KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/926
- Karar No
- 2024/810
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
Karar Metni
1.726 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/926
KARAR NO : 2024/810
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 05/12/2022
KARAR TARİHİ : 19/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalılardan --- - nolu ZMMS ile sigortalı olan --- sevk ve idaresindeki ----- plakalı aracın, 03.07.2015 tarihinde tam kusurlu olarak tek taraflı kaza yapması sonucunda araçta yolcu olarak bulunan --- -- ağır derecede yaralanarak tedavi görmek zorunda kaldığını, kazazedenin tedavi, bakım ve sair giderleri olan 44.493,70 CHF müvekkili şirket tarafından karşılandığını, KTK'nın 98. maddesi gereğince hastane, hekim, ameliyat, ilaç giderlerinin SGK tarafından karşılandığını, bu sebeple Sosyal Güvenlik Kurumuna ve---- plakalı aracın ZMMS Poliçesini düzenleyen ---- Sigorta Şirketine karşı dava açtıklarını,
müvekkili olan ----) tarafından kazazede ----- tedavilerine ilişkin yapılan masraf ve giderlerin ödenmesi talebi ile davalılara ayrı ayrı müracaat edilmişse de herhangi bir ödeme yapılmadığından müvekkili sigorta şirketinin tedavi giderleri kapsamında ödemiş olduğu 44.493,70 CHF (Fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden) avans faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle.
Ödeme yapıldığı tarihten itibaren 2 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde dava açılmadığından davanın reddi gerektiğini, davacı sigorta şirketinin, dava dışı --- - için sorumluluğunun sebebini, ödeme yaptığını ve halef olduğunu ispatlaması gerektiğini, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, talep edilen eksik evrakların tamamlanmadığını, 03.07.2015 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ---- plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine 08/04/2015-08/04/2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu,
kabul anlamına gelmemekle birlikte poliçede teminat limitinin kişi başına 290.000-TL olduğunu, müvekkili sigortacı şirketinin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, sorumlulu sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, bu sebeple öncelikle kusur tespitinin yapılması gerektiğini, ZMMS Genel Şartlarına göre tedavi giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını,
müvekkili şirkete kanunda belirtilen evraklarla başvuru yapılmadığından müvekkil şirket temerrüde düşmediğini, dava açılmasına sebebiyet vermesi sözkonusu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle. Davanın zaman aşımına uğradığını, 25/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 59. maddesinde.
"Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır." şeklinde düzenleme bulunduğunu, KTK gereğince, genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetinin genel ödeme usul ve esasları çerçevesinde karşılanacağı hüküm altına alındığını, müvekkili SGK'nın trafik kazaları sonucu tedavi, tıbbi malzeme, ilaç, refakatçi ve yol giderlerini Sağlık Uygulamaları Tebliğ (SUT) hükümleri uyarınca karşılandığını,
müvekkili SGK tarafından karşılanmayan iş göremezlik, maddi-manevi tazminat talepleri ve bakıcı giderleri yönünden ise sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiğini, Kurumla sözleşmeli olmayan sağlık hizmet sunucularınca (SHS) trafik kazalarına bağlı olarak oluşan sağlık hizmeti giderleri SUT hüküm ve ekleri esas alınarak manuel olarak değerlendirilip ödeneceğini, acil haller dışında sözleşmesiz özel sağlık hizmeti sunucularından alınan sağlık hizmeti bedellerinin Kurumca ödenmeyeceğini, davacının sigortalısının geçirdiği trafik kazası sebebiyle yapmış olduğu tedavi masrafları SUT hükümlerine göre ödenmekte olduğunu,
bu yüzden müvekkili SGK ile davacının tedavisinin yapıldığı hastane arasında sözleşme olup olmadığı incelenmesinin gerektiğini, sözleşme olmadığı durumda ise davacının tedavisinin acil hal kapsamında olmadığından tedavi ücretlerinin davacıya ödenmeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller
Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.
---- İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
---- SGK'ya yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
----- Noterler Birliğine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Trafik kusuru konusunda uzman bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyeti kök ve ek raporları dosyaya sunulmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava, 03/07/2015 tarihinde davalı sigorta şirketine sigortalı ---- plakalı aracın kaza yapması sonucu kusurun irdelenmesi, araçta yolcu konumunda bulunan ----- yapılan ödemenin TTK 1472 maddesi uyarınca tahsiline bağlı olarak davacının davalılardan 44.493,70 İsviçre Frangı alacağı olup olmadığına dair dava niteliğindedir.
Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir.
Başlangıçta heyet olarak yargılaması yürütülen iş bu dosya, yapılan kanun değişikliğine bağlı olarak 20.06.2023 tarihli ara karar uyarınca üye hakim uhdesine tevdi edilmiştir.
Davanın, başlangıçta yazılı usule tabi olması sebebiyle, tensip tutanağında her ne kadar yazılı usule tabi olduğu belirtilmiş ise de, kanun değişikliğine bağlı olarak üye hakim uhdesine geçen davanın basit yargılamaya tabi hale geldiği ve o aşamadan sonra HMK uyarınca dava hakkında HMK'nın 316-322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulandığı görülmüştür.
Dosyada, davalıların zaman aşımı itirazı ön inceleme duruşmasında değerlendirilmiş, davanın süresinde açıldığı kabulüyle yargılamaya devam olunmuştur.
Dosya, trafik kusuru konusunda uzman makine mühendisi bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyetine tevdi edilmiş.
24.11.2023 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, sigorta poliçesi, hasar dosyası ve ibraz edilen deliller ışığında, ----- plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu içinde hüküm altına alınan Madde 52/b ve 84/g maddelerini ihlal ederek trafik kazasına sebebiyet verdiği ve %100 oranında kusurlu olduğu, araç içinde yolcu olarak bulunan ----, söz konusu trafik kazasında herhangi bir sorumluluğu ve kusurunun bulunmadığı,
dava dışı kazalı için yurt dışında yapılan tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanabilmesi için, SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) hükümleri gereğince, tedavisinin yurt içinde yapılamayacak olmasının sağlık raporuyla belirlenmesinin arandığı, dosyada ise bu şekilde bir rapora rastlanmadığı, davalılardan SGK'ya rücu şartlarının bulunmadığı,
diğer davalı ---- ise 290.000,00 TL teminat limiti ile sınırlı olmak üzere rücu talebinde bulunabileceği rapor edilmiş olup, taraflarca sunulan itirazların değerlendirilerek ek rapor sunulması amacıyla dosya aynı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, itirazlar irdelenerek sunulan ek rapora göre, bilirkişilerin kök rapordaki görüş ve kanaatleri ile ek rapordaki görüş ve kanaatlerinin aynı olduğu rapor edilmiştir.
Dosya kapsamı, sunulan kök ve ek raporlar, raporlara karşı beyan ve itirazlar nazara alınarak dosya, önceki bilirkişilerden farklı sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş, 07.08.2024 tarihli rapora göre, dava konusu trafik kazasında, Türk vatandaşı olan ---- yurt dışında yaşadığı dikkate alındığında, Genel Sağlık Sigortası kapsamında olmadığının sabit olduğu, ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından paylaşılan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi İmzalanan Sözleşmeler arasında Türkiye----arasında sözleşme imzalanmış ise de; sözleşme içeriğinde GSS'nin bu kapsamda olmadığının tespit edildiği,
tüm bu yasal hükümler değerlendirildiğinde, dava dışı kazazede her ne kadar Türkiye'de kaza geçirmişse de, trafik kazası sebebiyle acil tıbbi tedavileri SGK karşıladığından, yurt dışındaki tedavilerin ise, hem kazazedenin GSS kapsamında olması hem de ülkeler arası Sosyal Güvenlik Sözleşmesi kapsamında GSS'yi kapsaması gerektiğinden, kazazade yurtdışında yaşadığından, GSS'nin olmadığı sabit olduğu gibi ülkeler arası yapılan SG Sözleşmesi kapsamında GSS bulunmadığından davacının, SGK'ya rücu imkanı olmadığı,
davacının dava dışı ---- ödediği tedavi giderleri için sigorta poliçesi limitleri ile sınırlı kalmak kaydıyla, davalı sigorta şirketine rücü edebileceği rapor edilmiş olup, bu hali ile davacının, üçüncü kişiye ödemiş olduğu tazminat miktarı yönünden, davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere TTK 1472.maddesi uyarınca rücu şartlarının gerçekleştiği, davalı SGK yönünden ise rücu şartlarının gerçekleşmediği kanaatiyle, Mahkememizce de, bilirkişi raporları bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, denetime elverişli ve gerekçeli bulunmuştur.
Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 28/05/2013 tarih ---- esas ---- karar sayılı ilamında:"Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının 65.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, 6762 sayılı TTK.’nin 1301. maddesinden (6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi) kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Sigorta ettirenin dava hakkı, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3. şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işleten ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, hükmedilen tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davacı tarafça temerrüt faizi olarak avans faiz istenilmiştir. Davalının işleteni olduğu araç minibüs olup ticari araçtır. O halde, davada temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi de doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." belirtilmiştir.
Yukarıda anılan içtihat uyarınca davacı tarafça ticari işlerde uygulanan avans faizi talebinde bulunulmuş, kazaya sebebiyet veren araç ticari araç olduğundan avans faizine hükmetmek gerekmiş, sigortaya başvuru tarihi olan 10.02.2017 tarihinden sekiz iş günü sonrasına tekabül eden 23.02.2017 tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği kabul edilmiş, diğer davalı SGK'nın sorumluluğu bulunmadığı tespit edilmiş, her ne kadar davacı tarafça 44.493,70 İsviçre Frangı üzerinden dava açılmış ise de, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 290.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olduğundan,
netice olarak davalı sigorta şirketi aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile toplam 290.000,00 TL'nin 23.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/926, K. 2024/810, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama