182, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama