KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2024/513
- Karar no
- 2024/806
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/01/2024
- Numarası
- 2023/646 Esas, 2024/56 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, sözleşmenin haksız feshinin tesbiti, davaya konu dairelerin davacı adına tescili, olmadığı takdirde bedelinin tahsili, dava konusu taşınmazlar üzerine ipotek tesisi talebine ilişkindir.Mahkemece istinafa konu karar ile, davacının dava tarihi itibariyle tacir olmadığı gerekçesi ile asliye hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı davalı şirket vekili süresinde ve usulünce istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinafında,
uyuşmazlığın inşaat sözleşmesinden kaynaklandığını yapılan işin tutar itibariyle esnaf faaliyeti sınırını aştığını belirterek hatalı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davaya konu uyuşmazlık 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir.6102 sayılı TTK'nın 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması,
yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerekmektedir.
Anılan kanunun 5.maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunun şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir.6102 Sayılı T.T.K.nun 12.maddesine “bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kimseye tacir denir.
Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15.maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez.
Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.Davalı taraf ticari şirket olmakla birlikte, mahkemece, davacı gerçek kişinin tacir olup olmadığına ilişkin yeterli inceleme yapılmamıştır.Bu durumda mahkemece yapılması gereken, davacının tacir olup olmadığına dair dosya arasına getirtilen belgeler, yapılan işin hacmi, devamlılık unsuru vs. hususlar gözetilip, esnaf-tacir ayrımı üzerinde durularak davalının tacir olup olmadığının şüpheye mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması,
bununla ilgili konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak neticesine göre görev hususunda bir değerlendirme yapılmasıdır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2024/513, K. 2024/806, 10 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama