KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2023/749
- Karar no
- 2024/1515
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/12/2021
- Numarası
- 2021/669 Esas, 2021/1138 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.413 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasındaki davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
olduğunu, davacının şirket işleri için ortak olduğu dönemde şahsı adına kredi çektiğini ve şirket için kullandığını, şahsi kredi kartını da şirket harcamaları için kullandığını, firmayı sonradan devralan ... ve ...'ın borcu ödemek istememesi nedeniyle aralarında kavga çıktığını ve ceza mahkemesinde yargılamalar yapıldığını, elinde evrak olmadığından ve alacağı inkar edildiğinden tahsile yönelik işlem yapamadığını, davalının müşteki olduğu Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/271 esas sayılı dosyasında ...'in müvekkili ...'a geçmişe dönük evrak düzenleyerek şirketi dolandırmakla itham ettiğini,
beraat kararının görevsizlikle bozulduğunu, Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/326 esas sayılı dosyasına kaydedildiğini, dava devam ederken senedin sonradan doldurulduğunu ispat amacıyla şirketin devredildiği sıradaki borçları denilerek imzasız liste sunulduğunu, bu listede müvekkiline ait borçların da yazdığını, müvekkilinin bu listeyi hatırlamadığını ancak bu beyanla birlikte bu delilin sunulmasının aynı zamanda borç ikrarı anlamına geldiğini, mahkeme huzurunda borç ikrarı yapılmasına rağmen bu alacakların tahsili talebiyle müvekkili tarafından başlatılan ... sayılı dosyasına itiraz edildiğini,
itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesi'nde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin kendisi tarafından ve şirketin devri sırasında tanzim edip etmediğini hatırlamadığı beyanı dikkate alınarak ara karar oluşturulduğunu, davacının kendisinin kabul etmediği imzasız belgeyi ve içeriğini davalı müvekkilinin de kabul etmediğini, davacı kendisinin tanzim edip etmediğini hatırlamadığı belgeyle ilgili müvekkili hakkında takip yapıp dava açtığını, ceza mahkemesinde sanık olan davacıya, " dava konusu belgeyi sen mi düzenledin" diye sorulduğunu, davacının da hatırlamadığını söylediğini, davacının,
görevsizlikle Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/326 Esas sayısını alan dosyada resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan daha az ceza almak için TCK'nda alacağını almak için sahte senet ve dolandırıcılık yapılması halinde daha az ceza verildiğinden dolayı işbu davayı açtığını, uzun süredir ticaretle uğraşan davacının gerçekte alacağı olması halinde bu konuda şirket veya ortaklarıyla sözleşme yapacağını, davacı, dava konusu belgeyi hatırlamadığını belirterek inkar ettiğinden dolayı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından delil sayılmayıp, davacı hakkında beraat kararı verildiğini,
ceza yargılamasında kabul etmediği imzasız belgeye dayanarak takip yapmakta kötü niyetli olduğunu, davacının bankadan kredi çektiyse bunu müvekkili şirkete verdiğini kanıtlaması gerektiğini, davacı ile müvekkili şirketin yeni ortakları arasında yapılan Bakırköy ...
Noterliği'nin 17/03/2017 tarih ve ... yevmiye no'lu limited şirket pay devri sözleşmesi ile yapılan hisse devir sözleşmesinde görüleceği üzere davacı şirket hissesi devri bedelini tamamen aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince. "Davanın reddine, Davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine," karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalıdan olan alacağını tahsil için açtığı icra takibinin dayanağı, mahkemede yapılan bir ikrar olduğunu, mahkemeye bir liste sunulduğunu, şirketin borçlarının bunlardan ibaret olduğu söylendiğini, bu sunulan liste ve beyan kabul edilmeyerek ve şahitlerimiz dinlenmeyerek davamız reddedildiğini, yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını ve dava dilekçelerindeki iddialarının istinaf nedenleri ve resen nazara alınacak nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Değerlendirme:Dava, davalı şirket için yapılan masraflara yönelik itirazın iptali davasıdır.6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince kamu düzeni ve istinaf sebepleriyle sınırlı ve dosya safahatı ve geldiği aşama ile istinaf sebepleri dikkate alınarak takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede;...sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 34.500,00 TL asıl alacağın asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili için ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği,
İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın ve borçlunun itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği, iş bu davanın takibe konu miktar üzerinden yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı, eski ortağı olduğu davalı şirket için yaptığını iddia ettiği masrafları, davalı tarafın ikrar ettiğini ileri sürdüğü listeye dayalı olarak talep etmektedir.
Davalı ise, bahse konu imzasız listeyi kabul etmediklerini, davacının dahi bu listeyi düzenlediğini hatırlamadığını beyan etmektedir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça yasal süresi içerisinde istinaf yoluna gidilmiştir.Öncelikle ilgili yasal düzenlemelere bakıldığında,Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) "İspat yükü " başlıklı 6 ncı maddesi uyarınca.
"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir.
Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir.6100 Sayılı Kanun'un 200 üncü maddesinin birinci fıkrası. "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.
Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle iki bin beş yüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz." hükmünü içermekte olup, HMK m.202/1'de, senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde yazılı delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği düzenlenmiştir.
HMK 202/2'de delil başlangıcı ise; iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse tarafından verilmiş veya gönderilmiş bir belgeyi delil başlangıcı kabul etmiştir.
Ayrıca HMK 203 üncü maddesi de; “(1)Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir: a)Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler. b)İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler." 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 188 inci maddesinin birinci fıkrası.
"Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez." şeklinde düzenleme içermektedir.Somut davada, davacının davalı şirketin eski ortağı olduğu, Bakırköy ...
Noterliği'nin 17/03/2017 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ile şirketteki payını dava dışı ...'a devrettiği ve devir sözleşmesinde, şirketin aktifi ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla birlikte şirketi devrettiğini ve devir bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.Davacı,
davalı tarafın katılan olduğu ve kendinin sanık olarak resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamasıyla yargılandığı Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/271 Esas sayılı dosyasında katılan ... vekilinin 26/01/2021 tarihli duruşmada "şirketin borçlarını gösteren ve sanık ... tarafından tanzim edilen evrakı dosyaya sunmak istiyoruz, ayrıca sanık ... tarafından mı evrakın hazırlandığını öğrenmek istiyoruz." şeklindeki beyanının mahkeme önü ikrar niteliğini taşıdığını belirtmektedir.
Ancak tarihsiz ve imzasız olan, içerisinde karalamaların olduğu bu belgede ... kredi kartları 12.000,00 TL, ... kredi borcu 22.500,00 TL yazılı olması, ceza mahkemesinde katılan vekilinin dosyaya sunduğu evrakın HMK 188.maddesi anlamında mahkeme içi ikrar olarak nitelendirilebileceği anlamını taşımamaktadır zira davalı taraf belgenin kendilerince düzenlenmediğini belirtmiştir.
Bu durumda ikrar edilmiş bir borcun bulunduğu kabul edilemez.İstinaf nedeni olarak, ceza dosyasına davalı katılan tarafça sunulan ikrar niteliğindeki listenin ve tanık dinletme taleplerinin ilk derece mahkemesince kabul edilmemesinin yerinde olmadığı ileri sürülmüş ise de, dayanak liste ve içeğinin, ikrarın hukuki tanımına uymadığı, zira miktar itibarı ile davanın tanık ile ispatının yasal olarak mümkün olmadığı, davacı tarafça yazılı delil başlangıcı niteliğinde delil de sunulmadığından tanık dinletilmesi talebinin reddedilmesinin yerinde olduğu,
ilk derece mahkemesince davacıya yemin delili hatırlatılmamış olsa da bu eksikliğin istinaf nedeni yapılmadığı dikkate alınarak ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı kanaatine varılmıştır.Bu itibarla da;
davacı yanın istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf sebebi ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, tarafların iddia ve savunmaları ile dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve İlk Derece Mahkemesi'nin objektif, mantıksal ve bilimsel veriler ile dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, davanın vasıf- mahiyetine, ispat hukuku hükümleri çerçevesinde delillerin takdirinde ve hukuki mevzuatın olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre,
davacı yanın istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 gereğince esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, E. 2023/749, K. 2024/1515, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama