KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2025
- Dosya no
- 2022/925
- Karar no
- 2025/108
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 12/01/2021
- Numarası
- 2017/1247 Esas, 2021/17 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
896 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili şirketin otel işletmesinde bulunan asansör tesisatının revizyonu için davalı firma ile anlaşma yaptığını, ancak davalının taahhüt ettiği edimleri yerine getirmediğini, yapılan ödemelerin iade edilmediğini, bu nedenle asansör tesisatının mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle idari makamlar tarafından cezai yaptırımlara maruz kaldığını ve başka bir firmadan hizmet almak zorunda kalarak daha fazla zarara uğradığını, ancak yalnızca davalıya ödenen 14.882,00 TL’nin iadesini talep ettiğini, davalının bu ödemeyi yapmaması üzerine İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, ancak davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında daha önce asansör bakım hizmeti konusunda bir ticari ilişki bulunduğunu, ancak dava konusu asansörün revizyonuna ilişkin taraflar arasında yalnızca ön görüşmeler ve pazarlıklar yapıldığını, iş ve iş bedeli konusunda tarafların anlaşamaması nedeniyle herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, dolayısıyla davalı tarafından böyle bir işin yapılmadığını, bu iş için avans ödemesi ya da çek alınmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça davalı aleyhine 14.882,00 TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın bu itirazın iptali talebiyle açıldığı, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı tarafından otel işletmesinde bulunan asansörün revizyona tabi tutulması konusunda taraflar arasında bir anlaşma olup olmadığı, anlaşma var ise davalının edimlerini yerine getirip getirmediği ve yerine getirmemesi halinde davacının zararının doğup doğmadığı konularında çekişme olduğu,
davacının taraflar arasında bir asansör revizyon sözleşmesi bulunduğunu ve davalının anlaşmaya aykırı davrandığını, bu nedenle başka bir firmayla anlaşmak zorunda kaldığını, peşin ödeme yapmasına rağmen davalının edimini yerine getirmediğini ve zararının doğduğunu belirttiğinden alacağının varlığını ispat yükümlülüğü altında bulunduğu, taraflar arasında 01.01.2016 tarihli bir asansör bakım sözleşmesi olduğu ve periyodik bakım çalışmasına ilişkin formların dosyaya sunulduğu,
ayrıca revizyon kapsamındaki işler için davalı tarafından 31.03.2016, 27.12.2016 ve 22.03.2017 tarihli teklif formlarının hazırlandığı ancak davacı tarafından imzalanmadıkları için sözleşmeye dönüşmediği, bu nedenle davacının dayandığı revizyon anlaşmasının bulunduğunu ispat edemediği, davacının defter kayıtlarına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 14.882,00 TL alacağı olduğu, ancak davalının defter kayıtlarına göre davacının davalıya 118,00 TL borçlu olduğu,
taraflar arasındaki bu farkın davacı tarafından keşide edilen ve lehtarı davalı olan 15.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin davalı defterlerine kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davacının iddiasına göre çekin revizyon sözleşmesi gereği ödeme olarak verildiği ancak çekin iddia edilen anlaşma kapsamında verildiğinin ispatlanamadığı, ayrıca söz konusu çekin 17.02.2017 tarihinde hamil ...'e ödendiğinin makbuz ve banka kayıtlarından anlaşıldığı, ödeme yapılan kişinin davalı şirketin eski ortağı olduğu ancak çek ödeme tarihini kapsayan dönemde davalı şirket yetkilisinin ... olduğu,
bu sebeple ispat yükü kendisinde olan davacının alacağını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasında sözleşme bulunduğunu ve bunun defter kayıtları ile sabit olduğunu, davalının çeki defterine işlemeyerek yasaya aykırı davrandığını, davalının çeki davacıdan almadığını iddia etmesine rağmen çekin davalıya verildiğinin ve ödemenin yapıldığının sabit olduğunu, davalının defterine kaydetmediği çeki ciro ederek şirket yetkilisi olan ... tarafından tahsil ettirdiğini, bu noktada ...’ın ibraz tarihinde yetkili olup olmadığının bir önem taşımadığını, davalının kötü niyetli hareket ettiğini ve mahkemece de bu kötü niyetin korunduğunu,
asansör revizyonlarına ilişkin yazılı sözleşme yapılması gerektiğini ve davalı taraf defterlerinin usule uygun olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.
Davacı taraflar arasındaki asansör tesisatı revizyon işi nedeniyle yaptıkları anlaşmada davalının edimleri yerine getirmediğini ve sonrasında da ödemeleri iade etmediğini ileri sürerek yaptığı takibe itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise taraflar arasında sözleşme kurulmadığını, herhangi bir ödeme olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece davacının taraflar arasındaki sözleşmeyi ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık öncelikle taraflar arasında sözleşme bulunup, bulunmadığına ilişkin olup, dosyada mevcut delillerile davacının sözleşme ilişkisini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Buna mahkemece verilen karar usul yasa ve dosya kapsamına uygun olmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/925, K. 2025/108, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama