KÜNYE
T.C. İstanbul Bam 8. Hukuk Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2024
- Dosya no
- 2021/333
- Karar no
- 2024/562
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/10/2020
- Numarası
- 2016/1029 Esas - 2020/670 Karar
- Davanın konusu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 17/04/2024
Karar Metni
1.189 kelime·6 dk okuma
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARAR Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı olan diğer davalı ...'nın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın yaya ...'a çarpması neticesinde 03/02/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ...'ın ölümü ile eşi davacı ...'ın desteğinden yoksun kaldığını, diğer davacıların da ölenin çocukları olduğunu, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün kusurlu bulunduğunu beyanla, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan kaza tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte;
ayrıca davacı eş Hatice için 50.000,00-TL diğer davacıların her biri için de ayrı ayrı 25.000,00-TL olmak üzere toplam 100.000,00-TL manevi tazminatın da davalı araç sürücüsü ...'dan kaza tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş. 29/01/2020 günlü ıslah dilekçesi ile de; davacı Hatice bakımından talep olunan maddi tazminata ilişkin istek miktarını 106.420,82-TL olarak arttırdıklarını açıklamıştır.
Davalılar cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; ...'ın ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda, davalı araç sürücüsünün %25 oranında, yaya ...'ın ise %75 oranında kusurlu olduğunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden temin edilen raporla belirlendiği, ...'ın ölümüyle desteğinden yoksun kalan eşi davacı ...'ın talep edebileceği maddi tazminat miktarının da 27/01/2020 günlü aktüer bilirkişi raporuyla tespit edildiği,
söz konusu raporların yeterli ve geçerli nitelik taşıması nedeniyle hükme esas alınarak davacı Hatice'nin maddi tazminat talebinin kabulü gerektiği, davacıların manevi tazminat taleplerinin de somut olayın özelliklerine göre kabulüne karar verilmesinin uygun olacağı gerekçesiyle; -Davacının maddi tazminata ilişkin davasının KABULÜ İLE; -116.420,82 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 03/02/2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacı ...' a verilmesine,
( davalı sigorta şirketinin poliçedeki sorumluluk miktarı olan 290.000,00 TL'ye kadar miktar ile sorumlu olduğunun tespitine) -Davacıların manevi tazminata ilişkin davasının KABULÜ İLE; -Davacı Hatice yönünden 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı İbrahim yönünden 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
-Davacı ... yönünden 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş.
Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı sigorta şirketinin istinaf nedenleri; müteveffanın üyesi bulunmadığı sendika tarafından bildirilen emsal ücret üzerinden, gelirin asgari ücretin 4,075 katı olduğu varsayımıyla düzenlenen aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, hatalı gelir belirlemesinden hareketle fazla tazminata hükmedilmiş olmasının doğru bulunmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava;
trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm olayına dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Haksız bir eylem nedeniyle meydana gelen ölüm olayına dayanılarak açılmış destekten yoksun kalma tazminat istemli bir davada, müteveffanın gelirinin belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Dosyada mevcut SGK kayıtlarına göre müteveffanın 06/09/1978 tarihinden 2000 yılının 10. ayına kadar düzenli şekilde 4/a çalışanı olarak sigortalı olduğu, 2000 yılının 10.ayından 31/12/2013 tarihine kadar da düzenli bir biçimde Bağkurlu olarak (4/b) prim ödediği, müteakip emekli olduğu ve en son emekli maaşının 1.215,49-TL bulunduğu, emekli olduktan sonra,
sigortalı herhangi bir çalışmasının mevcut olmadığı anlaşılmakta ise de müteveffanın kendi adına kayıtlı lokantayı çalıştırırken emekli olduktan sonra vergi kaydını kapatarak faaliyete eşi davacı Hatice adına devam ettiğini ve vefat edene kadar da eşi adına kayıtlı lokantada aşçı olarak çalıştığı dosya kapsamıyla sabittir.14/12/2018 günlü duruşma oturumunda dinlenen tanıklar da müteveffa ve eşinin kazadan önce birlikte lokanta işlettiklerini, Hatice'nin sulu yemek yaptığını, müteveffanın da kebap, pide ve lahmacun gibi yemekleri hazırladığını, İsa'nın ölümünden sonra lokantada artık kebap ve lahmacun gibi şeyler yapamadığını,
ailenin söz konusu lokantadan başka gelirleri olmadığını, daha önce kiralık bir evde otururken 2014 yılında kredi ile ev aldıklarını ve lokanta için kira ödediklerini bildirdikleri görülmüştür.Mahkemece, 30/35 yıllık kıdeme sahip kebap ve lahmacun yapan bir aşçının 2015 yılı şubat ayı itibariyle elde edebileceği ortalama ücret tutarının ne olacağına ilişkin çeşitli sendikalar nezdinde emsal araştırması yapıldığı, bu araştırmaya Oleyis Sendikası'nca cevap verildiği ve ücretin iş yerinin yıllık geliri, iş yerinin yıllık personel bütçesi, iş yerinin işçi ile yaptığı ücret anlaşması,
iş yerinde çalışan işçilerin sendikalı olup olmadıkları gibi konularla bağlantılı olarak belirlendiğini, ancak yaptıkları araştırmada durumu sorulan işçinin yaptığı işe karşılık olarak ortalama 3.200,00-TL ile 3.800,00-TL arasında değişen oranda net aylık alabileceğinin bildirildiği tespit edilmiştir.Aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 05/08/2019 günlü raporda; davacı ...'nin destek zararının müteveffa gelirinin asgari ücret olması haline ve Oleyis Sendikası'ndan gelen emsal ücrete göre terditli bir biçimde hesaplama yapıldığı, bu rapora karşı davacılar vekilinin ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından ayrı ayrı itiraz edildiği,
davalı sigorta şirketinin rapora itirazlarının; davacının evlenme olasılığı ile bakiye ömür sürelerinin hatalı tespit edildiğine ve Oleyis Sendikası'ndan gelen cevabi yazı doğrultusunda hesaplama yapılamayacağına ilişkin bulunduğu, davacı tarafın itiraz nedenlerinin ise müteveffanın eşine ayıracağı pay hesabı ile davacı Hatice'nin evlenme ihtimali %1 olduğu halde, %2 olduğu varsayımıyla hesaplama yapılmasının hatalı olduğu ve asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın doğru bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu; söz konusu bu itirazlar üzerine alınan 24/01/2020 günlü ek raporda; itirazların yersiz olduğu,
kök rapordan ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı sonucuna varılarak davacı ...'ın destek tazminatının yeni rapor tarihi itibariyle yine terditli bir biçimde hesaplandığı, buna göre gelirin asgari ücret olduğunun kabul edilmesi halinde, tazminat tutarının 57.773,35-TL, gelirin emsal ücret kadar olduğunun kabul edilmesi halinde de, tazminat tutarının 116.420,82-TL olacağının bildirildiği ve mahkemece 24/01/2020 günlü rapordaki emsal ücrete göre yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, somut olayda müteveffanın İstanbul gibi bir şehirde ve aynı yerde, çok uzun bir süreden beri lokanta işlettiği, söz konusu lokantayı işletme dışında fiilen lokantada kebap ustası olarak bir fiil çalıştığı, ailenin de bu iş yerinden elde edilen gelirle geçindiği olgusu değerlendirildiğinde müteveffa gelirinin en az emsal ücret kadar olacağı konusunda duraksamamak gerekir.
Bu durumda mütevaffa gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğu doğru biçimde kabul edilerek yazılı biçim ve şekilde hüküm tesis edilmesinde istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre; usul ve yasaya aykırı bir yön tespit edilemediğinden davalı sigorta şirketi vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 7.952,70-TL harçtan peşin yatırılan 1.988,18-TL harcın düşümü ile bakiye 5.964,52-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/333, K. 2024/562, 17 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama