KÜNYE
T.C. İstanbul Bam 8. Hukuk Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Dosya no
- 2024/2510
- Karar no
- 2025/572
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/07/2024
- Numarası
- 2015/993 Esas - 2024/610 Karar
- Davanın konusu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 17/04/2025
Karar Metni
1.155 kelime·6 dk okuma
İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan, ... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği, 26/06/2014 günlü trafik kazasında vekil edeni küçük ...'ın yaralanarak beden gücü kaybına uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) beden gücü kaybı zararına karşılık olmak üzere 500,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte, davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş;
davacı küçüğün yargılama sırasında reşit hale gelmesi nedeniyle de kendisince verilen vekaletname uyarınca yargılamayı sürdürdüğü anlaşılan vekilin 11/06/2024 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de maddi tazminata ilişkin istek miktarını 268.000,00-TL'ye çıkarttıklarını bildirdiği görülmüştür.Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;
davacı küçüğün yaralanmasıyla sonuçlanan 26/06/2014 günlü trafik kazasına karıştığı ileri sürülen ... plaka sayılı aracın, vekil edeni şirket nezdinde 02/01/2014-02/01/2015 tarihleri arasını kapsar biçimde ZMM sigortalı olduğunu, ancak sigortacının sorumluluğunun sigortalı araç sürücünün kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan, kazaya karışan tarafların kusur durum ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerektiğini, hüküm altına alınacak tazminatın 250.000,00-TL olan poliçe limitini aşamayacağını, ayrıca davacının uğradığı ileri sürülen maluliyetinde ATK raporu ile tespit edilmesini istekilerini,
davadan önce davacının kalıcı iş göremezlik oranı belirlenmediğinden müvekkili şirketin temerrüde düştüğünden bahsedilemeyeceğini ve davacı tarafın ticari olmayan bir alacak için avans faizi talep edemeyeceğini beyanla, haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM Sigortalı bulunan ... plaka sayılı araçla, davacı küçüğün sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpışması neticesinde meydana gelen, 26/06/2014 günlü trafik kazasında davacının yaralandığı,
kazanın meydana gelmesinde davacının %20 oranında, ... plaka sayılı aracın dava dışı sürücüsünün ise %80 oranında kusurlu olduğu, kazazede davacının kaza neticesinde %5.1 oranında maluliyeti uğradığı ve yaralanmasına bağlı iyileşme süresinin de 2 aya kadar uzayabileceğinin, ATK raporuyla tespit edildiği ve davacının talep edebileceği iş göremezlik tazminatının da 483.583,78-TL olduğunun aktüer bilirkişi aracılıyla belirlendiğini, bu durumda davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumluluğu yoluna gidilmesi gerektiği şeklindeki özet gerekçeyle;-Davanın KABULÜ ile.
268.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri;
her ne kadar mahkemece ATK 2. Üst Kurulu'ndan temin edilen rapor hükme esas alınarak davacının %5.1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği benimsenmek suretiyle karar verilmiş ise de, davacı tarafça sunulan adli kurul raporlarıyla mahkemece temin edilen ATK raporlarına karşı sunmuş oldukları itirazlardan da anlaşılacağı üzere, kişinin 06/11/2017 tarihli muayenesi neticesinde ATK 3. İhtisas Dairesince düzenlenen raporda davacıda kalıcı ağır araz tespit edilemediği,
sürekli maluliyet oranı tayinine yer olmadığının açıklandığı halde, talep konusu kazadan çok sonra sadece şahsın fiziki muayenesi neticesinde düzenlenen, kişinin maluliyeti uğradığına yönelik raporun denetime açık olmadığı, zira güncel grafiler çekilmeden ve önceki grafileriyle karşılaştırılmadan , kişinin e-nabız kayıtları incelenmeden ve geçen süre içerisinde omuz veya kalça kısıtlığına yol açabilecek başka yaralanmaya maruz kalıp kalmadığı tespit edilmeden düzenlenen bir raporla sonuca ulaşılmasının hatalı olduğu; ayrıca maluliyetin özürlülük ölçütü yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğinin de göz ardı edildiği,
tüm bunlardan ayrı ceza zaman aşımı süresi geçirildikten sonra arttırılan talep miktarı bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin de dikkate alınmadığı, sonuç itibariyle kararın hatalı olduğu, kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen, cismani zarara dayanılarak açılmış, maddi tazminat isteğine ilişkindir.1-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi önem arz etmektedir.
Söz konusu bu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü,
Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı).
Somut olayda kaza tarihinin 26/06/2014 olduğu gözetildiğinde maluliyete ilişkin belirlemenin "Maluliyetin Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre yapılması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, dosyada mevcut tüm raporlar ile tıbbı mütalaalar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla konusunda uzman ATK Adli Tıp 2. Üst Kurulu tarafından düzenlenen ve oluşan maluliyetin kaza ile illiyetli olduğunu açıkça belirleyen 03/08/2023 günlü (teslim tarihi 08/08/2023) raporun, davacının uğramış olduğu kaza neticesinde geçirmiş olduğu tüm tedavileri gösterir evraklar yanında maluliyeti ilişkin olarak temin edilen diğer tüm adli mütalaaların ve raporların değerlendirilmesi ve kişinin bizzat muayenesi neticesinde kazazedenin yaralanması niteliği de gözetilerek,
aralarında ortopedi ve trav.uzmanı, radyoloji uzmanı, genel cerrahi uzmanı, tıbbı genetik uzmanında bulunduğu heyetçe, kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerinin gözetilmesiyle düzenlenmiş olması, raporun dosyaya oluşa uygun, denetlenebilir gerekçeler içermesi ve dahi kaza tarihinde 15 yaşında olan bir kişinin gelişiminin tamamlanması ile durumunda değişiklik olabileceğininde belirgin olması karşısında mahkemece hükme esas alınarak, davacının %5.1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin kabul edilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön tespit edilemediğinden,
davalı vekilinin maluliyete ilişkin belirlemenin hatalı olduğu yönündeki istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-Davalı vekilinin arttırılan talep bakımından zaman aşımı süresinin geçirildiğine yönelik istinaf başvurusuna gelince.
Görülmekte olan dava bakımından uygulanması gereken uzamış ceza zaman aşımı süresi 8 yıl olup; talep konusu kaza 26/06/2014 tarihinde meydana gelmiş, dava da 26/10/2015 tarihinde zaman aşımı süresi geçirilmeden açılmıştır. Dava açan dilekçede; davanın 6100 sayılı yasanın 107.maddesi kapsamında açılmış, belirsiz alacak davası olduğu açıkça belirtilmiştir.
Bilindiği üzere belirsiz alacak davalarında zaman aşımı tüm alacak bakımından dava açılmakla kesileceğinden bedel arttırım dilekçesi itibariyle geçirilmiş bir zaman aşımı süresinin varlığından söz edilemeyeceği konusunda da tereddüt bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece zaman aşımı meselesi üzerinde durulmaksızın karar verilmiş olmasında bir yanılgı mevcut bulunmadığından, davalı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf başvurusunun da reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı sigorta şirketinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 18.307,08-TL harçtan, peşin yatırılan 4.580,00-TL harcın düşümü ile kalan 13.727,08-TL bakiye istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2510, K. 2025/572, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama