KÜNYE
T.C. İstanbul Bam 8. Hukuk Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2025/471
- Karar no
- 2025/641
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/01/2025
- Numarası
- 2024/469 Esas - 2025/33 Karar
- Davanın konusu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 02/05/2025
Karar Metni
1.103 kelime·6 dk okuma
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARAR Davacı vekili dava açan dilekçesinde. 19/12/2021 kaza tarihinde davalı ...
AŞ'nin maliki olduğu, diğer davalının sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın seyri esnasında tekerinin jant ile beraber kopup yola fırlayarak seyir halinde olan müvekkiline ait ... plakalı aracın altına girmesi sonucu meydana gelen kaza sonucunda müvekkiline ait araçta maddi hasar meydana geldiğini, bahse konu kazanın davalı tarafın %100 kusuruyla meydana geldiğini, araç sürücüsü ve malikinin araçta oluşan maddi zararları müteselsilen gidermesi gerektiğini belirterek,
400-TL değer kaybı ve 100-TL aracın kullanılamamasından kaynaklanan zararların (HMK.m.107) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekilleri ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde; davacı taraf taleplerinin zaman aşımına uğradığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "somut olayda kaza tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, davaya konu trafik kazasının gerçekleştiği tarihin 19/12/2021 olduğu, kaza tespit tutanağı ile davacının zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği, arabuluculuk başvuru tarihinin 20/05/2024 olduğu, dava tarihinin 08/07/2024 olduğu, arabuluculuk başvuru tarihinden önce zamanaşımı süresinin dolduğu, dosya kapsamında zamanaşımını kesen veya durduran bir sebebin bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından;
mahkemece, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde sigorta şirketine karşı açılan davanın zamanaşımı süresini kestiğinin göz ardı edildiği, KTK'nın 109/3.maddesi hükmüne göre zamanaşımının kesilmesi hususunun gözetilmediği, 19/12/2021 günlü kaza sebebiyle oluşan zarara ilişkin 11/01/2023 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulduğu, bu başvurunun 06/08/2023 tarihinde sonuçlandığı, akabinde sigorta şirketi tarafından karşılanmayan miktarlar yönünden görülmekte olan davanın açıldığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararın hatalı olduğu, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek,
istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarına bağlı değer kaybı bedeli ile aracın kullanılamamasından kaynaklanan zararların (kazanç kaybı) tahsili istemine ilişkindir.
Görülmekte olan davada davalı taraf, talep olunan alacakların zamanaşımına uğradığını, davacı taraf ise zamanaşımı süresi içerisinde sigortacıya karşı Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde dava açıldığını ve açılan dava ile zamanaşımı süresinin KTK'nın 109/3.maddesi kapsamında diğer sorumlular yönünden de kesildiğini, müteakip yeniden işlemeye başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dava açıldığını savunmuş, ilk derece mahkemesince KTK'nın 109.maddesi kapsamında kaza tarihi ile dava tarihi arasında 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın; zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı hususunda yanlar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
2918 sayılı KTK'nın 109.maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı belirtilmiştir.Bununla birlikte, KTK'nın 109/3.maddesinde, sigortacıya karşı kesilen zamanaşımının tazminat sorumlusu hakkında da kesileceği belirtilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 153. maddesinde zamanaşımının durması, 154. maddesinde ise zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiştir. Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir.
Zamanaşımının kesilmesi ise, borçlunun veya alacaklının ya da hakimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz. Zamanaşımını kesen sebepler TBK'nın 154.maddesinde gösterilmiştir.
TBK'nın 154.maddesinde “Zamanaşımının Kesilmesi” başlığında. “Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir. 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa” şeklinde düzenleme mevcuttur.
İlgili maddeye göre zamanaşımı: borçlunun bir fiili ile, alacaklının bir fiili ile, yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle veya yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Alacaklının fiilleri ise dava açması, defî dava zımnında mahkemeye müracaat etmesi, hakeme başvurması, icra takibine başvurması veya iflas masasına başvurması şeklinde gerçekleşmektedir.
Alacaklının bir mahkemede alacağıyla ilgili dava açması zamanaşımının kesilmesi için yeterli olup, davanın niteliği önem arzetmemektedir. Ayrıca dava açıldıktan sonra hakimin duruşma esnasında veya dosyada yaptığı her işlem ve hüküm ile tarafların her işlem ve eylemi sonunda zamanaşımı yeniden kesilir, süre tekrar işlemeye başlar.
Az yukarıda yapılan tüm açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, görülmekte olan davaya konu trafik kazasının yalnızca maddi hasarlı olması nedeniyle uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 2 yıl olacağı, kaza tarihi (19/12/2021) ile iş bu davanın açıldığı tarih (08/07/2024) arasında 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği,
davacı tarafça Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde sigortacıya karşı iş bu davadaki talepler yönünden dava açılmış olması durumunda KTK'nın 109/3.maddesi kapsamında diğer zarar sorumlusu sürücü ve işleten olan davalılar yönünden de Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde ileri sürülen alacaklar yönünden zamanaşımının kesilmiş olacağı hususunda tereddüt bulunmadığı, ne var ki mahkemece Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruya ilişkin dosyanın celp edilmediği, davacı tarafından da bu hususta istinaf aşaması dahil olmak üzere her hangi bir bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmıştır.
Eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilemez. Bu durumda mahkemece; davacı tarafın beyanlarında geçtiği gibi sigortacıya karşı aynı taleplerle 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde dava açılıp açılmadığının belirlenmesi, dava açılmadığının tespit edilmesi halinde şimdiki gibi davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi, davanın açılmış olması durumunda ise.
Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde dava açılmakla davalılar yönünden de zamanaşımının kesileceği ve görülmekte olan davanın da zamanaşımı süresi içerisinde açılmış olacağı gözetilip Sigorta Komisyonu Kararının iş bu dava yönünden kesin hüküm yada derdest dava niteliği de değerlendirilerek toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm bunların yapılmamış olması hatalı olmuştur.
Hal böyle olunca da; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a/.4maddesi hükmü gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile bilgileri karar başlığında yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-a/4.maddesi hükmü uyarınca kaldırılmasına,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya iadesine,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/471, K. 2025/641, 2 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama