KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/999
- Karar no
- 2024/1346
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/04/2021
- Numarası
- 2018/482 Esas, 2021/384 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.393 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait olan kalıp, pvc profil, kambur kutu, pvc profil kalıp, pvc giydirme cephe kalıpların zilyetliğinin müvekkili şirkete üretim yapılmak üzere davalı şirkete teslim edildiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinin ardından kalıpların teslim edilmesi için noterlik aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, kalıpların teslim edilmediği gibi kalıp bedellerinin de ödenmediğini, müvekkili şirketin kalıpları dava dışı ... şirketine yaptırmak zorunda kaldığını, bu doğrultuda müvekkili şirketin teslim edilmeyen kalıp bedeli olarak 30.208,00 TL,
başka firmaya yaptırılıp ödenen fark kalıp bedeli olarak ise 14.042,00 TL alacağının mevcut olduğunu, taraflarınca ... sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhinde icra takibi başlatıldığını fakat borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek,
itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatının da karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında, davacı tarafın davaya dayanak yaptığı kalıpların faturalarının müvekkili şirket tarafından kesilmediğini, müvekkili şirketin 22/12/2016 tarihinde kurulduğunu, kuruluşla ilgili ticari sicil gazetesinin ekte olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığından müvekkili şirkete husumet yöneltilip dava açılmasının usule uygun olmadığını, bu nedenle davanın esasa girilmeden reddi gerektiğini, faturaları kabul etseler dahi taraflarına tebliğ edilmediğini,
faturaların eser sözleşmesine dayandığının ortada olduğunu, bu nedenle 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresi geçtiğini ve bu nedenle de reddi gerektiğini belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, taraflar arasında dava konusu işin yapımına ilişkin yazılı bir eser sözleşmesi bulunmamakta ise de davacı tarafından davalıya kalıp yapılması için pvc sunulduğunun,
bu pvclerden yapılacak kalıp bedellerini de ödediğinin fakat davalı tarafından eser sözleşmesinin hiç yerine getirilmediğinin anlaşılmakta olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle TBK'nın 147/son maddesi gereğince beş yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğunun kabulü doğru ise de dosyada alınan bilirkişi raporuna göre ticari ilişkinin devamına yönelik cari hesabın devam ettiği, yine bu işle ilgili davalı tarafından ödemelerin yapıldığı,
kaldı ki TBK 147/6 maddesinde eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar için 5 yıllık zamanaşımının "yüklenicinin ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışındaki haller için" öngörüldüğü, dosya içine alınan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının kalıp yapılması için davalıya pvc teslim ettiği ve kalıp bedelini de ödediği, davalının kalıpları yapmadığı gibi pvc bedellerini de iade etmediği, davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davacı tarafın hiç yapılmayan kalıp eserini başkasına yaptırmak zorunda kaldığı,
bunun için ilave masraf yaptığı, bu masrafın da bilirkişi raporuyla yerinde olduğunun belirlendiği, B.K.470 v.d.Maddelerinde belirtildiği üzere iş sahibinin yüklenicinin yapmış olduğu işin onun namına yaptırma hak ve yetkisinin bulunduğu, bu masrafların davalıdan isteyebileceği, temerrüdün davalının icra takip tarihin (11/04/2018) itibariyle gerçekleştiği, bu tarihten itibaren avans faizi uygulanması gerektiği, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayla belirlenmiş olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine.
Davalının aleyhine yapılan ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak miktarı olan 30.208,00 TL ile 14.042,00 TL olmak üzere toplam 44.250,00 TL yönünden iptali ile takibin devamına, alacağın varlığı ve miktarı yargılama sonucu belirlenmekle icra inkar tazminat talebinin reddine, asıl alacağa davacının takip talebindeki miktarı aşılmamak üzere takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında, davacı tarafın 2010 ve 2011 yıllarına ait olduğunu söylediği ve davaya dayanak yaptığı kalıpların faturalarının müvekkili şirket tarafından kesilmediğini, zira müvekkili şirketin 22.12.2016 tarihinde kurulduğunu, davacı tarafın müvekkili şirket ortaklarından ... ile aralarında bir dönem (2010-2011 yılları) ticari ilişki olması sebebiyle müvekkili şirkete husumet yöneltip bu davayı açmasının usule uygun olmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dosyaya sundukları ve davacı tarafın da dayanmış olduğu 3 adet faturanın da irsaliyeli fatura olduğunu,
bu irsaliyeli faturaların dava konusu kalıpların davacı şirkete teslim edildiğini kanıtladığını, zaten davacı şirketin ticari defterlerine de bu faturaları işlemekle faturalarda belirtilen malları aldığını kabul etmekte olduğunu, bilirkişi raporunda, davacı tarafından yaptırıldığı iddia olunan kalıpların, dava konusu kalıplarla boyut ve geometri bakımından farklılar taşıdığının ve ayrıca malzeme kalitesindeki farklılıkların belirlenemediğinin tespit edildiğini, bu tespitin davacının yaptırdığı kalıplar ile 2010-2011 yılında yapılan dava konusu kalıpların aynı olmadıklarını gösterdiğini, davacının talebinin 5 yıllık zamanaşımına uğradığını,
davacı tarafın 2010 ve 2011 yıllarında ticari defterlerine işlemiş olduğu kalıplardan kaynaklı alacağını 2018 yılında icra takibiyle talep edemeyeceğini, Mahkemece, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiğinden bahisle zamanaşımının kesildiği kabul edilmiş ise de taraflar arasında devam eden ticari ilişkinin bu kalıplarla ilgisi bulunmadığını, müvekkili şirketin yetkilisinin davacı tarafından sipariş edilen kalıpları üretip davacı şirkete irsaliyeli faturalarla teslim ettiğini, ancak taraflar arasındaki ticari ilişki sonlandığında davacı tarafın kötü niyetli olarak alıp kullandığı kalıpların bedelini talep ettiğini,
kaldı ki 2010-2011 yıllarında yapılan kalıpların aradan geçen 7 yıllık süre içerisinde hiç talep edilmediği gibi, aksi durumda taraflar arasında 2018 yılına kadar başka işlerden kaynaklı ticari ilişkinin davacı şirket tarafından devam ettirilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine ve neticede davanın reddine yönelik işlem tesis edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.
Dava, davacı iş sahibi tarafından kendisine üretim yapılmak üzere davalı yükleniciye verilen bir kısım pvc kalıplarının ticari ilişkinin sona ermesine rağmen geri iade edilmedikleri iddiasıyla, bu kalıpların bedeline ilişkin 30.208,00 TL ve bunların yerine yeni yaptırılan kalıplar için ödenen fark bedeli 14.042,00 TL ile 458,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 44.738,60 TL'nin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davalı tarafça, öncelikle husumet itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunulmuş,
esasa ilişkin ise irsaliyeli faturalardan anlaşılacağı üzere söz konusu kalıpların davacıya iade edilmiş olduğu belirtilerek, davanın reddi talep edilmiştir.Dosya içinde mevcut belgelerden anlaşılacağı üzere, davalı ... öncesinde... - ... şahıs şirketi iken sonradan nevi ve unvan değişikliği ile davalı şirkete dönüşmüştür.
Davaya konu sözleşme ilişkisi şahıs şirketi döneminde başlayıp Limited Şirket döneminde de devam etmiş, şahıs şirketi dönemine ilişkin ticari defter kayıtları da davalı tarafça dosyaya sunulmuş olmakla, davalı vekilinin davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğine dair istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde de belirtildiği üzere aralarındaki ticari ilişkinin 2018 yılına kadar devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, TBK 147/6 maddesinde eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi (05.05.2018) itibariyle dolmadığı anlaşıldığından,
davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.Esasa dair istinaf itirazları değerlendirildiğinde;Taraflar arasında 2010 yılına başlayan ticari ilişki kapsamında dava dilekçesinde yazılı olan ve mali müşavir bilirkişi raporunda da dökümleri yapılan KDV dahil toplam 30.208,00 TL bedelli 6 adet faturaya konu kalıpların zilyetliğinin davacı şirket tarafından üretim yapılmak üzere davalıya teslim edildiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2018 yılında sona ermesinden sonra bu kalıpların davalı tarafça iade edilmediği, her ne kadar davalı tarafça, davacının da dayandığı ve dosyaya sunduğu,
kendisi tarafından düzenlenen faturalara dayanılarak söz konusu kalıpların davacıya iade edildiğinin ispat olunduğu iddia edilmiş ise de, fatura içeriklerine bakıldığında kalıp iadesine ilişkin bir ibare bulunmadığından, bu faturaların sevk irsaliyeli olsalar dahi fatura konusu kalıpların iade edildiğini ispatlamayacağı, kalıpların iade edildiğine ilişkin sunulan başkaca bir delilin de bulunmadığı,
davacının buna dayalı zararı kalıpların iade edilmesi gereken tarih itibariyle güncel değeri olup, makine mühendisi bilirkişi raporunda da yeniden üretilen kalıpların bedelinin piyasa rayicine uygun bulunduğu anlaşılmakla, Mahkemece de bu doğrultuda yapılan değerlendirme neticesinde davanın kabulüne dair verilen karar yerinde olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/999, K. 2024/1346, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama