KÜNYE
T.C. İstanbul Bam 8. Hukuk Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/1526
- Karar no
- 2025/1186
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/02/2025
- Numarası
- 2022/202 Esas - 2025/173 Karar
- Davanın konusu
- Rücuen Tazminat İstemi Sebebiyle Başlatılan İcra Takibine İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 17/07/2025
Karar Metni
1.150 kelime·6 dk okuma
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARAR Davacı vekili dava açan dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan davalının maliki olduğu ... plakalı araçla, dava dışı ...'nin sevk ve idaresindeki ... aracın çarpışması neticesinde ... plakalı aracın çarpışmanın etkisiyle fırlayan lastiğinin yine dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı minibüse çarpması neticesinde 24/08/2020 tarihli çok taraflı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalıya ait aracın dava dışı sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, sürücünün olay yerini terk ettiğini,
kazaya karışan araçların maddi hasarlarına binaen ödenen bedelin rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, kötü niyetli davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından; kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Dava; trafik kazası sebebiyle ZMM sigortası kapsamında zarar görenlere yapılan ödemenin sigortalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir.İlk derece mahkemesinin davaya bakma hususunda görevli olup olmadığının, öncelikle ve resen incelenmesi gerekmektedir.6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Yine 2. maddenin 2. fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına giren davalar bakımından.
Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.
Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Tüketici Mahkemelerinin görev alanına giren davalar bakımından.
28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde; kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır.
Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.
Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür.
Özel mahkemeler istisnai niteliktedir.Somut olayda; davalıya ait araçla ilgili ZMM sigorta poliçesini düzenleyen davacı sigorta şirketi trafik kazası neticesinde zarar gören üçüncü kişilerin zararlarını ödedikten sonra, ödediği bedeli olay yerini terk sebebine bağlı olarak sigorta sözleşmesinin tarafı (akiti) olan davalıdan rücuen tahsili için davalı hakkında başlattığı icra takibine itirazın iptalini talep etmektedir.Hal böyle olunca da;
dava taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından ve davalı gerçek kişi bu ilişkide tüketici konumunda olduğundan, davaya bakma hususunda görevli mahkeme tüketici mahkemeleridir.Sonuç olarak, görülmekte olan davanın nispi yada mutlak ticari dava olmadığı,
sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi olduğu ve bu suretle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemelerine ait olduğu gözetilerek mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin asasına girilerek istinaf incelemesine konu kararı verilmesi hatalı olmuş olup, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/02/2025 tarih ve 2022/202 Esas 2025/173 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/3.madde hükmü uyarınca kaldırılmasına, 2/HMK'nın 353/1-a maddesi hükmü gereğince dosyanın görevli Bakırköy Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin ise bilgi için kararı veren Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3/Davalı vekilinin işin esasına ilişkin istinaf başvuru sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davalıya iadesine, 5/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1526, K. 2025/1186, 17 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama