İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 57. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi E.2024/1258 K.2024/1509

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin, 03.01.2014 düzenleme tarih, 10.03.2014 Vade ve 500.000,00 TL Tutarlı bonoya dayalı 350.000,00 TL (Altın borcuna karşılık bono tanzim edilmiştir) alacağının tahsili için ... sayılı dosyasından icra…

Esas2024/1258Karar2024/1509Tarih3 Ekim 2024Okuma12 dk · 2.414 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
3 Ekim 2024
Dosya no
2024/1258
Karar no
2024/1509
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
10/07/2024
Numarası
2023/71 Esas, 2024/558 Karar
Davanın konusu
Tazminat (Ödünç Sözleşmesine Dayalı Munzam Zarardan Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.414 kelime·12 dk okuma·2 bölüm

SONUÇ / HÜKÜM

Karar

Taraflar arasındaki davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin, 03.01.2014 düzenleme tarih, 10.03.2014 Vade ve 500.000,00 TL Tutarlı bonoya dayalı 350.000,00 TL (Altın borcuna karşılık bono tanzim edilmiştir) alacağının tahsili için ... sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, müvekkilinin alacağı, alacağın vadesi olan 10.03.2014 tarihinde Gram altın bazında 3.701 Gram altın etmekteyken (günümüz gram altın fiyatlarına göre: 3.715.804,00 TL);

başlatılan takipte 15.08.2022 Tarihinde icra yoluyla % 15 Avans faizi üzerinden hesaplanan faizle birlikte toplamda 745.204,06 TL alacak tahsilatı yapıldığını, burada da açıkça görüleceği üzere müvekkilinin alacağının karşılığını tahsil edemediğini, bu sebeple huzurdaki davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, altın borcunun vadesinin üzerinden 8 yıl sonra karşı tarafça TL cinsinden ödeme yapılabildiğini, müvekkilinin kuyumcu olup altın yatırımı yaptığını,

davalıya da altın bedeli üzerinden verdiği borcu vadesinden yaklaşık sekiz buçuk yıl sonra tahsil edebildiğinden bu süre zarfında müvekkilinin altın fiyatlarının çok yükselmesi ve enflasyon farkı nedeniyle zarar ettiğini, yüksek dolar kuru ve enflasyon oranı, altın fiyatlarındaki son dönemlerde gerçekleşen artışlar ve hayat pahalılığı karşısında para alacağının değerinin yıllar içinde düştüğü, artık alacağın faiziyle tahsili halinde dahi kişilerin gerçek zararının karşılamayacağının açık olduğunu, müvekkilinin alacağını elde edemediğinden altın yatırımı yapamamış, borçlarının ödemekte güçlük yaşamış,

alacağının altın olarak değerlendiremediğini, müvekkilinin karşı tarafa altın olarak borç verdiğini ancak TL ile ödeme alabildiğini, bu nedenle müvekkilin net alacağının bilirkişi marifetiyle hesaplanması ve enflasyon farkı nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın karşı tarafça ödenmesine karar verilmesi gerektiğinden bahisle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL munzam zararın enflasyon farkıyla davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

huzurdaki davada mahkemenin görevli olmadığını, zira mahkemenin görev alanlarının yasayla belirlenmiş olup, bu noktada ne her iki taraf tacirdir ne ticari işletmeyi ilgilendirir ne de Ticaret Kanununda düzenlenmiş bir durum olduğunu, dosyada mevcut İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları ile davacının ne tacir olarak ne de esnaf olarak kaydı olduğunu, icra takibinin dayanağı olan bono ya ilişkin borcun da ödenerek bittiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer ki bir borç var ise bu adi bir borç olduğunu, bu yönüyle mahkemenin görevine itiraz ettiklerini,

dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin ikameti Alanya ilçesi olup, mahkemenin yetkili olmasını gerektirecek yada Alanya'nın yetkisini kaldıracak bir mevzuat bulunmadığını, bu sebeple yetkili yer mahkemesinin Alanya Mahkemeleri olduğunu, mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, davanın haksız ve mesnetsiz olup reddi gerektiğini, huzurdaki davada davacı taraflar arasındaki ilişkinin altın borcu olduğunu iddia ettiğini, bu hususu kabul etmediklerini, ayrıca davacı alacağını ... sayılı dosyası ile faizi ile birlikte tahsil ettiğini, müvekkilinden herhangi bir alacağı kalmadığını,

bu yönüyle huzurdaki davaya itirazlarını sunduklarını, takibin dayanağının bono olup sebepten mücerret olduğunu, bu noktada kabul anlamına gelmemekle birlikte aralarında bir altın alışverişi varsa bunun davacı tarafından ispatı gerekeceğini, bu yönüyle de huzurdaki davaya itirazlarını sunduklarını, davacının uğradığı zararı ispatlaması gerektiğini beyan ederek açıklanan nedenlerle huzurdaki davanın reddine ve yargılama giderlerinin davacı üstüne bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 04/03/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile. "Müvekkilinin 2.117.675,64 TL Munzam Zararı'nın dava tarihinden itibaren Enflasyon Farkıyla Davalıdan Tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini" talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; " Davanın REDDİNE," karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

İlk Derece Mahkemesi kararında her ne kadar Yargıtay kararına dayanarak alacağın somut olarak ispatlanması gerektiğini belirtmekteyse de Anayasa Mahkemesinin çeşitli tarihlerde verdiği kararlarında zararın somut olarak ispatının aranmasının hukuka aykırı olacağını, enflasyon ve dövizdeki artış karşısında zararın fazi ile karşılanmayacağını belirttiğini, müvekkilinin kuyumcu olduğunu, altın yatırımı yapmakta ve altın alıp sattığını,

davalıya da altın bedeli üzerinden verdiği borcun vadesinden yaklaşık sekiz buçuk yıl sonra tahsil edebildiğinden bu süre zarfında müvekkilinin altın fiyatlarının çok yükselmesi ve enflasyon farkı nedeniyle zarar ettiğini, yüksek dolar kuru ve enflasyon oranı, altın fiyatlarındaki son dönemlerde gerçekleşen artışlar ve hayat pahalılığı karşısında para alacağının değerinin yıllar içinde düştüğünü, artık alacağın faiziyle tahsili halinde dahi kişilerin gerçek zararının karşılamayacağını,

nitekim Yargıtay da vermiş olduğu emsal kararlarında Anayasa Mahkemesi kararına atıf yapmakta ve kişilerin uğradığı zararı talep edebileceklerinin belirtmekte olduğunu, müvekkilinin alacağını elde edemediğinden altın yatırımı yapamadığını, borçlarının ödemekte güçlük yaşadığını, alacağının altın olarak değerlendiremediğini, esasında müvekkilinin karşı tarafa altın olarak borç verdiğini ancak TL ile ödeme alabildiğini, bu nedenle enflasyon farkı nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın karşı tarafça ödenmesine karar verilmesi gerekirken zararın somut olarak ispatlanmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,

müvekkilinin alacağını geç elde etmesi nedeniyle zarara uğradığı gibi iş bu dava ile yüklü miktarda karşı vekalet ücreti ve yargılama giderlerini ödemek durumunda kaldığını belirterek istinaf başvurularının kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda davanın kabulünü, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;

davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının onanmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.Değerlendirme:Dava, ödünç sözleşmesine dayalı TBK’nın 122. vd. maddesi çerçevesinde aşkın (munzam) zarardan kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. İstanbul Anadolu... İcra Dairesi'nin ...

Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, 03.01.2014 tanzim, 10.03.2014 vade tarihli 500.000,00 TL tutarında bonoya istinaden 25.04.2014 tarihinde Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu İle Yapılacak Takipte Ödeme Emri düzenlendiği ve 15/08/2022 tarihinde 820.140,92 TL tahsilat yapıldığı görülmüştür.İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Ümraniye Vergi Dairesi Müdürlüğünün 08/02/2023 tarihli müzekkere cevabında. “Dairemizin ...

(T.C.Kimlik No:...) vergi kimlik numaralı ...'nın 01.01.2011 tarihinden itibaren Gayri Menkul Sermaye İradı (... - KENDİNE AİT VEYA KİRALANAN GAYRİMENKULLERİN KİRAYA VERİLMESİ VEYA LEASİNGİ (KENDİNE AİT BİNALAR, DEVRE MÜLKLER, ARAZİLER, MÜSTAKİL EVLER, VB.) mükellefi olduğu ve halen kaydının devam ettiği kayıtlarımızın tetkikinden anlaşılmıştır” denildiği, - İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları in 09/03/2023 tari 791 sayılı müzekkere cevabında.

“İstanbul Esnaf ve Sanatkar Sicil Müdürlüğü ile Birlik Ajanlık kayıtlarında yapılan tetkikte, ... TC kimlik numaralı ...'nın ESNAF KAYDINA RASTLANILMADIĞI hususunun” bildirildiği, - T.C. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 03/02/2023 tarih ... sayılı müzekkere cevabında.

“Gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarının tasnifinden meydana gelen sicil fihristimizde yapılan incelemede yazınızda kimlik bilgileri belirtilen ...'nın gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamamıştır” denildiği, görülmüştür.Davacı kuyumcudur, esnaf ve gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmamaktadır.

İş bu dava ile, davacı, davalı tarafın altın borcuna karşılık bono tanzim edildiğini, bononun icra kanalıyla tahsil edildiğini ancak davalıya altın bedeli üzerinden verdiği borcu, vadesinden yaklaşık sekiz buçuk yıl sonra tahsil edebildiğinden bu süre zarfında altın fiyatlarının çok yükselmesi ve enflasyon farkı nedeniyle zararı doğduğunu ileri sürerek munzam zararının tazminini talep etmektedir.

Davalı ise, taraflar arasında adi bir borç ilişkisi olduğu ve davacının zararını ispat etmesi gerektiği iddiasındadır.

İlk derece mahkemesince 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Aşkın zarar başlıklı 122 nci maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun emsal niteliğindeki 29.03.2022 tarih ve 2021/11-938 Esas 2022/401 Karar sayılı kararı dikkate alınarak " Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilmesi için alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatı gerektiği, bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma,

alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiğinin de söylenemeyeceği, zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm delillerin ortaya konulması gerektiği, bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebinin, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemeyeceği,

zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı olmadığı, dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, altın fiyatlarının artması,

serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamayacağı anlaşıldığından munzam zarar iddiası ispat olunamadığından " davanın reddine karar verilmiştir.Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi,

HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır.

Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz.

Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası;"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;a) Bu Kanunda,b) Türk Medenî Kanununun,

rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.

Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur.Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar;

mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m.

154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır.

TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.

Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez.

TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.

Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça,

dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.(3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir.

Somut olayda, ödünç sözleşmesi vardır. Davacı davalıya altın bedeli üzerinden ödünç para vermiştir. Ödünç sözleşmesinden kaynaklanan iş bu dava TTK m.4 'te sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Davacının tacir kaydı bulunmadığı bildirilmiş olup davalının tacir olmadığı, dolayısıyla davanın nispi ticari dava da olmadığı anlaşılmıştır. Tarafların kambiyo senedi kullanmış olması da iş bu davayı ticari dava haline getirmez. Alt ilişkiye bakmak gerekir.

Kaldı ki kambiyo senedinin tahsil edilmiş olması ile bonodan doğan alacak sona ermiş olmakla alt ilişkinin araştırılması da gerekmemektedir.

Aradan geçen zaman ve enflasyon dolayısıyla altın fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan zararın talep edildiği iş bu davada görevli mahkemenin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından sair yönler incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin davanın esastan reddi kararının HMK m.353/1-a.3 gereğince kaldırılarak davanın görev nedeni ile reddine, dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.Davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/07/2024 tarih, 2023/71 Esas, 2024/558 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2.İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin GÖREVSİZLİĞİNE,3.Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren, taraflarca 6100 s.HMK'nın 20.maddesine göre 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesine DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ İÇİN müracaat edilmesi halinde,

davanın esastan görülmesi için DOSYANIN görevli İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflarca DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, ilk derece mahkemesince dosya esasa kaydedilerek 6100 s.HMK'nın 20.maddesi gereğince işlem yapılmasına ve karar verilmesine,4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,

5.Davacının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 6.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 03/10/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, E. 2024/1258, K. 2024/1509, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Görüşülüp Düşünüldü
  4. Hükü M
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1258
Karar No
2024/1509
Tarih
3 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/1259 K.2024/1617
  • Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2024/1259 K.2024/1474
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2024/1260 K.2024/1326
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2024/1260 K.2024/1200
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2024/1260 K.2024/1599
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1261 K.2024/1595

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.