KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/863
- Karar no
- 2024/1222
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/12/2020
- Numarası
- 2020/103 Esas, 2020/392 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Kurtarma Ve Yardımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.205 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı yüklenici, davalı iş sahibi ile arasında "Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi (MOSHIP) Yaşam/Çalışma Mahalleri Mobilya Tedarik Sözleşmesi’ ve 'Kurtarma ve Yedekleme Gemileri (KURYED) Yaşam/Çalışma Mahalleri Mobilya Tedarik Sözleşmesi’ imzalandığını üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, fatura kestiğini, davalının mutabakat metni göndererek borcu kabul ettiğini fakat kısmi ödemede bulunduğunu kalan bakiye alacak için takip başlattığını belirterek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı iş sahibi, davacının edimini sözleşmeye uygun ve süresinde yerine getirmediğini, gecikmelerden dolayı davalının büyük zararının doğduğunu, gecikme cezası için fatura keserek karşı tarafa gönderdiklerini, davacının iade ettiğini, davalının davacıdan 10.637,90 euro alacaklı olduğunu, takibe itiraz ettiklerini belirterek asıl davanın takas sebebiyle reddine, karşı dava yönünden gecikmeye bağlı kesilen faturaların haklılığına karar verilerek 189.253 euro ceza alacağının takas edildikten sonra cari hesaba göre 10.637 euro alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı yüklenici karşı davaya cevabında, işin gecikmesinde kendisinden kaynaklı bir durumun bulunmadığını, davalının talebiyle malzeme ve adetlerde değişiklik yapıldığını, geç ifayı davalının ispatlaması gerektiğini, düzenlenen ceza faturalarının geçerli olmadığını, ürünlerin ayıplı olmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını belirterek karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl dava konusu alacağın yüklenici firma ...nın yaptığı işlerden dolayı düzenlenen faturalardan kaynaklandığı, ...'nın düzenlediği faturaların her iki yanın ticari defterlerinde kayıtlı olup, tarafları arasında yapılan 17/03/2017 tarihli mutabakat ile kabul edilen 184.935,79EURO alacaktan 6.320,40.EURO tutarındaki ödeme mahsup edildikten sonra davacının, davalı ...
A.Ş.'den 178.615,39EURO bakiye alacağının bulunduğu, ancak icra takibinde davacının 152.849,63EURO tutarında alacağın tahsilini talep ettiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı dava yönünden, davacının edimin ifasında geciktiği ancak TBK 179'a göre borçlunun borcu aykırılıkta kusurlu olması gerektiği, davalının yapılacak işle ilgili değişiklik yaptığı bunun ifada gecikmeye neden olduğu ayrıca TBK 179/2'ye göre ifaya bağlı cezai şartta teslimde çekince ileri sürülmesi gerektiği, davalının teslimde çekince ileri sürdüğüne yönelik ispatı olmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Davacı vekili istinafında, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı karşı davacı vekili istinafında; gecikme cezalarının sözleşmenin 15.1 maddesine göre düzenlendiğini, raporlar arasında çelişki olduğunu, sözleşmenin 15.1 maddesine göre davalının ek bir işlem yapması gerekmediğini çünkü gecikme için İstanbul Tersanesi tarafından kabul edilmiş bir sebep bildirmediğini, yüklenici tarafından fatura sunulmasının faturada belirtilen malzemenin kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini, davalının sözleşmeden kaynaklı bir hakka dayanarak cezaya ilişkin fatura kestiğini, davacının geç teslim ettiğinin mahkeme hükmüyle sabit olduğunu,
malların savunma sanayi müsteşarlığı tarafından düzenlenen test tutanaklarında ayıplı olduğunun tespit edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı/k.davalı yüklenici, davalı/k.davacı iş sahibidir.
Asıl davada yüklenici takip dayanağı cari hesap nedeniyle bakiye alacak talebinde bulunmuş, karşı dava ise iş sahibi geç teslim nedeniyle cezai şart alacağını istemiştir.
Mahkemece asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.Asıl dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının alacağı gerekçeli ve denetime elverişli bir şekilde usulünce hesaplanarak belirlenmiş bu nedenle mahkemece rapor doğrultusunda verilen karar usul yasa ve dosya kapsamına uygun olmuştur.
Alacağın yargılama ile belirlendiği ve likit olmadığı gözetilerek davacı vekilinin icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Karşı dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde ise, davalı iş sahibi karşı davasında , sözleşmenin 1.5.1 maddesine uygun gecikme cezası talebinde bulunmuştur.
TBK 179/2 maddesinde gecikme cezası düzenlenmiştir.Türk Borçlar Kanunu’nun 179/II. maddesinde ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir denilmek suretiyle ifaya ekli cezayı düzenlemiştir. Bu cezaya, gecikme cezası da denmektedir.
İfaya ekli cezai şartın istenebilmesi için sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça gecikmiş ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemesi gerekir. Aksi hâlde cezai şartı isteme hakkı düşer.
Gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş, sözleşmede cezai şart talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış ise ya da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi cezai şart isteme hakkı düşmez, talep edilebilir.
Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir.
Açık feragat ise, borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur. Bazen de, çekincenin varlığı bazı koşulların gerçekleşmesine bağlanabilir (Selimoğlu, Y.E.. Eser Sözleşmesi, 4. Baskı, Ankara 2017, s. 350-353).
Taraflar arasındaki sözleşmenin anılan maddesinde öngörülen gecikme cezası, TBK'nın 179/2. maddesinde düzenlenen ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup, bu hükme göre, taraflarca aksi kararlaştırmadıkça kural, gecikme cezasının ifayla birlikte istenmesidir. İhtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ifanın kabulü, cezai şart isteme hakkından zımni feragat niteliğindedir.
Somut olayda, davalı iş sahibinin ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ifayı kabul ettiği, bunun aksini iddia ve ispat edemediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece karşı davanın reddi kararı doğru olmuştur.
Her ne kadar karşı davacı iş sahibi vekilince bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu ileri sürülmüşse de, karşı davayla talep edilen cezanın niteliğinin belirlenmesi , gecikme cezasında ihtirazi kayıt ileri sürülüp sürelemeyeceğine dair hususlar teknik inceleme gerektirmeyen hukuki konularla ilgili olduğundan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğuna dair istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/863, K. 2024/1222, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama