KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/919
- Karar no
- 2024/1255
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/10/2020
- Numarası
- 2019/152 Esas, 2020/518 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.471 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı borçlu şirketin ticari ilişki içerisinde olduğunu, davacı tarafından davalıya üniforma dikildiğini, buna karşılık 87.420,36 TL'lik cari hesap bakiyesi kaldığını, davalı bu bakiyeyi ödemediği için aleyhine İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini beyan ederek itirazın iptaline, davalı borçlunun %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili ile davacının 25 Nisan 2018 tarihinde malzemelerin müvekkili adına dikilip teslim edilmesi üzerine anlaştığını, 10 Mayıs 2018'de siparişin onaylandığını ve üretime başlanacağının söylendiğini, dikilen malların sipariş onayından sonra 28 iş gününde teslim edileceği hususunda anlaşılmış olmasına rağmen davacının malları anlaşılan tarihten daha geç bir tarihte teslim etmeye başladığını, geç teslimden dolayı müvekkili şirketin zarara uğradığını, bununla birlikte teslim edilen malların bir kısmının ayıplı çıktığını beyan ederek davanın reddine,
haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, iddia ve savunma kapsamında taraflar arasındaki akdi ilişkinin ihtilafsız olduğu, aradaki ticari ilişkide davacının davalıya karşı üniforma dikim işini üstlendiği ve bu kapsamda davalıdan alacak talebinde bulunduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede birbiriyle uyumlu şekilde davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 83.169,12 TL alacaklı olduğunun kayıt altına alındığı, davalı vekilinin cevap dilekçesinde icra takibine konu edilen alacak kapsamında davacının malları zamanında teslim etmediği,
davalının haricen mont alarak bu eksikliği giderdiği ve bir kısım malların da ayıplı olduğunu savunduğu, gözden geçirme ve satıcıya bildirme yükümlülüğünü düzenleyen 6098 sayılı TBK'nun 223. maddesine göre, alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu,
alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılacağı, 6102 sayılı TTK'nun 23. maddesine göre de malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, ayıp iddiası bakımından anılan yasal düzenlemelerde de açıkça belirtildiği üzere teslim alana ihbar yükümlülüğü getirildiği,
davalı tarafça ayıp iddiasında bulunulmuşsa da ayıbın ihbar edildiğini iddia ve ispat olunamadığı, geç teslim noktasında haricen mal alındığı iddia edilmişse de bu yöndeki savunmanın da elverişli delillerle ispatlanamadığı, davacının lehine delil vasfına haiz ticari defterlerinde davalıdan 83.169,12 TL alacaklı gözükmesi ve davalının da kendi ticari defterlerinde davacıya 83.169,12 TL borçlu gözükmesi nedeniyle davacının takip/ dava konusu alacak talebinin 83.169,12 TL yönüyle yerinde olduğu, işin ticari iş olması nedeniyle avans oranı üzerinden işleyecek faiz talep edilebileceği, fazlaya ilişkin istemin ispat olunamadığı,
öte yandan hüküm altına alınan alacağın likit ve bu yöne ilişkin itirazın da haksız olması karşısında icra inkar tazminatı istem koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının 83.169,12 TL asıl alacak yönüyle KISMEN İPTALİNE, takibin 83.169,12 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen ve artan oranlarda avans faizi yürütülmesi suretiyle kaldığı yerden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Hükmolunan alacağın %20'si nispetinde hesaplanan (16.633,82 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, tarafların 25 Nisan 2018 tarihinde malzemelerin şirket adına dikilip teslim edilmesi üzerine anlaştıklarını, 10 Mayıs 2018'de siparişin onaylandığını ve üretime başlanacağının belirtildiğini, anlaşmaya göre dikilen malların sipariş onayından sonra 28 iş gününde teslim edileceğini, davacının malları anlaşılan tarihten daha geç bir tarihte teslim ettiğini, geç teslimden dolayı müvekkilinin zarara uğradığını, teslim edilen malların da bir kısmının ayıplı çıktığını, malların zamanında teslim edilmemesi ve ayıplı olması üzerine müvekkilinin haricen mont alarak eksikliği giderdiğini,
buna ilişkin yapılan harcamaların mahkemeye bilahare sunulacağını, mahkeme tarafından yapılan bilirkişi incleemesinde her ne kadar borcun ticari defterlerde mevcut olması sebebiyle alacağın bulunduğu kararına varılmışsa da alacak konusu malların teslimine ilişkin irsaliyelerin incelenmediğini, mahkeme kararında davanın kısmen kabulü, kısmen reddine karar verildiğini, bu doğrultuda alacağın tartışmasız şekilde belirlenebilir nitelikte olduğunun kabul edilemeyeceğini, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkin olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı vekili, müvekkili tarafından sözleşme gereğince davalıya üniforma dikilip teslim edildiğini, davalının bakiye borcunu ödemediğini, yaptıkları takibe haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise işin süresinde teslim edilmediğini, ayıplı imalat bulunduğunu bu nedenle zarara uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasında, üniforma dikimi konusunda sözlü eser sözleşmesi yapıldığı, işin teslim edildiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı iş sahibi işin süresinde teslim edilmediğini, işin bir kısmının ayıplı olduğunu savunmuş ise de bu savunmasını ispata yeterli her hangi bir delil sunmamıştır. Davalının delil olarak sunduğu, dava dışı firmalardan alınmış faturalarında davaya konu olayla ilgisine ilişkin her hangi bir belge bulunmamaktadır.
Taraf ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde taraf ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu her iki taraf ticari defterinde takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan mahkeme kararında belirtilen kadar alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ticari defterlerinde takip tarihi itibarıyla karada belirtilen miktarda borçlu olduğu kayıtlı olduğundan alacak likit ve belirlenebilir olup davalı takibe itirazında haksız olduğundan şartları oluşmakla icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olmuştur. Davalı, davacının işi geç teslim ettiğine, teslim edilen ürünlerde ayıp bulunduğuna ilişkin her hangi bir delil dosyaya sunmadığından buna ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir.
Ancak, davaya konu uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, eser sözleşmelerinde ayıp nedeniyle sorumluluk TBK'nın 474 vd maddelerinde düzenlenmiş, ayıp ihbarına ilişkin hükümlere TBK'nın 474/1. Maddesinde yer verilmiştir. Mahkeme gerekçesinde somut uyuşmazlığa uygulanmasına olanak bulunmayan TBK'nın satım sözleşmelerine ilişkin ayıp ihbarına dair TBK'nın 223 ve TTK'nın 23. Madde hükümlerine göre değerlendirme yapılması hatalı olmuştur.
Davalı TBK'nın 474/1 maddesinde belirtildiği şekilde sözleşme konusu ürünlerde ayıp olduğuna ilişkin bir tespit ve uygun sürede ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin her hangi bir delil dosyaya sunmadığı gibi geç teslim olgusunu da ispatlayamamıştır.
Taraf ticari defterlerinde davacının, davalıdan ilk derece mahkemesince karar verilen miktarda alacaklı olduğu kayıtlı olduğundan bu miktar üzerinden davalının takibe itirazı haksız olmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karar esas itibarıyla doğu olmakla birlikte gerekçesi hatalı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçeye yönelik olarak kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b2 maddesi ile kaldırılarak, ilk derece mahkemesi gerekçesinin düzeltilerek davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/919, K. 2024/1255, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama