KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/823
- Karar no
- 2024/1220
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/02/2020
- Numarası
- 2015/904 Esas, 2020/80 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan
Karar Metni
1.121 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı yüklenici, davalı idare ile yazılı sözleşme yaptıklarını, işi tamamlayıp teslim etmesine rağmen geçici kabul tutanağının hatalı tutulduğunu, kesin kabulünde buna göre yapılmadığını, teminatların irat kaydedilme tehlikesi olduğunu, bu nedenle talep olarak geçici kabul tutanağının hukuka aykırılığının tespitini, geçici kabul tutanağında yer alan iş kalemleri yönünden borçlu olmadığının tespiti ile geçici ve kesin kabulün birlikte yapılmış sayılmasını, kesin ve ek teminatların iadesini, şimdilik 1.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı idare, geçici kabul tutanağında hukuka aykırılık olmadığını,
bir takım işlerin yüklenici tarafından yapılmadığını, geçici kabulün yapıldığını ancak eksikliklerin giderilmesi için yükleniciye 240 gün süre verildiğini, süre sona ermesine rağmen davacının herhangi bir imalat yapmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacı yüklenicinin sözleşmeye konu taahhüdünü yerine getirmediğini, işin büyük kısmının tamamlanmasına rağmen davalı idare tarafından tespit edilen eksikliklerin halen tamamlanmadığı, nitelik ve niceliği tartışmasız olan bu işlerle ilgili idare tarafından davacıya 240 gün süre verildiği, yine giderilmediği, davalı idare tarafından nama ifa yetkisine dayararak eksikliklerin üçüncü kişilere giderildiği, yüklenicinin idareye 1.133.589,00 TL borçlu olduğu, bu nedenle kesin ve ek teminatların iadesinin haklı olmadığı,
menfi tespit ve belirsiz alacak talepleri yönünden iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında, karşı vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davalarında bedel arttırım dilekçesi verdiklerini ancak harcı yatırmadıklarını , davanın açıldığı miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalı idarenin yaptığı kesintinin haksız olduğunu ( 998.925,24+KDV) idarenin hizmet kusuru olduğunu, bundan dolayı davacının zarar gördüğünü, eksik işlerin davalı tarafından başkasına yaptırılmasının hukuka aykırı olduğunu, %97 oranında işi bitirdiğin belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı dava dilekçesinde davalı idari ile yaptığı sözleşmeye göre işi tamamlayarak teslim ettiğini ancak geçici kabul tutanağının hatalı tutulduğunu, geçici kabulde yer alan eksiklikleri kabul etmediğini, işin tamamlandığını belirterek geçici kabul tutanağının hukuka aykırılığının tespitini, geçici kabul tutanağında yer alan iş kalemleri yönünden borçlu olmadığının tespiti ile geçici ve kesin kabulün birlikte yapılmış sayılmasını, kesin ve ek teminatların iadesini, şimdilik 1.000,00 TL alacağın tahsilini istemiş, davalı idare ise işin tamamlanmadığını ,
geçici kabul tutanağında yer alan eksikliklerin süre verilmesine rağmen giderilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bilirkişi rapor hükme esas alınarak rapor doğrultusunda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflarca düzenlenen 22.01.2015 tarihli geçici kabul tutanağında belirtilen geçici kabul eksikliklerinin giderilip giderilmediği, kimin tarafından giderildiği, idare tarafından giderilmiş ise davacı yüklenicinin diğer bağlı taleplerinde haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8-2-1 maddesine göre ihale dökümanları arasında sayılan Yapım İşleri Genel Şartnamesi sözleşmenin eki olarak kabul edilmiştir. Yapım İşleri Genel Şartnamesinin kesin kabul işlemlerini düzenleyen 41. maddesinde , geçici kabul işlemlerinin yapılış prosedürü belirlenmiş olup iş bu şartname delil sözleşmesi niteliğinde olduğundan taraflar ve mahkemeyi bağlayıcı niteliktedir.
Anılan şartnamenin ilgili maddesinde geçici kabul eksikliklerinin giderilme yol ve yöntemi bağlayıcı şekilde kesin olarak belirlenmiştir. Aynı şartnamede geçici kabul eksikliklerinin yüklenici tarafından giderilmemesi halinde uygulanacak prosedür açıklamıştır. Dosya kapsamı ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, verilen süreye rağmen geçici kabul eksikliklerinin yüklenici tarafından giderilmediği, iş sahibi tarafından tamamlandığı anlaşılmaktadır.
O halde bu durumda yüklenicinin işi sözleşmeye uygun olarak tamamladığından söz edilemeyecektir.
Ayrıca davacı yüklenici geçici kabul tutanağına, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39/e maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak itirazda bulunmadığından mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir.
6100 sayılı Kanun ile birlikte, belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır.
Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır.
Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür.Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür.
Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. (bkz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/12/2019 tarih, 2016/22-2678 Esas, 2019/1359 karar sayılı kararı) Somut uyuşmazlıkta, belli bir miktar gösterilerek talepte bulunulduğundan davacının davasının HMK 109. maddesinde ifade edilen kısmi dava niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. (bkz.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 10/07/2013 gün 2012/6728 Esas 2013/4521 Karar sayılı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/03/2016 gün 2014/15 Karar 2014/439 Esas, 2016/207 Karar sayılı ilamları).Bu bilgiler ışığında davacının 1.000,00-TL üzerinden dava harcını yatırdığı ve kalan kısım yönünden talepte bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece bu miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, kalan kısımla birlikte tamamı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davalı lehine vekalet ücreti yönünden yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/823, K. 2024/1220, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama